{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/633 <br>KARAR NO: 2024/587<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/373 <br>KARAR NO: 2020/563<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2020<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; dava dış sigortalıya davacı şirket tarafından Sağlık Sigorta Poliçesi düzenlendiğini; adı geçen sigortalının 18.07.2017 tarihinde el bileği üzerine düşme sonucu gelişen arızalarına bağlı şikayeti sebebiyle tedavi gördüğünü; söz konusu tedavi giderlerinin davacı tarafından karşılandığını; yapılan araştırmada adı geçen sigortalının davalı şirket nezdinde aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesi bulunduğunun öğrenildiğini; müşterek sigortalı olduğu hususunun, davalıya 02.04.2019 günü bildirildiğini; davalı şirketinin poliçe limit ve teminat tutarının bilinmemesi nedeniyle, %50'sinin limit ve teminatların farklı olması halinde, davalı şirkete isabet eden tutarların bildirilen hesaplara ödenmesinin talep edildiğini; ancak davalı şirketin ödeme yapmadığından bahisle şimdilik kaydıyla 5.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 24.01.2020 tarihli ıslah dilekçesinde; talebini 7.040,16 TL'ye yükselterek ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tahsilini istemiştir.<br>CEVAP Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle: poliçe kapsamında olduğu tespit edilebilecek mahiyette rahatsızlığına ilişkin olması halinde, yatarak tedavi ve ameliyatları için yurtiçi kurumlarındaki tedaviler bakımından istisnalar eklenerek, %100 oranında teminat verildiğini; poliçeler incelendiğinde, davalının bu yönde açık/zımni bir onayı olmadığının belirgin bulunduğunu, somut olayda, müteselsil sorumluluk olmadığından, davacı tarafın davalı şirkete bir rucu hakkı bulunmadığını; Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 12. maddesinin TTK'nin müşterek sigortayı düzenleyen 1466. maddesinin genel şart hükmünün tekrarından ibaret olduğunu; somut olayda ise, müşterek sigorta değil, çifte sigorta söz konusu olduğunu ve davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... TTK'nın 1466. Maddesinin açık ifadesinden anlaşılacağı üzere müşterek sigortadan söz edebilmek için bir menfaatin birden çok sigortacı tarafından, aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmesi gerekmektedir. Eldeki davada sigortalanan rizikolar aynı ise de sigortaların başlangıç ve bitiş zamanları faklı olduğundan müşterek sigortadan bahsetme imkanı bulunmamaktadır. TTK'nın 1467. Maddesi uyarınca; aynı menfaatin aynı veya farklı kişiler tarafından aynı süreler için sigortalanması durumunda çifte sigorta meydana gelmektedir. Çifte sigortada müşterek sigortadan farklı olarak aynı zamanda yapılma şartı bulunmamaktadır. Sigortalanan dönemlerin kesişmesi gerekmektedir. Çifte sigortanın 1467. Maddenin a, b ve c bentlerinde sayılan istisnalar dışında geçersiz olacağı düzenlenmiştir. Eldeki davada sigorta sürelerinin kesişmesi ve aynı menfaatin iki sigorta şirketi tarafından sigortalanması nedeniyle çifte sigortanın bulunduğu kanaati hasıl olmuştur. TTK'nın 1467. maddesinin a bendinde belirtilen sigortacıların onay vermesi, b bendinde belirtilen sigorta ettirenin haklarını ikinci sigortacıya devretmesi durumlarının gerçekleşmediği ve c bendinde belirtildiği gibi önceki sigortacının ödemediği zarar bulunmadığı anlaşılmış bu nedenle anılan madde hükmü uyarınca ... sigorta tarafından yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu ve davacının ödediği bedelin bir kısmını veya tamamını davalıdan talep edemeyeceği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine\" dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; raporlar arasında çelişki giderilmeden hüküm tesis edildiği, müşterek sigorta değil çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülse bile davalı sigorta hükümlerinin geçerli olmadığına dair tespitin yerinde olmadığı, emsal mahiyette raporlarda aksi durumun tespit edildiği, Sağlık Sigortası Genel Şartları 12. maddesi uyarınca tedavi masrafları yönünden davalının teminat oranında sorumlu olduğu belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, çifte sigorta kapsamında ödenen tedavi gideri bedelinin her iki sigortacı tarafından sigorta bedeli oranında karşılanmasına yönelik rücuen tazmini istemine ilişkindir. Somut davada, dava dışı ...'ın sağlık güvencesi kapsamında 27.07.2018 tarihinde sol gözünden ... Hastanesinde tedavi görmüş olup, 04.09.2018 günü operasyon uygulanıp aynı gün taburcu edildiği, dava dışı hastaneye davacı sigorta şirketi tarafından tedavi bedeli olarak 29.11.2018 tarihinde toplam 24.080,32 TL ödenmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından davalı sigorta şirketine gönderilen 14.03.2019 tarihli ve ''... numaralı rücu talebimiz hakkında'' konulu yazı ile, TTK m. 1466. Maddesinde belirtilen çifte sigortaya muvafakat edildiğinden, davacı sigorta şirketi tarafından karşılanan 24.080,32 TL'lik tutardan %50'lik kısmı olan 12.040,16 TL'nin 29.03.2019 tarihine kadar bildirilen hesaba yatırılması talep edilmiş ve davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle istinafa konu iş bu dava açılmıştır. <br>Bilirkişi Raporları: Sigorta Uzmanı bilirkişi 08/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... Sigorta A.Ş. Nezdinde ... poliçe numaralı sertifika ile sağlık sigortası güvencesi kapsamında bulunan dava dışı \"...\", ... Hastanesi'nin 27/07/2018 tarihinde sol gözle net görememe sebebi ile gördüğü tedavi giderlerinin davacı sigorta şirketince karşılandığı, dava dışı \"...'ın\", ... no.lu sağlık sigortalı bulunduğu, dava dışı ...'ın her iki sigorta şirketinin müşterek sağlık sigortalısı olduğu, davacı ... Sigorta A.Ş.'nin dava dışı sigortalı ... için ödediği 24.080,32 TL tutardan davalının poliçe teminat limiti içinde olması bakımından %50'lik kısmından sorumlu olacağı, davalı şirketin 14.03.2019 tarihli yazı ile temerrüde düşürüldüğü, tarafların diğer taleplerinin mahkemenin takdirinde olduğunu beyan ve rapor etmiştir. Sigorta Uzmanı bilirkişi 03/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; gerek davalı gerek davacının düzenlediği poliçelerin aynı menfaati sigorta örtüsü altına almakla beraber başlangıç tarihlerinin aynı olmaması sebebiyle TTK.m.1466 anlamında müşterek sigorta kabul edilmediği, gerek davalının gerek davacının sağlık sigortası kapsamında düzenlediği poliçelerin tüm teminatlar açısından çifte poliçe niteliği bulunmadığı ancak dava dışı sigortalının 13/10/2017 tarihinde yatarak tedavi ve ameliyatı yönünden teminat türlerinde çakışma meydana geldiği, davalının poliçesinin sonraki poliçe olduğu, TTK.m.1467'deki koşullar sağlanmadığından sonraki poliçelerin geçersiz olduğundan rücu talebinin yasal ve akdi dayanağı bulunmadığı, mahkemenin bilirkişi görüşünü uygun görmemesi halinde davacının %50'sine isabet eden tutarın 12.040,16 TL'nin tedavi yapılan ... Hastanesinin ister anlaşmalı ister ise anlaşma harici kurum olsun teminat limiti kapsamını aşmadığının görüldüğü, davacının 14/03/2019 tarihli başvurusunun davalıya 22/03/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ve yazıda 29/03/2019 tarihine kadar mehil verilmesine göre bu seçenek yönünden temerrüt tarihinin 29/03/2019 olduğu görüş ve tespitinde bulunulmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş olup davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Müşterek sigorta ve çifte sigorta yönünden yasa hükümleri incelendiğinde; TTK nun 1466 maddesi: (1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur. (2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır.'' belirtilmektedir. 6102 sayılı TTK‘nin 1466. maddesinde müşterek sigorta düzenlenmiştir. Maddede, bir menfaatin birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsinin ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılacağı, bu takdirde sigortacılardan herbirinin sigorta bedellerinin toplamına göre sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olacağı, sözleşmelere göre sigortacıların müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalının uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her birinin yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olduğu, bu halde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkının, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda olduğu bedeller oranında olduğu ifade edilmiştir. TTK'nin müşterek sigorta hükümleri incelendiğinde; sigortacıların birlikte hareket etmiş olmadığı bu gibi durumlarda da müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. ''... Sigortacılar birbirinden habersiz olarak aynı riziko için sigorta teminatı sağlamış ve bu teminatların toplamı, sigorta bedelini aşıyor olabilir. Uygulamada sigortacıların ''aynı zamanda'' (aynı tarihte) birbirinden habersiz sigorta teminatı sağlamaları tek karşılaşabilecek bir durum değildir.'' (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu şerhi, Sigorta Hukuku, s:192, cilt:II) TTK 1466 (1) Anlamında bir müşterek sigortadan söz edebilmek için -rizikonun ''aynı'' olması,-sürenin ''aynı'' olması ve -zamanın ''aynı'' olması gerekir. Sürenin aynı olmasından maksat, riziko gerçekleştiği anda, birden çok sigorta oluşturan bütün sigorta sözleşmelerinden her birinin sağladığı korumanın sürmekte oluşudur (bütün sözleşmelerde aynı uzunlukta bir sürenin mesela 1 yıl - kararlaştırılmış olması gerekli değildir). Sözleşmelerden birinde - mesela ilk prim ödenmediği için - sigortacının sorumluluğu henüz başlamamışsa, o sigorta birden fazla sigorta uygulamasında devre dışı sayılmalıdır. Diğer bir anlatışla burada sigortacının üstlenmiş olduğu maddi süre olarak adlandırılan süre esas alınmalıdır. Zamanın aynı olması ise, sigorta sözleşmelerinin aynı zamanda yapılmış olmasına anlatıyor olsa gerektirir. TTK 1465(1) ''aynı tarihte'' (veya farklı tarihlerde) yapılmış sigortalardan söz ederken, müşterek sigortaya ilişkin TTK 1465(1) ve çifte sigortaya ilişkin TTK 1467 (a)'da farklı bir sözcük kullanılmış ve (tarih yerine) zaman denmiştir. Kanımızca ''aynı zamanda'' deyimini ''sigortacıların birlikte hareket ediyor olmalarını'' belirten bir deyim olarak anlamakta mümkündür. (ve daha doğru olur.) (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:194,) TTK nın 1467. Maddesi: (1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır: a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir. b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır. c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.\" belirtilmektedir. TTK anlamında çifte sigortadan söz edebilmek için, önceki ve sonraki sigortaların aynı çıkara ilişkin bulunmaları ve aynı rizikoya karşı koruma sağlamaları lazımdır. Rizikonun gerçekleştiği anda aynı çıkarı aynı rizikoya karşı koruyan ve -İlki (önceki) tam değer üzerinden yapılmış, -Sonraki tam değer üzerinden yapılmış olabileceği gibi veya eksik veya aşkın sigorta niteliğini taşıması da mümkün, İki sigorta sözleşmesi mevcut bulunmalıdır. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:203-204) Çifte sigortanın yaptırımı geçersizliktir. Sonraki sigorta geçersiz sayılacaktır. Ancak bunun aşağıda belirttiğimiz istisnaları da mevcuttur. Buradaki geçersizliğin ''askıda geçersizlik'' olarak kabul edilmesi lazımdır. (bkz. Kemal Şenocak, Çifte Sigorta, s.62) Çünkü, geçersiz (sonraki) sigortanın bazı sebeplerin gerçekleşmesi üzerine sonradan geçerli hale gelmesi de mümkündür. Mesela ilk (tam değer üzerinden yapılan) sigorta, buna göre çifte sigorta niteliğini taşıyan ikinci sigortanın yaptırılmasından sonra, (söz gelişi sözleşme öncesi bildirim görevine aykırılık dolayısıyla riziko gerçekleşmeden önce) cayma yoluyla geriye etkili olarak ortadan kaldırılmışsa, ikinci sigorta sözleşmesi açısından düzelme söz konusu olur. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:200) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/4420 E. 2018/12921 K .sayılı ilamında ''... Çifte sigorta, değerinin tamamı sigorta edilmiş olan bir menfaatin aynı rizikolara karşı ikinci kez sigorta ettirilmesidir. Bu durumda daha sonra yapılan sigorta sözleşmesi geçersizdir.'' belirtilmektedir. Davaya konu somut olayda, dava dışı sigortalı ile davacı sigorta şirketi arasında 31.12.2017-31.12.2018 dönemlerini kapsar şekilde ve teminat kısmında ameliyatların limitsiz olduğu, davalı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında 01.01.2018-01.01.2019 dönemlerini kapsar şekilde ve teminat kısmında yatarak tedavi ve ameliyatlar kapsamında anlaşmalı kurumlarda limitsiz yani %100 ödemeli, anlaşma harici kurumlarda ise 43.000,00 TL limitle % 80 oranında ödemeli olarak sağlık poliçesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle; taraflar arasında TTK 1466 madde kapsamında müşterek sigortanın bulunmadığı, çifte sigorta yönünden ise, davalının ikinci sigorta poliçesini düzenlediği ve geçersizlik yaptırımına tabi olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine dair karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosyada birbiri ile çelişen raporların bulunduğu belirtilmiş ise de; HMK'nin 266. maddesi uyarınca hukuki bilgiye dayalı olarak çözümlenmesi gereken konularda mahkeme çelişen raporlarda yer alan tespitler ve dosyada yer alan delillerin uygulanacak yasa hükümleri çerçevesinde inceleyip, tartışarak hüküm tesisi yoluna gitmesinde usul ve yasaya aykırılık teşkil eden bir durum oluşturmadığına karar vermek gerekmiştir. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 181,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 246,30 TL'nin istinaf eden davacıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"632c19d54b57a4cc","SID":"6f90b51a4b40a861"}}