{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO 2024/495 Esas<br>KARAR NO: 2024/932<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/01/2024<br>NUMARASI: 2024/39 E. <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Halihazırda esasa ilişkin bozulmayan İstanbul 8.ATM 2014/1209 Esas ve 2018/1210 Karar sayılı kararı ile bedelsizlik tespiti yapıldığını, yine Bakırköy 11.Ağır CM 2018/12 Esas dosyasındaki sanık beyanları da işbu davaya konu edilen bonoların bedelsizliğinin ikrarı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla bedelsizliği sabit olan kambiyo senedine ilişkin olarak, davalı tarafından ispat olunamayan alacak ve borç ilişkisi göz önüne alındığında takibin teminatsız olarak durulması noktasında ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından menfi tespit davasına konu olan hususun dava dilekçelerinin 2. sayfasında \"işbu dava müvekkillerin demans hastalığı bulunan teyzesinin hastalığından faydalanmak suretiyle herhangi bir borca karşılık gelmeksizin kendisine senet imzalatılması sonucunda haksız ve bedelsiz senede dayanarak başlatılmış olan icra takibine ilişkindir\" olarak açıklandığını, davacının hukuki sebebinin bu olduğunun dava dilekçesi ile sabit olduğunu, davada zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacıların iddialarının 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 39/1 maddesine göre değerlendirileceğini, hukuki sebebin bağlı olduğu zamanaşımı süresinin geçtiğini, davanın ancak kesin delil ile ispat edilebileceğini, kesin delil sunulmadığından davanın doğrudan reddi gerektiğini, davacılar tarafından iddia edilen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1209 E. dosya ile açılan davanın Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2021/6638 E  2023/1330 K. Sayılı ilamıyla bozulduğunu, davacılar lehine onaylanan ve kesinleşen hiçbir husus bulunmadığını, müvekkilinin gerek savcılık gerekse ağır ceza mahkemesindeki beyanlarının hiçbir şekilde senedin talili anlamına gelmediğini, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu, işbu davada davacının temel iddianın esasında yine kesinleşmiş karara karşı aynı ehliyetsizlik iddiasına dayandığının sabit olduğunu, davacıların murisinin senetlerin düzenleme tarihinde akıl hastalığı gibi bir tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığının Adli Tıp Kurumu'nun 19/04/2017 tarihli raporuyla belirlendiğini, işbu davaya mesnet kılınan ehliyetsizliğe dayanan iddianın dinlenemeyeceğini, murisin sağlığında senetlere ilişkin icra takibine itirazı bulunmamış ve dava açmamış olmasının mirasçıların kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin alacaklı olduğu senetlerin murisin imzasının kendi eli ürünü olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece 19/01/2024 tarihli ara karar ile; \"Davacılar vekilinin icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı/davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava konusu senetin bedelsiz olup işbu icra takibi ve yapılacak işlemlerin müvekkil nezdinde sakınca yaratabileceğini, ilk derece mahkemesinin senedin bedelsizliğine ilişkin olarak sundukları esası bozulmayan kesin delil hükmündeki mahkeme ilamlarını göz önünde bulundurmaksızın ve icra takibinin müvekkillerinin mal varlığında telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceği ihtimalini değerlendirmeksizin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermiş olmasının hakkaniyete uygun olmadığını, kesin delil hükmündeki esası bozulmayan mahkeme kararları ile ortaya konan senedin bedelsizliğine itibar edilmemesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, dava konusu senedin bedelsizliği hususunun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1209 E 2018/1210 K. Sayılı kararı ile ortaya konduğunu ve Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/12 E. dosyadaki sanık beyanları ile senedin bedelsizliğinin ikrar olunduğunu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1209 E. Sayılı dosya ile müvekkillerinin mirasçısı ...'in ayırt etme gücü olmadığından mutlak butlan sebebi ile bononun hükümsüzlüğüne ilişkin dava açıldığını ve davalarının kabulüne karar verildiğini, davalı vekilinin istinaf ettiği kararın esastan reddine karar verildiğini, Yargıtay kararının esasa ve bonoların bedelsizliğine ilişkin olmayan bir sebeple yalnızca usuli bir biçimde bozma kararı verdiğini, esası bozulmayan kararların \"kesin delil\" niteliğinin mahkemece kesin delil olduğu kabul edilmediği halde dahi kesin hükümle tespit edilen bağlayıcı delil niteliğinin dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle yerel mahkemece bedelsizlik hakkında sunulmuş olan ilamlar karşısında yalnızca kanunun lafzına bağlı kalınmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, yargılama süresi boyunca her aşamada senedin bedelsizliğinin tespit edildiğini ve gerekçeli kararda bu hususun da belirtildiğini, bedelsizliğin ihtiyati tedbir bakımından esaslı unsur olmasına karşın üzerinde durulmadığını, gerek ... Sr. No'lu dosyada verilen beyanlar gerek ceza dosyasında bulunan sanık beyanlarının muhteviyatı itibariyle tamamen birbirinden farklı olup bu beyanların müvekkilin davalı tarafa borcu olmadığını ispatlar nitelikte olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava   İİK 72/1 maddesi uyarınca icra takibinden sonra  açılan menfi tespit   istemine ilişkindir. Davacılar  vekili, bedelsizliği  kesin delil niteliğindeki mahkeme ilamı ile sabit olan senede dayalı takip yapıldığını  beyanla, dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren İstanbul .... İcra Müdürlüğü ...  E. sayılı icra takibinin HMK 209 maddesi ışığında öncelikle teminatsız, mahkemece kabulü mümkün olmadığı takdirde  ise uygun bulunacak teminat karşılığında  takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir   talep etmiştir.Mahkemece,  19/01/2024 tarihli ara karar ile,\"  İİK'nın 72/3.maddesi gereğince takibin durdurulmasının mümkün olmadığı ve davacılar vekilinin icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir talebinin de bulunmadığı , \" gerekçesiyle  ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacılar  vekili  istinaf yoluna başvurmuştur.  İİK 72/3 maddesi gereği,  İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.  İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre özel kanun ise de, İİK 72. maddede sahteciliğe ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı, ancak HMK 209. Maddesinde  sahtecilik açısından özel bir düzenleme getirilmiş olup,  menfaat dengesi gözetilerek, ilerde telafisi güç veya imkansız zararların önüne geçilebilmesi açısından 6100 sayılı HMK'nun 389. maddesinde \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, Kanunda bu hususun genel olarak düzenlendiği, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakıldığı, anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece  somut olayın özelliğine göre  sahtelik iddiasının yaklaşık ispatı halinde 6100 sayılı yasanın HMK 209. maddesine dayalı olarak aynı kanunun 389 ve devam maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Şartları oluşmasına rağmen HMK’nun 209 maddesinin takip hukukunda uygulanmaması halinde borçlu aleyhine taraflar arasında hak ve yarar dengesi bozulmuş ve borçlu yasal geçici hukuki korumadan faydalanma hakkından mahrum bırakılmış  olur.Somut olayda,  eldeki davanın davalı tarafından başlatılan icra takibinden  sonra açıldığı,   mahkemece , takibin durdurulmasına yasal olanak bulunmadığı,  davacı tarafın  talebinin sadece takibin  durdurulması olduğu,  icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir talebin bulunmadığı, taleple bağlılık kuralı gereği , çoğun içinde azı da vardır kuralını uygulamaya gerek olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de, davacılar vekilinin talebinin , takibinin HMK 209 maddesine dayalı ihtiyati tedbir karar ile  durdurulması yönünde olduğu  bu konuda mahkemece değerlendirme yapılmadığı, taraflar arasındaki  bağlantılı hukuk ve ceza  dosyaları dikkate alınarak HMK 209 ve 389 maddeleri kapsamında,sahtelik iddiasının yaklaşık ispatının sağlanıp sağlanmadığı  gözetilerek  ihtiyati tedbir  talebinin değerlendirilmesi,  sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği,   davacılar vekilinin  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesinin  19/01/2024 tarihli \"Davacılar vekilinin icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine,\" dair ara  kararının kaldırılmasına,  belirtilen şekilde inceleme yapmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 tarih, 2024/39 E. Sayılı Ara Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"983cb00aff03a11e","SID":"c8d2c03a8295599f"}}