{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/391 <br>KARAR NO: 2024/731<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/09/2020<br>NUMARASI: 2019/397 E. - 2020/492 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin Ege Bölgesinde faaliyet gösteren en köklü ve en eski bitkisel yağ firmalarından biri olduğunu, ... ve ... Bankasının müvekkili ile 27/05/2019 tarihinde telefonla irtibat kurarak davaya konu 15/05/2019 vadeli 400.000,00-TL bedelli ... seri numaralı çekin de bulunduğu bir kısım çeklerde keşideci sıfatı ile imzalarının bulunduğu ve bu çekleri ödeyip ödemeyeceklerini sorduklarını ancak müvekkilinin kayıtlarında böyle bir çekin bulunmadığını, davaya konu çekin sahte kaşe ve imza ile ... Ltd. Şti. tarafından ticari kredi ilişkisine istinaden diğer davalı ... kullanıldığının tespit edildiğini, çıplak gözle bakıldığında dahi çekteki ciranta imzasının müvekkil şirket yetkililerine ait olmadığının anlaşılacağı, davaya konu 15/05/2019 vadeli 400.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çek için ihtiyati hacze ve icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava neticesinde lehdar imzası müvekkile ait olmadığından anılan çek için borçlu olmadıklarının tespitini,  %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil banka tarafından, diğer davalı .... Ltd. Şti.'ne krediler kullandırıldığını ve bankanın alacağının halen devam ettiğini, Diğer davalı ....Ltd.Şti.'nin dava konusu, Keşideci ... Tic. A.Ş. Olan 15/05/2019 keşide tarihli 400.000 TL bedelli ... Gaziemir/İzmir şubesine ait olan ... seri numaralı lehdarı ...  Ltd. Şti. olan çek ödeme aracı olarak temlik cirosuyla müvekkil bankaya devir edildiğini, davacı .... Ltd. Şti.'nin ise çek arkasında cirosu bulunduğundan borçtan sorumlu olduğunu, çek süresi içerisinde karşı bankaya ibraz edildiğini, karşılığı bulunmaması sebebi ile çek bedeli ödenmediğini ve banka zararı doğduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine tahsilde tekerrür olmamak kayıt ve şartı ile teminata alınan iş bu davaya konu çek keşidecesi ... Tic. A.Ş. Çeke aval veren ...  ciranta ... Limited Şirketi için İzmir ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, dava konusu çek ... T.A.Ş.'ye kredi borçlusu ...San. Ltd. Şti. tarafından ciro edildiğini, müvekkili banka kıymetli evrak hukukunun genel prensipleri ve T.T.K'nun 659. Ve 687.maddeleri gereğince iyineyitli hamil olarak yasanın kendisine vermiş olduğu yetkileri kullanmış ve vadesinde ödenmeyen söz konusu çek hakkında yasal takibe geçildiğini, davacı firmanın çek üzerindeki imzaların yetkililerine ait olmadığını, sahte kaşe ve imza ile kullanıldığını beyan ettiğini, ancak müvekkil banka dava konusu .... Ltd. Şti'ne kullandırmış olduğu kredinin teminatını teşkil etmek üzere almış bulunduğundan çek üzerindeki imzanın davacı borçluya ait olup olmadığını bilebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu müvekkil bankanın hamili bulunduğu Keşideci ... Tic. A.Ş. Olan 15/05/2019 keşide tarihli 400.000,00 TL bedelli ... Gaziemir/İzmir şubesine ait ... seri numaralı çek hakkındaki tedbir kararının kaldırılarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; tedbir kararının hukuka uygun olmadığını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davanın bilinçli olarak yetkisiz mahkemede açıldığını,  davacının icra inkar tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin diğer şirketler ile alışveriş  geçmişi bulunduğunu,  vadesi gelmiş çekin ödenmesine engel olmak amacıyla açılan bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, birden fazla davalının bulunması nazara alınarak her davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı tarafın sorumlu olmasını beyan ve talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Somut olayda davacı taraf kayıtlarında, dava konusu ... Gaziemir şubesine ait 15/05/2019 keşide tarihli ve ... seri numaralı 400.000 TL bedelli çekin bulunmadığını, davaya konu çekin sahte kaşe ve imza ile .... Ltd. Şti. Tarafından ticari kredi ilişkisine istinaden diğer davalı ... kullanıldığını, çıplak gözle bakıldığında dahi çekteki ciranta imzasının müvekkil şirket yetkililerine ait olmadığından bahisle dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Yargılama kapsamında söz konusu çek aslı üzerinde grafolog bilirkişi eliyle inceleme yapıldığı ve davacı şirket adına atılan çekteki 1. Ciranta imzasının davacı şirket yetkilisi ... eli ürünü olmadığının tespit edildiği, mahkememiz heyeti tarafından çek üzerinde çıplak gözle yapılan incelemede de şirket yetkilisine ait imza ile çekteki imza arasında farklılıklar bulunduğu kanaati hasıl olmuş ve 06.07.2020 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır. Bu açıklamalar ışığında; dava konusu çekteki davacı 1. ciranta adına atılan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, imza inkarının çeki elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def'i niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne ve söz konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf her ne kadar kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de dosya kapsamı itibariyle davalıların kötü niyetli oldukları anlaşılamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -karara esas alınan bilirkişi raporunda incelenen imza örneklerinin bilirkişi önünde alınmadığını, imza itirazına dayanan menfi tespit yargılamasında imza örneklerinin alınış biçimi ve imza örnekleri alınırken yapılacak tespitlerin davanın nihayetine doğrudan etki edebilecek hususlar olduğunu,  bilirkişinin imza atılması sırasında ... imza hızını ve taklit edebilme yeteneğini değerlendirebileceğini,  ... imza örneklerinin alındığı tarihte 71 yaşında olup imza incelemesinde yaşı itibariyle de değerlendirme yapılması gerektiğini,-İlk derece mahkemesi yargılama kapsamında çek üzerinde imza yönünden incelemede bulunduğu halde çekte yer alan kaşe yönünden değerlendirmede bulunmadığını,  davacıya ait gerçek kaşe bilgilerinin imza altında çekte yer alması halinde Davacı tarafından bu hususun açıklanması gerektiğini,  kaşe incelemesinin yapılması neticesinde çekte yer alan kaşenin Davacıya ait olmaması halinde ise sahte kaşenin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, sahte kaşe bilgilerinin Davacı elinden nasıl geçtiği ya da verildiği ya da çalındığının bilgisi ve açıklamasının gerektiğini, -Hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli inceleme yapılmadan düzenlendiğini, davaya konu çekin bedeli de dikkate alındığında bilirkişi incelemesinin heyet halinde yapılması gerektiğini, -Çekin düzenleyeninin ...Tic. A.Ş.'nin yetkilisi ...,  çekin ... tarafından davacıya ciro edildiğini,  Davacı tarafından ise tekrar ...Tic. A.Ş.' na ciro edildiğini,  dava konusu çekin, baba ve oğul arasında anlaşmalı olarak ciro edildiğiini, taraflar arasında baba-oğul ilişkisi ile ticari teamüllere ve hayatın olağan akışına aykırı iddialar bulunduğunu,  ilk derece mahkemesinin söz konusu hususların hiçbirini değerlendirme konusu yapmadığını,-Davacı yanın sahte imza ile adına yüksek miktarlı çekler keşide edildiği iddiasını ileri sürmesine rağmen sahtecilik iddiasına dayalı olarak Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmadığını, bu durumun davacı ile keşidecinin(baba-oğul) danışıklı hareket ettiği hususunu ortaya koyduğunu, -davacı firmanın daha önce ödenen çeklerine ilişkin imzaların tespit edilmesi, bu imzalar üzerinde de inceleme yapılması talep edildiği halde ilk derece mahkemesi söz konusu taleplerinin değerlendirmeden karar verildiğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkil şirket dava konusu çekte keşideci değil lehdar ( ciranta ) olduğunu,  dava konusu çekin, müvekkilden, dava ... A.Ş. Şirketine ( Eski ünvanı ... A.Ş.)  geçmediğini, tam tersine ... A.Ş.'den müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin oğlunun, babasının imzasını tanımaması yahut, babasından gelen bir çekten haberdar olmaması gibi bir durum da söz konusu olmadığını, müvekkilinin oğlunun da keşideci şirketteki hisse ve görevini 10/03/2019 tarihinde devretmiş olup,  çekin vade tarihi olan 15/05/2019 tarihinde çekten haberdar olmasının da mümkün  olmadığını, müvekkilinin çek nedeniyle hukuki sorumluluğunun kendisinden sonraki imza sahiplerine karşı olduğundan, kendisinden önceki keşideciyi davaya dahil etmemesinin de son derece olağan olduğunu, bir an için çek üzerindeki keşideci imzasının, eski veya yeni yetkilisi veyahut herhangi bir 3. kişi den hangisi tarafından atılırsa atılsın, bu durum müvekkilinin hukuki durumunu etkilemeyeceğini ve müvekkilinin borç altına sokulmasını mümkün kılmayacağını, keşidecinin huzurdaki davada taraf sıfatı olmadığını, kaşenin, herhangi bir matbaacıdan 20 TL gibi komik rakamlara yaptırılabilecek bir eşya olduğunu,  çekteki kaşenin bir an için müvekkilinin kaşesi olduğu düşünülse dahi, imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığından davalıların hiçbir şekilde hak sahibi olamayacaklarını, yasal mevzuatta imza inkarı ile ilgili davalarda, imza örneklerinin bilirkişi huzurunda alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin de imza istiktap tutanağındaki imzaları mahkeme huzurunda verdiğini, Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulması, menfi tespit davalarının dinlenebilme koşullarından biri olmadığını, çek üzerindeki sahte imzanın kim tarafından atıldığının müvekkili tarafından bilinmesinin ya da tespit edilmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin böyle bir suç duyurusunda bulunmasında hukuki yararının bulunmayacağını,  dosyada imza istiktap tutanaklarının yanı sıra çok sayıda tatbike medar imza örneğinin bulunduğunu, evrak aslının da celp edildiğini, bilirkişi raporunun, uzman kişi eli ile hazırlanmış, tüm teknolojik ve bilimsel inceleme yöntem ve araçlarının kullanıldığı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ayrıntılı ve dikkatli hazırlanmış olduğunu istinaf taleplerinin tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, imza inkarına dayalı açılan menfi tespit davasıdır. Davacı .... Tic. Ltd. Şti.'nin lehtar olduğu,  15/05/2019 vadeli 400.000 TL bedelli ... seri numaralı çek ile ilgili imza inkarına dayalı olarak açılmış menfi tespit davası olduğu, çekin keşidecisinin ... Tic. A.Ş. ( yeni unvan dava dışı ... A.Ş. Şirketi) olduğu, lehtarın davacı olduğu ve  ... Ltd. Şti. tarafından ticari kredi ilişkisine istinaden diğer davalı ... geçtiği anlaşılmıştır.  İmzanın davacıya ait olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduğu, kaşenin sahte ya da gerçek olmasının tespitinde hukuki yarar bulunmadığı, kaşenin davacıya ait olması halinde dahi imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle sorumluluğa gidilmesinin mümkün olmadığı, bu konudaki istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2.maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanunun 211.maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle \"imzanın borçluya ait olduğunu\" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı)İmza örneklerini bilirkişi huzurunda alınmadığına ilişkin istinaf sebebine ilişkin olarak,  yasal olarak imza örneklerinin bilirkişi huzurunda alınmasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı, mahkeme huzurunda imza istiktap tutanağı düzenlendiği, Mahkeme huzurunda alınan örneklerin geçerli ve yeterli olduğu, imza alınırken farklı el ve şekillerde imzanın alındığı, ayrıca bilirkişinin gözlem yapmasını gerektirir bir durum  bulunmadığı, bilirkişinin bu şekilde bir talebinin de olmadığı anlaşılmıştır.Takibe konu bononun düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun, \"Borçlanma Ehliyeti\" kenar başlığını taşıyan 670. maddesine göre; sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanunun 1. maddesi gereğince, bu Kanunun ayrılmaz bir parçası olduğu açıklanan TMK'nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. Somut olayda ... imza örneklerinin alındığı tarihte 71 yaşında olduğu ileri sürülmüş ise de kısıtlı olmadığı, fiil ehliyetine sahip olduğu,davacının işlem tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığına dair kanıt bulunmadığı, soyut iddia niteliğinde olduğu, baba-oğul arasında muvazalı işlem yapıldığına dair somut delil bulunmadığı, dava konusunun senetlerin geçerli olup olmadığı iddiasına ilişkin olup,  dava konusunun baba oğul arasındaki muvazalı olarak düzenlendiği ileri  sürülen ticari bir işleme ilişkin olduğuna dair delil bulunmadığı, bankalardan daha önce bedeli ödenen çeklerin olup olmadığının sorulmasının dava konusu olayda değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, daha önce çeklerin ödenmiş olmasının imza inkarına dayalı dava açılamasına engel teşkil etmediği bu konudaki tüm istinaf sebeplerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Her hangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafoloji ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Dairemizin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır (HGK.nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararı). Somut olayda, Fizik laboratuvarında ..., ... ve diğer optik aletler ve bilgisayar programları yardımı ile en son teknolojik imkanlar ve ekipmanlarla incelemenin yapıldığının belirtildiği, incelenen belgelerin yeterli olduğu, senet miktarının yüksek olmasının heyet halinde inceleme yapılmasını gerekir neden olmadığı, teknik olarak yapılan incelemenin yeterli olduğu anlaşılmıştır.Somut olayda, hükme esas alınan, bilirkişi raporunda imza incelemesine Mahkemece davacının imza örneklerinin getirtildiği, imza örneklerinin senet tarihine yakın ve uzak tüm tarihleri içerdiği, Yargıtay uygulamalarına uygun bilirkişi incelemesinin yapıldığı dikkate alınarak davanın kabulüne hükmedilmesinde herhangi bir usulsüzlük yoktur. Açıklanan sebeplerle davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b(1). maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2020 tarih ve 2019/397 E. 2020/492 K. sayılı kararına karşı davalı Akbank A.ş. vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 27.324,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 6.831,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 20.493,00-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ae4e5ba8f869e0a","SID":"675cf8b327152b84"}}