{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2155 <br>KARAR NO: 2024/493<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET<br>MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/10/2021<br>NUMARASI: 2019/1057 Esas -  2021/733 Karar<br>DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi çerçevesinde, ..., müvekkil şirketin tahsil edemediği ihracat bedellerini tazmin etme yükümlülüğü altına girdiklerini, Davalı tarafından düzenlenen 27.02.2017 tarihli “Alıcı Limiti Onayı” belgesi ile, Birleşik Arap Emirlikleri’nde yerleşik ... firması adına 01/01/2017 – 31/12/2017 tarihleri arasında yapılan 120 gün vadeli sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 500.000,00 ABD Doları tutarında  “Alıcı Limiti Onayı” tahsis edildiğini, 23.06.2017 tarihli “Alıcı Limiti Onayı” belgesi ile de ödeme vadesi 180 güne çıkarıldığını, belgenin geçerlik tarihinin 31/05/2018'e uzatıldığını,  Müvekkil ... San. A.Ş., sigorta kapsamında adı geçen ... firmasına gerçekleştirdiği ve primini davalı sigorta firmasına ödediği, ayrıntıları aşağıdaki tablolarda belirtilen 3 adet sevkiyat bedelini tahsile edememesi üzerine, söz konusu sevkiyatların ödenmesi talebi ile davalı sigorta şirketine 11.10.2017 ve 12.10.2017 tarihli Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bildirim Formları (VGABF) ile müracaat ettiğini, sigorta şirketi, başvurudan 18 ay sonra, 04.04.2019 tarihli ret yazısı ile tazminat ödemeyeceğini müvekkil şirkete iletildiğini, Müvekkil, alacağını tahsil edebilmek için birçok girişimde bulunduğunu,  fakat alacağını tahsil etmede başarısız kaldığını, davalı bankanın ödemekle yükümlü olduğu tazminat bedelini, kanuni ve hukuki olmayan gerekçelerle ödemediğini, davalının tazminat ödememesine gerekçe yaptığı poliçe maddeleri Türk Ticaret Kanunu’nun 1446. maddesine açıkça aykırı  olduğunu,  yükümlülüğünün ihlalinde illiyete yer verildiğini, 6762 sayılı TTK, rizikoyu ihbar külfetinin kasıtlı olarak ihbar edilmesi halinde sigortacının tazminat ödeme borcundan kurtulabileceğini düzenlediğini, Davalı sigortacı, aşağıda ayrıntıları verilen sevkiyatları, kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi'nin 2/m bendini gerekçe göstererek tazmin etmediğini, ...'ın talep ettiği tüm bilgi ve belgeler müvekkil şirket tarafından davalıya eksiksiz bir şekilde iletildiğini, tazminat incelemesinin 18 ay sürmesinin hiçbir haklı sebebi bulunmadığını,  fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı tutularak, dilekçede belirtilen sevkiyatlardan kaynaklanan toplam 158.169,15 ABD Dolarının ödeme günündeki TL karşılığı tutarındaki sigorta tazminatı alacağının, temerrüt tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; konularında tarafların arasında bir uyuşmaz Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası(KVİKS), sevk sonrası dönemde ortaya çıkan riskleri teminat altına alan bir sigorta programı olduğunu, Sigortalı ile Alıcı arasında husumet bulunması durumunda Sigortalı’dan, kusurunun bulunmadığının veyahut sigorta himayesi sağlanan satım sözleşmesine aykırı hareket etmediğinin tespiti için Alıcının ülkesindeki bir mahkeme veya hakem heyetinden Sigortalı lehine kesinleşmiş bir karar getirmesi beklenmekte, diğer bir ifade ile husumet, Sigortalı lehine neticelenene kadar sigorta tazminatı askıda kalmakta olduğunu, son olarak alacak sigortasında sigortalının klasik prim ödeme borcu haricinde bildirim yükümlülüğü olduğunu, davacı yan sigortalı ile alıcı arasında sevkiyatlardan kaynaklı husumet olduğu açık olduğunu, Sigortalı ile alıcı arasında husumet olması durumunda müvekkil Banka tarafından tazminat ödemesi yapılmamasının hukuka uygun olduğu Yüksek Mahkeme kararları ile de sabit olduğunu, davacı yan sigortalı ise 43779 numaralı Gümrük Beyannameli sevkiyat ile ilgili bildirimi Poliçe kapsamında vade tarihinden itibaren 60 gün içerisinde yapması gerekirken geç yaptığını, bu itibarla davacı yanın Poliçe hükümlerine riayet etmediği sabit  olduğunu, davacı yan Sigortalı’nın yapmış olduğu sevkıyatlardan doğan alacaklarını Alıcı’dan tahsil edemediğini 60 gün içinde bildirmesi Sigortacı(müvekkil Banka) açısından önem olduğunu, Bu süre sınırının konulması ile; alıcı firmanın risk durumunun değerlendirilmesi ve hem ilgili sigortalının alıcı limiti onayının hem de varsa, diğer sigortalıların aynı alıcı firmaya gerçekleştirecekleri sevkiyatlarına ilişkin alıcı limit onaylarının kesilerek/iptal edilerek yeni sevkiyat yapmaları ve zararın artmasının engellenmesi; ayrıca, alacak tutarlarının tazminat ödemesine konu olması halinde, alıcı firma aleyhinde başlatılacak takip işlemlerinin ivedilikle başlatılması böylelikle; mümkünse, alıcı firma hakkında iflas durumu söz konusu olmadan öncelikli takip işlemi başlatılarak takibin semeresiz kalma sonucu ile karşılaşılmaması ya da zararın en aza indirilmesi amaçlandığını, haksız ve yersiz olan davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Dava konusu somut olayımızda, davalı yan özellikle bildirimin geç yapılması sebebine dayalı olarak tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını ileri sürmüş ise de, somut olayımızda geç bildirimden kaynaklı bir zararın oluştuğunun, davalı tarafından iddia ve ispat edilemediği, davacının geç bildirimi nedeniyle bir zararın oluşması halinde ancak , tazminat tutarından indirim veya tamamen ödenmemesinin söz konusu olacağı yasal düzenlemelere gereği açık olup, dosya kapsamında böyle bir geç bildirimden kaynaklanan, zararın artmasına dayalı tazminatın varlığı tespit edilemediğinden davalının işbu savunmasına itibar edilmemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/09/2004 gün ve 2004/8469-2004/8442 sayılı kararı ile aynı dairenin 05/04/2004 gün ve 2003/9278-2004/3499 sayılı kararlarında , ihbar süresinin hak düşürücü süre olmadığı, koşullarının oluşması halinde ihbarın kasten geciktirildiği ve bunun zarara sebebiyet verdiği davalı tarafından ispatlanması koşuluyla tazminatta indirim yapılabileceği veya ödeme talebinin reddedilebileceği şeklinde içtihatları ile, ihbarın süresinde yapılmamasının poliçe kapsamında tazminat talebine engel olmayacağını kabul etmiştir. Mahkememiz tarafından sonuç olarak; Dosya kapsamına uygun kök ve ek raporlar ile davacının kısa vadeli ihracat kredisi sigorta poliçesi kapsamında ...'ne ihraç ettiği malların ihracat bedellerini tahsil edemediği ve bu nedenle davalı sigorta şirketinden, sigorta şirketine tazminatın ödenmesi talebinden yaklaşık 18 ay sonra , 04/04/2019 tarihinde tazminat talebinin haksız olarak reddedildiği, hasar ihbarının 12/10/2017 tarihinde yapıldığı ve TTK 1427/2. Maddesine göre rizikonun TTK 1446. Maddesi gereğince ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olacağına ilişkin yasal düzenlemeler göz önünde bulundurularak, dava konusu ihracat bedelinin 26/11/2017 tarihinde ödenmesi yönünden davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü mahkememizce benimsenmiş olup, ihracat poliçesi kapsamında ödenmeyen 158.169,15-USD'lik tazminatın  26.11.2017 temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca isteyecek USD faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın bildirim yükümlülüğünü geç ifa ettiğini, yükümlülüğün TTK 1449. madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafın bildirim yükümlülüğünü süresinde yerine getirmemesine bağlanan yaptırımın geçerli addedilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin ... ve ... GB numaralı sevkıyatlarda ihtilaf olduğunu, dolayısıyla poliçenin 2/m maddesinin varlığını göz ardı ederek eksik inceleme sonucu hatalı karar verildiğini, yerel mahkemece cevap dilekçesinin 5. ve 6. eklerinde yer alan ve \"alıcı ile sigortalı arasında uyuşmazlık olduğunu gösterir\" yazışmaları ve emsal Yargıtay kararlarını dikkate alınmadığını, uyuşmazlığın var olup olmadığını sadece emtianın iade edilip edilmediği ile sınırlı ve hatalı şekilde yorumlandığını, hatalı sonuca varıldığını, halbuki emtianın iade edilmemesinin satım bedelini ödemeyen alıcının iade borcunu doğuracağını, diğer bir deyiş ile uyuşmazlık iddiasında bulunan alıcının sebepsiz zenginleşmiş olacağını, bu zenginliğe konu mal varlığının iadesinin satıcı tarafından davaya konu edilebileceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalarla dolu olduğunu, alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla yerel mahkemece kabul edilen zararın kesinleşme tarihinin de taraflar arasındaki poliçeye ve hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık, temelde kısa vadeli ihracat kredi sigorta sözleşmesi poliçesi kapsamında davacının beyan yükümlülüğünü süresinde yerine getirip getirmediği, poliçenin 9/d maddesi,  18.maddesi  ve Kredi Sigortası Genel Şartları  B.1.2 maddesinin 4 ve 5. paragrafındaki  düzenlemelerin Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK)emredici hükümleri karşısında uygulama imkanı bulunup bulunmadığı, poliçenin 2/m maddesine göre eksik inceleme bulunup bulunmadığı, zararın kesinleşme tarihinin hatalı hesaplanıp hesaplanmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında yapılan kısa vadeli ihracat  kredi sigortası sözleşmesi kapsamında davalı tarafça  01/02/2015 tarihinde, ... numaralı  poliçe tanzim edildiği, poliçenin tarafların imzalarını taşıdığı, poliçede ''satıcı'' olarak nitelenen davacının yurtdışındaki bir ''alıcıya'' ihraç edeceği mallarla ilgili olarak poliçede belirtilen ve sevk sonrası \"Ticari Riskler\" ve \"Politik Riskler\"in teminat kapsamına alındığı anlaşılmaktadır. Davacının  Birleşik Arap Emirliklerinde yerleşik ... firmasına ihracat yapmak üzere anlaşmış olduğu, 3 adet sevkiyat bedelinin tahsil edilemediği belirtilerek davalıya 11/10/2017 ve 12/10/2017 tarihinde başvurularak tazminat talebinde bulunulduğu, davalı tarafça 04/04/2019 tarihli yazı ile; -... nolu Gümrük beyannameli sevkiyatın poliçenin 9/b maddesinde vade tarihinde ödenmemiş alacakların vade tarihini takip eden azami 60 gün içinde Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bildirim Formu ile ...a bildirilmesi gerektiğinin hükme bağlandığı, 18. maddesinde ise 9. maddede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ...'ın poliçe kapsamında her türlü yükümlülüğünün kalkacağının düzenlendiği, bildirimin ise sevkiyatın vade tarihinden 69 gün sonra yapıldığı, 60 gün içinde yapılmadığı gerekçesi ile tazminat talebinin reddedildiği görülmektedir. -Yine ... ve ... nolu  Gümrük beyannameli sevkiyatın poliçenin 2/m maddesi düzenlemesi gereğince sevk edilen mallara ilişkin ihtilaf bulunması nedeniyle tazminat talebinin reddedildiği görülmektedir. Poliçe kapsamında alacağının sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının davalıya başvurarak 01.01.2017-31.12.2017 tarihleri arasında yapılacak 120 gün vadeli sevkiyatlarda geçerli olacak şekilde 500.000,00 USD tutarlı Alıcı Limiti onayı aldığı anlaşılmaktadır. 23/06/2017 tarihli ''Alıcı limit Onayı'' belgesi ile de ödeme vadesinin 180 güne çıkartıldığı ve belgenin geçerlilik süresinin de 31/05/2018 tarihine uzatıldığı görülmüştür. Davacının dava dışı müşterisinden tahsil edemediğini beyan ettiği 175.743,5 USD olup davacı tarafça onaylanan alacı limitinin %90'ı olan 158.169,15 USD dava konusu edilmiştir. Davacının  bedelini tahsil edemediği mallara ilişkin  Gümrük Beyannameleri, fatura, dolaşım belgesi gibi evrakları dosyaya sunduğu, anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nun 1435-1443 maddeleri arasında sigorta ettirenin sözleşme yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğü, 1444-1445 maddelerinde sözleşmenin ifası sırasında beyan yükümlülüğü ve 1446. maddesinde ise rizikonun gerçekleşmesinden sonraki beyan yükümlülüğü düzenlenmiştir. Yasanın 1449. maddesi ile de sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlalinin bağlandığı sonuçlar düzenlenmiştir. TTK'nın 1444/1.maddesine göre sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamaz.TTK'nın 1445. maddenin 1 ila 4. Fıkraları 1444. madde göreği sözleşme süresi içindeki beyan yükümlülüğünün ihlal edildiğinin riziko gerçekleşmeden önce sigortacı tarafından öğrenilmesi durumunu düzenlerken aynı maddenin 5. Fıkrası ise ihlalin rizikonun gerçekleşmesinden sonra öğrenilmesini düzenlemektedir. Buna göre \"Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder. TTK'nın 1446/1,2.maddesine göre sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir. TTK'nın 1449/1,2 ve 3.maddelerine göre sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez.Taraflar arasında düzenlenen kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinin 9/b maddesi \"Aksi kararlaştırılmadıkça Sigortalı, sigorta kapsamındaki sevkiyatlar ile ilgili vade tarihinde kısmen veya tamamen ödenmemiş olan meblağları vade tarihini takip eden azami 15 gün içinde ...'ın belirlediği usuller çerçevesinde Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bidirim Formu ile ...'a bildirecektir... İş bu Poliçe'de bahsi geçen \"vade tarihi\"ibaresi, sevkiyat bedellerinin ödenmesi için Alıcı ile Sigortalı/Satıcı arasında kararlaştırılan ilk (orijinal)tarihtir. Alıcı Limiti Onayı'nda belirtilen \"ödeme vadesi\" ibaresi ise, ilgili Alıcı'ya gerçekleştirilen sevkiyatların sigorta kapsamına alınabilmesini teminen Sigortalı/satıcı tarafından ilk vade olarak Alıcı'ya tanınan azami ödeme vadesini ifade eder. Sigortalı/Satıcı tarafından ilgili Alıcı'ya tanınan ilk ödeme vadesi, ... tarafından ilgili Alıcı'ya düzenlenen Alıcı Limiti Onayı'nda yer alan vadeyi aşıyor ise ilgili sevkiyat sigorta kapsamı dışında kalır.\"; 9/d maddesi \"... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce, Sigortalı'ya yapılan yazılı ihbar çerçevesinde talep edilen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslimi, söz konusu ihbar tarihini takip eden 60 gün içinde gerçekleştirilecektir. Belgelerin bu süre içerisinde ibraz edilmemesi halinde ...'ın Sigortalı'ya karşı tazminat ödememe hakkı saklıdır.\" düzenlemelerini içermektedir. Söz konusu poliçenin 18.maddesinde ise bu poliçenin diğer hükümlerine bakılmasızın Madde 8,9,10 ve 20'de belirtilen yükümlülüklerin Sigortalı ve/veya Satıcı tarafından yerine getirilmemesi halinde ...'ın bu Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğünün ortadan kalkacağı  hüküm altına alınmıştır. 01.02.2009 tarihinde yürürlüğü giren Kredi Sigortası Genel Şartlarının zarar ve tazminat başlığı altındaki muhtemel zarar hali ve rizikonun ağırlaşması alt başlığında yer alan  B.1.2.maddesi, borç ile ilgili herhangi bir temerrüt halinin, sigortalı tarafından vade tarihinden veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirileceği , bu süre özel şartlarda belirtilmek kaydıyla vade veya uzatılmış vadeden itibaren 30 güne indirilebileceği , bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybedeceği  düzenlemesini içermektedir. Somut olayda davacı sigorta kapsamında Birleşik Arap Emirliklerinde yerleşik  firmaya gerçekleştirdiği ... nolu sevkiyat bedelini tahsil edemediğini ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine  müracaat ettiğinde vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesi ile tazminat talebini reddettiğini  ileri sürmüş, davalı taraf  ise genel şartlardaki bu hükümler ile birlikte TTK'nın 1449 maddesindeki sözleşme şartlarının ihlal edilmesi maddesine dayanarak poliçedeki bu özel şartlar ihlal edilmiş olmakla tazminat yükümlüğünün kalktığını, ayrıca TTK'nın 1446 maddesi gereği sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu beyan ederek davacının  teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini savunmuştur.  TTK'nın 1449. maddesine göre sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir  yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.Kanun farklı bir süre öngörmedikçe ihlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez. Rizikonun gerçekleşmesi halinde bildirimin süreside yapılmaması hali TTK'nın 1446. Maddesinde özel olarak düzenlenmiş olmakla somut uyuşmazlıkta TTK'nın 1449. Maddenin uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bununla birlikte bir an için maddenin uygulanma ihtimali olsa dahi rizikonun gerçekleşmesinden sora öğrenilen bildirim yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle tazminat ödeme yükümlüğünden kurtaran bir düzenleme içermemektedir. TTK'nın 1452/3. maddesinde ise koruyucu hükümler başlığı altında 3.fıkrada \"...,1433 ila 1449 madde hükümleri sigorta ettiren sigortalı ve lehdar aleyhine değiştirilemez, değiştirilirse bu kanun hükümleri uygulanır\" hükmü getirilmiştir. Poliçe hükümleri ile genel şartların B.1.2 maddesi yasa hükümleriyle birlikte  değerlendirildiğinde davacının vadesi geçmiş alacağını poliçenin 9/b maddesinde öngörülen süre içinde bildirmemiş olması, davalının tazminat ödeme sorumluluğunu ortadan kaldıran bir durum değildir. Poliçenin 18. maddesindeki düzenlemenin ve genel şartlar B.1.2 Maddesindeki düzenleme 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK'nın 1446/2. maddesi ile hükümsüz kalmıştır. Sigortalının bildirim yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle sigortacının poliçe kapsamındaki her tür yükümlülüğünün ortadan kalkacağına ilişkin düzenleme sigortalı aleyhine olduğu açık olup, olayda emredici nitelikteki  TTK 1446 maddesinin uygulanması gerekmektedir. TTK'nun 1446.maddesi \"riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren ,rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa ,kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.\" hükmünü içermekte olup,  bir indirim yapılabilmesi için ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olma koşulu bulunmaktadır. Eldeki davada sigortalı davacının bildirimdeki ihmalinin tazminat miktarına veya  rizikonun gerçekleşmesine etki eden bir husus olmadığı sonucuna varılmakla davalının hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına ilişkin red kararı emredici hüküm olan TTK'nun 1446/2 maddesine aykırı olup, 43779 nolu sevkiyat yönünden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde kredi sigortası genel şartlarına dayanarak B.1.2 maddesine atıf yapmak suretiyle bildirimin geç yapılması nedeniyle davacının hakkını kaybettiğini savunup istinaf başvurusunda ise davalı bankanın anılan mevzuata tabi olmadığını beyan etmesi karşısında iddiaları dinlenebilir bulunmamıştır. Davalı tarafın ... ve ... nolu sevkiyatlar yönünden istinaf incelemesinde ise; Taraflar arasındaki poliçenin 2/m. maddesinde, ''... tarafından aksi yazılı olarak belirtilmedikçe, Alıcı’nın; Sigortalı ve/veya Satıcı’nın kusurundan veya ihmalinden kaynaklandığını iddia ettiği gerekçelerle sevk edilen malları kabul etmemesi veya edememesi ve/veya teslim aldığı malların brüt fatura tutarını veya sözleşme bedelini ödememesi ve/veya yaptığı ödemelerin, mahsupların ve karşı tazmin taleplerinin bulunduğunu ve/veya başkaca bir nedenle satış sözleşmesindeki yükümlülüklerinin ortadan kalktığını iddia etmesi hallerinde ortaya çıkan zararlardan ... sorumlu değildir. Alıcı’nın, teslim alınan malların kalitesi ve miktarı ile ilgili şikayetleri nedeniyle malların bedelini ödememesi halinde de ... sorumlu değildir. Ancak, Sigortalı’nın bu bent kapsamında uğradığını iddia ettiği zararla ilgili olarak Alıcı’nın ülkesinde kesinleşmiş ve tenfiz kararı verilmiş bir mahkeme veya hakem kararını ...’a ibraz etmesi halinde mahkeme veya hakem kararı ile belirlenen zarar, sigorta kapsamında kabul edilecektir.” düzenlemesi bulunmaktadır. Davalı taraf bu sevkiyatlara konu mallarla ilgili alıcı şirket ile yaptığı görüşmeler nezdinde alıcının stoklarında bulunan 175.000 USD tutarındaki malın davacı satıcı şirkete iade edileceğine dair beyanlarının bulunması nedeniyle söz konusu borca ilişkin ihtilaf bulunduğu belirtilerek talebi reddetmiştir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan mali incelemede davalı şirket tarafından emtia iadesi yapıldığına dair kanıt sunulmaması nedeniyle emtianın tamamının teslim edildiği ve iadesinin yapılmadığı görüşü bildirilmiştir. Dosya kapsamında davalı taraf ... ve ... nolu sevkiyatlar yönünden borcun alıcı ve satıcı arasında ihtilaflı olduğundan teminat dışında kaldığına dair e mail yazışmaları dışında delil sunamamıştır. Dayanılan email içeriklerinden alıcı şirketin malları iade etmek isteme gerekçesinin daha fazla malzeme gereği olduğu, mail içeriklerinden davacı satıcının kusurundan yada hatasından kaynaklanan bir durumun söz konusu olmadığının anlaşılması karşısında poliçenin 2/m maddesi gereğince davalının sorumlu olmayacağı değerlendirilemez. Bu durumda mahkemenin bu sevkiyatlara konu alacak yönünden de davanın kabulüne karar vermesi yerindedir. Davalı vekilinin zarar kesinleşme tarihine ilişkin istinaf istemi bakımından;  Poliçenin 15. maddesinin b bendine göre; zararın alıcıya teslim edilen ve alıcı tarafından kabul olunan malların brüt fatura tutarının vade tarihinde ödenmemesinden ileri gelmesi halinde aksi kararlaştırılmadıkça söz konusu vade tarihini takip eden 4 ayın bitiminde zarar kesinleşmiş sayılır. Poliçede bu şekilde düzenleme yapılmış ise de davalının davacının tazmin talep başvurusundan yaklaşık 18 ay sonra talebin reddine karar vermesi karşısında davalı vekilinin ilk derece mahkemesince zararın kesinleşme tarihinin poliçeye aykırı belirlendiğine dair istinaf isteminin reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 64.230,79 TL istinaf karar harcından başlangıçta peşin olarak yatırılan 16.057,70 TL harcın mahsubu ile eksik 48.173,09 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'yi irat kaydına 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5fbaa4875449071b","SID":"d6b7c810b838aae0"}}