{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1103 <br>KARAR NO: 2024/914<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/12/2020<br>NUMARASI: 2019/189 E. - 2020/472 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Lancome'nin 1935 yılında Fransa'da kurulan dünyaca ünül kozmetik şirketi olduğunu, 1964 yılında ... tarafından devralındığını, \"...\" ve türevi markaların müvekkili adına tescilli olduğunu, marka üzerinde müvekkilinin marka hakkı bulunduğunu, davalı tarafından haksız bir şekilde tescil ettirilen dava konusu \"...\" markasının, müvekkilinin markalarına ayniyet derecesinde bezer olduğunu ve karıştırılma ihtimaline sebebiyet verdiğini, markanın müvekkili şirketin marka tescillerinin kapsamında olan ve müvekkilinin ana faaliyet alanındaki 3. 5.  ve 35.sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için tescilli olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından ve itibarından haksız fayda sağladığını, müvekkilinin markalarının ayırt edici karakterlerini zedelediğini belirterek, dava konusu davalı adına ... tescil numaralı \"...\" markasının;3.sınıfta tescilli \"parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil, ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç) Sabunlar, (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç), ... Taşları\" 5.sınıfta tescilli \"İnsan ve hayvan için olanlar için hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuyu giderici maddeler, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, anti baktariyel el losyonları,\"35.sınıfta tescilli \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; ...\"parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil, ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç) Sabunlar, (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç), Ponza Taşları, İnsan ve hayvan için olanlar için hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuyu giderici maddeler, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, anti baktariyel el losyonları,\" emtia ve hizmetler yönünden kısmi olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili adına tescilli marka ile davacı tarafın markasının \"...\" kelimesinden türetildiğini, bu kelimenin dünyanın tüm dillerinde kullanılan evrensel bir kelime olduğunu, davacı tarafından üretilmiş veya yaratılmış bir kelime ya da marka olmadığını, müvekkilinin markasının tesciline yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığını, müvekkilinin dava konusu marka ile ilgili olarak imalatı, üretimi ve satışı olmadığı bu nedenle haksız rekabete neden olacak bir durumun bulunmadığını, müvekkilinin ürettiği ürünlerin eczane sektöründe olduğunu, parfümeri mağazalarında herhangi bir satışının bulunmadığını bu nedenle müşteri grubu arasında karıştırma ihtimaline sebebiyet verecek bir durumun da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın KABULÜ İLE, davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli \"...\" ibareli markanın;3.sınıfta tescilli \"parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil, ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç) Sabunlar, (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç), Ponza Taşları\" 5.sınıfta tescilli \"İnsan ve hayvan için olanlar için hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuyu giderici maddeler, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, anti baktariyel el losyonları,\"35.sınıfta tescilli \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; ...\"parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil, ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç) Sabunlar, (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç), Ponza Taşları, İnsan ve hayvan için olanlar için hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuyu giderici maddeler, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, anti baktariyel el losyonları,\" emtia ve hizmetler yönünden KISMİ OLARAK HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemece gerekçeli kararının dosyaya sunulan bilirkişi raporuna dayandırıldığını, dosyada bulunan rapor incelendiğinde bilirkişiler arasında bile fikir birliğinin oluşmadığını, sunulan bilirkişi raporunda bilirkişiler arasında görüş ayrılığının yaşandığını, bilirkişilerden ... ve  ..., müvekkilinin durumunu değerlendirmeksizin çok genel ifadelerle rapor hazırlandığını, uzman bilirkişilerin hazırladığı bu rapor müvekkilinin ürettiği ürün çeşitliliğini, mesleki durumunu, konumu ve davaya yönelik itirazlarının değerlendirilmediğinin tek taraflı hazırlanmış bir  rapor olduğunu, \"...\"  ve \"...\" markaları arasında gerek isim, gerek yazı şekli ve karakterleri açısından benzerliğin bulunmadığını, ayrıca hypnotise kelimesinin tıp alanında kullanılan  evrensel bir kelime olduğunu, davacının buluşu da olmadığını, muhalif bilirkişi raporunda isabetle belirtildiği üzere \"...\" markasının tescil edilmesine ilişkin davacının Türk Patent ve Marka Kurumu'na herhangi bir itirazının da olmadığını, müvekkilinin tescilli markasını kullanarak satış yapmasında herhangi bir haksız rekabet durumu söz konusu olamayacağından bahisle ilk derece mahkemesince verilen kararın istinafen incelenerek kaldırılmasını ve reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının, istinaf dilekçesinde müvekkilin “...” markalarının “...” çatı markası  altında satışa sumulduğu, bu nedenle markaların ayrıştığını iddia ettiğini, Bu iddialarını beyhude bir çaba ile desteklemek adına hukuki olarak çelişkiler içeren ve marka hukuku bakımından anlam ifade etmeyen ... Limited Şirketi tarafından markaların benzerliği ve iltibas tehlikesine ilişkin hukuki görüş alınmış ve istinaf dilekçesi ekinde delil olarak sunulduğunu, söz konusu objektif tespitler içermeyen bu raporun işbu davaya esas alınmasının mümkün olamayacağını, bununla beraber bahsi geçen rapor marka hukuku bakımından anlam ifade etmeyen ibareler barındırmakta olduğunu, nitekim, söz konusu raporun davalı tarafından marka vekilliği yapılan bir şirketten ücreti mukabilinde alınan yanlı bir görüşten ibaret kaldığını, söz konusu raporda sayın mahkemeyi yanıltır bir biçimde müvekkilin markalarının esas unsurunun “...” olduğunu, “...” ibaresinin tali unsur olduğunu, tüketiciler tarafından tanınmış kabul edilemeyeceği ve ürünler üzerinde dahi yer almadığı iddia edildiğini, müvekkilin \"TÜRKPATENT\" nezdinde “...” ibareli bir marka tescilinin bulunmadığının ileri sürüldüğünü, Gerçeklik ile de bağdaşmayan bu iddialara itibar edilemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin davaya mesnet markalarının çoğunda “...\" çatı markası bile bulunmamakla beraber, “...” ibaresi tek başına tescilli oldğunu, Müvekkil buzurdaki davaya mesnet “...\"” esas unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, Kaldı ki, Yargıtay içtihatları ile ortaya konulduğu üzere ana marka/çatı marka  ek bir kelime unsurundan oluşan markaların asli unsuru ek kelime unsuru olduğunu ve asli unsur önüne ya da sonuna eklenen ana marka markaları ayırt edici kılmak için yetersiz kaldığından bahisle davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalı adına tescilli   \"...\" ibareli markanın kısmi hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.  Davacı vekili,  davalıya ait   \"...\" ibareli markanın, davacıya ait  \"...\" tanınmış  markaları ile iltibas oluşturduğu, kötüniyetle tescil edildiği  gerekçesiyle kısmi hükümsüzlüğü gerektiği beyanı ile eldeki davayı açmıştır. Davalıya ait ... tescil numaralı \"...\" markasının; 3-5-35 sınıflarda tescilli olduğu, ... nolu   “...” markası ve ... tescil no.lu “...  ”, ... tescil noJu \"...\", ... tescil no.lu “...”, ... tescil no.lu “... + ŞEKİL\" markalarının  davacı adına 3. sınıf ve emtialarda tescilli oldukları görülmektedir.SMK'nın  25/1 maddesine göre ;  5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.Markalar arasında halk tarafından karıştırılma ihtimâlinden (iltibas) bahsetmek için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Ancak  farklı mal ve hizmetlerde tescilli olmakla birlikte, SMK 6/5 maddesi hükmüne göre; tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.  Zira tanınmış niteliği haiz bir markanın farklı mal veya hizmetlerde kullanımı hâlinde, o markanın tüketicileri çoğu zaman tanınmış marka sahibinin faaliyet alanını genişlettiğine inanarak mal veya hizmet tercihlerini değiştirebilirler. Böyle bir durumda tanınmış marka ile işletme arasındaki bağ, marka hakkı sahibinin arzusu dışında zayıflayarak markanın itibarında  zedelenme  ya da ayırt edici karakterini kaybetme ,  tescil ettirenin  haksız yarar sağlaması gibi  sonuçlar doğurabilmektedir. Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere,  davacının   \"...\"  esas  ibareli seri markaların sahibi olduğu ve  davalıya ait   \"...\" markasının başvuru tarihinden önce tanınmış marka statüsünde olduğu, taraf markalarındaki asli unsur olan  \"...\" ve  \"...\" ibarelerinin görsel işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, her iki markanın okunuşunun ve zihinde bıraktığı imajın aynı olduğu, hipnoz kelimesinin farklı yazılmış hali olduğu, davalı markasında \"...\" harfi yerine \"...\" harflerinin kullanılmasının ve fazladan \"...\" harfi eklenmesinin  bu benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı, markaya ayırt edicilik kazandırmadığı,  davalıya  ait ... tescil numaralı \"...\" markasının davacı tanınmış markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğu gibi, markalar arasında tescilli oldukları emtialar  yönünden de benzerlik bulunduğu,  bu halde  davalı markasının davacı markası ile ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğu davalı markasının   tüketici  nezdinde bıraktığı genel izlenime göre ilişkilendirilme dahil  karıştırılma tehlikesi bulunduğu, iltibasa sebebiyet verdiği , davacıya ait tanınmış markanın tescilli olduğu sınıflarda özgün bir ibare olduğu, davalının ayırt edilemeyecek derecede ayniyet taşıyan davacı tanınmış markasını benzer emtialarda kullanmasının tüketiciler nezdinde tanınmış marka ile irtibatlandırma, o markaya ait yan ürünler olarak algılama  veya tanınmış marka ibaresi taşıması sebebiyle diğer ürünlere oranla tercihi etkileme sonucu doğuracağı, bu şekilde tanınmış markadan haksız yarar sağlama , itibarını zedeleme ve ayırt ediciliğinin zayıflaması sonuçlarının doğacağı anlaşıldığından  tanınmış markanın koruma alanının farklı emtiaları da kapsadığı dikkate alındığında SMK 6/5 maddesindeki hükümsüzlük koşullarının bulunduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı  olarak taleple bağlı kalınmak suretiyle davalı markasının kısmi hükümsüzlüğüne dair  kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/12/2020 tarih ve 2019/189 E., 2020/472 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f78f63cd5a6e1118","SID":"6f701be31a304b66"}}