{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2024/166 - 2024/550<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2024/166 <br>KARAR NO\t: 2024/550    <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/47 Esas - 2023/907 Karar<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 14/05/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde;11/05/2016 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı aracın yapmış olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin ağır yaralandığını, Çubuk Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/658 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporunda araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, müvekkilinin kaza sonrasında çalışamaz hale geldiğini, zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br> <br>\tDavacı vekili 18/11/2019 tarihli ıslah dilekçesinde; bilirkişi tarafından bakiye iş göremezlik zararının 131.830,52 TL hesaplandığını, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından alınan raporda sürekli maluliyeti çıkmamış ise de tedavi süreci tamamlanmadan alınan raporun hatalı olacağını, bu nedenle Hacettepe Üni. Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD’den alınan rapora göre karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle davalı ... Sigorta A.Ş.'den talep ettikleri 20.000,00 TL tazminatı artırarak 131.830,52 TL olarak talep ettiklerini belirtmiştir.<br>\tDavacı vekili 05/03/2021 tarihli dava değerinin artırılması talepli dilekçesinde ise; ıslah dilekçesi ile 131.830,52 TL olarak talep ettiği sürekli iş görmezelik tazminatını 186.843,36 TL’ye artırdığını belirterek, davalıdan tahsilini istemiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile müvekkilinin sorumlu tutulabileceğini, davacının geçici iş göremezlik ve geçici dönem bakıcı ihtiyacına yönelik Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2016/E-24244 dosyası ile başvuru yaptığını ve kararda 14.7780 TL geçiçi iş göremezlik ve geçici döneme ait bakım giderine hükmedildiğini ve iş bu karara müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itiraz Hakem Heyeti kararı ile 01/06/2015 yürürlük ve 04/05/2015 tarihli Karayolları ZMMS genel şartları A.5. C sürekli sakatlık başlıklı hükümde geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığının açıkça belirtildiğini, iş bu kararın müvekkili lehine bozularak davacının taleplerinin reddine karar verildiğini, Genel Şartlar gereği alınacak raporun özürlü sağlık kurulu raporu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, faiz başlangıç tarihinin ise dava tarihi olarak dikkate alınmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili bilirkişi raporuna itirazında; davacıya medikal eksper raporuna göre %3 maluliyet olabileceğinin tespiti üzerine 10/03/2017 tarihinde 9.986,20 TL ödediklerini, maluliyet oranını kabul etmediklerini belirtmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesi tarafından verilen 2017/216 E. - 2021/552 K. sayılı 13/07/2021 tarihli kesin hüküm nedeniyle davanın reddine yönelik kararın, davacının istinafı üzerine Dairemizin 2022/1096 E. - 2022/563 K. sayılı ilamı ile kaldırılması sonrasında yeninden yapılan yargılama neticesinde; <br>\tDavanın trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkin olduğu; Mahkemenin 2017/216 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda; \"Dava ve uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetince kesinleşmiş bir karar olduğu görülmektedir. HMK 114 . maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi gereğince aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarındandır ve HMK 115/2 maddesi gereği mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir hükümleri gereğince aynı uyuşmazlık hakkında daha önce verilmiş tahkim heyetince yapılan başvuru üzerine hükme bağlandığı anlaşıldığından, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2015/10944 E,2015/11934 K, 2014/8450 E, 2015/8107 K, 2014/10408 E, 2014/10179 K sayılı içtihatları doğrultusunda maddi tazminat taleplerinden aşağıdaki bent dışında kalanlar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş\" gerekçesi ile ret kararı verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2022/1096 Esas ve 2022/563 Karar sayılı ilam ile \"...Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi usulsüz olarak birleştirme kararı verilerek gönderilen Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/56 E. dosyasında tefrik kararı verilerek, dosyanın görülmesinde Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan usulsüz yapılan birleştirme kararı gereğince dosyanın Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi için, ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı hususunda değerlendirme yapılarak, davacının Sigorta Tahkime müracaatı sırasında tedavisinin devam ettiğine ve gelişen duruma ilişkin iddialarına yönelik delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi için..\" şekline kaldırma kararı verildiğinin görüldüğü, kaldırma kararından sonra yargılamaya iş bu dosya üzerinden devam olunduğu, kaldırma ilamı doğrultusunda Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/56 Esas dosyası, mahkeme dosyasından tefrik edilerek gönderme kararı verildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının iş bu dava yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı yönünden yapılan incelemede; somut olayda, davacının 11/05/2016 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin olarak 19/08/2016 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine başvurarak %38 oranında maluliyetinin meydana geldiğini belirterek maddi zararlarının tazminini talep ettiği, Uyuşmazlık Hakemi tarafından alınan bilirkişi raporlarında başvurucunun sunduğu raporun bir yıl süreli bir engelli raporu olması ve halen iyileşme süresinin dolmamasına göre sürekli maluliyetinin tespitinin mümkün olmadığı ve 4 ay süre ile geçici iş göremez kaldığına yönelik raporlar çerçevesinde, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından da, gerekçesinde henüz sürekli maluliyet durumunun tespitinin mümkün olmadığı hususu açıklanarak, yapılan hesaplama çerçevesinde geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri yönünden talebin kabulüne karar verildiği, karara Sigorta Şirketinin itirazı sonrasında İtiraz Hakem Heyetinin 16/02/2017 tarih 2017/İHK-540 sayılı kararı ile sigorta şirketinin Sigorta Genel Şartlarına göre geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatının sigortanın sorumluluğunda olmadığından reddine karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından Yargıtay yolu açık olarak karar verildiği, karara yönelik temyiz başvurusunda bulunulmadığının görüldüğü, davacı vekilince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'ne başvurulması ile, 2017/819 E. - 2018/199 K. sayılı kararla \"Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz edilmemekle, istinafa konu edilen dava değeri 14.778,00 TL olup, bu miktar dikkate alındığında, İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen karar, 5684 sayılı Kanunu'nun 30/12 fıkrası uyarınca kesin niteliktedir.\" gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş olduğu, davalı vekilince her ne kadar kesin hüküm itirazında bulunulmuş ise de, dava 23/03/2017 tarihinde açılmış olup davacı gelişen durum savunmasında bulunduğundan, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararın ret gerekçesi de değerlendirildiğinde (bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatının SGK sorumluluğunda olduğunun belirtilmesi, sürekli iş göremezlik yönünden herhangi bir inceleme yapılmamış olması) sigorta şirketinin itirazı sonrasında verilen kararın davalı sigorta şirketi yönünden geçici iş göremezlik talebi yönünden kesin hüküm oluşturduğu, sürekli iş göremezlik talebi yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı kanaatine varıldığı, maddi tazminat yönünden yapılan incelemede; 11/05/2016 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile meydana gelen kazada, araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi kapsamında sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere meydana gelen zarardan sorumlu olduğunun anlaşıldığı, 17/12/2018 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapora göre; ...'ın yaralanması neticesinde, çalışma ve meslekte iş gücü kaybı oranının %26,00 olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, davacının 692.710,60 TL sürekli iş gücü kaybı zararının olduğu, 2016 yılında poliçe limiti 310.000,00 TL olduğundan bakiye poliçe limitinin 300.013,80 TL (310.000,00 TL-9.986,20 TL) olduğunun görüldüğü ve hesaplanan bakiye sürekli iş gücü kaybı tazminatının bu tutardan yüksek olduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 186.843,86 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmakla iş göremezlik tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile tahsilde tekerrüre esas olmamak üzere 186.843,86 TL'nin 18/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek (davacı vekilinin dava dilekçesi ile faiz talebinde bulunmadığı, 18/11/2019 tarihli dilekçe ile faiz talebinde bulunduğu) yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik talebinin ise kesin hüküm nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “1-Geçici iş göremezlik talebinin kesin hüküm nedeniyle reddine, 2-Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/768 esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere 186.843,86 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 18/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yapılan başvuru neticesinde, 2016.E.24244 sayılı dosyasında geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve sürekli iş görmezlik zararlarının talep edildiği, söz konusu davanın sadece geçici iş göremezlik zararlarına yönelik olmadığını, daimi iş göremezlik zararlarını da talep ettiğini, hakem tarafından daimi iş görmezlik zararlarının reddedildiğini ve bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, ilk derece mahkemesi tarafından sürekli iş göremezlik taleplerinin sigorta tahkim tarafından incelenmediği belirtilmiş ise de, tahkim kararında bu hususun değerlendirildiğini ve talebin reddine karar verildiğini, ayrıca davacının artan maluliyetine ve tahkim kararından sonra tedavisinin devam ettiğine dair de belge sunmadığını, maluliyet iddiasını bu nedenle kanıtlayamadığını, bu nedenle tahkim kararı ile sürekli maluliyet taleplerinin reddedilmiş olması karşısında kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde kabulüne karar verildiğini, davacının sürekli iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararlarına yönelik olarak usulüne uygun başvurusu olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, kazada davacının araçtan fırlaması ile yaralandığını, emniyet kemerinin takılı olmadığını, bu nedenle müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, ayrıca ifadelere göre davacının araçta hatır için taşındığını bu nedenle de hatır taşıması nedeniyle de indirim yapılması gerektiğini, hesaplamaya ilişkin olarak ise, Hacetteğe Üni. Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD’den alınan raporda davacının %26 oranında malul kaldığı, 4 ay geçici iş görmez olduğunun belirtildiğini, raporu kabul etmediklerini, medikal eksperden alınan raporda davacının engel oranın %3 olabileceğinin rapor edildiğini, kaldı ki 29/01/2018 tarihli Hacettepe Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD’den alınan raporda %17,2 maluliyet oranı tespit edildiğini, bu raporlar arasında da çelişki oluştuğunu, çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hesap yönünden ise; hesaplamanın Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, AYM kararlarının geçmişe etkili olarak yürütülemeyeceğini, hesaplamanın teknik faiz uygulanmak suretiyle yapılması gerektiğini,  yine, uyuşmazlık konusunun trafik iş kazası olduğunu, bu nedenle SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılmış ise mahsup edilmesi gerektiğini, buna ilişkin araştırma yapılmadan davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirket yönünden faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin temerrüde düşürülmediği gibi, davacı dava dilekçesinde faiz talep etmediğinden, taleple bağlılık ilkesi gereğince talepten fazlasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri istemidir. Mahkemece, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin kesin hüküm nedeniyle reddine, sürekli iş görmezlik talebinin ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tÖncelikle, davalı vekili tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen kararın, sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin talep yönünden de eldeki dosya yönünden kesin hüküm oluşturacağı ileri sürülerek karar istinaf edilmiş ise de, daha önceki Dairemiz kaldırma kararı gereğince ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirme yapılarak kesin hüküm itirazlarının incelenmiş olmasına, Sigorta Tahkim Komisyonu kararında davacının maluliyet durumunun tedavi ve iyileşme süresinin devam etmesi nedeniyle maluliyet durumunun tespit edilmemiş olması nedeniyle fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş olmasına, ret gerekçesine göre zarar görenin tedavi sürecinin tamamlanmasından sonra tespit edilecek maluliyet durumuna göre dava açmasının, bu çerçevedeki talepler açısından kesin hüküm oluşturmayacak olmasına göre davalı vekilinin davada bu nedenle \"dava şartı bulunmadığı\" yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek, esasa ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.<br>\t1-Davalı vekilinin, hükme esas alınan maluliyet/engellilik raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, maluliyet durumunun tespitinin yanı sıra, kaza sonrası tedavi evraklarının da değerlendirilmesi ile maluliyetin kaza ile illiyetinin doğru bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Öte yandan meydana gelen kaza nedeniyle alınan raporlar arasında farklılık olması durumunda, hükme esas alınan rapora bu çerçevede itiraz edilmiş ise raporlar arasında çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmemelidir. <br> \tSomut olayda, davacı 11/05/2016 tarihinde meydana gelen kazada yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik zararlarının tazminini istemiştir. <br>\tMahkemece hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 13/12/2018 tarihli raporunda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının özür oranının %26 olduğu belirtilmiş, rapora davalı tarafından itiraz edilerek, müvekkili tarafından alınan medikal uzman raporuna göre özür oranının %3 olacağı ileri sürülmüştür.<br>\tÖte yandan, Uyuşmazlık Hakeme Heyetine sunulan bir yıl süreli 27/07/2016 tarihli engelli raporunda engel oranı %38 iken, yine davacı tarafından Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nden alınan 11/11/2016 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda engel oranının %14 olacağı değerlendirilmiş, raporlarda aynı şikayetler değerlendirilmesine rağmen farklı özür oranlarına ulaşılmıştır. Raporlar arasında çelişki bulunmaktadır. Bu durumda, davalı vekili tarafından rapora itiraz edildiği de gözetilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulundan rapor alınarak, davacının, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından TBK'nın 54. maddesi gereğince çalışma gücü kaybı ve azalmasının tespitinde uygulanması gerektiğini kabul ettiği Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik Hükümleri gereğince, kazaya bağlı özür oranının tespit edildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan, mahkemece hükme esas alınan engellilik raporuna davalının itirazlarının değerlendirildiği ve dosyada mevcut engellilik raporları ile arasındaki çelişkiyi giderici mahiyette rapor alınarak, tespit edilecek özür durumuna göre (davacının kararı istinaf etmemiş olması nedeniyle özür oranına ve tazminat miktarına yönelik olarak davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek ve tahsilde tekerrüre neden olmayacak şekilde) davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br><br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 13/12/2023 tarihli 2023/47 Esas - 2023/907 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,<br>4-İİK'nın 36. maddesi gereğince Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/750 Esas sayılı dosyasına depo edilen 410.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f22fd547d9b391d","SID":"48d5088af2f847a9"}}