{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/574 Esas<br>KARAR NO: 2024/737<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/03/2021<br>NUMARASI: 2019/432 E. - 2021/69 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili adına ... tescil numarası ile korunmakta olan “...” markasının kullanım şeklini birebir taklit etmek suretiyle tabelada ve ürünler üzerinde kullanmakta olduğunu, davalı bunun yanında TPMK nezdinde müvekkilinin markası ile benzer olan “...” markası için ... başvuru numarası ile marka başvurusu yaptığını,  davalının müvekkili ile aynı sektörde ve aynı mal cinsi ile benzer olarak kullanılmakta olduğu “...” markasının müvekkili haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bu durumun Mahkememizin 2019/513 D.iş numaralı tespit dosyasından alınan rapor ile de tespit edildiğini iddia ederek, müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini ve fiillerin ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2019 yılında \"...\" markası için TPMK nezdinde tescil başvurusu yaptığını, 2020 yılında tescil ettirdiğini, dava konusu markaların hem fonetik ve hem de görsel açıdan birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin davacı yanın sınai mülkiyet haklarına tecavüz etmediğini ve dava konusu olan iki markanın birbirlerinden farklı olduğunu savunarak, müvekkili aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davacı markası siyah beyaz \"...\" ibareli görsel aslı içi beyaz yazı şeklinde olduğu, davalı markası ise \"...\" ibareli ve düz yazı şeklinde olduğu görülmüştür. Tespit bilirkişi raporunda ekli fotoğrafların tetkikinden de davalı kullanımının ürünler üzerinde  düzyazı şeklinde \" ...\", \"...\", \"...\" şeklinde kullanıldığı, mağaza tabelasında ise \"...\" şeklinde kullanım olduğu görülmüştür. Dosyaya getirtilen TPMK kayıtlarına göre de davacının davalı marka tesciline yaptığı başvuruya itirazın reddedildiği ve tescilin kesinleştiği anlaşılmıştır.  HMK'nın 282 maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Ayrıca Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/14-696 Esas ve 2016/778 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere  markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi hukuki bir konu olup hakim tarafından değerlendirilecektir. Bu yönüyle bilirkişi raporunda ki hukuki değerlendirmeye katılmak mümkün olmamıştır. Yine   Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  12/06/2017 tarih ve 2016/843 Esas 2017/3609 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, uyuşmazlık konusu markaları taşıyan ürünlerin ortalama tüketici kitlesi üzerinde markaların başlangıç ibareleri etkilidir. Her iki markanın da Türkçe karşılığı bulunmamaktadır. Davacının markasının başlangıç ibaresi  \"...\", davalının markasının başlangıç ibaresi ise \"...\" şeklindedir. Müşterek olan \"...\"  ibarelerinin esasen  eklenen tanımlayıcı işaretler niteliğinde oldukları hususu ve ilgili tüketici kitlesi  dikkate alındığında, aynı veya benzer mallar yönünden markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, fiili kullanımlarının da birbirine benzemediği, bu haliyle markaya tecavüz veya haksız rekabetten bahsedilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak davacının davasının reddine\"  karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkilinin çok sayıda markası bulunduğunu,  ... markalarının tanıtımı için çok yoğun reklam ve tanıtım harcaması yaptığını, Davalı tarafın, müvekkilinin ... markaları ile iltibas teşkil eden ... markasını işletmesinde kullandığını,  müvekkiline ait görsel kulllanım biçimlerini birebir taklit ederek işletmesinde satışını yaptığı ürünlerde kullandığını, 2019/513 D.iş numaralı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, değişik iş raporunda davalı tarafından haksız olarak kullanılan ... ibaresinin müvekkilinin ... markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ve iltibasa açık olduğunun açıkça ifade edildiğini, davalının seçenek özgürlüğü bulunduğu halde, müvekkili ile aynı sektörde ve aynı mal cinsi ile benzer olarak kullanılmakta olan ... markasını, müvekkilin izni olmadan kullandığını,-Davalı tarafın, müvekkili adına ... başvuru numarasına sahip tescilli olarak da korunan ... markasının kullanım şeklini birebir taklit suretiyle hizmetlerinde kullandığını,  Davalının markasını, Müvekkilinin markası ile iltibas oluşturacak bu şekilde kullanımının, hedef kitlenin davalının müvekkili şirket ile bağlantılı olduğu kanaatine sahip olmasına yol açacağını, müvekkili markasının itibarından haksız yararlanmaya yol açacağını, -İlk Derece Mahkemesinin, fiili kullanımların birbirine benzemediği şeklinde hüküm vermiş olsa da; fiili kullanımda davalının markasını Müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak şekilde kullandığının sabit olunduğunu, davalının vitrininde kullanmış olduğu görsel dahi Müvekkilinin marka görseli ile birebir aynı olduğunu,  müvekkilinin markası ile seri marka yaratmak istediğini,  Davalı tarafından haksız olarak kullanılan ... ibaresinin müvekkilinin ... markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ve iltibasa açık olduğunu,  markalar arasında hem görsel hem de işitsel manada benzerlik mevcut olduğunu, -Müvekkilimizin markasının reklam ve tanıtım resimlerinin de davalı tarafından birebir taklit edildiğini,  Müvekkilinin markası ile bir bütün haline getirmiş olduğu marka tanıtım görsellerinin, davalının bu görsellerden faydalanmak sureti ile seri marka izlenimi yaratması sebebi ile her geçen gün daha fazla zarara uğradığını, Markalara bakmaksızın bile söz konusu görselleri inceleyen bir tüketicinin, Müvekkilinin markasından faydalandığı zannına kapılacağını, görsellerden anlaşılacağı üzere davalının kötüniyetli olduğunu ve amacı markaların son tüketici nezdinde karıştırılmasına sebebiyet vermek olduğunu, davalı tarafın kullanımında müvekkili şirketin markalarında kullanılan görsellerin ve ibareler ile renklerin ve tasarımın birebir kullanıldığının görüldüğünü, burada kullanılan görselin birebir müvekkilinin marka kullanım şeklinin taklidi olduğunu, -Markaların benzerliği incelemesinde, markalardaki benzer unsurların, benzemeyen unsurlara göre daha öncelikli olarak değerlendirileceğini, ilk derece mahkemesinin \"...\" ibarelerinin esasen eklenen tanımlayıcı işaretler olduğu görüşüne katılmadıklarını, Markalar arasındaki benzerliğin \"...\" ibaresinin dahi ötesinde olduğunu,  Davalı, açıkça markalar arasında tabela ve görsellerle dahi benzerlik yaratmaya çalıştığını, ... ibaresinin tanımlayıcı olmaktan ziyade markaların birbirinin serisi olarak algılanmasına sebebiyet vermekte ve benzerliği arttırmakta olduğunu, hem aynı sektörde faaliyet gösterilmesi, mağaza vitrinlerinin birbiri ile aynı olması, markaların ibarelerin birbirine ayırt edilemeyecek derecede benzemesi, işitsel olarak benzer olmaları göz önüne alındığında son tüketicinin kolayca yanılacağını, -işitsel ve görsel benzerliğin de söz konusu olduğunu,-Davalının müvekkilinden ve markasından haberdar olmamasının zaten düşünülemeyeceğini, markaların tabelalardaki kullanım şekillerinin şüpheye mahal vermeyecek derecede birebir aynı olduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin tescille korunan marka görsellerini faaliyetlerinde kullanmakta ve Müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmakta olduğunu, Davalı tarafın müvekkili tarafından kullanılan ve aynı zamanda tescille korunan renk kombinasyonunu kullandığını, Davalı tarafın müvekkili ile arasında bağlantı kurulabilecek şekilde markayı kullandığını, son tüketicinin,  giyim hizmetinden faydalanmak isteyen halk olduğunu, aldığı ürün konusunda minimal dikkate sahip olacağını, ortalama tüketici algısı da nazara alınarak bir değerlendirme yapıldığında, markaların benzerlik gösteriyor olması ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin aynı olması, Tüketici tarafından davalının markasının, önceden tescilli olan Müvekkili tarafından piyasaya sürüldüğü varsayımında bulunulacağı için halk tarafından karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olacağını, ilk derece mahkemesinin bilirkişi tespitlerindeki değerlendirmeler göz önünde bulundurmaksızın kanuna ve hukuka uygun olmayan şekilde hüküm verilmesi nedeniyle kararın kaldırılmasına, Davalıya ait ... tescil numaralı ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davalı yanın fiillerinin müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve TTK 55 vd. anlamında haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitine, Haksız rekabet teşkil eden fiillerin ortadan kaldırılmasına, davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait \"...\" markası ile müvekkiline ait \"...\" markasının, marka ibarelerinde kullanılan görselleri açısından birbirinden tamamen farklı olduğunu, dava konusu markaların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı görselleriyle de sabit olduğunu, markaların fonetik olarak da aynı olmadığını, müvekkilinin \"görsel kullanım biçimlerini birebir taklit ederek işletmesinde satışını yaptığı ürünlerde kullandığı\" iddia edildiğini ve müvekkiline ait ürünlerin fotoğrafının dilekçeye eklendiğini, bu fotoğraflarda görünen ürünlerin üzerindeki etikette ... yazdığını, Müvekkilinin kendi ürünlerinin üzerine yine kendi markasını basmasının, davacının markasını birebir taklit etmesiyle ilişkilendirilemeyeceğini, davacıya ait görsellerin davacı adına tescilli olup olmadığının bilinmediğini, dosyaya bununla ilgili bir belge de sunulmadığını,  kullanılan görseller davacı adına tescilli değilse, bu görsellerin herhangi bir yerden bulunabilir ve herkes tarafından kullanılabilir olduğunu, Davacı ile aynı görselin kullanılmış olduğundan müvekkilinin haberi olmadığını, müvekkilinin, görsellerin kullanımlarının gösterildiği fotoğraflardaki mağazasının çok kısa bir süre açık kaldıktan sonra kapandığını, şu an aktif olarak açık olmadığını,  2019/513 D.İş numaralı dosyasındaki bilirkişi raporunun dilekçeye eklenmediğini,  sadece bilirkişi raporunun alınmış olmasının, davacının haklılığını ortaya koymadığını, iyi niyetli müvekkilinin haksız rekabet yaratacak fiili bulunmadığını istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına 2019/87940 tescil numaralı \"...\" ibareli markanın, davacı adına tescilli ... ibareli marka ile iltibas yaratan ... markasının kullanımının marka haklarına tecavüz edecek şekilde haksız olarak kullandığı istemine ilişkindir. Davacı ...'ın TÜRKPATENT nezdinde ... tescil numaralı markanın, ..., ..., ..., ..., ... tescil numaralı markaların da maliki olduğu, \"...\" markasını WİPO nezdinde de ... tescil numarasıyla tescili olduğu anlaşılmıştır.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... sayılı \"...\" ibareli markanın davalı adına  25 ve 35. Sınıfta tescil başvurusunun bulunduğu, markanın 28/10/2019 tarihinde bültende yayınlandığı, başvuruya itiraz edildiği anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan Mahkemenin 2019/513 D.İş sayılı dosyası incelendiğinde, davacı tarafından ...  aleyhinde tespit ve tedbir talep edildiği, bunun üzerine alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak, talep eden tarafından \"...\" markasının ... tescil edildiği, karşı tarafın ise ... marka başvuru numarası ile \"...\" marka başvuru yaptığı ve marka başvurusunun halen sonuçlanmadığı, \"...\" ve \"...\" markalarının fonetik olarak ortalama tüketici nezdinde birbiriyle karıştırılmaya ve iltibasa açık olduğu, karşı taraf işyeri adresinde yapılan tespitte, firmanın kot üretimi yaptığı, talep edenle aynı sektör ve sınıflarda hizmet verdiği ve kot üzerinde çok sayıda ürün üzerinde \"...\" markasının basılı olduğu belirtilmiştir. SMK 29. Maddesinde marka hakkında tecavüz sayılan fiiller;  \" a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.  ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.\" olarak sayılmıştır. Dava dosyasında davacı tarafça dava dilekçesine ekli olarak sunulan işyeri camekan fotoğraflarının tespit dosyasında bulunmadığı, bu fotoğrafların davalıya ait olup olmadığının tespitinin yapılamayacak olması nedeniyle dikkate alınamayacak olup, bu değerlendirmede bir aykırılık bulunmamakla birlikte, karşı taraf işyeri adresinde yapılan tespitte, firmanın kot üretimi yaptığı, talep edenle aynı sektör ve sınıflarda hizmet verdiği ve kot üzerinde çok sayıda ürün üzerinde \"...\" markasının basılı olduğu, ... sayılı \"...\" ibareli markanın tescil başvurusunun akıbeti konusunda araştırma yapılmadan karar verildiği,  davacı markasını oluşturan \"...\" ibaresinin  tescilli olduğu mal ve hizmette ticari alanda yaygın bir kullanımından söz edilip edilemeyeceği, doğrudan ve birebir  hizmeti tanımlayan bir ibare olup olmadığı bu nedenle bütüncül olarak bakıldığında ortalama tüketici nezdinde  karıştırılma ihtimali olup olmadığının değerlendirilerek ve D.İş dosyasındaki tespitlerle ilgili bir değerlendirme yapılarak yeniden rapor alınması gerektiğinden, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğu ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/03/2021 tarih, 2019/432 E. 2021/69 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5cf6f78a1de315a4","SID":"e7b0be90f7fd7db1"}}