{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1255 <br>KARAR NO: 2024/924<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/06/2021<br>NUMARASI: 2019/97 E. - 2021/343 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ...Bankası AŞ Akşemsettin İstanbul Şubesine ait ... çek numaralı 45.894,60 TL meblağlı  İstanbul 09.02.2019 keşide yer ve tarihli bir adet çekin zayi ettiğini, davalı şirket yetkilisi tarafından tahsil amacıyla bankaya ibraz edilen çekin üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını beyanla dava konusu çekle ilgili olarak müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin faktoring hizmeti verdiğini, yaptıkları her işlemin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını, müvekkili şirketin çekin yasal hamili konumunda olduğunu, söz konusu çeki ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde faktoring sözleşmesi imzalayarak iktisap ettiğini, müvekkili şirket tarafından ne faktoring sözleşmesinin yapıldığı tarih olan tarihte ne de çekin bankaya ibraz tarihi olan tarihe kadar geçen sürede imzaların sahte, geçirsiz olduğunun bilinmediğini, çeki iktisap nedenlerinin ortada olduğunu ve iyi niyetli üçüncü kişi olduklarının anlaşılacağını, çekteki imzaların sahteliğini, geçersizliğini anlamasının mümkün olmamasının yanında sahteliği araştırma zorunluluğunun da yasal olarak olmadığını beyanla hukuki ve maddi dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın KABULÜ ile, Davacının ... Bankası A.Ş. Akşemsettin İstanbul şubesine ait ... numaralı çek nedeniyle  davalıya borçlu olmadığının tespitine,  \" karar verilmiştir.  İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda \"söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...  eli ürünü olmadığı ..\" belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanamadığını, çekteki imzanın kuvvetle muhtemel davacı yana ait olmadığının belirtildiğini, dava konusu olayda çekteki imzanın davacı yana ait olup olmadığının hiçbir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde ispat edilememiş olması nedeniyle yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu, aynı zamanda hükme esas alınan bilirkişi raporunda mukayese imzaların bir kısmı fotokopi evraklarına dayanmakta olup fotokopi evrakları üzerinden yapılan inceleme neticesindeki raporun hükme esas alınmasının hatalı sonuç doğurduğunu, Davacı tarafından salt olarak çekin zayi olduğu söylenerek, menfi tespit istemli dava açıldığını, davacının çekin keşidecisi olup çekin ne şekilde zayi ediliği hususunda herhangi bir beyanda bulunmadığını, bu hususu ispatlayacak herhangi bir bilgi-belge sunmadıklarından bahisle, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.  Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili,  dava konusu  çeki zayi ettiğini, çekin üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını beyan etmiştir.  ... Bankası A.Ş. Akşemsettin İstanbul şubesine ait ... numaralı  45.894,60 TL bedelli ,  09.02.2019 tarihli çekin keşidecisinin davacı şirket olduğu görülmektedir. ATK'dan alınan raporda ;\"..İnceleme konusu çekteki basit tersimli keşideci imzası ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ... eli ürünü olmadığı ..\" belirtilmiştir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.Bu açıklamalara göre, eldeki dava dava konusu çekin  sahte olarak düzenlendiği iddiasına dayalı açılmıştır.   Sahtecilik def'inin mutlak bir def'i olup,  herkese karşı ileri sürülebileceği gözetildiğinde senet hamilinin iyi niyetli olup olmamasının   hukuki sonucu değiştirmeyeceği,  sahtecilik mutlak def'inin davalı hamile  karşı ileri sürülebileceği açıktır. Yapılan inceleme ile takibe konu çekteki keşideci  imzasının keşide tarihindeki  davacı şirketin yetkilisine  ait olmadığı kesin olarak  belirlenemediğine göre, imza ve paraf imzasındaki belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması gerektiği, hükme esas alınan raporun usulüne uygun inceleme sonucu tanzim edildiği, rapora itiraz edilmediği , imzanın basit tersimli , taklidi kolay, kalgrafik ve karakteristik özelliklerden yoksun olduğu tespit edildiğinden yeniden rapor alınmasının sonuca katkısının olmayacağı dikkate alındığında artık mevcut rapora göre karar verilebileceği,  bu şekilde ispat külfeti kendisinde olan davacı alacaklı tarafça imzanın keşideciye ait olduğunun ispatlanamadığı, çekin sahte çek vasfında olduğu, ticari defterlerin incelenmesine gerek bulunmadığı  anlaşılmıştır. Aynı gerekçeye dayalı olarak mahkemece davanın kabulüne karar verilemesinin dosya kapsamına uygun düştüğü, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2021 tarih ve 2019/97 E., 2021/343 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.135,06 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 783,76‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 2.351,3‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19e98939440b0964","SID":"13354937ff8a5782"}}