{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/586 Esas<br>KARAR NO: 2024/892<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ:07/03/2023\t<br>NUMARASI: 2023/442 Esas<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: Davacı dava dilekçesinde özetle; kardeşi ...'nun davalı ...'tan ...'ın bilgisi dahilinde çeşitli zamanlarda borç aldığını ve bu paraları sonrasında kendisine fazlası ile ödediğini, ancak davalının kardeşini tehdit etmeye başladığını, sonrasında davalının kardeşinden tehditle annesinin, kardeşinin ve kendisinin imzasının bulunduğu 200.000-TL'lik üç adet senedi zorla aldığını, kardeşine ve sonrasında kendilerine zarar verileceği korkusu ile bu senetleri vermek zorunda kaldıklarını, borç kalmamasına rağmen önceden verilen üç adet senedin kendilerine verilmediğini, davalı tarafın halen para istemesi üzerine kendilerince İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayetçi olduklarını ileri sürerek, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibinin ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 05/03/2024 tarihli duruşmada, her ne kadar mahkemece ihtiyati tedbir talebi  yönünden senetlerin sahteliği iddiasına dayanmadıkları belirtilmiş ise de, en başından belirttikleri üzere davalı tarafından senedin müvekkilinin elinden zorla elinden alındığını, sahte olarak doldurulduğunu ve icraya konulduğunu beyan ederek, tedbir talebimini tekrar etmiştir.<br>İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİ KARARI: İlk derece mahkemesince,  08/03/2024 tarihli ara karar ile; davacı vekilinin 05/03/2024 tarihli duruşmada, mahkemece verilen ihtiyati tedbir red kararının yeniden gözden geçirilerek, dava konusu senetteki imza ve yazıların sahte olması nedeni ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve imza ve yazı incelemesi için rapor alınmasını talep ettiği, davacı vekili tarafından her ne kadar teminatsız olarak takibin durdurulması talep edilmişse de, davacı asilin vermiş olduğu dava dilekçesinde dava konusu 200.000-TL bedelli senedin imzalı olarak zorla alındığını iddia ettiği, dava dilekçesinde senedin sahteliğine dayanılmadığı ve iddianın ileri sürülüş itibariyle davacının iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin olduğu, HMK'nın 209.maddesinin sahtelik iddiası durumunda uygulanabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin HMK'nın 209.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hakimin tarafların hukuki nitelemeleri ile bağlı olmaksızın, ileri sürülen vakıalara en uygun yasal düzenlemeyi bulup adil karar vermesi gerektiğini, davalının arada hiçbir alacak verecek ilişkisi olmadan  korkutup, tehdit ve dayaklar ile alıp, senedin üzerinde sahte yazı ve rakamlarla geçerli hale getirip, sahte hazırlanmış olan adi yazılı belgeyi  icraya koymasının açıkça haksız kazanç sağlamak amacıyla yapıldığını, bu durumun 16.ASHM'de ve 24.ASCM'de yapılan yargılamalar ile sabit olup ceza verildiğini, verilen ceza kararının kesinleştiğini, kötü niyetli kişilerin haksız kazanç sağlamasının önüne geçilmesi için iş bu yargılamanın sonuna kadar sahte evrak esas alınarak yapılmış takibin durdurulmasına karar verilmesi talebinin, gerek karşı tarafın tanığı ve gerekse ceza mahkemesinin kararı ile yaklaşık olarak belgelenmiş olmasına rağmen  mahkemece bu konuda hiç değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile verilen kararın  hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve HMK 208 ve 209. kapsamında icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava,  İİK'nın 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış menfi tespit talebine ilişkindir. Dairemiz önüne gelen somut uyuşmazlık ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara ilişkindir. Karar davacı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir. İİK 72/3.maddesine göre; “İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.\" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu   2014/1128 E-2016/774 K ve 08.06.2016 tarihli kararında; \"Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit, İİK'nun 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, Cumhuriyet Savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz.\" denilerek menfi tespit davasında verilecek tedbirlerde  İİK 72.maddenin uygulanacağına hükmetmiştir. Somut uyuşmazlıkta davanın icra takibinden sonra açıldığı, ihtiyati tedbir talebine ilişkin HMK'nın 209.maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebinin de İİK'nın 72.maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği, İİK'nın 72.maddesine göre takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, kaldı ki davacının dava dilekçesinde sahtelik iddiasına değil irade fesadı iddiasına dayandığı, ilk derece mahkemesi tarafından davacının  ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından mükerrer olarak sehven fazla yatırıldığı anlaşılan istinaf peşin harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya  iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.15/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6be4bee7c4eb38e7","SID":"0422f621638d88e9"}}