{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/606 Esas<br>KARAR NO: 2024/898<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/02/2024<br>NUMARASI: 2023/213 Esas,  2024/19 Karar <br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>DAVA TARİHİ: 19/01/2016<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... markasını ihtiva eden kutuları ... isimli şahsa ürettirdiğini, bu kutuların taklit ürünlerde kullanıldığının Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2015/168 D.İş sayılı dosyası ile tespit ettirildiğini, bu dosyaya davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile bu ürünleri davalının fason olarak yaptırdığını ikrar ettiğini, tespit edilen ürünlerin melaminden mamul tepsiler olduğunu, müvekkilinin markasının tepsilerinde \"Bu sınıfa dahil elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri\" emtialarında tescilli olduğunu, karşı tarafın müvekkilin ... ibaresi ile müvekkilin markasına illibas yaratarak haksız kazanç peşinde olduğunu, davalı tarafından müvekkilin markasından doğan hakları ihlal ettiğini,  karşı tarafın fiillerinin aynı zamanda TTK 54.vd maddeleri gereği haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, bu eylemlerin müvekkilinin ...ve ... isimli marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle tecavüzün giderilmesine,  tecavüzün ortadan kaldırılmasına,   şimdilik 25.000-TL maddi tazminat ile 30.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin Alman şirketi olduğunu, WlPO’da Almanya’da ve birçok ülkede tescilli olan \"...\" markasını kullandığını, \"...\" markasını Almanya'da kendi adına 2003'te tescil ettirdiğini, aynı yıl \"...\" markasını şirkete vekil olarak ... şirketi adına Türkiye'de tescil ettirdiğini, ... ile davacının eylem birliği içinde kendi aralarında markayı devrettiklerini Almanya'da \"...\" markasının asıl hak sahibi olduklarının hüküm altına alındığını, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/173 E. sayılı dava ile hükümsüzlük talep ettiklerini, müvekkili firmanın dünyanın muhtelif bölgelerinde üretim yaptırdığı gibi Türkiye'de de üretim yaptırdığını, tespite konu ürünlerin Almanya'da satış ve pazarlaması yapılmak üzere üretilmiş ürünler olduğunu, taklit değil, müvekkilinin kendi orijinal Avrupa Topluluk markası ürünleri olduğunu, satış pazarı ve tüketicileri farklı olduğundan firmalar arasında haksız kazancın doğmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait  .... ibareli marka tescilleri bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin ... ibareli markasını yurtdışında da tescil ettirdiğini, davalının imal etmiş olduğu ürünler ile yedindeki kalıpların ve vs. kullanımının 556 sayılı KHK. ve TTK. 54 maddeleri uyarınca tecavüz teşkil etmesi nedeniyle müvekkil firmaya ait ... ve ... ibareli markasından doğan hakları ihlal eder nitelikte ürün imalinin satışının ve dağıtımının, ithalinin ve ihracının, yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasının önlenmesi ve tecavüz teşkil eden ürünler ile ürünlerin imal edildiği kalıpların ve ambalaj malzemelerinin yediemine teslimine, tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle tecavüzün giderilmesine, 25.000-TL maddi ve 30.000-TL manevi tazminata hükmedilmesine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen Almanya için üretilen kutuların Almanya'daki patent sahibinin ... şirketi olduğunu, ... şirketi ile zorunlu dava arkadaşlıklarının söz konusu olduğunu, ... şirketinin davaya dahil edilmesi için dava dilekçesinin ve kendi cevap dilekçelerinin tebliğ edilmesini istediklerini, ürünlerin iç piyasaya yönelik olmayıp Almanya'ya yönelik üretildiğini bu nedenle yurtiçinde davacı tarafın markasının kullanımının söz konusu olmadığını, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/13 esas sayılı doyasında ... firmasıyla davacı taraf arasında marka iptaline yönelik dava açıldığını savunarak, davaların birleştirilmeni, davanın  reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince, 09/12/2022 tarih ve 2021/42 E-2022/290 K.sayılı karar ile davanın reddine dair karar verilmiş, verilen karar; Dairemizin 03/11/2023 tarih ve 2023/443 -1621 E-K sayılı ilamı ile, somut uyuşmazlıkta asıl dava ve birleşen dava olmak üzere iki ayrı dava mevcut olmasına rağmen mahkemece kısa kararda ve hükümde \"davanın reddine\" şeklinde tek bir karar verilmesinin HMK 355.md aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle kaldırılmıştır.  İlk derece mahkemesince, Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; Davacının \"...\" kelime markasının tüm sınıflar bakımından 18/07/2011 tarihinden itibaren 2011/59455 numarası ile tescilli olduğu, davacının aynı kelime unsurunu havi başka markalarının da TPMK nezdinde ve yurtdışında tescilli olduğu ancak davacının, ana dosya davalısının tescillerinin bulunduğu ve ticari faaliyetini yürüttüğü Almanya'da tescilinin bulunmadığı, davalının, davacı aleyhine, davaya konu dayanak markasının gerçek hak sahipliği ve kötüniyetli tescil nedeni ile açmış olduğu (mahkememizce bekletici mesele yapılan) davasının esastan reddedildiği, bu itibarla Türkiye için marka hakkının davacıda olduğu, davalının Almanya ve başka ülkelerde tescilli \"...\" ibareli markalarının bulunduğu, değişik iş dosyası ile tespit olunan ürün ambalajlarında, davalının Almanya'da tescilli markasını, tescil edilmiş olduğu haliyle \"...\" şeklinde yer aldığı ve Türkçe değil, Almanca ibarelerin yer aldığı, sunulan tüm delil ve yazışma örneklerine göre davalının Türkiye'de herhangi bir ticari faaliyette bulunmayıp söz konusu ürünlerin şirket merkezi Almanya'da kullanılmak üzere, birleşen dosya davalısına ürettirildiği, ürünlerin üzerinde birleşen dosya davalısına ait \"...\" markasının bulunduğu, davalıların fiili kullanımının bir bütün olarak değerlendirilmesinde yazışmalarında da açıkça belirttikleri üzere \"ürünlerin Türkiye satış ve pazarlama bölgesi hariç şirket merkezinin bulunduğu Almanya'da kullanılmak üzere\" üretilmesinde anlaştıkları, ürünlerin üzerinde birleşen dosya davalısının markasının yer aldığı, ambalajda yer alan \"...\" ibaresinin ise markasal nitelikten ziyade ürünleri teslim alacak davalıyı işaret etmek üzere, ticari dürüstlük kuralları çerçevesinde ve Türkiye'de davacının markasal haklarına tecavüz oluşturacak ticari faaliyetlerden kaçınma saikine sahip olunarak yer aldığı, davalıların fiillerinin 556 sayılı KHK'nun 9/2(c) maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, zira davalıların ürünlerin üzerinde \"...\" markasını kullanarak benzerlik ve karıştırma ihtimalini ortadan kaldırdığı, marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Asıl ve birlşen davada savacı vekili istinaf dilekçesinde; -556 sayılı KHK 9/2.c maddesinde haksız işareti taşıyan malın ithal ve ihracatının marka sahibi tarafından yasaklanabileceği ve bu eylemlerin markaya hakkının ihlalinin oluşturacağının düzenlendiğini,  -Mahkemenin gerekçesinde Türkiye'de herhangi bir ticari faaliyette bulunmayıp söz konusu ürünlerin şirket merkezi olan Almanya'da kullanılmak üzere birleşen dosya davalısına ürettirildiği\" şeklindeki gerekçenin  ülkesellik ilkesi gereği yerinde olmadığını, -KHK 9/2.c maddesinde malın ithal ve ihracının marka sahibince yasaklanabileceğini ve bu fiillerin marka hakkının ihlali olduğunun düzenlendiğini, haksız işaretin gümrük bölgesine girmesi halinin de markanın tecavüzü olduğunu, Gümrük Kanunu'nun 2,3/14 md dikkate alınacağını, transit malların Türkiye Cumhuriyeti topraklarından geçişinin de markaya tecavüz olarak kabul edildiğini, bu durumda davalı ... firmasının talebi ile davalı ...'ın kendi markalı ürünlerini müvekkilinin ... ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar aynı olan ... ibareli kutular içine koyarak  ticari amaç için elinde bulundurmasının, ürün Türkiye'de satılmasa dahi yurt dışında satılmak için hazırlıklara girişilmesinin açık şekilde marka ihlali olduğunu, -Tarafalar arasında uyuşmazlık olmasına rağmen markayı içeren kutuların Türkiye'de yapıldığını ve kutular içerisinde fason ürünler ürettirilerek kullanıldığını, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davalının kutulama işlemini Almanya da yaptırması gerektiğini, diğer davalının da müvekkili firmadan hatta taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlıkatan haberdar olduğunu, -Müvekkilinin markası bulunan kutulara kendi ürünlerini yerleştirmesinin marka hakkının ihlali olup kusursuzluktan bahsedemeyeceğini, ürün ambalajı içindeki ürünlerde ... markasının bulunmasının da iltibası engellemeyeceğini,-Marka ile birlikte Almanca ibare kullanımının markaları farklılaştırmayacağı gibi bu durumun ürünlerin Almanya'da satılacağı anlamına gelmeyeceğini, müvekkilinin farklı ülkelerde de tescili olduğunu, taraflar arasındaki yazışmaların da dikkate alınmayacağını, -Davalının iyiniyetli olmadığını, müvekkilinin Türkiye'deki mağazalarından birinin fooğrafının davalının internet sitesinde kendi mağazası gibi kullanıldığını, haksız rekabet de oluştuğunu, malın ticari amaçla bulundurulduğunun sabit olduğunu, bir an için ürünün Türkiye'de satılmadığı müvekkilinin zarara uğramadığı düşünülse dahi manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, davalıların, davacı markasından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Karar asıl ve birleşen davada davacı vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl ve birleşen dava davacısı adına Türkiye'de tescilli \"...\" ibareli  markasının, asıl dava davalısı tarafından Almanya'da kendi tescil ettirildiği, asıl dava davacısının Almanya'da marka tescilinin bulunmadığı, değişik iş dosyası ile tespit olunan ürün ambalajlarında, davalının Almanya'da tescilli markasını, tescil edilmiş olduğu haliyle \"...\" şeklinde yer aldığı, asıl dava davalısının Türkiye'de herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığı, söz konusu ürünlerin şirket merkezi Almanya'da kullanılmak üzere, birleşen dosya davalısına ürettirildiği, ürünlerin üzerinde birleşen dosya davalısına ait \"...\" markasının bulunduğu,  asıl ve birleşen dosya davalılarının, ürünlerin Türkiye satış ve pazarlama bölgesi hariç şirket merkezinin bulunduğu Almanya'da kullanılmak üzere üretilmesinde anlaştıkları, ürünlerin üzerinde birleşen dosya davalısının markasının yer aldığı, ambalajda yer alan \"...\" ibaresinin ise markasal nitelikten ziyade ürünleri teslim alacak davalıyı işaret etmek üzere yer aldığı, davalıların fiillerinin  marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Ana davada ve birleşen davada davacı...birleşen davanın davacısı tarafından harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı...birleşen davanın davacısı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26db49a8ba529655","SID":"143aabbd88c71780"}}