{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/116 Esas<br>KARAR NO: 2024/795 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/402 Esas - 2021/670 Karar<br>TARİH: 05/10/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı müvekkili şirketin, ticari işletmesi bünyesinde personel taşımacılığı yaptığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 19.08.2019 tarihli Taşımacı İle Sözleşmeli Taşımacı Arasında Yapılan Servis Taşımacılığı Tip Sözleşmesi yapıldığını, bu çerçevede müvekkili şirketin, davalı şirketin personel taşıma işlerini yaptığını, müvekkili şirketin davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden yapılan personel taşıma işinin karşılığında toplam 39.487,43 TL tutarında 4 adet fatura düzenlediğini, dava ve takip konusu olan borcun da, ödenmeyen bu bakiye fatura alacaklarına ilişkin olduğunu, davalı şirketin söz konusu toplam fatura alacaklarına ilişkin olarak 10.623,74 TL tutarında ödeme yaptığını, ancak fatura alacaklarının bakiye miktarı olan 28.863,69 TL tutarındaki meblağın ise davalı şirket tarafından ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafindan bakiye fatura alacağının müvekkili şirket adına tahsili için davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müd. ... Esas Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının dava konusu takip müstenidi ödeme emrine yönelik itirazlarına dair herhangi bir hukuki gerekçe sunmadan, herhangi bir delil ibraz etmeden sadece ilamsız olan takibi durdurup borcun ödemesini geciktirmek için suiniyetli bir şekilde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu iddia etmiş ve sonuç olarak: yukarıda açıklanan nedenlerle, öncelikle yargılama neticesinde müvekkili şirket lehine hükmedilecek takip konusu alacağın tahsilinin imkansız hale getirilip müvekkili şirketin mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için, davalı şirketin mal varlıklarının UYAP Sistemi üzerinden sorgulanması suretiyle tespit edilecek taşınmaz ve taşınır mal varlıklarının kayıtlarına ve bankalardaki tespit edilecek mevduatlarına teminatsız olarak ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir konulmasına, yargılama neticesinde davalı şirketin İstanbul ... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasındaki vaki itirazının iptali ile takibin asıl alacak ve fer'ileri yönünden  devamına, davalının açık suiniyeti ve alacağın likit olması da göz önüne alınmak suretiyle davalı şirket hakkında % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  müvekkili şirketin servis işi yaptığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin 19.08.2019 tarihinde Servis Taşımacılığı Sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşme uyarınca davacının, müvekkili şirketin yönlendireceği servis taşımacılığı işini müvekkili firmanın taşeron hizmetini görmeyi yüklendiğini ve davacının yükleneceği taşeron hizmet işi içinse müvekkili ile dava dışı üçüncü kişi ... Hastanesi ile 14.10.2018 tarihinde sözleşme imzaladığını, bu sözleşme gereğince müvekkili şirketin, ... Hastanesi personelinin mesai başlangıcında evlerinden iş yerine, güzergah dahilinde alınarak getirilmesi mesai bitiminde iş yerinden alınıp güzergah dahilinde evlerine uygun şekilde bırakılması hususunda anlaştıklarını, müvekkili şirketin bu iş için taşeron olarak davacı ile imzaladığı sözleşme gereği davacıyı belirlediğini, herhangi bir aksaklık veya sorun olmadan taraflar edimlerini ve yükümlülüklerini yerine getirmekteyken dava dışı ... Hastanelerinin resmi yetkilisinin müvekkili şirkete, davacı firma ile görüştüklerini aralarında hali hazırda ödedikleri ücretin çok daha düşük bir miktarına davacı firmanın işi yüklenebileceğini, eğer müvekkili şirketin biraz daha fiyat kırar ise bu işi kendisi ile devam ettireceklerini, aksi takdirde davacı taşeron firma ile yeni bir sözleşme imzalayarak müvekkili şirket ile sözleşmelerini feshedeceklerini söylediğini, müvekkili şirketin bunun üzerine taşeron firma ile görüştüğünü, aralarında imzaladıkları sözleşmenin ilgili maddesini, ticari gelenekleri ve haksız rekabete ilişkin kanuni düzenlemelerini hatırlattığını, dava dışı ... Hastanesi ile yaptıkları usulsuz ve haksız rekabet yaratan görüşmeleri sonlandırıp yükümlülüklerini yerine getirmeye davet ettiğini, ancak olumlu bir cevap alamadığını, dava dışı ... Hastanelerinin de müvekkili şirket ile olan sözleşmesini davacı firma ile yaptıkları anlaşma sebebiyle haksız ve tek taraflı olarak feshettiğini, dava dışı firmaya karşı yasal yollara başvurulduğunu ve sürecin devam ettiğini, müvekkili şirketin hali hazırda yürütmekte olduğu işini ticari örf, adet ve haksız rekabet kurallarına aykırı olarak elinden alan davacı şirketin, müvekkili şirketin uğrattığı bir yana, vermediği hizmetin karşılığını almak için müvekkili şirket aleyhine haksız bir icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin de bu takibe itiraz ettiğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte, icra takibine konu miktara ilişkin, daha önce davacı şirkete ödemeler yapılmış olup davacı şirketin de bunu ikrar ettiğini, yapılan ödemelerin haricinde davacı  şirketin alacağının  bulunmadığını savunmuş ve sonuç olarak; yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/10/2021 tarih 2020/402 Esas 2021/670 Karar sayılı kararında; \"....Bu kapsamda her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyuştuğu,  her iki tarafın ticari defter ve kayıtları sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu değerlendirilmiştir. Her iki tarafın delil niteliğine haiz ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafın davalı taraftan  dava ve icra takibine konu faturalardan dolayı 28.863,69.-TL  alacaklı  olduğu, tarafların tacir olması karşısında ticari temerrüt faizi talep edilebileceği, takip tarihine kadar işlemiş faizin ise  1.839,88.-TL olduğu, tespit edilen miktarların icra takibinde talep edilen miktarlar uyumlu olduğu, davacının icra takip tarihi itibarı ile  dava ve takip konusu 4 adet fatura alacağına istinaden 28.863,69.-TL Asıl Alacak, 1.839,88.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.703,57.-TL  alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmış, bu kapsamda davalı tarafça borcun ödendiğine ve istenebilir olmadığına dair bir ispatta bulunmadığından davalı yanın itiraz ve savunmalarına itibar edilmemiştir. Davalı tarafça, ayrıca davacı taraf ile taşıma işini yaptıran dava dışı hastanenin haksız rekabet eylemlerinde bulunduklarını, bundan dolayı dava dışı hastaneye karşı İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/744 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtıkları beyan edilmiş ise de bu dosyanın mahkememiz dosyası açısından  sonuca bir etkisi olmayacağı değerlendirilerek bekletici mesele yapılmamıştır. Tüm bu nedenler ile davanın kabulü ile, Davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, ayrıca alacak likit olduğundan ve davalı taraf itirazında haksız bulunduğundan İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca hükmolunan 30.753,57 TL alacağın %20'sine tekabül eden 6.140,71 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, 1-DAVANIN KABULÜ İLE; Davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına 2-Hükmolunan 30.753,57 TL alacağın %20'sine tekabül eden 6.140,71 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile,  müvekkilinin uzun yıllardır  servis işi yaptığını, 3. Havalimanından Türkiye'nin her yerinde ulaşım ağında tanınan bilinen taşımacılık hizmeti veren bir şirket olduğunu, davacı ile müvekkili davalı 19.08.2019 Tarihinde Servis Taşımacılığı Sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşme uyarınca davacı müvekkili davalının yönlendireceği servis taşımacılığı işini müvekkili firmanın taşeron hizmetini görmeyi yüklendiğini, davacının yükleneceği taşeron hizmet işi içinse müvekkili davalı ile dava dışı üçüncü kişi ... Hastahanesi  ile 14.10.2018 Tarihinde sözleşme imzalandığını,  sözleşme gereğince davalı müvekkili \"... Yolu ... Sk NO:... Gaziosmanpaşa /İstanbul adresindeki personelinin yani ... Hastahanesi personelinin mesai başlangıcında evlerinden iş yerine, güzergah dahilinde alınarak getirilmesi mesai bitiminde iş yerinden alınıp güzergah dahilinde evlerine uygun şekilde bırakılması\" hususunda anlaştıklarını, Müvekkili davalı bunun üzerine taşeron firma ile görüştüğünü, aralarında imzaladıkları sözleşmenin ilgili maddesini, ticari gelenekleri ve haksız rekabete ilişkin kanuni düzenlemeleri hatırlatmış dava dışı ... Hastahanesi ile yaptıkları usulsuz ve haksız rekabet yaratan görüşmeleri sonlandırıp yükümlülüklerini yerine getirmeye davet etmiş ancak olumlu bir cevap alamadığını, dava dışı ... Hastahaneleri de müvekkili ile olan sözleşmesini davacı firma ile yaptıkları anlaşma sebebiyle haksız ve tek taraflı olarak fesh ettiğini, Müvekkilinin hali hazırda yürütmekte olduğu işini ticari örf, adet ve haksız rekabet kurallarına aykırı olarak elinden alan davacı firma, müvekkilinin uğrattığı bir yana vermediği hizmetin karşılığını almak için müvekkili firma aleyhine haksız bir icra takibi başlattığını, müvekkili firma da haklı olarak bu takibe itiraz ettiğini, Mahkeme nezdinde yapılan yargılama neticesinde haksız davanın kabulüne karar verildiğini ancak mahkeme gerekçeli kararında tarafımızca açılan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/744 Esas sayılı dosyasında haksız rekabet ve tazminata ilişkin açtığımız dava işbu davanın davacısına karşı açıldığını ve bu husus ilk derece mahkemesi tarafından bekletici mesele yapılmadığını, Müvekkili davalı haksız rekabete aykırı eylemlerin tespiti ve maddi zararın tazmini için öncelikle davacı aleyhine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/744 sayılı dosyası ile dava ikame etmiş olup dosya halen derdest olduğunu, Yerel mahkeme gerekçesi ise \" Davalı tarafça, ayrıca davacı taraf ile taşıma işini yaptıran dava dışı hastanenin haksız rekabet eylemlerinde bulunduklarını, bundan dolayı dava dışı hastaneye karşı İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/744 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtıkları beyan edilmiş ise de bu dosyanın mahkememiz dosyası açısından  sonuca bir etkisi olmayacağı değerlendirilerek bekletici mesele yapılmamıştır.\" şeklinde olduğunu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/744 Esas sayılı dosyası ise davacı şirkete açılmış olup, davacı şirket henüz müvekkili davalının taşeronluğunu yapmaktayken sözleşmeyi feshedip, dava dışı üçüncü kişi hastane ile müvekkili davalının işini elinden alarak haksız bir şekilde sözleşme imzaladığını, İlk derece mahkemesinin derdest olan davayı hiç incelemediği tarafları konusundaki gerekçesinden de açıkça anlaşıldığını, Kaldı ki  İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/744 Esas sayılı dosyası tarafları sebebiyle bekletici mesele yapılması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda tarafımızca beyan edilmiş faturalar, davacı ile müvekkili davalı arasında devam etmekte olan ticaret gereği çoğu zaman verilmeyen hizmetin dahi faturasının alınmış olmasını ifade ettiğini, Taraflar, acil bir nakit sıkışıklığı olduğunda veya hak edişini avans şeklinde önceden talep ettiklerinde, ticari ahlak ve dayanışma gereği ödeme yapılarak taraf şirketlerin zarara uğramasını veya zor durumda kalmasını önlemek olduğunu, Müvekkilinin sağlamış olduğu bu kolaylıklara rağmen davacı firma hali hazırda yürütmekte olduğu işini ticari örf, adet ve haksız rekabet kurallarına aykırı olarak elinden almış ve müvekkilini ciddi zarara uğrattığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında davacının sözleşmeli taşımacı, davalının taşımacı olduğu ''Taşımacı ile Sözleşmeli Taşımacı Arasında Yapılan Servis Taşımacılığı Tip Sözleşmesi '' başlıklı 19/08/2019 tarihli taşıma sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 3. Maddesinde yükümlülükler ve ücretlendirmenin düzenlendiği görülmüştür. Davacı taraf, davalıya taşıma hizmeti verdiğini, takibe konu fatura bedellerinin ödenmediğini, fatura bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini beyan etmiştir.Davalı taraf ise, davacı ile 19.08.2019 Tarihinde Servis Taşımacılığı Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davacının, davalının yönlendireceği servis taşımacılığı işini davalı firmanın taşeron hizmetini görmeyi yüklendiğini, davacının yükleneceği taşeron hizmet işi içinse müvekkili ile dava dışı üçüncü kişi ... Hastanesi ile 14.10.2018 tarihinde sözleşme imzaladığını, bu sözleşme gereğince, ... Hastanesi personelinin mesai başlangıcında evlerinden iş yerine, güzergah dahilinde alınarak getirilmesi mesai bitiminde iş yerinden alınıp güzergah dahilinde evlerine uygun şekilde bırakılması hususunda anlaştıklarını, davalı şirketin bu iş için taşeron olarak davacı ile imzaladığı sözleşme gereği davacıyı belirlediğini, herhangi bir aksaklık veya sorun olmadan taraflar edimlerini ve yükümlülüklerini yerine getirmekteyken dava dışı ... Hastanelerinin resmi yetkilisinin davalı şirkete, davacı firma ile görüştüklerini aralarında hali hazırda ödedikleri ücretin çok daha düşük bir miktarına davacı firmanın işi yüklenebileceğini, eğer davalı şirketin biraz daha fiyat kırar ise bu işi kendisi ile devam ettireceklerini, aksi takdirde davacı taşeron firma ile yeni bir sözleşme imzalayarak davalı şirket ile sözleşmelerini feshedeceklerini söylediğini, bunun üzerine davacı taşeron firma ile görüştüğünü, aralarında imzaladıkları sözleşmenin ilgili maddesini, ticari gelenekleri ve haksız rekabete ilişkin kanuni düzenlemelerini hatırlattığını, dava dışı ... Hastanesi ile yaptıkları usulsuz ve haksız rekabet yaratan görüşmeleri sonlandırıp yükümlülüklerini yerine getirmeye davet ettiğini, ancak olumlu bir cevap alamadığını, dava dışı ... Hastanelerinin de davalı şirket ile olan sözleşmesini davacı firma ile yaptıkları anlaşma sebebiyle haksız ve tek taraflı olarak feshettiğini, dava dışı firmaya karşı yasal yollara başvurulduğunu ve sürecin devam ettiğini,İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/744 Esas sayılı dosyası ile de davacının haksız rekabete aykırı eylemlerin tespiti ve maddi zararın tazmini talebiyle dava ikame edildiğini, dosyanın derdest olup tarafları sebebiyle bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan etmiştir. Dava konusunun faturaya dayalı itirazın iptali davası olduğu, davalı tarafın beyan dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde  belirttiği bekletici mesele yapılmasını talep ettiği İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/744 Esas sayılı dosyasına konu davanın ise, haksız rekabetin tespiti ile maddi zararın tazmini istemine ilişkin olup dava konularının farklı olduğu, o dosyada verilecek kararın bu dosyanın sonucunu etkilemeyeceğinden  mahkemece bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece, davacı şirketin mal ve hizmet satımına ilişkin BS ve davalı şirketin mal ve hizmet alımına ilişkin BA formlarının ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilerek dosya arasına konulduğu, taraf ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporunda; Tarafların BA BS formlarının incelenmesinde, dava ve takip konusu faturaların her iki tarafça vergi dairelerine beyan edildiğinin anlaşıldığını, davacının yasal defterlerinde yapılan incelemelerde davacının davalıya 120.02 cari hesap kodunda izlediği ve kendi kayıtlarında davacının davalıdan cari hesap bakiyesi olarak 2019 yılında 33.863,69-TL, 2020 yılında 28.863,69-TL tutarında alacaklı olarak göründüğünün tespit edildiğini, dava konusu faturaların davalının yasal defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalının yasal defterlerinde yapılan incelemelerde davacının davalıyı 320.K13 cari hesap kodunda izlediği, kendi kayıtlarında davalının davacıya cari hesap bakiyesi olarak 2019 yılında 33.863,69.-TL, 2020 yılında 28.863,69.-TL tutarında borçlu olarak göründüğünün tespit edildiğini belirttiği, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Somut olaya döndüğümüzde; davacı ve davalının ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir  bilirkişi tarafından düzenlenen  rapor içeriğindeki tespitler de gözetildiğinde,mal ve hizmet satımına ilişkin davacı tarafın BS ve mal ve hizmet alımına ilişkin davalı tarafın BA formlarının karşılaştırılması sonucunda dava ve takip konusu faturaların her iki tarafça vergi dairelerine beyan edildiğinin anlaşıldığı, davaya konu alacağın dayanağı olan faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve  bu durumda fatura içeriği taşıma hizmetinin davalıya verildiğinin kabulü gerekir. 6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı,  davalı cari hesaba konu faturalara süresi içerisinde itiraz ettiğini, faturaları iade ettiğini iddia ve ispat edememiştir. Davalı icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesi  ile, borcunun olmadığı iddiasında bulunmuş ise de bu iddiasının dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı ve davalının kendi ticari defterlerine göre de davacıya  28.863,69.-TL borçlu gözüktüğü tesbit edilmiştir. Bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan borcun  ödendiğini kanıtlaması gerekmektedir.  Davalı tarafından ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin sunulmadığı ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve  gerekçesine  göre davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle,  davalı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 2.100,77 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 530,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.570,77 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"292aa8502ff1d5b0","SID":"e659ff286b48a3b4"}}