{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/409 Esas<br>KARAR NO: 2024/499<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 14/03/2023<br>NUMARASI: 2022/902 Esas, 2023/237 Karar<br>DAVA: TAZMİNAT (Vedia Sözleşmesinden Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.09.2016 tarihinde ... çalışanı ... tarafından müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın park edilmesi sırasında %100 kusurlu olarak meydana gelen kaza sebebiyle müvekkiline ait araçta büyük çapta maddi hasar meydana geldiğini, ... numaralı poliçe ile davalı ... AŞ'nin, diğer davalı sigorta şirketince tanzim edilen \"Otel Paket Sigortası\" bulunduğunu, söz konusu poliçe ile otelin müşterilerine ve mallarına verilen zararların da teminat altına alındığını, söz konusu poliçe ile üçüncü şahısların sigortalının bizzat kendisinin veya yanında çalıştırdıkları ile aile efradının, bir kaza sonucu üçüncü şahısların vefatı, yaralanması veya sakat kalması nedeniyle ortaya çıkan tazminat talepleri ile üçüncü şahıslara ait malların, maddi zarar ve hasara uğraması neticesinde oluşacak tazminat taleplerini, poliçede belirtilen meblağlara kadar temin edildiğini, bu çerçevede, davalı sigorta şirketinin, diğer davalı ... ile birlikte poliçe limiti dahilinde sorumlu olacağı aşikar olduğundan müvekkilinin zararının karşılanması gerektiğini, müvekkiline ait aracın tamir/onarım/boya/parça değişimi ve tramer kayıtlarına işlenen hasar kaydı sebebiyle ikinci el piyasa rayiç değerinde ciddi bir düşüş yaşanacağını, aracın onarımının müvekkili şirketin kasko sigorta poliçesinden karşılanması sebebiyle hasarsızlık indirimi kaybedildiğinde 05.01.2017-2018 vadeli yeni kasko poliçesinin hasarsızlık indiriminden yaralanamayarak daha yüksek bir poliçe primi ödenerek yapıldığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek müvekkiline ait araçta meydana gelen şimdilik 900.00 TL değer kaybı ile 100,00 TL hasarsızlık indirim oranının uygulanması sonrasında oluşan maddi zararın tespit olunacak tazminat tutarına göre arttırılmak üzere  sigorta şirketinin teminat limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla davalılardan tahsiline, hükmolunacak tazminat tutarlarına kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalı ... Org. San ve Tic. A.Ş.’nin faaliyet gösterdiği adresinde iş faaliyetleri sırasında meydana gelebilecek iş kazalarında 3. şahısların ölmesi, yaralanması ve poliçede belirtilen hallere karşı müvekkili şirketin 06/05/2016-2017 tarihleri arasında ... numaralı Suit Otel Paketi Yangın Poliçesi tanzim ettiğini, anılan poliçede yer alan Otel Garaj Mali Mesuliyet ve Vale Parking Teminatına göre verilen ek teminatın araç başına 1.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile,  sigortalının hukuken sorumluluğu ispat edilmek şartı ile müvekkili şirketin ilgili poliçe kapsamında sigortalının sorumluluğu nispetinde poliçe limitleri ile sorumlu olabileceğini, davacıya işbu tazminatın dava öncesi ödenmek istenmiş ise de kabul edilmediğinden ödeme yapılamadığını, talep edilen tazminatın ödenmemesinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığı gibi temerrüde düşmediğinden faizden dolayı sorumluluğu da olmadığını  belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Danş. Org. San. Ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; görevli ve yetkili mahkemenin Ankara Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket çalışanı ...'in söz konusu kazada kusuru bulunmadığını, ... plaka sayılı aracın hatası nedeniyle kazanın gerçekleştiğini, davacının taleplerini ... plaka sayılı aracın zorunlu trafik sigortasına yöneltmesi mümkün iken, müvekkil şirkete husumet yöneltmesinde hukuki menfaat de bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından hasarsızlık indirimi talep edilmesinin mümkün olmadığını, bu zarara ilişkin hiçbir somut iddiada bulunmadığını, kaza nedeniyle hasarsızlık indiriminden yararlanamadığını ve yüksek prim ödeyerek maddi zarara uğradığını iddia eden davacının belirsiz alacak davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, yine davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu kazanın oluş şeklinin davacı aracın da bir değer kaybı oluşturabilecek nitelikte de olmadığını, zira kazaya karışan araçların hızlarının da çok az olduğunu, davacı aracının hasarı, kasko poliçesi kapsamında giderildiğinden oluşan hasar ile kaza arasında doğru illiyet bağı olup olmadığının da belli olmadığını, aracın değer kaybı miktarının tespit edilebilmesi için, aracın daha önce kazaya uğrayıp uğramadığı, hasarsız olup olmadığı bilinmediğinden, aracın tramer kayıtlarının da istenmesi gerektiğini, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinde dava şartı olan hukuki menfaat bulunmadığını, ayrıca faize ve faiz oranına da itiraz ettiklerini belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ 26/03/2019 TARİH VE 2017/301 ESAS 2019/322 KARAR SAYILI KARARI İLE: 3. şahıslara karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları kapsamında verilen teminat ile, dava konusu olayda otel sigortacısının, sigortalıyı, üçüncü şahıslara ait mallarda ziya ve hasar meydana gelmesi halinde poliçede tespit olunan meblağlara kadar temin edeceği, ancak dava konusu kazanın oluşumunda ... Org. San. ve Tic A.Ş çalışanının kullandığı ... plakalı aracın herhangi bir kusuru bulunmadığı ve yine haksız fiil sorumluluğuna ilişkin bu şartların davalı otel işleteni ve onun sorumluluk sigortacısı için gerçekleşmediği, anılan durum karşısında davalıya emanet olunan aracın bu sırada gördüğü zararda davalı yanlara izafe olunacak bir kusur bulunmadığı, ortaya çıkan haksız fiili nedeniyle  zarara sebebiyet veren tarafın ... plakalı araç olup kazanın oluşumunda ... Org. San. ve Tic A.Ş'ye atfı kabil bir kusur bulunmadığı, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin sigortalısının çalışanın idaresindeki aracın dava konusu kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine dair karar verilmiştir. <br>DAİREMİZİN 07/12/2022 TARİH VE 2019/2374 ESAS 2022/1500 KARAR SAYILI KARARI İLE: \"...6100 sayılı HMK'nun 33. maddesine göre, hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/4818 Esas 2017/8842 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı şirkete ait ... plakalı aracın otel otoparkına park edilmek üzere teslim edildiği davalı ... çalışanı olan ... sevk ve idaresindeyken zararın doğumuna yol açan kazanın meydana geldiği hususu taraflar arasında çekişmesizdir. Buna göre söz konusu araç park edilmek üzere davalı ... çalışanı olan ...'e teslim edilmekle davacı ile davalı ... arasında 6098 sayılı TBK'nun 561 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan vedia (saklama) sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, meydana gelen kazaya ilişkin kusur durumu ile hasarsızlık indirimi kaybına ilişkin zararların tazmin edilemeyeceğine ilişkin tespitler yer almakla birlikte ... sayılı hasar dosyası kapsamında ... plakalı araçta oluşan değer kaybı tutarının 10.500,00 TL olarak tespit edildiği ve davacının, tespit olunan değer kaybına ve hesaplama yöntemine itiraz etmediği ve tespit olunan zararın tamamının karşılanmamış olması halinde şirket aleyhine yargı yoluna başvurulacağını ifade ettiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de 6100 sayılı HMK'nun 269. maddesi uyarınca bilirkişi, bilgisine başvurulan konuda süresinde oy ve görüşünü mahkemeye bildirmekle yani somut olay açısından değer kaybı hesabı esaslarına uygun şekilde araçta oluşan değer kaybını tespit etmekle yükümlüdür. Bunun dışında değer kaybı talebinin değerlendirme ve takdiri Mahkemeye aittir. Ayrıca 6100 sayılı HMK'nun \"Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi\" başlıklı 273. maddesi \"(1)Mahkeme, tarafların da görüşünü almak suretiyle bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında, aşağıda belirtilen hususlara yer vermek zorundadır: a) İnceleme konusunun bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlenmesi. b) Bilirkişinin cevaplaması gereken sorular. c) Raporun verilme süresi.\" hükmünü ihtiva etmekte olup Mahkemenin 25/10/2017 tarihli bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik ara kararı \"dosyanın bilirkişi incelemesine tevdiine\" şeklinde olduğundan anılan maddeye aykırı olan bu husus eleştirmekle yetinilmiştir. Somut olayda, tarafların sorumluluk durumlarının \"... Otel Paket Poliçesi\" ve 6098 sayılı TBK'nun 561 ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir. İlk derece mahkemesi kararı davacı tarafından, araçtaki değer kaybının hesaplanması yönünden istinaf edildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, taraflarca gösterilen tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacıya ait ... plakalı araçta kaza sebebiyle oluşan değer kaybının tespiti ile tarafların zarardan sorumluluklarınında tartışılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Dosyada bulunan sigorta poliçesinin okunaklı olmadığı görüldüğünden, poliçenin okunabilir ve usulüne uygun bir sureti de dosya içerisine alındıktan sonra bilirkişi heyetinden yukarıda beyan edildiği şekliyle alınacak rapor doğrultusunda ve 6098 sayılı TBK'nun 561 ve devamı maddeleri uyarınca tarafların sorumluluk durumları değerlendirilerek sonucuna göre davacının değer kaybı zararına ilişkin talebi hakkında karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi isabetli olmamıştır...\" gerekçelerine istinaden ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ 14/03/2023 TARİH VE 2022/902 ESAS 2023/237 KARAR SAYILI KARARI İLE: Alınan raporun, kararda bahsi geçen Yargıtay ilamı ile kaldırma ilamına uygun hazarlandığının değerlendirildiği belirtilerek davacının değer kaybı alacağının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun hatalı ve eksik olduğunu, kendi içinde çeliştiği gibi kaldırma ilamına da uygun olmadığını, ayrıca raporda, itiraza uğrayan hususların giderilmediğini, ek raporun, kök raporun kopyala yapıştır versiyonu olduğunu, ek raporda, hasar gören parçaların plastik ön tampon, arka tampon kaplaması, ön sis far, ön ızgara ve mekanik parçalardan ilave radyatör olduğu tespit edilmesine rağmen söz konusu değişim ve işçiliklerin neden değer kaybı oluşturmadığının somut olarak ifade edilmediği, ayrıca raporda atıf yapılan Yargıtay kararı esas alınarak değerlendirme yapılmadığı, dosya kapsamındaki deliller dikkate alındığında değer kaybı oluşmadığına yönelik tespitin çelişkili olduğunu, bilirkişi heyetince kusura ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, sadece Tramer Komisyonunca belirtilen kusur dağılımına atıf yapıldığını, sehven ... plakalı aracın %100 kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de Tramer Kusur Raporu incelendiğinde ... plakalı karşı aracın değil, ... plakalı müvekkiline ait aracın %100 kusurlu olduğu görüldüğünden davalıların sorumluluğunun bulunduğu konusunda tereddüt bulunmadığını, müvekkilin aracının daha önce herhangi bir kaza geçmişi olmadığını, oluşan bu kaza ile kaza kaydı oluştuğunu ve bu durumun dahi tek başına değer kaybına sebebiyet verdiğinin açık olduğunu, davanın reddine yönelik önceki karar tümüyle istinaf edilmiş olup istinaf başvurusunda sadece bu kapsamda bariz hatalara değinilmesi diğer hususların kabul edildiği anlamına gelmediğinden hasarsızlık indirimine konu talepleri bakımından kazanılmış hak durumunun oluşmasının mümkün olmadığını, bu talepleri bakımından da davanın kabulü gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, ... plakalı araçta oluştuğu iddia edilen değer kaybı ile hasarsızlık indirimi kaybına ilişkin zararların davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece önceki karar ile bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda, davalı sigorta şirketinin sigortalısının çalışanın idaresindeki dava konusu aracın kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olup Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 26/02/2023 tarihli ek raporunda; davacının 02.12.2015-02.12.2016 vadeli kasko poliçesinin dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından ilk poliçe sona erdikten yaklaşık 1 ay sonra 05.01.2017-05.01.2018 vadeli olarak 6.584,75 TL prim karşılığı tanzim edildiği, bu durumda ilgili poliçeler kapsamında tarife gereği hasarsızlık indirimlerinin uygulanabilmesi ve/veya bir diğer ifade ile devam ediyor olması için poliçelerin birbirini takip eden süreler zarfında kesintisiz olarak yenilenmesi ve hasarsızlık halinin bu süreler ve süreler zarfında kesintisiz devam etmesi şartının aranacağı, kazaya karışan araçların trafik sigortacısı konumunda olan ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. arasında kusur oranları konusunda 05.10.2016 tarihinde yazılı olarak varılan  mutabakat  konusu kusur oranı konusunda nihai takdir hakkı mahkemeye ait olmak üzere heyetleri tarafından benimsendiği, somut olayda, dava konusu kaza nedeniyle davacıya ait ... plakalı aracın onarımının ... Ticaret A.Ş.'de yapıldığı ve onarım bedelinin 12.054,01 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle geçerli olan Yargıtay ilamlarına göre, araçlardaki değer kaybının, aracın kazadan önceki hasarsız ikinci el rayiç satış değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki ikinci el rayiç satış değeri arasındaki farktan ibaret olduğu, bu nedenle davacıya ait araçtaki değer kaybının tespitinde bu kritere göre hesaplama yapıldığı, ekspertiz raporu ve hasarlı araç fotoğraflarının incelenmesinden, dava konusu araç ile ilgili değiştirilen ve düzeltilen parçaların olmadığı, toplam hasar miktarının 12.054,01 TL olduğu, dava konusu aracın, bu kazadan önce kazasının olmadığı, yapılan onarım işleminin, orijinal parça ve malzeme ile yetkili serviste yapıldığı, dosyada bulunan ve ... plakalı aracın hasarlı halini gösteren fotoğrafta da görüldüğü üzere araçta değer kaybına etki edecek bir parçasının hasar görmediği, hasar gören parçaların plastik ön tampon, arka tampon kaplaması, ön sis far, ön ızgara ve mekanik parçalardan ilave radyatör olduğu dikkate alındığında, araçta değer kaybı oluşmadığı, takdiri Mahkemeye ait  olmak üzere davalıya emanet olunan aracın bu sırada gördüğü  zarar  olgusunda ilgili akdin ihlalinden kaynaklı olası bir zararın yanı sıra haksız fiil sonucu ortaya çıkan tazminat taleplerinin otel işletmesi ve onun  sigortacısı işveren tarafından giderilmesi gerektiği, bu kapsamda davalı yanların % 100 oranında tamamen kusurlu olması nedeniyle işbu zarara sebebiyet veren tarafın ... plakalı araç sürücüsü olması sebebiyle kazanın oluşumunda davalı tarafın %100 kusurlu olduğu, ancak davacıya ait araçta bir değer kaybı oluşmadığından davacının, davalılardan talep edebileceği bir maddi zararının da mevcut olmadığı bildirmiştir. Somut olayda, dava konusu zarar, davalı otel çalışanı tarafından davacı şirkete ait ... plakalı aracın park edilmesi sırasında meydana gelmiştir. Söz konusu kazanın meydana gelmesinde davacı şirkete ait aracı kullanan davalı otel çalışanının %100 kusurlu olduğu sabittir. Bu kazadan sonra söz konusu aracın onarımının orijinal parça ve malzeme ile yetkili servis olan ... Ticaret A.Ş.'de yapıldığı, bilirkişinin tespitlerine göre aracın, değer kaybına etki edecek bir parçasının hasar görmediği, hasar gören parçaların plastik ön tampon, arka tampon kaplaması, ön sis far, ön ızgara ve mekanik parçalardan ilave radyatör olduğu dikkate alındığında araçta değer kaybı oluşmadığı anlaşılmakla Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerine görülmemiştir. Ayrıca ilk derece Mahkemesinin önceki kararının, sadece araçtaki değer kaybı yönünden istinaf edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususun aksine ileri sürdüğü hasarsızlık indirimine konu taleplere yönelik istinaf sebebinin incelenmesi de mümkün değildir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/902 Esas, 2023/237 Karar ve 14/03/2023 kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 45,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 382,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere Üye Hakim ...'in karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi.25.04.2024<br>MUHALEFET ŞERHİ Öncelikle Mahkemece tesis edilen istinaf başvurusuna konu kararın esas bakımından incelenmesine geçmeden önce bazı hususların üzerinde durmak gerekmiştir. Anayasanın 141/III maddesi uyarınca Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde ayrıntılı bir şekilde hükmün kapsamı düzenlenmiş olup hükmün  hangi hususları kapsayacağı maddeler halinde ve açıkça belirtilmiştir. HMK'nun 297/1-c bendinde \"Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin hükümde gösterilmesi\" gerektiğine yer verilmiştir. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak (m.33), hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. Hakim hükmün gerekçesini hazırlarken yargı kararlarından (içtihatlardan) ve bilimsel görüşlerden yararlanır (TMK m.1). Gerekçe çok önemli olduğundan, Anayasa'ya \"bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı\" hakkında açık hüküm konulmuştur (Anayasa m.141/3) (Prof.Dr.Baki Kuru, Prof.Dr.Ramazan Arslan, Prof. Dr.Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku 22. Baskı,sayfa 472). \"...Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece bozma üzerine verilen kararda davacı iddiası ile davalı savunması yazılmış, Dairemizin bozma kararı özetlenmiş, gerekçe olarak aynen “Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama doğrultusunda başka bir bilirkişi heyeti oluşturularak banka müdürü ve insan kaynakları uzmanından rapor aldırılmış, bilirkişi kurulunun raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere her ne kadar davalı tarafça davacının iş akdi 06.01.2012 tarihinde işletmesel nedenlerle feshedilmiş ise de bu kararın yerinde ve isabetli olmadığı anlaşılmıştır”  açıklaması yapılmıştır. Mahkemece davanın kabulünün gerekçesi hiçbir bir şekilde açıklanmamış, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi kurulunun raporuna atıf ile yetinilmiştir. Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Mahkemenin kararı T.C. Anayasası’ nın 141 ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımamaktadır. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir...\" (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/16428 Esas 2016/12347 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, Mahkemece, kararda, sadece bilirkişi ek raporuna atıf yapılmış ise de, raporda yer verilen görüş ve tespitler herhangi bir gerekçeye bağlanmadan karar verildiğinden Mahkemenin kanaatinin gerekçesi hiçbir bir şekilde açıklanmamış olup bu nedenle davanın reddine yönelik verilen kararın, bir gerekçe ve hukuki değerlendirme ihtiva ettiğinden söz edilemez. Alınan rapora hangi nedenle itibar edildiği hususunda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi iddia ve savunmanın değerlendirilmesi yönünden hangi tarafın haklı, hangisinin haksız olduğu hususunda da herhangi bir gerekçeye yer verilmediği, ayrıca kararda davanın reddine dair kanaate nasıl ve hangi delile dayanılarak varıldığı da tartışılmamıştır.  Öte yandan bilirkişi raporuna atıf da kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Oysa kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Bu nedenle Mahkemenin, belirtilen yasal düzenlemelerin aksine, gerekçesiz şekilde oluşturduğu karar usul ve yasaya uygun değildir. Kabul şekline göre ise, dava konusu araç, park edilmek üzere davalı ... çalışanı olan ...'e teslim edilmekle davacı ile davalı ... arasında 6098 sayılı TBK'nun 561 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan vedia (saklama) sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. Buna göre, dava konusu araç valeye teslim edilmesi ile birlikte zilyetlik davalı tarafa geçtiğinden artık, aracın teslim alındığı gibi davacıya teslim edilmesi gerekir. Somut olayda ise, davalı taraf, sözleşmenin kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davranmak suretiyle araçta zararın oluşmasına sebebiyet vermiştir. Davacı tarafından sunulan faturalara göre dava konusu aracın onarımı ile ilgili bir takım işlemlerin yapıldığı sabittir. Ayrıca dosya kapsamında yer alan e-mail yazışmalarına göre, araçta 10.500,00 TL değer kaybı oluştuğunun belirlendiği ancak poliçede yer alan kloz gereği 1.000,00 TL ödeme yapılabileceği davalı sigortacı tarafından bildirilmiştir. Bu hususların varlığına rağmen ve ek raporda dava konusu aracın, bahsi geçen kazadan önce kazasının olmadığı, onarım işleminin, orijinal parça ve malzeme ile yetkili serviste yapıldığı, hasar gören parçaların plastik ön tampon, arka tampon kaplaması, ön sis far, ön ızgara ve mekanik parçalardan ilave radyatör olduğu hususları da tespit edilmiş iken araçta değer kaybı oluşmadığı yönünde alınan ek raporun, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düştüğünden söz edilemez. Bu nedenle dosya arasında bulunan bilgi ve belgeler, dava konusu aracın hasarı ile ilgili sair deliller nazara alınıp değer kaybı tespiti yönünden gerekirse yeni bir bilirkişi yada bilirkişi heyetinden rapor alınarak ve tarafların sorumluluk durumlarının \"... Otel Paket Poliçesi\" ve 6098 sayılı TBK'nun 561 ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesis edilmemesi de doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle davacının istinaf başvurusu yerinde olup bu gerekçeler doğrultusunda yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, bu yönüyle karara muhalif kaldığımı bildiririm.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"481e587ce126c53a","SID":"9d04a410b97dc600"}}