{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1023 - 2024/534<br>                      T.C.<br>                 ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ <br><br>\t\t\t    (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t\t    (HMK. 341. ve 352/1.b Maddesi Uyarınca \t\t\t    Davacı Başvurusunun Usulden Reddine)<br>\t\t\t    (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca \t\t\t\t    Davalı Başvurusunun Esastan Reddine)<br><br>ESAS NO\t: 2023/1023 <br>KARAR NO\t: 2024/534<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 12/04/2023<br>NUMARASI\t: 2022/198 2023/265<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesine Dayalı Rücuen Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 16/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ  : 16/05/2024<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>\tİDDİA\t\t\t\t: <br>\tDavacı vekili; Müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen sözleşme kapsamında yüklenici firma nezdinde çalışan dava dışı işçi ... tarafından açılan ve Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/203 E. Sayılı dosyası üzerinden görülen davada dava dışı işçinin işe iadesine karar verildiğini, işe iade ve tazminat talepli dava nedeniyle müvekkil şirketçe ödenen tutarların, müvekkil şirket ile davalı arasında 07.04.2017 tarihinde \"Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım İşi\" ne dair akdedilen sözleşme kapsamında davalı şirketten rücuen tahsili talebi olduğunu, arabuluculuk görüşmeleri sonrasında işbu davanın açıldığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 07.04.2017 tarihinde \"Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım İşi\" ne dair sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmenin konusunu Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım İşi kapsamında sözleşmede yazılı şartlar dahilinde işveren tarafından belirlenerek taşeron tarafından gerçekleştirilecek \"Muhtelif İnşaat İşleri\" teşkil ettiğini, ilgili sözleşmenin 10. Maddesinin \"Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da açılmış olan dosyanın altında taşeronca bir alt, iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir. Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir. Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir.\" hükmüne havi olduğunu, bu kapsamda davalı tarafça, işin yapımı için personel çalıştırıldığını, ilgili personelin bildirimlerinin yapıldığını, davalı tarafın çalıştırmış olduğu personeller tarafından müvekkili Şirket ve davalı ... firmasına karşı Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında toplam 21 adet işe iade ve tazminat talepli dava açılmış olup söz konusu davaların istinaf incelemesi neticesinde kesinleşerek aleyhe sonuçlandığını, ancak fiili olarak işe iade ile yükümlü işveren davalı firma tarafından dava dışı işçiler işe iade edilmediğini, tespit olunan işe iade davasına özgü tazminat ve ücretlerin de ödenmediğini, feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverende olduğunu, her bir dosya için 3.577,26-TL ilamdan ve başlatılan icra takibinden kaynaklı vekalet ücreti, harç ve yargılama giderleri, faiz ve sair tutarların ödendiğini, her bir dosya için 16.990,61- TL işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faiz, İcra giderleri ve sair tutarların ödendiğini, tüm bunlarla birlikte müvekkili şirketin yargılama aşamasında birtakım yargılama giderlerine de katlanmak zorunda kaldığını, işbu davada müvekkilinin 165,70 TL istinaf harcı, 150,00 TL yargılama gideri ödediğini, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunduğunu, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verildiğini, bu kapsamda mevzuat hükümleri ve emsal yargıtay kararları uyarınca müvekkili Şirketin taleplerinde haklı olduğunun kabul edilmesini, yapılan ödemelerin tamamının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte rücuen tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 12.022,96 TL ödemenin ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren, toplam 315,70 TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile de, toplam 20.567,87 TL ödemenin ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren, toplam 315,70 TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16/09/2019 tarihinden itibaren  işleyecek avans faizi ile birlikte (yasal faizden aşağı olmamak kaydıyla) davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>\tSAVUNMA\t\t\t\t  :<br>\tDavalı vekili; dava dışı işçilerin dava dilekçesinde de belirtildiği gibi müvekkil ve davacı şirkete karşı önce işe iade davası açmış ve yapılan yargılama sonucu aleyhe hüküm kurulması nedeni ile davacı şirket tarafından işçilere ödeme yapıldığını, her ne kadar davacı rücuen alacak isteminde bulunmuşsa da müvekkil şirket davacı şirketten alacaklı konumunda olup takas ve mahsup defi'inde bulunduklarını, TBK'nun 139. maddesinde, iki kişinin, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu olmaları halinde, her iki borç muaccel ise her birinin alacağını borcuyla takas edebileceği, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebileceği, zamanaşımına uğramış bir alacağın takasının ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebileceğinin bildirildiğini, TBK 102. maddesinde mahsubun “ Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.” şeklinde düzenlendiğini, müvekkili şirket ile davacı arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilinin alacağı bulunduğunu, bu durumun cari hesap kayıtlarında da mevcut olduğunu, bu sebeplerle takas defiinde bulunduklarını, iç ilişki kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenerek takas defi ile birlikte müvekkili Şirketin davacıya karşı borçlu olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, ayrıca dava dışı işçilerin açmış oldukları davalarla ilgili olarak arabuluculuk ücretlerinin taraflarınca yatırılmış olduğunu, bu tutarların rücuen alacak ilişkisi kapsamın da mahsup işleminin gerçekleştirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t       : <br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; \"Dava; asıl işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davalı alt işverenlerden rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık;  davacı ... İnşaat A.Ş. tarafından dava dışı işçiye icra takibi aracılığıyla ödenen işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve İcra marifetiyle ödenen faiz tutarları, vekalet ücreti, harç, masraf tutarlarının davalı Şirkete rücu edilip edilemeyeceğine ve rücu miktarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde  taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre  bir sonuca gidilmesi gerekmektedir.<br>\tDava dosyasına CD içinde dijital olarak sunulan Sözleşme metinlerinin ve eki Şartnamelere göre, dava dışı ... ile davacı ... İnşaat A.Ş. arasında ve davacı ... İnşaat A.Ş. ile davalı ... Yapı Ltd. Şti. (Yüklenici) arasında akdedilen Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Hastane İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İkmal İşine dayalı Hizmet Alımına ait Sözleşmesinin ve ekleri incelenmiştir.<br>\tTaraflar arasındaki Sözleşmenin 10. maddesinde “....\"Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da açılmış olan dosyanın altında Taşeronca bir alt ,iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir. Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir. Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir....” hükmünü içermektedir.<br>\tİşverenlerin sorumluluğuna ilişkin  Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 21/04/2022 tarih ve 2021/2157 Esas, 2022/2344 Karar sayılı kararında \"Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.  Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.    İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.   İhbar tazminatından son işveren sorumludur.  Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.   İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.   Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında  her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. <br>\tYargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/06/2020 tarih ve 2019/1035  Esas, 2020/2289 Karar sayılı kararında ''... İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekirHizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.  İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.  Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici  sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur.  Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.  Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında  her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. ....Davalı işçisinin sosyal hakları davalı tarafından ödenmemesi sebebiyle iş mevzuatı uyarınca sorumlu olan davacı aleyhine dava açılmış olması ve ödemenin davacı tarafından yapılması halinde işveren davalı sözleşme hükümleri çerçevesinde malvarlığında meydana gelen azalmanın tamamını davalılardan talep edebilecektir bu gerekçeyle icra masraflarının da davalılardan sorumlu oldukları dönemle sınırlı olarak tamamının hüküm altına alınması gerekir...''. şeklinde belirtilmiştir.  <br>\tToplanan taraf delilleri, hizmet alım sözleşmeleri, Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  dosyası,, icra dosyaları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre Taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikçe “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup; kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, TBK'nın zamanaşımı konusundaki genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Somut olayda TBK'nın 146. maddesindeki zamanaşımı süresinin henüz dolmadığından davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir. <br>\tTicari ilişkiden dolayı davacının davalılardan olan alacağının tayin ve tespiti bakımından  bilirkişi raporları  alınmıştır. Alınan bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirilerek yapılan inceleme sonucunda davalının sunduğu ödeme makbuz örneklerinde ödemelerin hangi ödemeye ilişkin olduğunun belirtilmemesi keza  Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın işçilik alacakları davası olması ve işçilik alacaklarının rüçhan hakkı kapsamında dava dışı işçinin şirket  alacağında öncelik hakkı bulunması ve işçilik davası ile ilgili olmaması karşısında takas mahsup defi değerlendirmesi yapılmamıştır. <br>\tDavacı ... İnşaat A.Ş. tarafından dava dışı işçi için işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faizler, vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç ve ferilerine dayalı olarak toplamda 20.567,87-TL ödeme yapmış olduğu, taraf şirketler arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesi hükümleri uyarınca davacı ... İnşaat A.Ş.'nin, dava dışı işçiye banka yoluyla icra dosyalarına ödediği işe iade tazminatları ve ferilerine ilişkin ödenen miktarın teyidi ve davalı ... Yapı Ltd. Şti.'den rücuen talep edilebileceği miktar bilirkişi raporunda hesaplanmış, dava dışı işçinin sadece davalı yanında çalışması, davalının işçisi olması, kesinleşen mahkeme kararına göre davalı şirkete iadesine karar verilmesi, haksız fesih sebebiyle açılan işe iade davası ve sonrasında ortaya çıkan tazminat  ve ferilerinden  davalı  şirketin neden olması ve ortaya çıkan zarardan da tek başına davalı şirketin sorumlu olması gerektiği keza asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmiş,  davacı tarafından ödenen 20.567,87-TL''nin iş bu davanın taraflarının davaya konu olan Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davasında davalı olarak gösterildiği ve söz konusu yargılama her iki davalı tacir yönünden tamamlandığından ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren  talep gibi (yasal faiz oranından az olmamak üzere) avans faizi uygulanmasına karar vermek gerekmiştir.<br>\tDavacı toplam 315,70-TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren  işleyecek avans faizi ile birlikte (yasal faizden aşağı olmamak kaydıyla) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de istinafa davacı kendi lehine hükmün bozulması amacı ile gittiği ve kendi lehine istinaf giderlerine katlandığı\" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 20.567,87 TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, davacı alacağına ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren (yasal faiz oranından az olmamak üzere) avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>\tDavacı vekili katılma yoluyla verdiği istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilince davada talep konusu edilen istinaf harcı ve gider avansı ödemelerine ilişkin rücu isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, talep konusu edilen bu ödemelerin rücu edilebilir olmadığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafça talep edilen ödemelerin 16/09/2019 ve 18/03/2020 tarihinde yapıldığını, ödeme yapılan miktarların belli olduğunu, davacı tarafın ödemenin 12.022,96 TL'sini kısmi alacak olarak rücu istemi için görülen 2 yıllık süre içerisinde talep ettiğini, kalan kısım için zamanaşımı süresinin dolduğunu, yine taraflar arasında aktedilen sözleşmeler açısından somut olay değerlendirildiğinde rücuya ilişkin bir düzenlemenin de bulunmadığını, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkiline ait ticari defter ve belgelerin incelenmeden rapor alınmasının doğru olmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE    : <br>\tDava, eser sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı taşerondur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t1-Davacı istinaf itirazları incelendiğinde; Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/(2) maddesi; “Miktar veya değeri karar tarihi olan 2023 tarihi itibariyle 17.830,00 Türk Lirası'nı geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” düzenlemesini içermektedir.<br>\tBelirtilen nedenle, ilk derece mahkemesinin, miktar veya değeri  karar tarihi olan 2023 tarihi itibariyle  17.830,00 Türk Lirası'nı (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararları verildiği anda kesin olup istinaf yoluna başvurulamayacaktır.         <br>\t\t\t\tİstinaf istemine konu mahkeme kararında davacı talebi 20.883,57 TL olup, mahkemece 20.567,87 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece reddedilen kısım 17.830,00 TL'lik kesinlik sınırının altında olması sebebiyle, davacının mahkeme kararına karşı istinaf başvuru hakkı yoktur. Belirtilen nedenle, HMK'nın 346/(1). maddesine göre, kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine karar verilmediği, HMK'nın 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme sonucunda anlaşıldığından; davacının vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 341/(2) ve 366/(1). maddesinin yollaması ile 346/(1) ve 352/1-b maddeleri gereğince dairemizce usulden reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\t\t 2-Davalı istinaf itirazları incelendiğinde; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı istinaf başvuru dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/(2) ve 366/(1). maddesinin yollamasıyla, 346/(1) ve 352/1.b maddeleri gereğince  USULDEN REDDİNE,<br>\t2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t3-Verilen kararın niteliği gereğince davacı taraftan istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacılar tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf peşin karar harcının talep halinde yatıran davacıya iadesine,<br>\t4-Davalı taraftan alınması gereken 1.404,99 TL istinaf karar harcından peşin alınan 351,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.053,74 TL harcın davalıdan tahsili ile, hazine'ye irat kaydına,<br>\t5-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>Başkan <br> E-imzalıdır<br><br>Üye <br> E-imzalıdır<br><br>Üye <br> E-imzalıdır<br><br>Katip <br> E-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c9f241c23f18f97","SID":"098e5ea792060c74"}}