{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2023/459 <br>KARAR NO\t: 2024/189<br><br>DAVA\t: Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 15/05/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA      : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 18.07.2014 tarihli ortaklar kurulu kararında dava dışı -----şirket ortağı olmadığı halde tek başına davalı şirket müdürü olarak atandığını; TTK m. 623/1 uyarınca ortaklardan birinin müdür olması gerektiğini ve ortak olmayan birinin tek başına müdür olamayacağını; bu açık hükme göre dava konusu ortaklar kurulu kararının yoklukla malûl olduğunu; söz konusu kararının tescilinin, kararın alındığı tarihten itibaren 8 aydan fazla bir süre geçtikten sonra ticaret siciline yapıldığını, bu nedenlerle dava konusu ortaklar kurulu kararının yoklukla malûl olduğunun tespitine ve tescilin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>CEVAP    : Davalı şirketi temsilen atanan kayyım dilekçesinin sonuç bölümünde, davalı şirketin ---- geçici vergi döneminden itibaren gayri aktif durumda bulunduğu; şirket sözleşmesinde şirket ortaklarının dışında bir kişinin müdür atanıp atanmayacağı konusunda herhangi bir açıklamanın yapılmadığı; dava konusu kararın tescilinde hukuka aykırılık şüphesi bulunduğunu belirtmiştir. <br><br>DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 18/07/2014 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti davasıdır.Taraf delilleri toplaraka şirket kayıtları da incelenmek suretiyle, bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir. <br>Bilirkişi raporunda özetle; \" Dava dosyasındaki sicil kayıtları incelendiğinde davacı ---- , davalı Şirket ortaklarından ---- şirkette mcvcut 950 pay karşılığı 475.000 TL. hissesinin 524 paya karşılık 262.000 Tl.'sim ----Noterliğinin 17.04.2015 tarih ve -----yevmiye numaralı hisse devir ve temlik sözleşmesi ile devralmıştır. Bu devir, davalı şirketin 17.04.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile onaylanmıştır. Aynı kararda, dava dışı ----- müdürlük görevine son verilerek yerine 10 yıllığına şirket müdürü olarak davacı ----  atanmıştır. Söz konusu karar ---- , dava dışı -----ve davacı ----  tarafından imzalanmıştır. Anılan karar 12.05.2015 tarihinde ticarct sicilinc tcscil edilerek 18.05.2015 tarihli ----- Gazetesi'nde ilan edilmiştir.Dolayısıyla, ----Asliye Ticarct Mahkemesinin -----sayılı dosyasına ilişkin vereceği karar davacının ortak sıfatını etkileyebilecektir, zira, anılan mahkemenin 17.05.2015 tarihli genel kurul kararının iptaline karar vermesi halinde davacının, davalı şirkette ortak ve müdür sıfatını taşımadığı sonucu hasıl olacaktır. Bu durumda davacının, huzurdaki davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin ve hukuki menfaatinin bulunmadığı sonucuna varılabilecektir.<br>Dava konusu genel kurulda dava dışı ----- tek müdür olarak atanmıştır -----müdür olarak seçildiği 18.07.2014 tarihinde davalı şirketin ortağı değildir.<br>TTK m. 623/1 son cümle olarak ---- şirketlerde en azından bir ortağın müdür sıfatını taşıması gerekmektedir. Buna göre, limited şirkette tek müdür varsa onun, bİTden fazla müdür varsa en az birinin ortak olması bir zorunluluktur (-----). Dolayısıyla, davalı şirkete 18,07.2014 tarihli genel kurul kararı ile tek müdür olarak atanan----- o tarihte davalı şirketin ortağı olmaması, TTK m. 623/Te aykırılık oluşturmaktadır.Bu durumda üzerinde durulması gereken husus, TTK m. 623/1'e aykırılık oluşturan dava konusu genel kurula uygulanacak olan yaptırımın türüdür. Acaba kanuna aykırılık bir butlan nedeni midir yoksa iptal sebebi midir? Hemen belirtmek gerekir ki, davacının ileri sürdüğünün aksine söz konusu kararın yokluğundan bahsedilemez; zira, yokluk hukuki işlemin kurucu şartlarının bulunmaması halinde ortaya çıkmaktadır. Hukuki işlemin kurucu unsurlarının başında ise irade beyanı gelmektedir. Dava konusu karar, kanuna aykırı da olsa gerekli toplantı vc karar yetersayılarına uygun olarak alındığından kurucu unsur olan irade beyanın bulunmadığından bahsetmek mümkün değildir.Kanaatimizce, dava konusu genel kurul kararındaki geçersizlik türü iptal edilebilirlik değil, butlandır. Şöyle ki,<br>TTK m. 622 uyarınca anonim şirketin genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır. TTK 447/1-e uyarınca anoııim şirketin temel yapısını bozan genel kurul kararları batıldır, TTK m. 622'nin yapmış olduğu atıf dolayısıyla uygulanacak olan TTK m. 447/l-c uyarınca limited şirketin temel yapısını bozan genel kurul kararının da batıl olduğu sonucuna varmak gerekmektedir.Kanaatimizce, limited şirkete atanan müdürlerden en az birinin ortak sıfatını taşıması limited şirketin temel yapısına ilişkin olarak getirilmiş bir kuraldır. Gerçekten, 6762 sayılı TTK'ya göre limited şirketin kurucu ortakları, şirket sözleşmesinde aksine bir düzenleme yoksa, müdür sıfatını haizdi. Doktrinde bu ilke \"ö/Aİen organ İlkesi\" olarak anılmaktaydı. 6102 sayılı TTK ile özden organ İlkesi kaldırılmış, seçilmiş organ sistemine geçilmiştir. Buna karşın, her ne kadar limited şirket, TTK'da bir sermaye şirketi olarak düzenlenmişse de, anonim şirkete göre kişi unsuru ön plana çıkan bir şirkettir. Bu sebeple, Kanunkoyucu özden organ ilkesini aldırmış olmakla birlikte, limited şirketin kişisel unsurları bünyesinde barındırmasından dolayı özden organ ilkesinin kısmen bir yansıması olarak hiç değilse en az bir müdürün orlak sıfatını taşımasını bir zorunluluk olarak getirmiştir. <br>Kanaatimizce bu kural, anonim şirketten farklı olarak limited şirkete özgü, onun temel yapısına ilişkin bir kural olarak değerlendirilmeye müsaittir.<br>Bu açıkladığımız sebepler, ortak sıfatını taşımayan bir kişinin tek müdür olarak atanmasına ilişkin dava konusu genel kurul kararının, limited şirketin lemel yapısına aykırı olduğu ve bu sebeple TTK m. 622'nin yapmış olduğu atıf dolayısıyla TTK m. 447/l-c uyarınca batıl olduğunu kanaatine varmış bulunmaktayız. \" şeklinde görüşlerini bildirmiştir.Uzman bilirkişinin raporu ve tüm dosya kapsamı bilrlikte değerlendirildiğinde;<br>Davalı şirketin 18/07/2014 tarihli genel kurulunda dava dışı  ----- tek müdür olarak atanmışsada atanan müdürün genel kurul tarihinde davalı şirketin ortağı olmaması TTK: 623-447 mad.aykırılık teşkil ettiğinden batıl olduğu kanıtlanmış ve şirketin ortağı olan davacının açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Davacı vekili 04/03/2016 tarihli dilekçesinde; ---- Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ---- Sayılı dava huzurdaki davada Müdürlüğünün yokluğuna karar verilmesini talep ettiğimiz ----- tarafından açılmış olup, davanın konusu davalı şirketin 17.04.2015 tarihli ortaklar kurulu kararının iptaline ilişkindir. davacının ----- sayılı davadaki iddiaları ve cevaplarımız şunlardır; <br>-ortaklar kurulunun davetsiz ve gündem belirlenmeden toplandığı <br>-ve diğer ortak ---- yerine usulsüz oy kullanıldığı ve hisselerinin usulsüz devir edildiğine ilişkindir. <br>-ortaklar kurulunun davetsiz ve gündemsiz toplanmasına karşı beyanlarımız;<br>----- davaya konu ettiği Ortaklar Kurulu Kararında kendisinin de imzası ----- kendisi de muhalefet şerhi koymadan imzaladığı halde kötünüyetli olarak Ortaklar Kurulu Kararının İptalini dava etmiştir.(kanun, toplantıya katılan ortaklara, karara muhalif kalarak keyfiyeti toplantı tutanağına geçirtmeleri durumunda iptal davası açma hakkı tanımaktadır. bu nedenle, genel kurul tutanağına karşı oyunu yazdırmayan ortak, red oyu kullanmış olsa bile, bu genel kurul kararının iptali davasını açamayacaktır(yargıtay -----.hd’nin 16.11.1993 tarih -----sayılı kararı). ---- Asliye Ticaret Mahkemesi’nde---. dava dilekçesinde kendisinin kararın alındığı gün şirkette olmadığını ve hastanede olduğunu beyan etmiştir. Oysa Karar Defterindeki ıslak  imza kendisine aittir. <br> Üstelik Olağanüstü genel kurulu toplantıya davet etme ve gündemi belirleme görevi kural olarak, şirket müdürüne veya müdürler kuruluna aittir. Olağanüstü toplantının sebebini de müdürler takdir eder. ----- hem kendisinin şirket müdürü olduğunu iddia etmekte(Ticaret sicil kaydına göre) hem de kendi imzasının bulunduğu OYBİRLİĞİ İLE ALINMIŞ KARARA KARŞI Ortaklar Kurulunun davetsiz yapıldığını ve gündem belirlenmediğini iddia etmektedir. O zaman davalıya sorulacak soru şudur; Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’’.<br>Ayrıca, anonim şirketlerde olduğu üzere, limited şirketlerde de, ortaklar genel kurulunun davetsiz olarak toplanması mümkündür. TTK.nun 538 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, bütün ortakların hazır bulunması ve aralarından hiçbirinin itirazda bulunmaması durumunda, toplantıya çağırma hakkındaki merasime riayet etmeksizin, ortaklar genel kurulu toplanıp karar alabilir.Öte yandan ----. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde -----Sayılı davada şirket defterleri için bilirkişi incelemesi kararı verilmiş, tarafımızdan defterler zamanında bilirkişi incelemesine sunulmak için hazır edilmiştir. ancak karşı taraf bilirkişi ücretini yatırmadığı için defter incelemesi yapılamamıştır(bu konudaki tutanak dosyada mübrezdir).Diğer ortak ----  yerine usulsüz oy kullanıldığı ve hisselerinin usulsüz devr edildiğine ilişkin beyanlarımız;<br>  Müvekkilim davalı şirketin %55 hissesini -----  almıştır. Bu satış işleminde ---- 25.12.2014 Tarihli ----. Noterliği ---- yevmiye no’lu vekaletnamesine dayanarak  ----- adına hisseleri devretmiştir. Vekâletname sureti dosyada mübrezdir. <br>Bu devir işleminin yapıldığı ve ortaklar kurulu kararının alındığı tarih itibariyle vekil ----- bir azilname ne de bir kısıtlılık kararı ve vasi tayini kararı tebliğ edilmemiştir. kaldı ki vasi tayini kararı hisse devri ve ortaklar kurulu kararından(17.04.2015) yaklaşık 2 ay sonra (23.06.2015 tarihinde) verilmiştir. olayın daha iyi anlaşılabilmesi için vekâletname, ortaklar kurulu kararı ve kısıtlılık kararlarını aşağıda tarih sırasına göre açıklanmıştır;<br>Ortak ----  hisseleri vekâleten devreden ----  verdiği vekâletname (----- Noterliği ---- yevmiye no’lu) 25.12.2014 tarihlidir.Davaya konu hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararı 17.04.2015 tarihlidir(Karar defteri dava dosyası içindedir).<br>-----. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde -----. Sayılı dava dosyasına sunulan kısıtlılık kararı yani hisseleri vekâleten devreden -----  vasi tayini ile ilgili ----. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin -----Sayılı kararı 23.06.2015 tarihlidir. Kısıtlılık kararı bu işlemlerden yaklaşık 2 ay sonra alınmıştır.Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı bekletici mesele yapılmasına karar verilen ----- Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ------Sayılı deedest davanın lehimeze sonuçlanması kuvvetle muhtemeldir. ayrıca eklerde sunduğumuz haciz tutanakları, sözde alacaklının icra dosyalarından aldığımız satış taleplerine, icra müdürlüğü satış kararları ve icra talimat dosyalrındaki açık artırma ilanlarına ilişkin belge suretleri ve sözde müdür ----- feragat beyanında bulunduğu dava dosyaları birlikte değerlendirildiğinde müvekkilimin sözde alacağı fazlasıyla karşılayacak malının haczedilmiş olduğu apaçık ortadadır. bu kapsamda;<br>Müvekkilimin %55 ortağı ve müdürü olduğu şirketin malları icra satış ihallelerinde sözde alacaklı tarafından alacağa mahsuben alınmakkta ve tarafımızdan ihalenin feshi davası açılmak zorunda kalınmaktadır. Müvekkilim usul ekonomisine aykırı olarak gereksiz masraflar yaparak davalar açmakta ve yargı mercilerini gereksiz yere meşgul etmektedir.Kayyım raporunda da tespit edildiği üzere şirket ticaret yapamaz durumda olup, gayri faaldir. bu nedenlerden dolayı müvekkilimin ortağı ve müdürü olduğu şirketin telafisi imkânsız veya zor zararlara uğramaması için davaya konu şirket aleyhine açılmış;<br>a)---- İcra Müdürlüğü ---- Sayılı Dosyası(Tarafımızdan ---ATM’sinde ---- sayılı dosyasıyla menfi tespit davası açılmış ----   ilk duruşmada feragat beyanında bulunmuştur)<br>b)-----İcra Müdürlüğü ----- dosyaları(Takipler tarafımızca açılan dava sonucu ---- İcra Hukuk Mahkemesi ----- Sayılı kararlarıyla iptal edilmiş,---- temyiz süresi içinde feragat beyanında bulununca dava reddedilmiştir),<br>c)----- İcra Müdürlüğü -----Sayılı dosyası (----  şirket müdürü sıfatıyla sözde alacaklıya 125.000 TL’LİK kambiyo senedi düzenlemiş, sözde alacaklı icra takibi başlatmıştır)ile ilgili takiplerin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz.\"şeklinde beyanlarını bildirmiştir. <br>Her ne kadar dava dışı ----  tarafından şirketin 17/05/2015 tarihli genel kurulunda alınan kararın iptali için dava açılmışsa da, o davayı takip etmeyip sürüncemede bırakmasına gayri faal olan şirketin mallarının icra satış aşamalarında bırakmasına ve iptali istenen genel kurul daha sonraki tarihli olmasına, davacı vekilininde yukarıda belirtilen dilekçesine göre dava tarihinde şirket ortağı ve aktif ehliyeti olan davacının beyan ve sunduğu tüm delillerle sonucunun beklenmesine ilişkin ara kararından dönülerek, 27/04/2016 tarih ve -----Esas ------ Karar sayılı kararıyla \"DAVANIN KABULÜNE, Davalı şirketin 18/07/2014 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun TESPİTİNE,\" şeklinde karar verildiği, kararın \"Mahkememizden verilen 27/04/2016 tarihli hükmü davacı vekili 23/05/2016 tarihinde, davalı şirket müdürü ----  23/05/2016 tarihli dilekçeleri ile temyizden feragat etmekle, temyizden feragat dilekçeleri  ile hükmün, 23/05/2016 tarihinde kesinleştiği tasdik olunur.\" şerhi düşülerek 24/05/2016 tarihinde kesinleştirmesinin yapıldığı görülmüştür.Üçüncü kişi -----  17/10/2016 tarihli dilekçeyle yargılamanın iadesi talebinde bulunması üzerine mahkememizce 22/03/2017 tarih ve ----- Esas - ------ Karar sayılı kararıyla \"HMK 379. Maddesine göre ileri sürülen iade sebeplerinin hiçbirisi gerçekleşmediğinden talebin REDDİNE,\" şeklinde karar verildiği, istinaf yoluna başvuran ve yargılamanın iadesi talebinde bulunan 3.şahıs ----- , yargılamasının iadesi istenen dosyada davacının hukuki menfaatinin olmadığını, davanın esasen genel kurul kararının iptali davası olması gerektiği, dava konusu genel kurul kararının şirket ortaklığı tarafından iptal edildiği, yargılamanın iadesine ilişkin dosyada delillerinin toplanmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasını talep ettiği, ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesi'nin 22/01/2018 tarih ve ---- Esas-----Karar sayılı ilamıyla \"Dava yargılamanın iadesi davasıdır. Davacı yargılamanın yenilenmesi talep olunan dava dosyasında davanın tarafı değildir. Fakat kendisi ile davalı şirket arasındaki ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin---- sayılı dosyasından dolayı bu davada hukuki menfaati olduğunu öne sürmektedir. Bu dosyanın istendiği fakat dosyada bir inceleme tutanağı tutulmadığı görülmektedir. Bu durumda davacının esasen HMK'nın 376/1. Maddesi kapsamında hükmün iptalini talep etme konusunda hukuki menfaati bulunan bir kişi olup olmadığı mahkemece incelenmemiştir. Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi talebinin yasada belirtilen hallere girmediği gerekçesiyle esasa girmeden davanın reddine karar vermiştir. Karar davacı tarafça, dava dilekçesinde belirtilen nedenlerin tekrarı yoluyla istinafa getirilmiştir. Temel olarak müdür atanmasına ilişkin kararın yokluğunun tespitinin istenemeyeceği, ancak iptalinin istenebileceği, ilk davanın davacısı ve hissedarları arasında bir takım usulsüzlükler olduğu belirtilmekte ve bu durum istinaf dilekçesinden sonra sunulan dilekçelerin ekinde sunulan bir takım evrakla (dava dilekçesi ekinde de bulunan) desteklenmeye çalışılmıştır. Mahkemenin ilk kararına konu, yokluğu tespit edilen genel kurul kararında müdür olarak atanan şahıs, 3. Şahıs olarak kararı istinaf etmiştir. Bu şahıs, ilk kararın usulsüz olarak kesinleştirildiğini öne sürmektedir. Gerçekten, yargılamasının yenilenmesi istenen -----. Asliye Ticaret Mahkemesinin---- sayılı dosyasında davacı konumunda olan-----paydaş-yönetici (müdür)  olarak davayı açmış olup, davalı ise şirkettir. Davada şirkete temsil kayyımı atanmış olup, mahkeme nihai kararı kayyıma tebliğ edilmemiş, hem davacı, hem davalı konumunda olan aynı şahıs ve vekiline tebligat yapılarak karar kesinleştirilmiştir. Karar şekli anlamda kesinleşmiş görünmekte ise de; HMK'nın 374/1. Maddesi uyarınca ortada yargılamanın yenilenmesi talebine konu geçerli bir kesinleşmiş karar bulunmamaktadır. HMK'nın 355/1 maddesine göre istinaf dairesinde inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen gözetir. Yargılamanın iadesi 6100 sayılı HMK'nun 374/1 maddesine göre kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir. Yargılamanın iadesi istemine konu----.ATM'nin 27/04/2016 tarih ve ---- sayılı kararı (maddi anlamda) kesinleşmiş değildir. Zira davada davalı şirkete yargılamasının iadesi istenen dosyanın 16/09/2015 tarihli duruşmasında verilen ara kararı ile temsil kayyımı atanmış olup; mahkemece verilen karar kayyıma tebliğ edilmeden hem davacı hem de davalı temsilcisi olarak aynı şahsa (Davacı ----  vekiline ve Davalı şirket temsilcisi ---- ) tebligat yapılmak suretiyle kesinleştirilmiş olup; 23/05/2016 tarihinde şekli anlamda yapılan bu kesinleştirme hukuken yok hükmündedir. Bu durumda esasen ortada kesinleşmiş bir karar olmadığından yargılamanın iadesine yönelik olarak 3.şahıs tarafından istinafa konu 22/03/2017 tarih ve ------ sayılı verilen karar da aynı şekilde hukuken geçerli olmayan bir karar olup, dairemizce kararın  kaldırılması ve yargılamanın iadesi istenen 27/04/2016 tarih ve ----- sayılı kararı kesinleşmediğinden ve bu durum istinaf sebebi olarak belirtilmese de kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle dairemizce resen nazara alınmak suretiyle yargılamasının iadesi isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355/1-2.cümle kapsamında değerlendirilmek suretiyle KABULÜNE,----.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2017 Tarih ---- Esas ----- Karar sayılı hükmünün HMK 353/1-b-2 gereği KALDIRILMASINA; 'Hüküm (----Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2016 tarih ve ----- sayılı kararı) kesinleşmediğinden yasal koşulları oluşmayan yargılamanın iadesi isteminin REDDİNE, Üçüncü şahsın ------Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2016 Tarih ----- Esas -----Karar sayılı dosyası ile ilgili istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına'\" şeklinde karar verildiği, mahkememizce ----- Esas ------ Karar nolu dosyanın, \"Mahkememizce verilen 22/03/2017 tarihli karar taraflardan ----- imzalı 21.4.2017 (taraflardan ----- 25.10.2017 tarihinde vefat ettiği) ve yine -----  tarafından da 20.4.2017 tarihli dilekçe ile istinaf edilmiş olup, Mahkememiz kararı ise ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi ifadeli 22.1.2018 gün ve ----sayılı kararı ile Mahkememize ait ----- esas sayılı kararın kesinleşmediğinden yasal koşulları oluşmayan yargılamanın iadesi isteminin REDDİNE, KARARIN TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN İKİ HAFTA İÇİNDE TEMYİZ YOLUNA BAŞVURULABİLECEĞİNE dair  karar verildiği ve kararın Bölge Adliye Mahkemesince taraflardan davalı Bilaksi sınai ve tııbi gazlar a 7201 sayılı yasanın 35. Maddesine göre 17.2.2018-talep eden ---- ve yine davacı vekili av. -----  19.2.2018 ve yine kayyum ----  2.3.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve yine taraflarca süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulmadığı görülmekle, Mahkememiz kararının 19.3.2018 tarihinde kesinleştiği tasdik olunur.\" şerhi düşülerek 16/04/2018 tarihinde kesinleştirmesinin yapıldığı görülmüştür.<br>Üçüncü kişi -----  15/02/2018 tarihli dilekçeyle yargılamanın iadesi talebinde bulunması üzerine mahkememizce 28/11/2018 tarih ve ---- Esas ----- Karar sayılı kararıyla \"Yargılamanın iadesi talebinin HMK'nin 379/1-b maddesi uyarınca REDDİNE,\" şeklinde karar verildiği, üçüncü kişi------  tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine, ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2021 tarih ve  Esas ----- Karar sayılı ilamıyla \"Dava,----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas------- Karar sayılı ilamı ile verilen kararın yargılamasının iadesine ilişkindir. Yargılamanın iadesi 6100 Sayılı Yasa'nın 374. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, mahkemelerce kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilecek olağanüstü bir yoldur. 375. maddede yargılamanın iadesi sebepleri, 376. üçüncü kişilerin hükmün iptaline talep edebilme koşulları düzenlenmektedir. Somut olayda yargılamanın iadesi talep edilen-----Asliye Ticaret Mahkemesinin----- sayılı kararında, davacı ----- , davalı ----- olup davalı şirketin 18.07.2014 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkindir.İş bu karar 27.04.2016 tarihinde verilmiş, davacı ----- olarak davayı açmış olmakla yargılama aşamasında davalı şirkete temsil kayyımı atandığı ancak nihai kararın kayyıma tebliğ edilmemiş olması nedeni ile iş bu davanın açıldığı tarih olan 17.10.2016 tarihinde HMK 374/1 maddesi uyarınca kesinleşmiş bir karar bulunmamaktadır. Dairemizce daha önce ------ Esas---- Karar sayılı kararı ile bu husus belirlenmiştir. Dairemizce verilen karardan sonra yargılamanın iadesi talep edilen karar davalı şirketin temsil kayyımına tebliğ edilmiş ve karar için süresi içinde kanun yollarına müracaat edilmediğinden 06.05.2018 tarihinde kesinleşmiştir.HMK 374/1 maddesi gereğince yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenebilir.Kanun yolu denetimi açık ve henüz kesinleşmemiş olan kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi istenmesi mümkün değildir. Kanun yolu açık ve kesinleşmemiş olan hükümdeki ağır yargılama hatalarının kanun yolu denetiminde giderilmesi mümkündür. Bu hususu Mahkemenin HMK'nın 379/(1)-b maddesi gereğince resen gözetilmesi gerekmektedir.Yargılamanın iadesi davasının açıldığı 17.10.2016 tarihi itibarı ile kesinleşmiş bir karar bulunmadığından talebin reddine dair verilen mahkeme kararı hukuka uygundur. Yargılamanın  iadesini talep eden ---- istinaf talebinin HMK'nın 353(1)b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br><br> HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle : Yargılamanın iadesi talebinde bulunan vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,\" şeklinde karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının süresi içinde -----  tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay ----. Hukuk Dairesi'nin 30.03.2023 tarih ve ----Esas ------ Karar sayılı kararıyla \"B. Temyiz Sebepleri ----- temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dava dışı ----  18.10.2016 tarihinde ----Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.04.2016 tarih ve ----- sayılı dosyasında yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuş, ilk derece mahkemesince  22.03.2017 tarih ve------ sayılı ilamı ile \"HMK'nin 379. maddesinde yazılı iade sebeplerinin gerçekleşmemesi\" gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, ---- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesince 22.01.2018 tarihli----- sayılı kararı ile ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.04.2016 tarih ve ----- sayılı kararının kesinleşmediğinden yasal koşulları oluşmayan yargılamanın iadesi isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar kesinleşmiştir. Hem yargılamanın iadesi talebinin reddine ilişkin hem de yargılamanın iadesi istemine konu kararların kesinleşmesi üzerine ----- tarafından 15.07.2018 tarihli dilekçe ile yeniden yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuştur. Üçüncü kişinin bu yeni talebine ilişkin olarak harcın ikmal ettirilmesi ve bu dilekçe tarihinin yeni dava tarihi olarak kabulü ile yargılama yapılması gerekirken ----- ilk talep tarihi dava tarihi olarak kabul edilerek verilen karar doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.  İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre ---- diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde yargılamanın iadesini talep eden -----  iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\" şeklinde karar verilmiştir.Dosya bozularak mahkememize gelmekle yeni bir esas numarası almış ve bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. <br>Üçüncü kişi ------ harcı ikmal etmiştir. <br>Yargılamanın iadesini talep eden üçüncü kişi ----  15.07.2018 tarihli dilekçesinde özetle; A.- Hukuki menfaatinin, daha evvelden----- Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamanın iadesi talebinin olduğunu, yargılamanın iadesi talebinin mahkemece ret edildiğini, istinaf mahkemesinin ise-----. sayılı dosyasınının kesin karar olmadığından dolayı, istinaf talebinin usulden kabülüne karar verdiğini, davacı ve işbirlikçilerinin, davalı şirketin borçlarını ödememek için yüz kızartıcı suçlara karıştığını, davacı, davalı ve işbilikçilerinin yüz kızartıcı suçlardan ağır hapis cezalarına mahkum edildiğini, davalının gizli ortaklarından Av. ----- yüz kızartıcı suça karıştığını ------. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ----ve İstina-----. Ceza Mahkemesi hakimlikleri karar verdiğini, Av. -------hakkında, yüz kızartıcı suça karışmaktan meslekten ihraç amaçlı ve aynı kişilerle alakalı ayrı ayrı 3/4 tanede Adalet Bakanlığı başsavcılıklara soruşturma başlatılması talimatı verdiğini, davalı şirketin-----. İcra Dairesi ----. ve ----- İcra Dairesi ----sayılı dosyalarından tarafına borçlu olduğunu, borcun doğum tarihinden sonra ise alacaklıları mağdur etme maksatlı gizli ortak Av. ------ yönlendirmesi ile davalı şirketin sahte belgeler ile davacı şahıs üzerine kaçırıldığını, şahısların bu şekilde hareket ederek, davalının gizli ortağı Av. -----yönlendirmesi ile davalı şirketin hem içini boşaltıp hemde borçlardan kurtulmayı planlayarak gayri hukuki gizli işlere kalkıştığını, gizli ortak Av. ----- işbirliği içinde olduğu kişiler ile hareket ederek davalı adına açmış olduğu çeşitli davalarda, mahkemenin ------. sayılı dosyası ''yokluk kararları doğrultusunda, müdür-----müdürlük görevinden alındığını, müdür olarak yaptığı hukuki işlemlerin yok hükmünde olduğu'' iddiası ile alacaklı olduğu icra dosyalarının iptali için ------ Asliye Ticaret Mahkemesi ------- sayılı dosyalarından tarafına karşı davalar açtığını, mahkemenin ------ -. dosyasına taraf olmadığı halde, davacı vekili (gizli ortak) Av. ------, dava dışı (davalının vekili olarak açmış olduğu) davalarda mahkemenin davasını delil olarak ileri sürdüğünü, bu maksatla, davalının kesinleşmiş icra dosyaları ile tarafına borçlu olduğu, mahkemenin----- sayılı dosyası tarafı olmadığını, mahkemenin dava dosyası kararının ağır kastı aşan hatalar içermesi, Mahkeme dosyasının üst yargı denetiminden geçmeksizin dava taraflarının kabül beyanı üzerine hüküm kurulması, davanın kamusal nitelikte bir dava gibi görülmesi gerekir iken ağır hata üzerine mahkemece hüküm kurulması gibi hukuki nedenlerden dolayı işbu yargılamanın iadesi talebinde bulunmakta hukuki menfaatinin bulunduğunu, B.-) Davacının, Dava konusu ettiği olayın özeti, davacı, 27.04.2015 tarihinde davalı şirkete (aynı kararlada yetkili) ortak olup, mahkemeye sunmuş olduğu 15.05.2015 tarihli dava dilekçesinde ''Davalı şirketin 18.07.2014 tarihli ortaklar genel kurul kararı ile -------- müdür seçildiğini, Müdür kararının ise 08.04.2015 tarihinde yayınlandığını, TTK 30. Maddesinde tescil işleminin süresi 1 ay olduğunu ve TTK 623. Maddesine görede dışarıdan müdür atanamayacağı iddiası ile'' 18.07.2014 tarihli ortaklar genel kurulu kararının yokluk ile malüle karar verilmesini talep ettiğini, davalıya atanan kayyumun ise davayı kabul ettiğini, mahkemenin ise dava tarafları talepleri dorultusunda davanın kabulüne karar verdiğini, C.-) Yargılamanın İadesi Nedenlerim, davacı, yukarıda (B1.) Paragrafta mahkemeden huzurdaki dava konusu talepleri geçtiğini, davacının iddası doğrultusunda, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ve doktrine göre dava konusu edilen olay irdelendiğinde, 6102 Sayılı yasada ''Ortaklar genel kurul toplantı kararların da 3 türde hükümsüzlük'' hali mevcuttur. Bunlar 1. Ortaklar Genel Kurulu Toplantı kararının iptali, 2. Ortaklar Genel Kurul Toplantı Kararının Butlanı, 3. ise Ortaklar  Genel Kurul Toplantı Kararının yoklukla malülü'' tespiti davalarıdır. Mevcut yasalara göre, dava açmak isteyen kişi/kişiler ''Toplantı Kararının Hukuki Durumunun'' hükümsüzlük türüne göre dava açması gerekmektedir. 6100 Sayılı kanunun 33. Maddesi ''Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.'' İlkesi mevcuttur. Konuya ilişkin Yargıtay HGK ----- sayılı ilam kararı uyarınca ''Hukuki Nitelendirme, Hakim Tarafından Yapılması Gerektiğinden Dava Dilekçesi Bir Bütün Olarak Değerlendirilip Davacının Hukuki Nitelemesiyle Bağlı Olmaksızın Uygulanacak Yasa Hükmünün Belirlenmesi Gerektiği'' geçmektedir. Yani, Yasanın verdiği yetki ve Yargıtay mahkemesi ilamı uyarınca mahkeme hakimliği, davacının davasının usuli eksikliğine ilişkin bir karar vermeden, yanlış hukuki değerlendirmeler üzerine, kamu düzenini sarsacak boyutta kastı aşan karar vermesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Mahkeme hakimliğince -----. sayılı dosyasından huzurdaki yargılamanın iadesi talepli dava kabül edip ve ------sayılı dosyadan davayı kabül hükmünü kaldırılıp, davacının davasını Ret edilmesi gerektiğini düşündüğünü, eğer (davacı) kişi hükümsüzlük türünü karıştırmış ise dava konusu olayda olduğu gibi sayın mahkeme hakimliği (HMK 33. Maddeye göre) kanunun verdiği yetkiye göre resen ''Hukuki Tavsifleme'' yapıp hatalı hukuki nitelemeyi düzeltmesini sağladıktan sonra ise yargılamaya devam edilip edilmeyeceğine karar vermesi gerekmektedir. Davacın dava konusu ettiği olaylar ve olaylara karşı yapmış olduğu hukuki nitelemesi yanlış olup, mahkemenin davacının yanlış hukuki nitelemesi hatasını resen düzelteceği yerde düzeltmeyip de, yanlış hukuki nitelemeye bağlı kalarak davayı kabul etmiş olması hukuka aykırılıktır. Davacının dava dilekçesinde, dava etmiş konu TTK hükümleri, ilim insanları ve Yargıtay ilamları göz önüne alınınca hukuki durumu yani hükümsüzlük türü yokluk ile malül olacak bir durum olmadığı ortaya çıkmaktadır. Neden olmadığı bilimsel olarak aşağıda sayın mahkemenize izahı yapılmıştır. -Davalı Şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde, dava konusu edilen 18.07.2014 tarihli genel kurul kararı davalı şirketin resmi ortakları tarafından toplantı ve karar alındığı gözükmektedir. Belirli gün davalının ortaklarınca toplantı yapılıp, ortaklarca da karar alınmıştır. Yani öz bir ifade ile genel kurul kararının iki kurucu unsuru tamdır. - Dava konusu genel kurul kararlarına karşı ilim insanlarının görüşleri şu yöndedir ''Bir genel kurul kararının varlığından söz edilebilmesi için öncelikle genel kurulun toplanmış olması ve genel kurulda alınan bir karar bulunması gerekir. Bu nedenle doktrinde, bir genel kurul toplantısı yapılmadan ya da genel kurul dışında kullanılan oylarla alınan kararların yok hükmünde olduğu kabul edilmektedir''.----- ilam  kararı,''genel kurul kararının oluşabilmesi için toplantının yapılması ve karar alınması gerektir, bu iki kurucu unsurdan biri yoksa genel kurul kararı yok hükmündedir.'' Yargıtay mahkemesinin genel kurul kararlarının yokluk olma sebebleride ilim insanları ile aynı görüştedir. Yani öz bir ifade ile Davacının 15.05.2015 tarihli davası, ilim insanları ve Yargıtay HGK İlamları göz önüne alınınca, Davacının dava etmiş olduğu 18.07.2014 tarihli genel kurulun yoklukla malül olduğu iddiasının, bilimsel olarak hiçbir hukuki dayanağı olmadığına göre, davanın ret edilmesi gerekirken, Mahkemenin davayı ret etmeyipde kabül etmiş olması hukuka aykırılık olduğunu düşünmekteyim. Davacının dava açmasında hukuki yarar yokluğu, Davacının 15.05.2015 tarihli dava etmiş olduğu, Davalıya ait 18.07.2014 Tarihli ortaklar genel kurul kararı ise gene Davacının 17.04.2015 Tarihli katıldığı toplantı kararı ile ortadan kaldırılmıştır. Dava konusu edilen müdür ----- azli sağlandığı ve kararın ise 18.05.2015 tarihli----- gazetesinde tescil ve ilan edilmiştir. Yani 17.04.2015 tarihli toplantıda dava konusu olan (eski müdür) 18.07.2014 tarinde atanan müdürün azli yapılmış ve davacı aynı günlü karar ile davalı şirkete müdür olmuştur. Davacı mahkemede dava edilmiş konuyu zaten davalı ortaklığınca (davacınında katıldığı) toplantı sonucunda iptal edilmiş ve iptal edilen ortada hiçbir hukuki değeri olmayan genel kurul kararının yokluğunu davacı talep etmiştir. Dava edilen genel kurul kararı zaten, davalı ortaklıkça giderilmiş olup (davacı tarafın imzası ile) ve iptal edilmiş bir karardır. Bu kararın tekrarca mahkemeden yokluğu talep edilmiş olmasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını düşündüğünü, Davanın hükümsüzlük ve hukuki durumunun tespiti, Davacının 15.05.2015 tarihli dava dilekçesinde belirtmiş olduğu konular TTK'nın 445. Maddesi ve 446. Maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Davacının davasının hukuki durumu tespit edildiğinde, davacının dava açacak kişilerden olup olmadığı tespit edilmesi gerekmektedir. Zira, Davacı TTK 445. Maddesine göre dava açmış ise TTK.'nın 446. Maddesindeki ilgili kişilerden olup olmadığının tam tespit edilmesi gerekmektedir. TTK'nın 446. Maddesine göre bu özel davayı açaçak ilgili kişiler ve hak düşürücü süreye ilişkin emredici hükümler vardır. Mahkemenin usule ilişkin bu yönde karar vermemiş olması hukuka aykırılıktır. Davacı, davalı şirketin resmi ticaret sicil kayıtlarına göre 27.04.2015 tarihinde ortak olmuştur. Mahkemenin huzurunda bulunan davanın hukuki hükümsüzlük tespiti düzeltildikten sonra ise TTK'nın 446. Maddesine göre davacının genel kurulun iptalini isteyecek ilgili kişilerden olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Çünkü 446/a Maddesine göre davacı 18.07.2014 Toplantıya katılmadığı, Aynı Kanunun 445. maddesi hükmü uyarınca davanın açılması için ''üç aylık'' hak düşürücü süre bulunmaktadır. Yani davacı genel kurul toplantısına katılan bir kişi olmadığı için genel kurulun iptali için hükümsüzlüğün tespiti isteyemeceği ve diğer yandan dava açma hakkı olsa bile 18.07.2014 tarihli karara karşı 15.05.2015 tarihli dava açması yasa aykırı olup, davacının davasının usulden ret edilmesi gerekmektedir. Davacı 15.05.2015 Tarihli dava dilekçesinde, belirtmiş olduğu 18.07.2014 tarihli davalı şirkette ait ortaklar genel kurul kararı ile müdür seçilen ---- müdürlüğünü gene davacınında ortaklığa kabul edildiği 27.04.2015 tarihli genel kurul kararı ile 18.07.2014 tarihinde 10. yıl müdür seçilen müdürün azlini yapılıp ve aynı günlü toplantı ilede davacı (27.04.2015 tarihli) toplantı ile müdür seçilmiştir. Dava konusu edilen genel kurul kararı ile müdür seçilen -----, Müdürlük görevine ilişkin ticaret sicilde müdürlüğünü 02.04.2015 tarihli gazete ile ticaret denetiminden geçerek onaylatmıştır. Müdür ------ ilk bakışta davalı ortaklarca yapılan genel kurul kararı ile eski tarihli 18.07.2014 günlü kararda ortak olmadan müdür seçildiği gibi gözükse de, müdür ---- davalıda müdür seçildiği (yani göreve başladığı) tarih 02.04.2015 Tarihidir. Davalı18.07.2014 Tarihli ortaklık kararı ile müdür seçilmesine kararlaştırılan -----, 02.04.2015 tarihinde davalı şirketete göreve başladığında şirketin resmi ortağı olduğu gözükmektedir. Yani herne kadar, karar eski gibi gözüksede davalı ve davalıda hisse alan halef ve selefleri bağlar nitelikte bir sözleşme olduğuna göre müdür ------, müdürlük görevine başladığı tarih itibari ile davalının sicil kayıtlarında ortağı olduğu gözüktüğüne göre davacının konusuz kalan davasının mahkemece ret edilmesi gerektiğini düşündüğünü, Daha evvelden mahkemenin -----sayılı dosyasına sunmuş olduğu yargılamanın iadesi davası ekinde bulunan Yargıtay ----- Hukuk Dairesi, ----., 2.7.1979 Tarih sayılı ilamın aşağıda mahkemeye sunulduğunu, ''Paydaş olmayan yönetim kurulu üyeleri ancak paydaşlık sıfatını kazandıktan sonra göreve başlıyabilirler. Bu durumda, paydaş olmayan kimselerin yönetim kuruluna seçilmelerinde de yasaya aykırı bir yön mevcut değildir.'' EK-1'de Yargıtay mahkemesinin konuya ilişkin ilamını mahkemeye arz ettiklerini, bu itibarla davacı 18.07.2014 tarihli davalı ortaklar kurulu kararı ile dışarıdan müdür seçilen ----davalı şirkete eski ortak-----25000 TL bedeli hisseleri----- Noterliğinin 18.03.2015 , ---- Yevmiye nolu noterlik kararı ile 10000. TL'sini ve aynı noterliğin 19.03.2015 Tarih ve ----- Yevmiye nosu ilede kalan 15000 TL bedelli hissesini aldığını, Davalıya ait karar defterine ise 19.03.2015 Tarih ve-----Nolu karar ile yapılan toplantı ile 18.07.2014 tarihli müdür seçilen ziyanın ortaklığının davalıca kabül ediliği bu kararların ise ticaret müdürlüğü denetiminden geçerek 02.04.2015 tarihl------ gazetesinde ilan edilerek onaylanmıştır. Yani dışarıdan müdür seçilen ----- müdürlük görevine başladığı 02.04.2015'i tescil ilana göreve başlama günü kabul edilmekte olduğuna göre ve bu usuli işlemin davalı taraflarınca giderilmiş olduğundan dolayı, mahkemenin davacının davasını dava konusu edilecek hukuki bir olay olmadığından dolayı, 6100 Sayılı kanunun 114/1-h fıkrası uyarınca davayı usulden ret etmesi gerektiğini düşündüğünü, EK-2'de davalıya ait -----Gazetesini sayın mahkemeye arz ettiğini, mahkemenin huzuruna getirilen bu olaya ilişkin, davacı, davacının kocası ve davacının avukatı, davalı şirket ortağı ------ tarafına karşı iftira suçuna karışmaları sonucunda, ceza mahkemesince ağır hapis cezalarına çarptırılmıştır. Ceza mahkemesi kararları hukuk hakimnini bağlamayacağının bilincindeyim, lakin Yargıtay ictihatlarında ''hukuk hakimi, ceza mahkemesi olgularına bağlı olduğu'' yönünde bir çok karar mevcuttur. Konuya ilişkin olayda ise (davanın) davacı vekili, ceza mahkemesinde davacının sanık kocası vekili iken ve hatta davacının kocasıda dahil alınan savunma ve ifadelerinde bilerek bir şekilde ----- 18.07.2014  Tarihli karar ile '' müdür seçtiklerini kabul etmiştir. Bu husus mahkemece açıkça delil kabul edilip, kişiler arasında bilirek aladatıcı işlemler tesis ettikleri ve iyiniyet kurallarına riayet etmediklerinden dolayı huzurdaki davanın ret edilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Ek. 3'de istinaf mahkemesi ceza ilamını mahkemenin takdirlerine arz ediyorum.  Davacı ve Davalı şirket, Huzurda olduğu davanın bir başka türüne benzer ----. Asl. Tic. Mah-------. sayılı dosyasından dava görülmüştür. Dava dışı davada davacı dava açmış davalı davayı kabül etmiştir. Mahkeme davacının davasının ret etmiştir. Davacı ve davalı ret kararını İstinaf incelemesine götürmüştür. İstinaf mahkemesi ---- Asl. Tic. Mah. kararını onamış ve istinaf talebini ret etmiştir. -----. Asl. Tic. Mah. ve İstinaf mahkemesi kararlarını EK 4'te sayın mahkemeye arz olunur. Dava dışı görülen dava 9 duruşma ve 30 ay süren yargılamasında, Mahkeme (----- ATM'e)  gerekçeli kararı şu şekildedir ''-----500.000 hisse üzerinden ortakları ----- 18/07/2014 tarihinde şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak atanmış olup, bu görevden alınmasına ilişkin 17/04/2015 günlü kararın ------ Sicil Gazetesinde 18/05/2015 tarihinde ilanına kadar şirket müdürlük görevini yapmış ortağıdır.'' Gerekçeli kararının başka bir paragrafı ''-----  vekili, -----   feragate ilişkin ve şirketi zarara uğrattığını belirttiği eylemlerden dolayı davayı, şirket ortağı ve yöneticisinin şirketi zarara uğratmasından dolayı zarara uğratan kişi aleyhine açması gerekirken davayı şirket aleyhine açmıştır. Bu nevi davalar şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan \"Sorumluluk Davaları\" olarak şirketi zarara uğrattığı iddia edilen şirket yöneticileri aleyhine açılmalıdır.\" Görüleceği üzere herne kadar mahkeme, davacının talebi doğrultusunda hüküm kurmuş ise de, Başka bir mahkeme hakimliği tam tersine karar verip, davalının 18.07.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müdür seçilen ---- hukuka uygun ortak ve müdür  olduğuna hükmetmiştir. Dolayısı ile mahkemenin kararının hatalı bir karar olduğu başka bir mahkeme ilamı ile de ispatlı bulunduğundan dolayı davanın kabülüne karar verilip, esas davanın davacısının davasının ret edilmesi gerektiğini düşündüğünden bahisle yukarıda açıklamalar kısmında arz ve izah etmiş olduğu hususların mahkeme hakimliğince hukuka uygun olduğu kabul edilip, yargılamanın iadesi talep dilekçeli davamın kabülüne karar verilmesini arz ve talep ettiğini, davanın kabülünden sonra mahkemece yeni kurulucak hükümde ise------. sayılı dosyadan 27.04.2016 Tarihli davacının davasının kabülü kararının kaldırılıp, Davacının davasını yukarıda arz ve izah etmiş olduğu hukuki nedenler göz önüne alınarak usul veya esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderlerini davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.Davacı taraf, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine, esas davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : <br>Yargılamanın iadesi talebi, mahkememizin 27/04/2016 tarih ve ---- Esas ------ Karar sayılı ilamı ile verilen kararın yargılamasının iadesine ilişkindir. <br>Esas dava, mahkememizin 27/04/2016 tarih ve ---- Esas ----- Karar sayılı dosyasında davalı şirketin 18/07/2014 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Yargılamanın iadesi 6100 sayılı Yasa'nın 374. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, mahkemelerce kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilecek olağanüstü bir yoldur. 375. maddede yargılamanın iadesi sebepleri, 376. maddede üçüncü kişilerin hükmün iptaline talep edebilme koşulları düzenlenmektedir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Yargılamanın İadesi Konu başlıklı 374 üncü maddesi \"(1) Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.\", Yargılamanın iadesi sebepleri başlıklı 375 inci maddesi \"(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: ... h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ...\", Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi başlıklı 376 ncı maddesi \"(1) Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.\", Talebin ön incelemesi başlıklı 379 uncu maddesi \"(1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler. (2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder.\" ve Yeniden yargılama veya hükmün iptali başlıklı 380 nci maddesi \"(1) İnceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir. Ancak, davacının açık veya zımni muvafakati olmaksızın vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması yahut 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendine dayalı olarak yargılamanın iadesi dilekçesi kabul olunursa, başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir. (2) Bu husus, iade yoluyla incelenmesi istenen hükmün bütün nüshalarında gösterilir.\" hükmünü düzenlemiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Genel kurul kararlarının iptali İptal sebepleri başlıklı 445 nci maddesi \"(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\", İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446 ncı maddesi \"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\" ve Butlan başlıklı 447 ncı maddesi \"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" hükmünü düzenlemiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun B. Hukukî ilişkilerin kapsamı I. Dürüst davranma başlıklı 2 nci maddesi \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" hükmünü düzenlemiştir.Yargılamanın iadesi davası yönünden; Yargılamanın iadesini talep eden üçüncü kişi ----- ile davalı şirket arasında derdest dava bulunması sebebiyle yargılamanın iadesini istemede hukuki menfaati bulunduğu görülmüştür. Esas davanın konusunu oluşturan 18/07/2014 tarihli ortaklar kurulu kararını davalı şirket ortağı ve aynı zamanda davacı ---- eşi -----  ve diğer ortak ----  aldığı, bu yönüyle HMK 375 (1) h) maddesinde yer alan \"Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.\" yargılamanın iadesi sebebinin gerçekleştiği anlaşıldığından HMK.nun 379 (1) ve 375 (1) h) maddeleri gereğince üçüncü kişi -----yargılamanın iadesi talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>HMK'nın 380 inci maddesi gereğince, inceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir hükmü gereğince esas dava yönünden yeniden yargılama yapılmıştır.Esas dava yönünden; dava konusu olan davalı şirketin ortaklar kurulu kararının alındığı 18/07/2014 tarihinde ve yoklukla malul olduğunun tespitinin istenildiği 15/05/2015 dava tarihinde davacı ------ ile ortaklar kurulu kararını alan kurucu ortak ----- evli olduğu, dosya kapsamında yer alan hukuk ve ceza mahkeme dosyaları ile ticaret sicil kayıtları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı şirketin borçlularından mal kaçırma amacıyla hileli işlemler yaptığı anlaşılmaktadır. TMK 2'nci maddesi bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını düzenlemiştir. Davacı -----, davalı şirkette 12/05/2015 tarihinde pay sahibi olmuş ve 15/05/2015 tarihinde işbu davayı açmış olduğundan davacının eşi ----- hisse devirleri yapmak suretiyle eşinin hissedar olmasını sağladığı ve bilerek yok hükmünde alınan ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti için işbu davayı açtırdığı anlaşıldığından dürüstlük kuralına aykırı olarak açılan ve mahkememizce 28/11/2018 tarih ve ----- Esas - ----- Karar sayılı kararıyla \"Yargılamanın iadesi talebinin HMK'nin 379/1-b maddesi uyarınca REDDİNE,\" şeklinde verilmiş olan karar tamamen değiştirilerek davalı şirketin 18/07/2014 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş  (Yargıtay bozmasına konu üçüncü kişi ----- tarafından 15.07.2018 tarihli dilekçe ile yargılamanın iadesi talebi hakkında mahkememizce daha önce bir karar verilmediğinden kanun yolu olarak istinaf gösterilmiştir.) ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br><br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Yargılamanın yenilenmesi davası yönünden alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 360,00 TL harçtan mahsubuyla bakiye 67,60 TL harcın davacı taraftan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-Esas dava yönünden alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 27,70 TL harçtan mahsubuyla bakiye 399,90 TL harcın davacı taraftan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>4-Yargılamanın iadesini talep eden ----- tarafından yapılan 357,10 TL masrafın davacıdan alınarak ----  verilmesine, <br>5-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, <br>6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,    Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve yargılamanın yenilenmesini talep eden ------ yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d2390b752372dd1","SID":"6dfdd8f4528b5ac0"}}