{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2024/75 - 2024/548<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/75 <br>KARAR NO\t: 2024/548<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/295 Esas 2023/676 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br><br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 17/05/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı davalının sigortalısı olduğu aracın, ehliyetsiz sürücü ... sevk ve idaresinde iken 29/05/2013 tarihinde Ankara ilinden Bolu iline seyri sırasında Çaydurt Mah. 5. Km 300 metreye geldiğinde aracını yolun sağ tarafına tedbir almadan ve aracın arka kısmında herhangi bir uyarı işareti koymadan aracından yol içerisine indikten sonra aynı yöne seyretmekte olan ... plakalı çekicinin, ...'ya çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kazada KTK 84/k yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde zorunlu haller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama ile yine aynı kanunun 36. maddesinin motorlu araçların sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesine izin verilmesinin yasak olduğu kurallarının ihlali sonucu araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu bulunduğu, kazada davacı müvekkili tarafından sigortalı aracın sürücüsü ...'nın ölümü sonucu desteğinden yoksun kalan mirasçıları tarafından müvekkili şirket aleyhine Ankara Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nin 2016/300 esas sayılı dosyası ile açılan dava sonucu davacılara 312.928,24 TL tazminat ödendiğini, müvekkilinin işbu ödeme için rücu hakkını kazandığını, ZMSS genel şartları madde b.4/c'ye göre (tazminatı gerektiren olay, aracın KTK hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmiş ise) sigortacının sigorta ettirene rücu edebileceği, olayda davacı şirkete sigortalı araç sürücüsünün ehliyetsiz araç kullanması sonucunda sebebiyet verdiği zararlardan müvekkili şirket sigortalısı davalının ZMSS genel şartlarının b.4 maddesinin c bendine göre sorumlu olduğunu, araç sürücüsünün ehliyetsiz araç kullandığının tespit edildiğini, rücuen tazminat alacağının tahsili için Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12118 sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk başvurusu sonucu görüşmenin olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemiştir. <br>Davalıya tebligat yapılmış, cevap dilekçesi sunmamış, ön inceleme duruşmasında beyanında; dava konusu davacı sigorta şirketine sigortalı aracın ...'nın kullanımında olup kendisi üzerine sigorta ettirdiğini, vefat edenin ehliyetinin olduğunu söylediğini, ayrıca kaza anında sürücünün arabanın lastiğinin patlaması nedeniyle yol kenarında durduğunda çarpmanın olduğunu, bu olayda kusuru olmasının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br><br>Mahkemece daha önce verilen 23/12/2020 tarihli 2020/270 E. 2020/719 K. sayılı kararın, Dairemizin 2022/728 E. 2023/302 K. Sayılı Kararı ile davacının istinafı üzerine kaldılrılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde; davanın, davacı sigorta şirketine sigortalı aracın sigorta dönemi içerisinde meydana gelen ölümlü kaza sonucu destek zararının tazmini davası sonucu ödenen bedelin ZMSS genel şartları madde b.4/c uyarınca sigorta ettirene rücu istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkin olduğu, Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12118 sayılı dosyası uyap üzerinden gönderilmiş, yapılan incelemede; davacı - alacaklı tarafından, davalı - borçlu hakkında 312.928,24 TL asıl alacak, 20.563,24-TL işlemiş faiz olmak üzere 333.491,48 TL alacağın tahsili isteğiyle ilamsız takibe geçildiği, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresinde sunulan dilekçe ile borca itiraz edilmiş olduğu anlaşıldığı, daha önce 2020/270 esasına kayıtla yapılan yargılamada; dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tahkikat safhasının tamamlandığı, poliçe genel şartlarında belirtilen rücu koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine ilişkin 23/12/2020 2020/719 sayılı kararın verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması sonrasında, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2023 tarih, 2022/728 esas, 2023/302 sayılı kararı ile kararın HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarıca kaldırıldığı, kaldırma kararında; \"Eldeki davada hükme esas alınan 23/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda ise, vefat eden yaya olarak otoyola girdiğinden bahisle yayalara ilişkin trafik kurallarına uymadığından bahisle kusur izafe edilmiş, sürücü olarak kural ihlali ve kaza ile illiyeti değerlendirilmemiştir. <br>Yukarıda da açıklandığı üzere, sigorta şirketinin sorumluluğuna \"motorlu aracın işletilmesi\" durumunda oluşan zararlar kapsamında gidilebileceğinden, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/300 E. dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise, vefat edenin araç sürücüsü olması ve bu kapsamdaki kural ihlali bulunması ve kazaya aracın işletilmesinin sebep olduğu kabul edilerek sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verildiğinden, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/300 E. sayılı dosyasında alınan rapor ile hükme esas alınan rapor arasında çelişki bulunmaktadır. Bu durumda raporlar arasındaki çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilemeyeceğinden, mahkemece bu husus değerledirilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmiş olduğundan davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.<br>Bu durumda; mahkemece kazaya ilişkin varsa ceza dosyası ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/300 E. sayılı dosyasının tamamı dosya içerisine kazandırılarak, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden yahut  İTÜ öğretim üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, olaydaki kusur durumunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildiği, araç sürücüsünün kural ihlali bulunup bulunmadığı, kural ihlalinin bulunması halinde kazaya etkisinin değerlendirildiği, mevcut raporların da irdelendiği ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.\" denildiği, kaldırma kararı doğrultusunda kazaya ilişkin olarak Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/3888 soruşturma numaralı dosyası ile dava açılmış ise ilgili mahkeme ve esas numarasının bildirilmesi için yazı yazıldığı, Bolu Asliye 2. Ceza Mahkemesinin 2013/479 esasına kayıtla şüpheli ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan dava açıldığı, yapılan yargılama sonucu 04/02/2014 tarih, 2014/37 sayılı kararla suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04/06/2015 tarih, 2013/479 esas, 2014/37 sayılı ilamı ile onandığı ve 04/06/2015 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, Ankara Asliye 10. Ticaret Mahkemesinin 2016/300 esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden celp edilerek dosyaya eklendiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine, araç sürücüsünün kural ihlali bulunup bulunmadığı, olaydaki kusur durumlarının tespiti, kural ihlalinin bulunması halinde kazaya etkisinin değerlendirilmesi yönlerinde rapor düzenlenmek üzere yazı yazıldığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 13/09/2023 tarihli raporunda; müteveffa ...'nın hız rejimi yüksek ve aydınlatma bulunmayan otoyol bölümünde, gerisinden seyirle gelen sürücülerin kendisini önceden fark ederek tedbir almalarını sağlayacak gerekli ve yeterli tedbirleri almadan taşıt yoluna girdiği, patlayan tekerini kontrol etmesi akabinde kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde sağ şerit üzerinde bulunduğu sırada gerçekleşen kazada kusurlu olduğu, mahal özellikleri ve tarafların hareket durumları ve son konumları dikkate alındığında, sürücü ...'ın yolun sağ tarafında tedbirsizce bulunan aracın kupa kısmı ile yarı römorku arasından taşıt yoluna ön görülemeyecek şekilde giren yayaya karşı tedbir alabilecek yeterli zaman ve mesafesi bulunmadığı, her ne kadar müteveffa ...'nın sürücü belgesinin çekici kullanmak için yetersiz olsa da olayın oluş şekli dikkate alındığında, olayın oluşumu üzerinde etken başkaca kişi ya da kişilerin bulunmadığı kanaatine varıldığı, sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan çekici ile aydınlatma bulunmayan hız rejimi yüksek otoyol üzerinde gece vakti seyirle gelmiş olduğu yol kesiminde, idaresindeki çekiciye irtibatlı yarı römorkun patlayan lastiğini kontrol etmek için emniyet şeridi üzerinde durması akabinde, gerisinden seyirle gelen araçların kendisini önceden fark ederek tedbir alması için gerekli ve yeterli tedbirleri alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, tedbirsizce emniyet şeridinde bulunan çekicinin kupa kısmı ile yarı römorku arasından patlayan tekeri kontrol etmesi akabinde sağ şerit üzerine kontrolsüzce girdiği anlaşılmakla, sağ şerit üzerinden seyirle gelen aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda kusurlu olduğu, sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan çekici ile aydınlatma bulunamayan otoyolda gece vakti seyri sırasında, kaza mahalli yol kesimine geldiği esnada, yolun sağ tarafında emniyet şeridi içerisinde dörtlü ikaz ışıkları yanmayan ve gerisine dair uyarıcı tedbirler bulunamayan çekicinin kupa kısmı ile yarı römorku arasından, ön görülemeyecek şekilde sağ şeride giren yayaya karşı tedbir alabilecek yeterli zaman ve mesafesi olmadığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada atfı kabil kusuru bulunmadığı, olayın gerçekleşmesinde etken başkaca kişi ya da kişilerin bulunmadığı, olayda sürücü ...'nın %100 oranında kusurlu, sürücü ...'ın kusursuz olduğunun bildirildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2023 tarihli kaldırma kararında belirtilen hususta ceza dava dosyası, Ankara Asliye 10. Ticaret Mahkemesi dosyası, dosya içerisine kazandırılarak İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp rapor alınarak HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereklerinin yerine getirildiği, dosya kapsamından, dava konusu trafik kazasının davalı ...'ya ait çekici ve yarı römorktan oluşan tırın sürücüsü ...'nın olay yerine geldiğinde muhtemelen römorkun patlayan sağ ön tekerini kontrol için aracı emniyet şeridi üzerine çekip araçtan indiği, aracı kontrol için aracının sol tarafında ve sağ şerit üzerinde bulunduğu sırada kendisi ile aynı yönde seyir halinde olan dava dışı ... yönetimindeki tırın sağ ön kesimi ile yol üzerinde bulunan ...'ya çarpması şeklinde meydana geldiğinin anlaşıldığı, olay yerinin otoyol olup, otoyola yayaların girmesi kesinlikle yasaklanmış olup, dava dışı araç sürücüsü ...'ın yönetimindeki aracı ile otoyol üzerinde seyretmekte iken otoyolun sağ şeridinde bulunabilecek bir yaya beklentisi bulunmadığı gibi aydınlatmanın bulunmadığı bir kesimde gece koşullarında yol üzerindeki yayayı emniyetli bir zaman ve mesafe öncesinde fark etmesinin pek mümkün bulunmadığı, olayın oluşumuna etki eden kusurlu davranışının bulunmadığı kanaatine varıldığı, davalı araç malikinin maliki bulunduğu çekici aracını C sınıfı kamyonlar için yeterli çekiciler için yetersiz sürücü belgesini haiz müteveffa araç sürücüsünün yönetimine bırakmakla beraber söz konusu kazanın yetersiz sürücü belgesi ile araç kullanımına bağlı olarak meydana gelmediği, aracın hareket halinde iken herhangi bir trafik kazasına karışmadığı, olayın ZMMS genel şartlar madde b.4/c'ye göre KTK hükümlerine göre aracın sevki sırasında meydana gelmediği, çekici için yetersiz olmakla birlikte kamyonlar için yeterli bulunan C sınıfı sürücü belgesine sahip olması nedeniyle müteveffa sürücünün karayolu üzerinde bulunan sürücülerin ve yayaların alabilecekleri tedbirler konusunda bilgisi bulunduğu, araç malikinin olayın oluşumuna etki eden kural ihlalinin (KTK 85. maddesinde belirtilen sorumluluklar dışında) bulunmadığı, olayın gerçekleşmesinde başkaca kusurlu kişi ya da kişilerin bulunmadığı, sürücü ...'ın yolun sağ tarafında tedbirsizce bulunan davacı sigorta şirketine sigortalı aracın kupa kısmı ile yarı römorku arasından taşıt yoluna ön görülemeyecek şekilde giren yayaya karşı tedbir alabilecek yeterli zaman ve mesafesinin bulunmadığı, kazanın yetersiz sürücü belgesi ile araç kullanımına bağlı olarak meydana gelmediği, sürücü belgesinin yetersiz olmasının olayın oluş şekli itibariyle sonuca etkili olmadığı, sigortalı aracın, gereken ehliyetnameyi haiz olmayan kişi tarafından kullanılması ve bu kişinin kusurlu olması rücu etmek için yeterli ise de olayın aracın kullanımı sırasında meydana gelmediği, gereken ehliyetnameyi haiz olmayan kişi tarafından kullanılma durumunun oluşmadığı, poliçe genel şartlarında belirtilen rücu koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, mahkemece ilk verilen kararda, vefat edenin yaya olarak otoyola girmesi nedeniyle kusurlu olduğundan, poliçe genel şartlarına göre rücu şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş iken, istinaf incelemesi üzerine verilen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin kararında, vefat edenlerin yakınları tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/300 E. dosyasında, vefat eden sürücünün %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verildiği, eldeki dosyada ise ölene yaya olarak kusur verildiği, sürücü olarak kural ihlali ve kaza ile illiyetinin değerlendirilmediğinden kararın eksik inceleme nedeniyle kaldırıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılamada ise, araç sürücüsünün ehliyeti yetersiz ise de kazanın aracın kullanılması sırasında meydana gelmediğinden, poliçe genel şartlarındaki koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, mahkemece alınan 13/09/2023 tarihli raporu kabul etmediklerini, ehliyetsizliğin rücu sebebi olduğunu, sürücünün kusurlu olmasının ehliyetsizlik açısından rücu için yeterli olduğunu, araç kullanmasının ya da münhasıran ehliyetsizlik sebebiyle kazanın meydana gelmesinin gerekmediğini, olay tarihinde, araç sürücüsünün yeterli tedbiri almadan veya araç arka kısmında herhangi bir uyarı işareti koymadan aracından yol içerisine indikten sonra, ayını istikamette seyreden ... idaresindeki aracın çarpması ile ölümlü kazanın meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde karayolları üzerinde duraklama ve park etme kuralını ihlal ettiğinden %100 kusurlu olduğunu, davacının yaya olarak otoyola gelmediğini, davalıya ait araçtan indiğini, müteveffanın araç ile irtibatının kopmadığını, araçtan indikten sonra kazanın meydana geldiğini, vefat edenin sürücü olarak üstüne düşeni yapmadığını ve kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, bu nedenle raporu kabul etmediklerini, Karayolları Trafik Fen Heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, ayrıca kazanın meydana gelmesi ile ehliyetsizlik arasında da uygun illiyet bağı olduğunu, kararı kabul anlamına gelmemek üzere, vekalet ücretinin de maktu takdiri edilmesi gerekirken nispi olarak takdir edilmesinin de hatalı olduğunu, belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen karada kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle zarar görenlere yapılan destek tazminatı ödemesinin, vefat eden sigortalı araç sürücüsünün yeterli ehliyeti olmaması nedeniyle ZMMS Genel Şartları gereğince, sigortalısından rücuen tahsili istemiyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Davacı, kazada vefat eden sigortalı araç sürücüsünün yakınları tarafından açılan davada, mahkemece zararın teminat kapsamında kaldığının tespit edilmesi nedeniyle ödemek durumda kaldığı bedeli rücuen akidinden (sigortalısından) talep etmiş, mahkemece kazanın oluş şekline göre sigortalı araç sürücüsünün, sürücü belgesinin yetersiz olmasının (yaya konumda iken başka aracın çarpması nedeniyle) kazanın meydana gelmesinde tesiri olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. <br>Eldeki davada daha önceki Dairemiz kaldırma kararında da açıklandığı üzere; 2918 Sayılı Yasada, motorlu araçların karıştığı kazalarda işletenin sorumluluğundan kaynaklanan zararları karşılanması için Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırılması gerektiği düzenlemiş. KTK'nın 91. maddesinde; \"İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.\" denilmiştir.  Yasa'nın 85/1 maddesinde ise; \" Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. ...\"  denilmek suretiyle, \"motorlu aracın işletilmesi ile \" oluşan zararlardan işletenin sorumluluğu düzenlenmiştir. Dolayısı ilgili madde kapsamında işletenin sorumlu olduğu zararları üstlenen sigorta şirketinin sorumluluğu açısından da, eyleminin 2918 sayılı Yasa kapsamında kalması yanı sıra  \"motorlu aracın işletilmesi ile\" meydana gelmiş olması aranmalıdır. Bu kapsamda kalmayan bir durumda, sigorta şirketinin sorumluluğu da olmayacağı aşikardır. Bu nedenle meydana gelen kazada aracın işletilme halinde sayılıp sayılmayacağı, sürücünün işletilme halinde iken kusurlu davranışlarının tereddüt yaratmayacak şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Somut olayda; sigortalı araç sürücüsünün araç ile seyri sırasında aracının arızalanması yahut farklı bir nedenle yol kenarında durarak, aracı ile ilgilendiği sırada başka bir aracın çarpması neticesinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, sigortalı araç sürücüsünün yakınları tarafından, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmiş olmasında kusurlu olduğundan bahisle, sigorta şirketi aleyhine Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/300 E. sayılı dosyasında dava açtıkları, mahkemece yapılan yargılama sırasında vefat eden sürücünün kazanın meydana gelmesinde kural ihlali olduğu değerlendirilerek vefat eden sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, çarpan araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu kabul edilerek, sigorta şirketinin destek zararından sorumlu olduğuna karar verilmiştir. Eldeki dosyada ise davacı, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/300 E. sayılı dosyasında destek zararının aracın işletilmesi sırasında meydana geldiği kabul edildiğinden ve kazanın meydana gelmesinde sürücü kusuru bulunduğundan, sürücünün de yetersiz ehliyet ile araç kullanması nedeniyle, sigortalısından rücuen tazminat talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından daha önce Dairemizce kaldırılan kararda, kazanın meydana gelmesinde vefat edenin sürücü olarak kusuru bulunmadığından yetersiz ehliyet nedeniyle, davacının yapmış olduğu ödeme nedeniyle davalı sigortalısına rücu edemeyeceği kabul edilmiş iken, kaldırma kararı sonrasında alınan 13/09/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Raporunda da, vefat edenin otoyolda sağ şeride yaya olarak tedbirsizce girmesi nedeniyle %100 kusurlu olduğunun\" tespit edilmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde sürücü olarak kusuru olmadığından bahisle, davacının, davalı sigortalısına rücu edemeyeceği kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki söz konusu raporda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından yapılan değerlendirmede vefat edene çarpan araç sürücünün eyleminin değerlendirilmesinde; \"B) Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan çekici ile aydınlatma bulunamayan otoyolda gece vakti seyri sırasında, kaza mahalli yol kesimine geldiği esnada, yolun sağ tarafında emniyet şeridi içerisinde dörtlü ikaz ışıkları yanmayan ve gerisine dair uyarıcı tedbirler bulunamayan çekicinin kupa kısmı ile yarı römorku arasından, ön görülemeyecek şekilde sağ şeride giren yayaya karşı tedbir alabilecek yeterli zaman ve mesafesi olmadığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.\" denilerek, vefat eden araç sürücüsünün, sürücü olarak kusurlu eylemi ortaya konulmuş, bu durumun da vefat edene çarpan araç sürücüsünün davranışını etkilediği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin kabulündedir. Nitekim Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davada da bu hususun varlığı ve aracın işletilme halinde olduğu kabul edilerek, sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, kaza anında yetersiz sürücü belgesi ile araç kullanan vefat edenin, araç arızası yahut zorunlu nedenle duraklaması sırasında, sürücü olarak alması gereken önlemleri alarak aracından inmesi gerekirken, bu tür önlemeleri almaksızın, KTK ve Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak duraklaması ve söz konusu davranışının da, kazanın meydana gelmesinde etkisinin olacağı (diğer araçların dikkatli olması husunda uyarılmamasının kazaya etkisi) nazara alındığında, araç sürücüsün yetersiz ehliyet ile araç kullanması karşısında davacı, mahkeme kararı gereğince  yapmış olduğu ödemeyi talep edebileceğinden, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında dava, dosyamız davalısına ihbar edilmiş ise HMK'nın 64 ve 69. maddeleri gözetilerek, ihbar edilmemiş ise davacı, sigortalısından ancak gerçek zararını talep edebileceğinden, söz konusu ödemeye esas hesap tarihindeki verilere göre gerçek zarar belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Aracın işletilmesinden kaynaklanan sorumluluk ve illiyet açısından Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/14685 E. 2016/11644 K. Sayılı ilamında; \"Ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan davalı tarafa ait araç sürücüsü davalının, sadece durak olarak belirlenmiş yerlerde ve anılan mevzuat hükümlerine uygun biçimde yolcu indirmesi gerektiği halde, kavşakta kırmızı ışık yandığı için durması üzerine, yolcu indirdiği ve anılan mevzuat hükümlerine aykırı hareketle kusurlu olduğu açıktır. Trafik kusur uzmanı bilirkişinin raporunda da isabetli biçimde ifade edildiği üzere, bir an için davalının,    davacı otobüsten tam olarak inmeden önce hareket etmediği, kırmızı ışıkta beklemeye devam eden otobüsten inen davacının dengesini kaybederek kendisinin düştüğü kabul edilecek olsa bile, davalının yolcu indirmenin yasak olduğu yerde yolcu indirmekle kazada yine kusurlu olduğu değerlendirilmelidir.\" denilmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün vefatı ile sonuçlanan benzer bir davada da yaya olan araç sürücüsüne başka bir aracın çarpması ile sonuçlanan kazaya ilişkin davada Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/2415 E. 2020/4622 K. Sayılı ilamında; \"davalı sigorta şirketine sigortalı, davacıların desteği K.Ö.’nün sevk ve idaresindeki aracın yolcusu olarak bulunan dava dışı E. A. isimli yolcuyu indirdikten sonra, yolun karşı tarafına geçerken başka bir aracın dava dışı yolcu E. A.’ya çarptığı, bunu gören davacıların desteği K. Ö. 'nın aracını yolun kenarına çekerek yardıma giderken ... plaka sayılı  aracın çarpması sonucu vefat ettiği anlaşılmış olup, davacıların desteğinin sürücüsü olduğu ... plakalı aracın arızı olarak geçici sürüde durduğunun bu nedenle aracın işletilme halinde olduğunun kabulü gerekir.\" denilerek, yine 2015/11443 E. 2018/5750 K. Sayılı ilamında; \" davalı sigorta şirketine sigortalı aracın, davacının desteği Y. Ç.'yi indirmek için D-010 karayolunda durduğu, Y. Ç.'nin duran aracın arkasında park halinde olan araçla, indiği araç arasından geçip, yolun karşına geçmek isterken de dava dışı ... plakalı aracın çarpması sonucu vefat ettiği anlaşılmış olup, davacının desteğinin içinden indiği 55 TA 819 plakalı aracın arızı olarak geçici sürüde durduğunun bu nedenle aracın  işletilme halinde olduğunun kabulü gerekir.\" denilerek, aracın işletilme halinin kapsamını ortaya koymuştur) Kabule göre, eldeki dava itirazın iptali istemli olarak açılmış olsa dahi, nitelik itibariyle tazminat talebine ilişkin olup AAÜT'nin 13. maddesi hükümleri gereğince, davanın reddi durumunda vekalet ücretinin maktu olarak takdir edilmesi gerekirken reddedilen miktar üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmiş olması da isabetli değildir.<br>Yukarıda açıklanan nedenler, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek açıklandığı üzere, davacının ve davalının iddia ve savunmaları değerlendirilmek suretiyle, deliller toplanarak davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 08/11/2023 tarihli 2023/295 Esas 2023/676 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,<br>4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/7 D.iş - 2023/33 K. sayılı kararına istinaden Ankara 15. İcra Dairesinin 2022/17245 E. sayılı dosyasına depo edilen teminat mektubunun yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br>Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e90cd4fed6541ee4","SID":"8965d7abd6103d33"}}