{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/763 <br>KARAR NO: 2024/712<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/03/2021<br>NUMARASI: 2019/348 E. - 2021/76 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tasarıma Tecavüz, Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Maddi-Manevi Tazminat<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1.FSHHM 2019/424 ESAS SAYILI DOSYASI <br>DAVANIN KONUSU: Tasarımın Hükümsüzlüğü <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkiye otomobil aksesuarları sektörünün ve özellikle de oto koltuk kılıfı üretim ve pazarlanmasında en tanınmış ve önde gelen firmalardan biri olduğunu,  müvekkili şirketinin gerek yurtiçindeki gerek yurtdışındaki üretim ve pazarlamasını tüketiciler arasında yüksek tanınmışlığa sahip TPMK nezdinde tescilli bulunan marka ve endüstriyel tasarımları ile gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketinin tüketici nezdinde rağbet ve tanınmışlığa sahip olan tescilli marka ve tasarımı ile ürettiği oto koltuk kılıfı nitelikli ürünlerin bu tanınmışlık ve tüketici nezdinde ki itibarından haksız olarak üçüncü kişilerin yararlandığını, ürünlerinin üçüncü kişiler tarafından taklit edildiğini, müvekkilinin bu eylemler üzerine ikazına rağmen eylemlerin devam ettiğini, davalının fason olarak ürettirilip pazarladığı Oto koltuk kılıfı ürünün ilerleyen davalarda delil olarak kullanmak ve tedbiren durdurulması için Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/471 değişik iş sayılı dosyası ile iddialarının teyit edildiğini, karşı tarafın müvekkilinin tescilli tasarımdan doğan haklarını ihlal ettiği iddiasıyla müvekkili şirketi ürünlerinin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, önlenmesini ve men'ini, dava konusu ürünlerin davalıya ait yerlerde el konularak imhasını,  müvekkilinin uğramış olduğu zararlara ilişkin  30.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini ve hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, ürettiği ürünlerin davacının ürünlerinden tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin, benzetme gibi bir kastının olmadığını, eğer olsaydı farklı bir marka adı ve logo değil de davacı ile marka adına benzer bir marka adı ve logo seçmesi gerekeceğini, 2019/471 D. İş nolu dosyada verilen tedbir kararına karşı itiraz beyanlarını aynen burada da tekrar ettiklerini, müvekkilinin tasarımlarının, davacı tasarımlarıyla benzerlik arz  etmesinin nedeninin ürünün fonksiyonu gereği olduğunu, müvekkilinin yıllardır otomobil kılıfı pazarlama işi yapmakta olduğunu ve sektörde tanındığını, bu nedenle davacı yanın tanınmışlığından yararlanmaya ihtiyacının olmadığını, davacının tescilli tasarımlarının benzerlerinin davacının önce dünyanın pek çok yerinde üretilen ürünler olduğunu, yenilik unsuru taşımaması nedeniyle tasarımlarının hükümsüz kılınması gerektiğini, davacının tasarımlarının hükümsüzlüğüne ilişkin açmış oldukları Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/424 E. nolu davanın bulunduğunu, davacı yanın da zımni olarak ürünlerinin yenilik taşımadığını kabul ettiğini, davacı / yanın, müvekkilinin oto koltuk emtiası alanında faaliyet göstermediği  iddialarının asılsız olduğunu ve müvekkilinin ticari unvanının dahi ... olduğunu, savunarak işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> BİRLEŞEN DAVA: Birleşen 2019/424 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalının Mahkememizin önce 2019/471 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş ve akabinde yine Mahkememizin 2019/348 Esas sayılı dosyası ile tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talepli dava açmış ise de, davalı adına 2014/03019 (1.1) ve 2018/00789 (7.1) sayı ile tescilli tasarımların, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56. Maddesi uyarınca yenilik  ve ayırt edicilik kriterlerini haiz olmadığını iddia ederek, davalı adına ... (1.1) ve ... (7.1) sayı ile tescilli tasarımların yenilik unsuru içermemesi nedeniyle hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.<br>BİRLEŞEN CEVAP: Birleşen 2019/424 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde benzer olduğu iddia edilen ürünler ile müvekkili adına tescilli tasarımları arasında ürünün yapısından kaynaklanan ve teknik zorunluluğa dayalı benzerlikten başka bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili tasarımlarının yenilik niteliğine haiz olmadığı iddialarının da yersiz olduğunu ve davalının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini ve dosyanın Mahkememizin 2019/348 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \" öncelikle birleşen dosyadaki, hükümsüzlük davası yönünden, davacı/karşı davalı taraf adına tescilli ... (1) numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 18.04.2014 tarihi itibarı ile, yine davacı/karşı davalı taraf adına tescilli ... (7) numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 07.02.2018 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı anlaşılmakla, birleşen davanın kabulüyle, dava konusu tasarımların hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Asıl dosya yönünden ise, hükümsüzlük baştan beri sonuç doğuracağından, davacı tarafça dayanılan tasarım tescilleri hükümsüz kılınmakla, herhangi bir hak bahşetmeyeceğinden, keza hükümsüz kılınan tasarım nedeniyle haksız rekabet de söz konusu olmayacağı,\" gerekçeleriyle, Asıl dava yönünden, Davacının davasının REDDİNE, mahkememizin bu dosyasıyla bağlantılı 2019/471 Değişik İş sayılı dosyasında konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, birleşen dava yönünden, davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... (1) ve ... (7) nolu tasarım tescillerinin hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar verilmiştir. 17/05/2021 tarihli tavzih kararı ile; \"mahkememizin 18/03/2021 tarih ve 2019/348 Esas, 2021/76 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının A-4 ve A-5 bentlerinin hükümden çıkarılmasına, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davacı- birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararda  tazminat talepleri ile ilgili bir yargılama yapılmadığını, tazminat talebinin tensiben tefrik edilmesine rağmen yeniden ve ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça maddi hata olduğunu, kararı tavzih dilekçesi sunduklarını, tavzih taleplerinin değerlendirilmediğini, davalı-birleşen dava davacısı, müvekkili şirket adına tescilli tasarımlarla üretilen  otomobil koltuk kılıfı nitelikli bu mallardan alan müvekkilinin bu mallarının piyasada çok rağbet gördüğünü anlayarak, bu malların birebir aynısı şeklinde sahtelerini fason olarak ürettirdiğini, uzmanlık alanı olan bilgisayar teknolojisini  kullanarak internet üzerinden pazarlamaya başladığını, müvekkilince karşı taraf sözlü olarak uyarıldığını, bir daha aynı ürünleri üretmeyeceği sözünü aldığını, karşı taraf verdiği sözünü tutmadığını, \"Araba budur\" adlı internet sitesi üzerinden fason olarak ürettirerek \"taklitlerinden sakınılması\" uyarısıyla satışa devam ettiğini, bunun üzerine ihtiyati tedbir kararı aldırdıklarını, tatbik edilmiş ve tescilli tasarıma tecavüzün önlenmesi ile birlikte maddi-manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, davalı tarafından itiraz üzerine mahkemece ters tedbire karar verildiğini, davalı teminat yatırmadığını, kötü niyetli olarak konu oto koltuk kılıfının tasarım tescili için TPMK'na kendisi adına tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bunun engellendiğini, müvekkili adına tescilli tasarımın daha önce kamuya arz edildiği iddiasıyla hükümsüzlük davası açtığını, mahkemece (2020/348 E.)  (2020/424 E.) sayılı hükümsüzlük davasını birleştirdiğini,  davalı-birleşen dava davacının  müvekkili şirkete ait tescilli  tasarımın daha önce kamuya arz edildiği iddiasına dayalı davası kabul edildiğini, bunun tabii sonucu olarak  müvekkilinin tescilli tasarıma tecavüz davasını ret edildiğini, mahkemece kesin süre verilerek delil listesi sunulması istendiğini, davalı süresi içinde delil sunmadığını,  karşı tarafça verilen ihtarlı kesin sürede, delil dilekçesini vermediği ve böylece davasını ispatlayamadığının kabulü ile hükümsüzlük talebinin reddine, müvekkili davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, raporun bilirkişi rapor tekniğine uygun olmadığını, itirazları üzerine mahkemece aynı heyetten ek rapor aldırıldığını ve ürünlerin ayniyet derecesinde benzeştiği öne sürülen müvekkili tasarımı ile üretilmiş ürün ve diğer ürün değil sadece görseller üzerinden ancak biraz büyütülerek düzenlenen ek rapor da denetlenebilir ve hükme esas alınacak bir rapor olmadığını,  birleşen davanın müvekkili istiklaline halel getirmediğini gözeterek sundukları delillerin eksik değerlendirme ile incelenerek karar verildiğini, mahkemece  devamının reddine karşı taraf davasının kabulüne karar verildiğini, tensiben tefrikine karar verildiğini, tefrik edilen tazminat davası hakkında bir karar verilmemesine rağmen maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin karşı tarafa ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkili adına tescilli tasarıma tecavüz davasının  kabulüne, birleştirilen ve ancak davacısı karşı tarafça ispat edilemeyen hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.  İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davanın konusu, davacı adına tescilli ... (1.1) ve ... (7.1) tescil sayılı tasarım tesciline davalı tarafından tecavüz edildiği ve haksız rekabette bulunulduğunun tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır. Birleşen davanın konusu, davalı adına tescilli ... (1.1) ve ... (7.1) tescilli otomobil koltuk kılıfı tasarımlarını hükümsüzlüğü davasıdır.TPMK kayıtlarına göre, ... (1.1) ve ... (7.1) nolu tasarımların davacı .... adına kayıtlı olduğu görülmüştür. Mahkemece tensiple birlikte davacının tazminata dair davasının bu dosyadan tefrikine karar vermiş ancak gerekçeli kararda maddi ve manevi tazminat yönünden asıl davada 4 ve 5. maddelerde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, tashih talebi üzerine mahkemece 17/05/2021 tarihli tashih kararı ile kararın hüküm fıkrasının A-4 ve A-5.bentlerinin hükümden çıkarılmasına karar verildiği, tashih kararının taraflara tebliğ edildiği, ve taraflar tarafından tashih kararına istinaf kanun yoluna başvurulmadığı için kesinleşmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 81/1. maddesi ile, tasarım sahibinin izni olmaksızın bu kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, tasarım hakkını gasp etmenin tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller olarak belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTKnın 54. ve 55. maddelerinde, haksız rekabete ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.Mahkemenin 2019/471 Değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporunda; aleyhine tespit talep edilen iş yerinde tespite konu ürünlerin satışının yapıldığını, tespit talep eden tarafa ait ... numaralı tescilli tasarım ile aleyhine tespit talep edilen ...'ın iş yerine ait tespite konu araç koltuk kılıf tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebep ile iltibas yaratabilecek derecede benzer olarak algılandıklarını, tespit talep eden tarafa ait ... numaralı tescilli tasarım ile aleyhine tespit edilen tarafa ait iş yerinde tespite konu araç koltuk kılıfı tasarımı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebep ile iltibas yaratabilecek derecede benzer olarak algılandıklarını\" belirtmiştir. 17/11/2020 havale tarihli bilirkişi heyetine ait raporda; \"Davacı/karşı davalı tarafa ait ... (1) numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 18.04.2014 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığını, davacı/karşı davalı tarafa ait ... (7) numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 07.02.2018 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığını, davacı/karşı davalı tarafa ait ... (1) ve ... (7) numaralı tasarım tescilleri ile davalı/karşı davacı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebep ile benzer olarak algılandıklarının belirtildiği, 04/02/2021 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; kök raporda belirtmiş oldukları görüş ve kanaatleri değiştirmeyi gerektirir herhangi bir hususunun mevcut olmadığı belirtilmiştir. Toplanan deliller, bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinden öncelikle hükümsüzlük davasının incelenmesi gerektiği, davacı/karşı davalı taraf adına tescilli 2014/03019 (1) numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 18.04.2014 tarihi itibarı ile, yine davacı/karşı davalı taraf adına tescilli ... (7) numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 07.02.2018 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu bilirkişi raporu ile de tespit edildiğinden mahkemece hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına uygundur. Hükümsüzlük kararı baştan itibaren sonuç doğuracağından tasarım hakkına tecavüzden ve haksız rekabetten bahsedilemeyeceğinden ayrıca bu yönden bir inceleme yapılmasına da gerek bulunmamaktadır. Mahkeme 24/09/2020 tarihli ara kararı ile tarafların delillerini ibraz etmesi için 2 haftalık süre verildiği,  davalı tarafından delil dilekçesi 07/10/2020 tarihinde yasal süresi içinde ibraz edildiği, bu nedenle davacının bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir.  Mahkeme kararı da gerekçeli olup bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı istinafında fiziki ürün mukayesesi yapılmadığını ileri sürüyor ise de tasarım hükümsüzlüğü davasında davacı-karşı davalıya ait tasarım tescil belgeleri ile internet sitelerinde tasarım başvuru tarihlerinden daha önce yayınlanarak kamuya sunulduğu tespit edilen tasarım görsellerinin karşılaştırılmasının usule uygun olduğu anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/03/2021 tarih ve 2019/348 E., 2021/76 K. sayılı kararına karşı davacı-birleşen davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacı-birleşen davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Birleşen dava yönünden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacı-birleşen davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı-birleşen davalı  tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4ab334a900e079f","SID":"8fb5b159ce3527c1"}}