{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/695 <br>KARAR NO: 2024/674<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/02/2021<br>NUMARASI: 2019/1022 E. -  2021/84 K. <br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirketin Feshi<br>Taraflar arasındaki limited şirketin feshi davasının ilk  derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin modacı  ve sektöründe tanınan bilinen bir isim olduğunu, kendisinin ismiyle kurulan ve ortakları arasında yer aldığı davalı şirketin 26.10.2015 tarihinde 8933 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 593 ve 594. sayfalarında yayınlanarak kurulduğunu, kuruluş amacının, esas sözleşmesinde yer aldığı üzere, muhtelif ticari faaliyetlerin yürütülmesi iken, somutta, kuruluş sırasında bodrum katta tutulan küçük bir tekstil atölyesi ve birkaç makine ile başlayan sürecin zamanla takipsizlikten ve tarafların şirket işleri ile uğraşmamasından dolayı durduğunu, uzun süredir de durgun şekilde devam ettiğini, şirketin sigorta kayıtları celp edildiğinde, bu durumun görüleceğini, şu anda şirket çalışanının dahi mevcut olmadığını, tek çalışan pozisyonundaki ... isimli modacının da şirketle olan iş akdini, ihtarname ile özlük hakları ödenmediğinden haklı nedenle feshettiğini bildirdiğini, yine bu kişinin  şirketin kullanımına tahsis ettiği isim hakkını da azlettiğini, şirketin artık devamına imkan  olmadığını, şirketin kuruluşundan itibaren kısa bir süre sürdürülen ticari faaliyetlerin uzunca bir süredir askıya alınmış olduğunu, yıllardır ne şirket genel kurulu toplandığını, ne de yönetim kurulu faaliyeti yapıldığını, şirket adına resmi hiçbir işlem olmadığı gibi müvekkilinin ismi ile kurulmuş olan şirketin varlığının müvekkilini ticari yönden de belirsizliğe ittiğini, bu nedenle, şirketin devamının hem ekonomik yönden hem de ticari yönden mümkün  olmadığını,  adını taşıyan şirkete müvekkilinin müdahale şansı olmadığını, kuruluş sermayesinin nereye sarfedildiğinin belli olmadığını, bu konuda müvekkiline verilmiş bir bilginin de  bulunmadığını, bu sebeplerin TTK'nın 636.maddesindeki haklı sebeple fesih şartlarını ortaya koyduğunu, zira şirketin devamlılığının kalmadığını, ayrıca taraflara kuruluş sözleşmesi ve genel kurallar gereği sağladığı bir menfaatin de bulunmadığını, şirketin kuruluşundan itibaren, bankaya yatırılan kuruluş sermayesinin kim tarafından nasıl sarf edildiğinden en son noktaya kadar, şirketin adına hangi faaliyetin hangi şekilde yürütüldüğü konusunda müvekkiline sunulmuş bir bilginin mevcut olmadığını, limited şirketlerin  ortaklar arasındaki güvene dayalı olarak kurulan ticari şirketler olduğunu, ortaklar arası güven ve iş birliğini zedeleyen davranışların TTK'ya göre haklı nedenlerle limited ortaklığın sona ermesi nedeni olduğunu, şirket ortaklarının bir birlerine karşı güveni kalmadığından ve artık bu şartlar altında şirketin devamı mümkün olmadığından haklı nedenlerden dolayı şirketin feshi gerektiğini ileri sürerek, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı  davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...  Şirketin ticaret sicil kayıtları, bir kısım defter örnekleri dosyamız arasına alınıp incelenmiştir.Yapılan incelemede, şirketin 2015 yılından beri hiç bir toplantı yapmadığı, karar almadığı, ortaklar kurulunun toplantıya çağrılmadığı görülmüştür.Davacı vekili duruşmada; ortakların biraraya gelip fesih konusunda karar alamadığını,  şirketin pasif durumda olduğunu,  bildirilen tanığın ihtarname gönderen kişi olduğunu,  gerekirse müvekkilinin tasfiye memuru olarak tayin edilmesini istediğini, diğer ortağın cezaevinde olduğunu müvekkilinden duyduğunu, beyan etmiştir.Davalı şirket ile ilgili yapılan araştırmada herhangi bir faaliyet ve malvarlığı tespit edilemediği anlaşılmıştır. Davacı tarafın sunduğu belgelerden, davacının kendi payını ... isimli kişiye noterde satış sözleşmesi yaptığı ancak ortaklar kurulunca devrin onanmadığı ve tescil ve ilan edilmediği görülmüştür.İncelenen sicil kayıtlarından, şirketin diğer %50 oranında ortağı ve yetkilisinin ... olduğu görülmüş, yapılan tebligata rağmen davaya katılmadığı ve bir beyanda da bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava, davacının %50 ortak olduğu Limited şirketin gayri faal olması nedeniyle fesih istemine ilişkindir. Davacının %50 ortağı olduğu davalı şirketin diğer ortağı ...'ye ulaşılamadığı, ortakların bir araya gelmediği, davacının devrettiği ortaklık hissesinin onanması için ortaklar kurulunun toplanmadığı ve davacının ortak olmaya devam ettiği, şirketin 2015 yılından itibaren hiç bir işlem ve ilanının olmadığı, pasif durumda olan şirketin bir malvarlığının da olmadığı, bu durumda şirketin TTK'nın 636/5. Maddesi yollaması ile TTK'nın 532 ila 548. Maddeleri uyarınca haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, şirketin tasfiyesinin kapsamlı olmayacak olması ve tasfiye memuruna ödenecek ücretin davacı tarafından karşılanacak olması nazara alınarak, talep uyarınca davacının tasfiye memuru olarak atanmasına ve tasfiye memuru olarak ödenecek ücretlerin ortaklar kurulunca kararlaştırılmasına, davacının yapacağı masrafın tasfiye sonucunda şirketten karşılanmasına karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. ...\"  gerekçesiyle, davacının davasının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... ticaret sicil numarasına kayıtlı ... Ltd. Şti.'nin feshine, şirketin tasfiye işlemlerinde görevli ve yetkili olarak davacı olan ... TC kimlik nolu ...'ün tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memurunun ücretinin ve giderlerin şirket bütçesinden ve ortaklar kurulu kararıyla karşılanmasına, davacı tarafça tasfiye memuru sıfatıyla yapılacak giderlerin sonuçta şirketçe karşılanmasına karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirket yetkilisi olan ...'ye rahatça ulaşabilecekken, dava yolunu tercih ettiğini, ...'nin müdür olarak atanan kardeşi ...'nun şirket yönetiminden istifası ve bu istifanın ilan edilmesinden sonra şirkette yalnız kaldığını, davacının adını taşıyan şirketle ilgilenmediğini, binlerce TL'na malolan ... isim hakkının kullanılması yerine şirket hissesini bu kişiye devretmeye çalıştığını, ayrıca ...'nin tek taraflı olarak iş akdinin feshi söz konusu olsa bile  isim hakkı kullanımının ayrı bir sözleşmenin konusu olduğunu, çünkü bu ismin kullanımı için sözleşme yapıldığını, bu sözleşmenin karşılığı olarak bir bedel ödenmediğini, davacının kendi adını taşıyan şirkete gelen tebligatları müvekkili şirketin yetkilisi ...'ye iletmeyerek, dava sırasında cevap hakkı kullanılmasını da engellediğini, oysa davacının, yetkili ...'nin iletişim bilgilerine sahip olduğunu, davacı ve şirket yetkilisi ...'nin aynı oranda olmak üzere % 50 şirket hissesine sahip olduğunu, davacının iddiasının aksine şirket faaliyetlerine katılmayan davacının şirketin zarara uğramasına neden olduğunu,  şirketin varlıklarından olan ... isim hakkının moda dünyasında ve tekstil piyasasında ciddi bir maddi değere sahip olduğunu, şirketin feshi halinde telefisi mümkün olmayan zararın ortaya çıkacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 636. maddesi uyarınca,  limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 636/3. maddesinde; haklı sebeplerin bulunması halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Limited  şirketlerde şirketin haklı sebeplerle feshine haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu TTK'da sayılmamış olup, doktrinde ve yargı kararlarında yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar; zorunlu organların mevcut olmaması, genel kurulun toplanamaması, uzun süre kar dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmelerdir.Davacı tarafından fesih gerekçesi olarak; şirketin  ortak tarafların şirket işleri ile uğraşmamasından dolayı  şirket faaliyetlerinin durduğu, şirketin kuruluşundan sonra kısa süren çalışmaların devam etmediği,  yıllardır şirket genel kurulunun toplanmadığı, yönetim kurulu faaliyeti yapılmadığı, şirket adına resmi hiçbir işlem olmadığı, çalışmaların askıda olduğu, çalışanının bulunmadığı, ortaklar arasında güvenin olmadığı, sermayesinin nereye harcandığının belli olmadığı,  tek çalışan pozisyonundaki ... isimli modacının da şirketle olan iş akdini, ihtarname ile özlük hakları ödenmediğinden haklı nedenle feshettiğini bildirdiği, yine bu kişinin  şirketin kullanımına tahsis ettiği isim hakkını da azlettiği, şirketin artık devamına imkan  olmadığı hususları ileri sürülmüştür. Mahkemece, SGK, Vergi Dairesi, Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Belediyeye yazı yazılmış, davalı şirket temsilcisine tebligat yapılmış, şirketin 2015 yılından itibaren hiç bir işlem ve ilanının olmadığı, pasif durumda olan şirketin bir malvarlığının da olmadığı gerekçesiyle,  şirketin  haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğü sicil kayıtlarına göre davalı şirketin, 26.10.2015 tarihinde kurulduğu ve iki ortaklı olduğu,  davacının ve  dava dışı ...'nin %50'şer oranında ortak  olduğu, ana sözleşmede  ...'nin ve dava dışı ...nun müdür olarak atandıkları, münferiden şirketi temsile yetkili kılındıkları, ...'nin ayrıca davalı şirkette müdürler kurulu başkanı olarak atandığı,  münferiden  şirketi temsile yetkili olduğu, daha sonra ... müdürlükten istifa ettiği, 14.12.2015 tarihli ve 2015/1 sayılı ortaklar kurul kararı ile istifanın kabul edildiği, bu kararın 24.12.2015 tarihinde ilan edildiği,  şirketin son tescilini 21.12.2015 tarihinde yaptırdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece davalı şirketin feshine karar verilmiş ise de, fesih şartlarının oluştuğu konusunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının sunulmasının dahi sağlanmadığı, haklı nedenlerin varlığının bu kapsamda incelenmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle,  davalı şirket defter ve kayıtları da  temin edilmek suretiyle alınacak  bilirkişi  raporu ile  şirketin ticari defter ve kayıtları incelenerek, davalı şirketin halen gayrı faal olup olmadığı,  ana sözleşmede kuruluş amacına uygun faaliyeti bulunup bulunmadığı,  ticari faaliyetlerinin uzunca bir süredir askıya alınmış olup olmadığı hususlarının tespiti ile haklı nedenin varlığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.02.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ff1e2e31f034380","SID":"45610606a8dcfe47"}}