{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1057 <br>KARAR NO: 2024/1454<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/609 Esas - 2023/695 Karar<br>TARİHİ: 22/09/2023<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/05/2024  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ...'ın aslen ... isimli İran vatandaşı olduğunu, icra takibi açıldığı aşamada geçici kimlik numarasının ve Türkiye'de oturma izninin bulunduğunu, müvekkili Türkiye'de yatırımları  olan, vatandaş olmak için bekleyen, kanunlara ve yasalara saygılı  biri  olup  hali hazırda TC vatandaşlığını kazandığını, Davacının  ilk olarak -amacı doğrultusunda- mülk alarak vatandaşlık başvurusu yapmaya çalıştığını, dava dışı ...'ın \" benim Van'da bir yerim var, onu sana satarım, şirketim ...'ya parayı gönder, tapuyu üzerine geçiririz, sen de rahatça vatandaş olursun, hem Van İran'a da yakın\" diyerek davacıyı kandırdığını, karşı yanın telkinlerine aldanan davacının  gayrimenkulün kendisine devri için davalının şirketi olan ... Dış Ticaret Limited Şirketi (Beşiktaş Vd - ...) hesabına; *10/12/2021 tarihinde Belge no:... olan dekontla 100.000,00 Euro *15/12/2021 tarihinde Belge no:... olan dekontla 65.000,00 Euro *15/12/2021 tarihinde Belge no:... olan dekontla 85.000,00 Dolar para gönderdiğini, gönderilen  paraların hepsine \"VAN İLİ TUŞBA İLÇESİ ... MAH. ... ADA VE ... PARSEL FABRİKA VE ARSA HİSSE ÖDEMESİ (VATANDAŞLIK)\" açıklamasının yazıldığını, Para transferinin yapıldığı 10/12/2021 tarihinden  bu yana dava dışı ... tarafından  gayrimenkul  devri sağlanmadığı gibi yapılan ödemelerin de iade edilmediğini, Davalının, müvekkilini \"vatandaş yapacağım\" diyerek kandırması sonucu dövizlerini aldığını, bu olay aynı zamanda dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu, bu konuda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/164020-Haz. Numaralı dosyası  üzerinden şikayette bulunduklarını, Bundan sonra  dışı ...'ın  (... Dış Ticaret Limited Şirketi  yetkilisi) ... ile birlikte gelerek davacıya \"ekonomik sıkıntı içindeyim, Korona nedeniyle işler çok bozuldu. Sana paranı iade edemiyorum. Sen bu paraya karşılık gel şirkete ortak ol, vatandaş olunca sana hisselerini veririm\" teklifinde bulunduğunu,  davacının  bu teklifi ilk başta kabul etmemiş  ise de , daha sonra  parasını kurtarabilme umuduyla kabul ettiğini, bu tarihten sonra -yani 01/11/2022 sonrasında- 2023 yılı itibariyle tarafların ilişkilerinin çok daha grift bir hal aldığını, ... ve davalı şirket yetkilisi ...'ın bu tarihten sonra şirketlerin ne ödemesi olsa  davacı ...'dan para istediklerini \"artık ortağız bunu senin ödemen lazım\", \"şirketler zaten senin olacak maaşları senin ödemen lazım\", \"gümrükçüye para ödenecek, sen öde yoksa malları çekemeyeceğiz\" gibi sözlerle davacıyı kandırdıklarını ve para ödemesini sağladıklarını, bu beyanlara aldanan davacının; -... Sanayi Ve Dış Tic. Limited Şirketi'nin şirket hesaplarına para gönderdiğini, -... Dış Ticaret Limited Şirketi'nin  üçüncü kişilere olan borçlarını ödediğini, -... Sis. Anonim Şirketi'nin üçüncü kişilere borçlarını ödediğini -... Sis. Anonim Şirketi'nin şirket hesaplarına para gönderdiğini, -...'nin üçüncü kişilere borçlarını ödediğini, -Davalı ...'ın şahsi hesaplarına TL ve döviz olarak para gönderdiğini, -Davalı ...'ın üçüncü kişilere borçlarını ödediğini, -Davalının oğlu ...'ın şahsi hesaplarına para gönderdiğini, Gün geçtikçe bir sarmalın içinde kalan davacının  durmadan adı geçen kişilere ve şirketlerine para gönderir duruma geldiğini, ... ve davalı şirket yetkilisi ...'ın müvekkilimden kendi şahsi hesaplarına da para göndermesini istediklerini, her defasında \"merak etme bunların kat kat fazlasını vatandaş olur olmaz şirket hissesi olarak alacaksın\" diyerek davacıyı kandırdıklarını, Neticede davacının karşı tarafa toplam 13.647.955,43 TL-195.000,00 USD - 165.000,00 Euro (bugünkü güncel kurla toplam yaklaşık 24.000.000,00 TL [yirmidört milyon Türk Lirası]) gönderdiğini, Eldeki davaya dayanak İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibinde, davacının  ...'nin üçüncü kişilere olan borçlarına karşılık kendi hesabından yaptığı ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre  tahsilini talep ettiğini, davalı tarafın itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla; İtirazın iptali ile takibin devamına, davalı tarafın asıl alacağın % 20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce: \"Davacının davalı şirket ortağı olduğuna ve alacak talebinin ortaklıktan kaynaklandığına dair bir iddiasının bulunmadığı, davasını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırdığı, davacının tacir olduğuna dair bir delil ve iddia da bulunmadığı, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin TTK'da değil TBK'da düzenlendiği, davanın 6102 sayılı kanunun 4. Maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı gibi aynı kanunun 5. maddesinde belirtilen nisbi ticari davalardan da  olmadığı, ticari dava mahiyetinde olmayan davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu\" belirtilerek göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle  davanın usulden reddine  karar verilmiştir.<br>İstinaf Başvurusu: Hüküm davalı  ve katılma yoluyla davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı alanında olduğunu düşündüklerini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davalının sebepsiz zenginleşmesinin hisse deviri amacıyla gerçekleştirilen ödemelerden kaynaklandığını, ticari dava niteliği arz eden davada Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, İİK 67. Maddesine dayalı itirazın iptali  talebine ilişkindir. İstinafa getirilen kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık davada TİCARET MAHKEMESİ'nin görevli olup olmadığı hususundadır. Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra  (21.09.2023 tarihinde )açılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. 6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5 inci maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemeleri'nce görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, ilk derece mahkemesi, istinaf ve temyiz aşamasında re'sen incelenir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Dava, sebepsiz zenginleşmeden  kaynaklanan alacak ile ilgili takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Her ne kadar  sebepsiz zenginleşme 6098 sayılı TBK' da düzenlenmiş  ise de, bu durum sebepsiz zenginleşmeden  kaynaklanan  davanın doğrudan doğruya ve mutlak şekilde Asliye  Hukuk Mahkemesi'nde görülmesini gerektirmez. Somut olayda, davalı ticaret şirketi ,davacı ise gerçek kişidir. Dosya kapsamında davacının tacir olduğuna dair bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesinde düzenlenen \"mutlak ticari dava\"lardan olmadığı gibi, aynı kanunun 5. Maddesinde düzenlenen \"nispi ticari dava\"lardan da değildir. Bu nedenle \"ticari dava\" niteliği arz etmeyen  davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olup mahkemece bu gerekçe ile verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. (Davacının  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosya üzerinden takibine giriştiği başka bir alacak ile ilgili olarak  aynı şirket aleyhine  İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı 2023/608 Esas sayılı davada \"uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu\" işaret edilerek \"USULDEN RED\" kararı verilmiş, davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine dairemizin 2023/3702 E., 2023/3750 K. Nolu 19.12.2023 tarihli ilamı ile \"uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu\" gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.) Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacı ve davalının  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca AYRI AYRI REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ce3badc84d13ab9","SID":"4d3c2c5107eb6177"}}