{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/711 <br>KARAR NO\t: 2024/931<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK<br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/93 E.  -  2020/372 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/12/2020 tarih ve 2020/93 E. - 2020/372 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davacı firmanın 2011 yılından itibaren kumaş ve tekstil ürünlerine baskı yapılması hizmetleri sektöründe “...” markası altında faaliyet gösterdiğini, aynı zamanda www...com web sitesi aracılığıyla müşterilerine ulaştığını, “...” markalarının tescili kapsamına 03, 14, 16, 18, 21 ve 35. sınıflardaki emtiaların girdiğini, davalının  2018/85224 sayılı \"... ...+şekil\" ibaresinin 30,35 ve 43.sınıflarda tescili için başvuruda bulunduğunu,  günümüzde tüketicilerin kafe ve giyim konseptini benzer olarak algıladıklarını, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açılardan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu,  davacının ticaret unvanının özü-çekirdeği konumundaki “...” ibaresinden doğan bir hakkının da olduğunu, davacı markasının tanınmış olduğunu, davalının dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nin 29.01.2020 tarih ve 2020-M-77 sayılı kararının iptaline ve 2018/85224 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, dava konusu edilen markanın kapsamına 30, 35 ve 43. sınıflardaki emtiaların girdiğini, davacının markalarının ise 03, 14, 18, 21 ve 25. sınıf mallar ile 35. sınıfa perakende/toptan satış hizmetleri için tescilli olduğunu, 35. sınıf altında taraf markalarının satış hizmeti verdiği emtiaların birbirinden farklı olduğunu, bu nedenle bu hizmetler açısından da benzerlik şartının gerçekleşmediğini, somut olayda SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların karşılanmadığını, dava konusu markanın davacının ticaret unvanını birebir ihtiva etmediğini, kaldı ki davacının bu unvanını dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtialarda markasal hüviyette kullandığını da ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ..., davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar markaları oluşturan esas unsurlar müşterek olarak \"...\" ibaresini içerse de, markaların tescile konu olduğu mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda incelenmemişse de,  davacıya ait 2012/69688 ve 2015/84408 sayılı markaların davaya konu marka başvuru tarihi itibariyle geçerli olmadıkları, bu nedenle bu markalardan kaynaklı olarak da iltibas tehlikesinin mevcut olmadığı, davacının  \"Şekil+...\" markasını 2011 yılından beri genelde giyim sektöründe, özelde ise “özel tasarımların baskısını ihtiva eden” giysilerin tasarımı, imalatı ve satışı sektöründe, yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde kullandığı ve tanıttığı, bu işaretin bu sektörlerin gerek tüketicileri, gerekse diğer aktörleri nezdinde belli bir bilinirlik kazandığı ve davacı firma ile özdeş hale geldiği sabit olsa da, davalı markasının, daha ziyade gıda sektörü ile ilgili bir takım mal ve hizmetlerde tescil edilmek istendiği, bu emtiaların, davacının markasının tanınmış olduğu, yukarıda belirtilen sektörler ile doğrudan bir bağlantısı olmadığı ayrıca  davacının SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine dair herhangi bir delil sunmadığı, bu nedenlerle davacının markasının tanınmışlığı iddialarının davalının dava konusu edilen 2018/85224 sayılı markasının tesciline bir etkisinin olamayacağı, dava konusu edilen 2018 85224 sayılı markanın tescil kapsamına, tekstil ürünleriyle ilgili bir mal ya da hizmet girmediği, somut olayda davacının ticaret unvanı ile ilişkili olarak, SMK 6/6 maddesi hükmüne göre himaye edilmesi gereken bir hak ihlalinin bulunmadığı, davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,   davalının, müvekkili ne ait \"...\" ibareli markayı tescil ettirerek haksız kazanç elde etme ve davacının itibarına zarar verme gayesi içerisinde olup kötü niyetli hareket ettiğini, zira dava konusu ibare ile herhangi bir ürün üretimi ya da markasal kullanımda bulunmadığını, taraf markalarının halk nezdinde ayırt edilebilir olmadığını, karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, kafe ve giyim sektörlerinin benzer algılandığını, başvurunun SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, “...” kelimesinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak  kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusuna itirazın  reddine dair YİDK kararı iptali ve marka başvurusunun reddi istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2018/85224 sayılı 30,35 ve 43.sınıfta  \"... ...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet, iltibas değerlendirmesinde dikkate alınan \"...\" asıl unsurlu markaları arasında, kapsadıkları mal ve hizmetler bakımından bir benzerlik olmadığı, zira davacının 30 ve 43.sınıfta tescilli markası bulunmadığı gibi taraf markalarında ortak olarak bulunan 35.sınıfın 5.alt sınıfında da benzer emtia yer almadığı, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacı markalarının dosyada yer alan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere \"özel tasarımların baskısını ihtiva eden giyim sektöründe\" tanınmış olduğu, ancak bu tanınmışlığın başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlere sirayet etmeyeceği, diğer bir deyişle işaretler arasındaki benzerlik derecesi ve davacı markalarının tanınmış olduğu sektör ile başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler arasında bir ilişki bulunmaması gözetildiğinde SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacının ticaret unvanının çekirdek unsurunun \"...” ibaresi, iştigal alanının “Tekstil, konfeksiyon ve dokuma sektöründe moda ve tasarım hizmetlerinde bulunmak, her türlü tekstil ürününün yurtiçinde ve yurtdışında internet ortamında perakende ve toptan ticaretini, ihracatını ve ithalatını yapmak, bu ürünleri üretmek\" olduğu, davacının da bu alanlarda faaliyet gösterdiği ancak dava konusu 2018/85224 sayılı markanın tescil kapsamına, bu tür tekstil ürünleriyle ilgili bir mal ya da hizmetin girmediği, bu nedenle SMK'nın 6/6.maddesine dayalı tescil engelinin bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/05/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44b95c2038f94cb6","SID":"2c5ad8f0a0504a88"}}