{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/957 <br>KARAR NO: 2024/1090<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/02/2024<br>NUMARASI: 2023/650 E. 2024/165 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 10/05/2024\t\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 19/02/2024 tarih ve 2023/650 E - 2024/165  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacının Kayseri İli'nde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olduğunu, bugüne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yapıldığını, davalının ise davacı kooperatif üyesi olup davacı kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin ettiğini, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde görülen 160'dan fazla davada davalarının kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararların istinaf mahkemesi tarafından da onandığını, istinaf kararlarının davalılar tarafından temyiz edildiğini ve 107 dosyanın şu an temyiz incelemesinde olduğunu, bu aşamada temyiz incelemesinde bulunan dosyalardan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/819 Esas 2021/648 Karar sayılı ilamına ilişkin yapılan temyiz başvurusunda karar çıktığını ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/6290 Esas 2022/521 Karar sayılı 20/01/2022 tarihli ilamı ile kooperatif inşaatlarının tamamı bitmeden kesin maliyet talep edilemeyeceği gerekçesi ile erken dava sebebiyle davaların kabulü yönündeki yerel mahkeme kararlarının bozulduğunu, Yargıtay ilgili ilamında \"İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.\" şeklindeki ifadeyle kooperatifin üyelerden aidat talep edebileceği, aksi yöndeki taahhütlerin geçersiz olduğunun belirtildiği, söz konusu Yargıtay kararının ardından verilen istinaf mahkemesi kararlarından da anlaşılacağı üzere davalının, istifa edip etmediğine bakılmaksızın aidat borcunu ödemek zorunda olduğunu, davacı kooperatif açısından, davalının 2003 yılından bu yana her yıl alınan genel kurul kararları ile davalıdan zaten muaccel aidat alacağının bulunduğunu,  kooperatifin söz konusu aidat alacağını tüm üyelere karşı talep ettiğini, koperatiften taşınmaz temin edip her türlü istifa, ilişik kesme belgesi olsada  söz konusu aidatı ödemesi gerektiği, davalının, kooperatiften 150 m² ev temin etmiş olduğundan 150 m² evler için genel kurulda düzenlenen aidat borcundan sorumlu tutulacağını, davalının 2003 yılı Ocak Ayından dava tarihinde temerrüde düşen son aidat borcu olan 2023 yılı Haziran ayına kadar ödemesi lazım gelen aidat borcunun, değeri tam olarak hesaplanıncaya kadar  şimdilik 100,00-TL'nın davalıdan tahsilini talep ettiklerini, açılacak tasarrufun iptali davalarında tapuları devralan üçüncü kişilerin mağduriyetinin oluşmaması açısından davalının kooperatiften temin ettiği taşınmaz olan ... İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ...Parsel, ... Blok, Bağımsız Bölüm No:...'te kayıtlı bulunan mesken vasfındaki taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine \"davalıdır şerhi\" konulmasını talep ettiklerini belirterek dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00-TL aidat alacağının ve 100,00-TL ara (ek) ödeme alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacı kooperatife ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açtığı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı kooperatifin müvekkiline 2009 yılında hesap çıkardığını, müvekkilinin bahse konu toplu hesabı ödedikten sonra tapusunu alarak davacı kooperatiften ayrıldığını, müvekkilinin yıllarca ne genel kurula ne de kooperatifin herhangi bir faaliyetine katılmadığını, müvekkilinin o günki şartlarda kendisine çıkarılan miktarı ödeyip tapusunu aldıktan 14 yıl sonra borçlandırılmaya çalışılmasının kötü niyetli olduğunu, öncelikle mahkemece müvekkilinin üyeliğinin tespiti gerektiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin  2012/6266 Esas 2012/691 Karar sayılı ilamında \"Bu durumda davacı ve dava dışı ..'nın tüm üyeliklerine, dava konusu üyeliğine ve ...bağımsız bölgeye ilişkin bütün bilgi ve belgeler dosya arasına celbedilerek, davalı kooperatiften davalının üyeliği devrettiği savunulan tarihten sonra 2000-2003 yıllarına aidat tahsilatına ilişkin belgelerde davacının isminin bulunma sebebi konusunda açıklama alındıktan sonra, kooperatif kayıt ve belgeleri üzerinde kooperatif konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılıp ..-ın ..tarihli istifasının tam olarak hangi üyelik ile ilgili olduğu, dava konusu üyelik için ..'ın aidat ödemesinde bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınarak davacının söz konusu üyelik için kooperatif üyesi olup olmadığının tereddütte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, üye olduğu sonucuna varılması halinde, bu üyeliğe bağlı ödemelerini yapmış olduğunun tespiti gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.\" şeklinde hüküm kurulduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/6265 Esas 2019/4276 Karar sayılı ilamında \"davalıdan üyelik esnasında peşin bedelin alınması, davalının kooperatife ortak olarak kaydedilmesi, davalıya bağımsız bölümün teslim edilmesi nedeniyle genel kurulca alınmış bir bulunmasa bile geçen süre içerisinde herhangi bir talep olmaması nedeniyle ve birden çok dairenin aynı şekilde teslim edilmesi nedeniyle, paralar tahsil edildikten sonra yeniden üyeler arasında eşitlik esası gerekçe gösterilerek para talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine..\" şeklinde hüküm kurulduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2011/2623 Esas 2012/1728 Karar sayılı ilamında \"Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak, davalı kooperatife, muhtıra tebliğ edilerek, bilirkişi incelemesi yapılmak üzere kooperatif defter ve kayıtlarının istendiği, muhtırada defterlerin ibraz edilmemesi halinde davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tüm aidat ödemelerini yapmış bir üye sayılarak buna göre davanın sonuçlandırılacağının tebliğ edildiği, buna rağmen kooperatife ait defter ve kayıtların mahkemeye sunulmadığı, bu nedenle davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tüm aidat ödemelerini yapmış bir üye sayıldığı...\" ilamının da mahkemece değerlendirilerek müvekkilinin üyeliğinin tespiti için davacıdan davaya ilişkin iddiasını kanıtlar nitelikte defter ve kayıtların sunulmasının mahkemece istenilmesinin gerektiğini, 2009 yılında müvekkiline davacı kooperatif tarafından hesap çıkarıldığını ve müvekkilinin işbu hesabı ödeyerek ibraname ile tapusunu aldığını, kooperatif üyeliğinden çıktığını, davacının dava dilekçesinde talep ettiği harcama kalemleri, aidat ve ara ödemelerin hukuken dönemsel borç ve edim statüsünde olup TBK'nun 147. maddesi çerçevesinde 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, talep edilen harcama kalemlerinin zaman aşımı itirazları doğrultusunda değerlendirilerek reddedilmesini, kesin maliyet hesabı adı altında isnat edilen borç ve diğer giderlerin müvekkili tarafından davacıya ödendiğini, davalı müvekkilinin davacı kooperatiften alacaklı olduğu bir icra dosyası bulunduğundan bu miktarın dava konusu borçtan haksız yere mahsup edildiğini belirterek müvekkilinden haksız olarak mükerrer ödeme talep edildiğinden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.    <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Mahkememizce dosya arasına celbedilen tüm kayıt ve belgeler, alınan uzman bilirkişi raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının üyesi olan davalıdan kooperatif üyeliğinden kaynaklı kooperatif aidat ve ara (ek) ödeme alacağını talep edebileceği, benimsenen  kooperatif aidat ve ara (ek) ödeme alacağının en geç dava tarihinde (ıslah ile artırılan tutar yönünden ıslah tarihinde) muaccel olmasına rağmen, davacının talebi doğrultusunda  96.802,00-TL alacağının taleple bağlılık kuralı gereği ıslah tarihi olan 15/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek  faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ancak davacı kooperatifin genel kurul kararlarında yıllık %18 faiz işletileceğine dair karar olmadığından hükmedilen meblağa yıllık %18 oranında faiz işletilmesine yönelik davacı isteminin reddi ile hükmedilen meblağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Davanın kabulü ile 96.802,00-TL'nın davacının talebi ile bağlı kalınarak ıslah tarihi olan 15/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Hükmedilen alacağın %18 oranında faiz işletilmesine ilişkin davacı isteminin reddine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Verilen kararın usule aykırı olup davanın usulden reddi gerektiğini, yerel mahkemece zamanaşımı ve hak düşürücü süre iddialarının haklı veya geçerli bir gerekçe gösterilmeksizin göz ardı edildiğini, usuli itirazlarının sırasıyla; İİK'nun amir hükümlerince ikame edilen iş bu davalara konu edilen taşınmazın müvekkiline devir tarihinin baz alındığı taktirde,  salt, hak düşümü ve zamanaşımı tahtında iş bu davanın reddi gerekir kanaatinde olduklarını, zira  2009 yılında müvekkiline davacı kooperatif tarafından hesap çıkarıldığını ve müvekkilinin işbu hesabı ödeyerek ibraname ile tapusunu aldığını ve kooperatif üyeliğinden çıktığını, davacının dava dilekçesinde talep ettiği harcama kalemleri ,aidat ve ara ödemeler, hukuken dönemsel borç ve edim statüsünde olup TBK 147. Madde çerçevesinde 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, talep edilen harcama kalemlerinin zaman aşımı itirazları doğrultusunda değerlendirilerek reddedilmesini talep ettiklerini, davacının taraflarına açtığı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı kooperatifin müvekkiline 2009 yılında hesap çıkardığını,  müvekkilinin bahse konu toplu hesabı ödedikten sonra  tapusunu alarak davacı kooperatiften ayrıldığını, müvekkilinin yıllarca ne genel kurula ne de kooperatifin herhangi bir faaliyetine katılmadığını, müvekkilinin o günkü şartlarda kendisine çıkarılan miktarı ödeyip tapusunu aldıktan 14 yıl sonra müvekkilinin borçlandırılmaya çalışılmasının kötü niyet çerçevesinde yapılan bir işlem olduğunu, yerel mahkeme tarafından müvekkilinin üyeliğinin tespiti gerekmekte ise de yerel mahkemece bu yönde bir tespit yapılmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini,  dava sonrası Kayseri Genel İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde davacı kooperatif...A.Ş. ile yaptığı temlik sözleşmesini ibraz ederek  alacaklarını şirkete temlik ettiği için uyuşmazlığın tarafını değiştirmiş bulunduğunu, dosyada mevcut Temlik Sözleşmesinin beşinci maddesinde borçlular nezdinde doğduğunu ve doğacak tüm hak ve alacaklarını temlik alana devir ve temlik ettiğini taahhüt ettiğini, alacaklarını temlik eden kooperatifin artık eski alacakları için taraf olmayıp husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ilgili icra dosyasının incelenmesini talep ettiklerini, davanın esastan reddi gerektiğini,  2009 yılında müvekkiline davacı kooperatif tarafından hesap çıkarıldığını ve müvekkilinin işbu hesabı ödeyerek ibraname ile tapusunu aldığını ve kooperatifin üyeliğinden çıktığını, ilgili ibraname ile de ileriye dönük hiçbir hak ve alacak talep edilmeyeceği taahhüt altına alınmışken aradan geçen bunca zamandan sonra müvekkiline başvurulmasının mevzuata aykırı kötü niyetli bir davranış olduğunu, müvekkilinden mükerrer ödeme yapmasının talep edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olup kabul edilemeyeceğini ileri sürerek  Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi  2023/650 Esas, 2024/165 Karar sayılı ilamına karşı istinaf başvurularının kabulü ile,  davanın öncelikle usulden reddi aksi kanaatte  esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br> Davacı vekili, davalının kooperatifin üyesi olduğunu, Ocak 2003 ile Haziran  2023 tarihleri  arasında birikmiş aidat borcu bulunduğunu ileri sürerek, 100,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiş, talebini yargılama sırasında ıslah ederek 96.802,00 TL 'ye çıkarmıştır. <br>Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.   <br>Mahkemece, üyelik ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyeceği gerekçesi ile ileri sürülen def'inin reddine, 96.802,00 TL'nin yıllık %18 aylık 1,5  faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br> Karara karşı  davalı vekilince istinaf yasa yolunu baş vurulmuştur.<br>Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D  2011/933 Esas 2011/936 Karar)<br>Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir.<br> Davalı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD  2016/7545 Esas  2019/5329 Karar)<br>Somut olayda davalının  sabit ücretli üye olduğuna yada  istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair  dosyada delil bulunmadığı gibi davalını kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği genel kurul kararlarının iptal edilmediği  sabittir.<br>Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi  2021/871 Esas  2021/1256 Karar) Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere  Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi  2017/391 Esas  2020/1615 Karar) (Benzer dosyalarda  Kayseri BAM 6. H.D 2024/583 Esas  2024/705 Karar,  2024/584 Esas  2024/710 Karar, 2024/142 Esas  2024/224 Karar, : 2023/2395 Esas  2024/31 Karar,   2023/2396 Esas 2024/88 Karar...)<br>Davalı vekili Dairemize sunduğu 07.05.2024 tarihli beyan dilekçesi sunmuş olup  UYAP 'ta kayıtlı  dilekçe ekinde sunulan  belgeler  incelendiğinde;  davalının sunduğu belgelerin  Kayseri 2 ATM  2019/682 Esas 2021/948 Karar sayılı  dosyaya ilişkin oldukları,  eldeki davada hükm edilen aidat alacağına ilişkin olmadıkları, dosyaya sunulan belgelerin geçerli olmaları halinde  mahkeme hükmünden sonra  da anlaşma uyarınca takas ve mahsup  savunmasının taraflar arasında uygulanma imkanının olacağı anlaşılmış  olunmakla davalının istinaf dilekçesinden sonra sunduğu bu belgeler dikkate alınmamıştır. <br>Tüm bu açıklamalar ışığında  dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle,   özellikle somut olayın özelliklerine ve dairemiz emsal kararlarına uygun hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitlere delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1  gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  istinafa konu edilen 19/02/2024 tarih ve 2023/650 E - 2024/165  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br> 2-Alınması gerekli olan 6.612,54-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.653,14 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 4.959,40 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/05/2024  <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7dbf741557238199","SID":"3f097e1a35cda649"}}