{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/747 <br>KARAR NO: 2024/651<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/03/2021<br>NUMARASI: 2018/147 E. -  2021/243 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıdan olan alacağına ilişkin  faizi ile birlikte toplam 46.605,05 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak söz konusu takibin 43.202,59 TL olan kısmına itiraz edildiğini ve  borcun 3.402, 46 TL olan kısmının kabul edilerek ödendiğini,  icra takibinine, davalı tarafından yapılan kısmi itiraz nedeniyle durduğunu, icra takibine konu ... ve ... nolu  faturalar nedeni ile davalı tarafa icra takibi başlatıldığını, davalının itirazında haksız olduğunu, ticari defter ve kayıtların incelendiğinde söz konusu alacağa ilişkin borçlunun icra takibine dayanak olan faturalara ilişkin  herhangi bir ödemesinin olmadığının açık bir şekilde görüleceğini, müvekkili şirketin haklı alacağının tahsili  nedeniyle başlatılmış olan icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini iddia ederek, borçlunun  itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle;  davacının alacak iddiasına dayanak gösterdiği ... seri numaralı faturaya konu mal tesliminin gerçekleştirilemediğini  ve müvekkiline iş bu faturanın tebliğ edilmediğini, bu faturadan kaynaklı alacak iddiasının soyut ve mesnetsiz olup tamamen ispata matuf olduğunu, ... seri numaralı dava konusu faturada bahsedilen malların tümünün gizli ayıplı olup,  ayıplı ürünlerin davacıya iade edildiğini, bu hususta iade faturaları düzenlenerek faturaların  tebliğ edildiğini bildirerek usule ve yasaya aykırı şekilde  ikame edilen haksız  davanın tümüyle reddi ile kötü niyetli olarak iş bu davayı ikame eden davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tüm dosya kapsamında davalının aksine bir delilinin bulunmadığı, neticeten davacının faturalardan dolayı takip tarihi itibariyle davalıdan olan asıl alacağının  5.749,84 -TL olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile takibin   5.749,84 -TL açısından iptaline, takibin  5.749,84 -TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren alacaklının talebi aşılmamak koşuluyla değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile devamına, dava İİK'nun 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak belirlenebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen toplam alacağın %20'si oranında İİK'nun 67.maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği;davalının dava tarihinden sonra yapmış olduğu ödemenin ise icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmış ; davanın kısmen kabulü ile davalının itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiş, 6098 sayılı Borçlar Kanunun Borçlunun  Temerrütü  başlıklı  117 maddesine  uyun olarak takip tarihinden  önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı,  taraflar arasında yazılı bir  sözleşme ve belirli bir vade de olmadığından takip tarihi itibariyle davacının işlemiş faiz alacağının bulunmadığından işlemiş faize ilişkin itirazın iptali talebin reddine karar vermek gerekmiş...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 5.749,84 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin 5.749,84 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren alacaklının talebi aşılmamak koşuluyla değişik oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacağın(5.749,84TL) %20'si üzerinden hesap edilen 1.149,8  TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafça yapılan icra dosyasına yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kısmen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili  şirket ile davalı arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin davalıdan olan alacağına ilişkin olarak icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu faturalar nedeniyle takip başlatıldığını, davalının borcu olmadığını ileri sürdüğünü, borcun ödendiğine dair herhangi bir evrak ibraz etmediğini, davalı tarafça faturaya ilişkin gönderilen ürünlerin iade edildiğinden iade faturası düzenlendiğinden söz edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki ve satın alma işleminin birçok kez olduğunu, toplamda 6 adet fatura kesildiğini, davalı şirketin gönderilen ürünlerin bir kısmına ilişkin ayıplı mal gerekçesiyle göndermiş olduğu ürünler ve buna ilişkin iade faturalarının söz konusu olduğunu, ancak müvekkili şirket tarafından kesilen bu faturalara ilişkin davalı tarafından ödenmesi gereken borcun ayrı tutulduğunu, iade faturalarının müvekkili tarafından borçtan düşüldükten sonra kalan kısmının icra konusu yapıldığını, müvekkili şirket tarafından gönderilen ürünlerin teslim alınmış olmasına rağmen davalı tarafça faturaların kabul edilmemesinin gerçeklikten uzak olduğunu, söz konusu iade faturalarının müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarından da düşüldüğünü, davada ayıplı malların ücreti ya da o ürünlere ilişkin alacak talebinin söz konusu olmadığını, daha önceden noter ihtarnamesinde konu edildiğini, kök ve ek raporda davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun belirlendiğini, ... sayılı bir iade faturasının söz konusu olmadığını, böyle bir faturanın müvekkili şirkete hiçbir şekilde ulaşmadığı gibi bu faturaya ilişkin bir ürünün iadesinin olmadığını, vade tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, ürünleri teslim alan şirketin yarar sağladığının şüpheden uzak olduğunu, ödeme emrinde de fatura tarihlerinden itibaren yasal faiz işlenebileceğinin belirtildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda müvekkili şirketin defterlerinin delil niteliğinde bulunduğu kanaatine varıldığını, buna rağmen ödeme dikkate alınmaksızın 3.402,46 TL borcun bulunduğu sonucuna varıldığını, ek raporun taraflarına tebliğinden itibaren yasal süresinde itirazların dosyaya sunulduğunu, itirazların mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından delil vasfının bulunmadığını, ticari defterlerin davacı lehine esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... seri numaralı iade faturasının davacıya tebliğ edildiğini, davacı tarafça keşide edilen ihtarname ile hem ayıp hususunun hem de faturanın iade edildiğinin ikrar edilmiş olmasına rağmen ticari defterlerine işlenmediğini, bilirkişi raporunda davacının ticari kayıtlarının incelenmediğini, talimat yoluyla rapor alındığını, bila tarihli raporun hukuka aykırı ve denetime elverişli olmadığını, eksik inceleme sonucunda karar verildiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım ilişkisine dair faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkemenin kısmen kabul hükmünün usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davacının iddiası ile davalı savunmasının sübuta erip ermediğine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirkete 15.12.2017 tarihinde Hatay ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede, kusurlu olduğu iddiası ile iade edilen malların  teslim durumunda olduğu, bu anlamda teslimin gerçekleşmesi ve ücretin talep edilmesinin belirtildiği, içeriğinde şirket tarafından siparişe özel  bir şekilde üretilen 1200 adet ayakkabının özel olarak üretildiğini ve adet başına 65,00 TL  bedelle teslim edildiği, ancak muhatabın ..., ..., ..., ... nolu iade faturaları düzenleyerek toplamda 1200 adet ayakkabı bağcıklarının ucunda bulunan plastik maddede kusur olduğu gerekçesiyle iade edildiğini, iade gerekçesindeki kusur olarak belirtilen hususun basit bir düzenleme ile ortadan giderilmesinin mümkün olduğu, buna rağmen kusurun müvekkili tarafından giderilmesinin istendiği, üretici olan müvekkili şirketin söz konusu eksikliği hemen giderip ürünleri teslim etmek istediğini beyan ettiği halde muhatap şirketin ürünleri almaktan imtina ettiğini belirterek, üretilen 1200 adet ayakkabının iade edildiği günden  hemen sonrasında kusur olarak belirtilen bağcıklarındaki düzenlemenin yapılmış olduğu, yaklaşık 11 aydır hiçbir kusur olmaksızın teslimi hazır hale getirildiği ve gönderilmek üzere depoda muhafaza edilmiş olduğu halde muhatap şirketin teslim almamasının müvekkili şirketin zararına neden olduğu belirtilerek  teslim alınması aksi halde özel üretilen ürünlerin muhafaza ve masraflarının  rücu edileceğinin belirtildiği, davalı şirketin ise ihtarnameye cevaben 03.01.2018 tarihinde, Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnameyi davacı şirkete gönderdiği, içeriğinde ihtarnameye konu ayakkabıların müvekkili şirkete özel olarak üretildiği iddia edilmiş ise de iddianın kabulünün mümkün olmadığı, müvekkili şirket tarafından iade edilen ayakkabıların piyasada satışı zor olmayan alelade ayakkabılar olduğu, standart nitelikte üretildiği, şirketin sipariş ve talimatında da ayrık bir durumun söz konusu olmaması nedeniyle özel olarak üretildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, 1200 adet ayakkabının iade faturaları düzenlenerek iade edildiği belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığı, teslim edilen ayakkabılardan 1038 adedinin ihtarnamede bahsi geçen iade faturaları ile iade edildiği, ... nolu iade faturasının ise daha önce yapılan ve taraflarca mutabık kalınan farklı tarihli bir iadeye ilişkin olduğu belirtildiği, mevzuata aykırı olması nedeniyle ayıplı ayakkabıların iade edilerek müvekkilinin seçimlik hakkını kullanması ile sözleşmeden dönüldüğünden ayıp nedeniyle iade edilen ayakkabıların muhafaza ve diğer masraflarına ilişkin müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında 14.09.2017 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ... faturadan dolayı 6.177,60 TL ... nolu faturadan dolayı 37.552,76 TL ve fatura tarihlerinden itibaren işleyen 2.874,69 TL yasal faiz olmak üzere toplam 46.605,05 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı borcun olmadığı gerekçesiyle itiraz edildiği, itirazıda, ticari defter ve kayıtların incelenmesinde alacaklı tarafa 3.402,46 TL bakiye borcun bulunduğu belirtilerek kalan kısma itiraz edildiği, borcun 43.202,59 TL kısmına itiraz edildiğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından İİK 67 maddesi gereğince itiraz edilmeyen kısım yönünden bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Takibe konu edilen faturaların irsaliyeli faturalar olduğu tespit edilmiştir. Taraf delilleri dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra, gerek talimat yoluyla ile gerekse mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılarak raporlar alınmıştır. 28.06.2019 tarihli talimat bilirkişi raporunda; davacı tarafın 2016 ve 2017 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacı tarafa ait 2016 ve 2017 yılı ticari defterlerinin yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı ,ayrıca defterlerin usulüne uygun tutulduğunun görüldüğü, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi olan 05.09.2017 tarihi itibari ile faturaya bağlı ayakkabı vs. mal bedeli asıl alacağının 43.730,36 TL olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre; 2016 yılı açılış kayıtlarında olan önceki yıldan devir alacağının 5.465,80 TL olduğu, bu miktar alacağını 31.01.2016 tarihinde yapmış olduğu muhasebe kaydı ile ticari defterlerinde davalıdan alacağını sıfırlamış olduğunun görüldüğü, 19.11.2016 tarihinden itibaren tekrar davalı tarafa fatura karşılığı toplamda 244.728.00 TL miktarında mal gönderildiğinin görüldüğü, davalı tarafın 244.728 TL ticari mal alışına karşılık 13.04.2017 tarihinde 50.000 TL nakit para göndermiş olduğu, 180.458,60 TL lık mal iadesi (... nolu iade faturası dahil) ve 3.843,08 TL miktarında ise test bedeli yansıtma faturası düzenlendiği, toplam olarak davalı tarafın cari hesaptan dolayı alacağının 234.301,68 TL olarak hesaplandığı, (180.458,60450.00043.843,08) davacı tarafın  davacı tarafın keşide ettiği Hatay ... Noterliği 15.12.2017 tarihli ihtarnamesinde ... nolu faturanın da davacı tarafından görüldüğü belirtilmekte olduğu, fakat davacı tarafın iş bu faturayı kayıtlarına işlememiş olmakla beraber iş bu fatura ve içeriğine de 8 gün içinde itiraz ettiğine dair her hangi bir belgeye rastlanılmadığından iş bu faturanın da davacı yanca kabul edildiği kanaati oluştuğu, dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacı tarafın 244 728,00 TL miktarındaki mal bedeli alacağından davalı tarafın düzenlemiş olduğu iade faturaları, banka ödemeleri ve test bedeli yansıtma faturası toplamı olan 234.301,68 TL düşüldüğünde davacı tarafın 10.426,32 TL asıl alacağı olduğunun hesaplandığı, icra takip dosyası ile talep edilen işlemiş yasal faize ilişkin olarak; davacı tarafın keşide ettiği davalının asıl borcunu belirten herhangi bir ihtarname olmadığından takip tarihine kadar ki süre için işlemiş faizin talep edilemeyeceği belirtilmiştir. 24.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan ...-... no.lu irsaliyeli fatura alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davalının 2016 ve 2017 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi (05.09.2017) itibariyle davalının davacıya 3,402,46 TL borcunun bulunduğu,  özetle, takip tarihi itibari ile taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkının 7.023,86 TL olduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olup davacıda kayıtlı olmayan işlemlere ilişkin borç/alacak mahsubu toplamının 1.180,30 TL olduğu, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı defterinde kayıtlı olmayan davalı ispatına muhtaç bırakılan faturalar toplamının 2.347,38 TL olduğu, davacı ispatına muhtaç bırakılan faturalar toplamının 6.177,60 TL olduğu, diğer farkın ise talimatla incelenen raporun 5/6 sayfasındaki iade edilen faturaların toplamının yanlış hesaplanması sonucunda oluşan 334,04 TL tutarlı farktan kaynaklanmakta olduğu ve 334,04 TL tutarın davacı alacağına eklenmesi gerekeceği, neticeten, yukarıda izah edilen nedenlerle takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 5.749,84 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; ... sayılı bir iade faturasının söz konusu olmadığını, böyle bir faturanın müvekkili şirkete hiçbir şekilde ulaşmadığı gibi bu faturaya ilişkin bir ürün iadesi de olmadığını, bu faturanın davalı tarafça borç miktarını mahsup etmek için düzenlenmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından gönderilen ürünlerin iade edilen kısmını fazla göstererek borçtan kurtulmaya çalışıldığını, bu sebeple davalı tarafın kendi hazırladığı bu belgeye dayanarak iddia ileri süremeyeceğini 32.643,00 TL  tutarlı fatura tutarının mal iade tutarı kapsamından çıkartılıp davacı alacağına eklenmesi gerektiğini belirterek, yeniden rapor alınmasını veya davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dosya içerisine davacı şirkete ait BA/BS form örnekleri ilgili vergi dairesinden celp edilmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; Müvekkili şirkete teslim edilen ve ticari defterlere sirayet eden ... seri numaralı bir fatura ve bu faturaya ilişkin mal tesliminin şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile sübuta erdiğini, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle delil vasfı bulunmadığını, hükme esas alınmasının hukuka aykırı olacağını, müvekkili tarafından ... seri numaralı iade faturasının davacıya tebliğ edildiğini, ihtarname ile davacı tarafından ikrar edildiğini, buna rağmen ticari defterlerine işlenmediğini, dava dilekçesi ve ihtarnamenin   çeliştiğini belirterek rapordaki aleyhe hususların hükme esas alınmamasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. 04.01.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; taraf itirazlarının çoğunun davacı ticari defterleri üzerinden inceleme yapan talimat  bilirkişi raporuna ilişkin olduğundan bu hususta inceleme ve değerlendirme imkanının bulunmadığı, diğer itiraz unsurlarına ilişkin kök raporda görüşü değiştirecek nitelikte bir hususun bulunmadığı ifade edilmiştir. Mahkemece, davalıya yemin delilinde bulunulması için isticvap davetiyesi çıkartılmasına karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından 16.12.2020 tarihli duruşma zaptına geçen beyanı ile; yemin deliline dayanmayacaklarını belirterek, ayrıca icra dosyasına 3.402,46 TL ödediklerini bu hususun bilirkişinin gözünden kaçtığını, davacıya bir borçlarının bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararda, dava açıldıktan sonra icra müdürlüğüne ödenen 3.402,46 TL'nin infaz aşamasında dikkate alınmasına dair açıklamaya yer verilmiştir. Taraflar arasında, yazılı olmayan ticari satım sözleşmesinin mevcut olduğu tartışmasızdır. Talimat yoluyla alınan ve  davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarını inceleyen bilirkişi raporundan ve mahkemece alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarından davacı tarafın düzenlemiş olduğu faturalardan dolayı toplam 5.749,84 TL alacaklı olduğu, alacak miktarının 3.402,46 TL'sinin dava açıldıktan sonra icra dosyasına ödendiğinin sübut bulması üzerine ödenen bedelin infaz aşamasında dikkate alınması hususuna yer verilmek üzere talebin kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Ödenen bedel haricinde kabul edilen 2.347,38 TL bedelin 24.09.2020 tarihli  bilirkişi raporunda davalının usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalar olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura düzenlenmesi fatura konusu alacağın varlığını tek başına ispata yeterli değildir. Fatura konusu mal bedelinden davalıyı sorumlu tutmak için faturaların tebliğinin ve malların tesliminin kanıtlanması gerekir.  Somut olayda , davacı tarafça takip konusu faturalardan dolayı alacaklı olduğunun ispat yükü, davacı alacaklıdadır. Takibe konu edilen fatura bedellerini ödediğini veya iade faturasını düzenlediğini ispat yükü ise davalı taraftadır. HMK 222/3. maddesi gereğince, şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksine senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmış olması gerektiği ifadelerine yer verilmiştir. Bu nedenle, davalı tarafın usulüne uygun şekilde tutulan ticari defter ve kayıtlarında yer alan davacı alacağından davalı tarafın sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Diğer tarafça, takibe konu edilen fatura bedellerinin tamamından alacaklı olduğu iddiası usul ve yasaya uygun delillerle ispat edilememiştir. Diğer taraftan, davacı vekili tarafından fatura tarihlerinden itibaren faiz işletilmesine dair talepte bulunulmuş ise de takip öncesinde takibe konu edilen alacak miktarı yönünden davalı tarafın usulüne uygun şekilde temerrüte düşürülmüş olduğu ispatlanmamıştır. Çünkü TBK'nın 117.  maddesinin 1. fıkrası gereğince, muaccel bir borcun borçluyu alacaklının ihtarı ile temerrüte düşecektir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 294,58  TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.04.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1b77562d6d27fa1","SID":"c5ee71f84fe42527"}}