{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2021 <br>KARAR NO: 2024/730<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/06/2021<br>NUMARASI: 2017/26 Esas - 2021/461 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davacı ..., davalı şirketin sermayesinin %30'u oranında hisseye sahip 4 ortaktan biri olduğunu, aynı zamanda şirket müdürü görevini de üstlendiğini, 02.03.2016 tarihli olağan genel kurul kararı ile şirket müdürlüğüne son verildiğini, şirket ortaklarından bazıları olağan genel kurul kararından önce ...'ı ve diğer bir ortağı şirketten uzaklaştırmaya yönelik davranışlarda bulunduğunu, haber verme gereği duymaksızın şirketin tüm alt yapı şifrelerinin değiştirildiğini, kendisine iletilen bilanço ve karşılaştırılmalı gelir tablosunda dönem net karının gerçeğe aykırı bir beyanla sunulduğunu, davalı şirketin haklı bir gerekçe belirtmeksizin 2011 yılından itibaren şirketin oldukça kar etmesine rağmen kar payının dağıtılmadığını ve muhalefet oylarına karşılık çoğunluk oyu ile \"hasıl olan kardan herhangi bir temettü ayrılmaksızın tamamının yasal ve olağanüstü yedek akçelere ayrılmasına\" karar verildiğini, ayrıca şirkette müdürlük yapmasına rağmen aylık olarak herhangi bir ücret almadığını iddia ederek; haklı sebeplerle şirket ortaklığından ayrılmayı, ayrılma akçesi olarak şimdilik 25.000-TL, şirketin son 5 yılın reel karının tespit edilerek, şimdilik 25.000-TL'sinin davalı şirketten tahsiliyle kendisine ödenmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin ortaklarından ... ve ...’ın davacı ...’a ve işbu dava ile ilgisi bulunmayan şirket’in diğer ortağı ...’e karşı şirketten uzaklaştırmaya yönelik davranışlarda bulunduğunu, örnek olarak, şirket’in büyük hissedarı ...’in talimatı ile şirket sistemlerindeki şifrelerin değiştirilmesi ve 02.03.2016 tarihli şirket olağan genel kurul toplantısında şirket müdürlüğüne yeniden aday gösterilmemesini sunduğunu, iddia edilenin aksine davacı ...’ın müdürlüğe aday gösterilmemesi ve seçilmemesi şirketten uzaklaştırma niyeti göstergesi olmasının aksine, davacının da katıldığı 02/03/2016 tarihli genel kurul toplantısında ...’in şirket müdürü olarak seçilmesine oy birliği ile karar verildiğini davacı aynı toplantıdaki bir başka karara muhalefet etmesine rağmen bu karara muhalefet şerhi koymadığını, bununda rızasını gösterdiğini, şimdi ise müdürlük görevinin zorla sona erdirildiğini iddia ettiğini, müdürlük sıfatı sona eren davacının işbu görevi ifa sırasında gerekli olan şirket sistemlerindeki özel şifrelere de ihtiyacı bulunduğunu, yeni müdür atanmasıyla birlikte işlerin olağan akışı gereği ilgili şifrelerin şirket müdürünün kullanımına sunulduğunu, davacının şirket mailine ulaşamadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının şirket maili hiçbir zaman deaktif edilmediğini, davacının halen şirketin ortağı olduğunu ve tüm ortaklık haklarından faydalandığını, TTK m.638/2’de şirket ortaklarının ortaklıktan çıkma haklarını dava yolu ile kullanmaları öngörülmüş olsa dahi, dürüstlük ve iyi niyet kuralları gereği, öğretide, mahkemeye başvuru öncesinde ortağın şirkete çıkma bildiriminde bulunması kabul edilmeyeceğini, şirket’in bu bildirimi reddetmesi halinde dava yoluna başvurulmasının iyi niyet kurallarına uygun olduğunu, şirket ortakları arasında, bu şekilde bir başvuruyu olanaksız kılacak bir husumet bulunmadığını, davacı ...’ın bu şekilde bir bildirimde bulunmadan doğrudan dava yoluna başvurmasının kötüniyet göstergesi olduğunu, davacı müvekkil şirkete 19/04/2016 tarihinden beri gelmediğini, kendisine şirket ile ilgili gelen mailleri dahi şirkete ulaştırmadığını belirterek davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının müdürlük görevinden azledilmesinin haklı neden olarak kabulünün mümkün olmadığı, şirketin karlılığının aslında yüksek olmasına rağmen düşük gösterildiği, uzun süre kar payı dağıtımı yapılmadığı ve şirket içi mail gruplarından çıkartılarak şirketten dışlandığı hususlarını ileri sürdüğü, davalı şirketin ticari defter kayıt ve dayanak belgelerinin mali bilirkişi aracılığı ile yaptırılan incelenmesinde; 2012-2016 döneminde kar dağıtımı yapılmadığının tespit edildiği, haklı neden olarak ileri sürülen hususların ortaklığın devamını çekilmez kılacak nitelikte olması gerektiğini, Yargıtay kararlarında bir ortağa sürekli bilgi verilmemesini, şirketten dışlanılmasını ve şirketin kötü yönetimini haklı neden olarak kabul edildiği, müdürlük limited ortaklıklarda bir hak olarak değerlendirilemez, kaldı ki davacı müdürlük görevinin şirketin diğer ortağı ...'in müdür olarak seçilmesi kararında olumlu oy kullandığı, bilançonun yanlış verildiği iddiası bakımından bunun ispatlanması gerektiği bir yana, davacının müdür olduğu dönemde bu tür faaliyetlerde bulunulması zaten söz konusu olmayacağını bu kısım ile ilgili olarak hangi döneme ilişkin bu tür hukuka aykırılıklarda bulunulduğu ve bunların ispatlanması gerektiğini, iddiaya konu edilen dönemde davacı şirketin yetkili müdürü olarak görev yaptığını, Yargıtay tarafından uzun süre kar dağıtımı yapılmamasının haklı neden olarak kabulü genel olarak limited ortaklıktan çıkmada haklı neden olarak kabul edilmediğini, ancak eklenen diğer sebeplerle birlikte çıkma için haklı sebep niteliğinde değerlendirmesinin mümkün olduğunu, kar dağıtımı yapılmayan dönemde davacının şirket müdürü olduğu, yine Yargıtay içtihatlarına göre dışlanmanın belirli bir yoğunlukta olması ve ortaklıktan kaynaklanan hakların kullanılmasında sorunlar yaşanması, eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturacak sonuçlara sebebiyet verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; yerel mahkemenin gerekçeli kararını eksik inceleme ile oluşturduğunu, davalı şirketin ticari defter kayıt ve belgelerinin mali bilirkişi aracılığı ile yapılan incelemesinde 2012/2016 döneminde kar dağıtımı yapılmadığının tespit edildiğini, kar dağıtımı yapılmamasının gerekçelerine bakılmasının gerekli olduğunu, şirket müdürü olarak görev yapan ...'ın kontrolünde olan şirket sistemlerindeki şifrelerin değiştirildiğini, şirket içi iletişim mail gruplarından müvekkil davacı ortağın çıkarıldığını, davacı ortağın kasıtlı şekilde şirketten uzaklaştırılmak istendiğini, müvekkilinin şirket faturasının hazırlandığı ön muhasebe programındaki ve banka hesap hareketlerindeki yetkilerinin de elinden alındığını, mahkemenin tanık anlatımlarına itibar etmeden dosyada mevcut olan delilleri de irdelenmeden davacının şirketten dışlanma konusundaki iddialarının da varit görülmediği kanaati ile davayı reddetmiş olmasının usul ve yasaya dosyada toplanan delillere aykırı olduğunu, mahkemenin şirketin karlılığının düşük gösterildiği, bilançonun yanlış verildiği yönündeki davacı iddiasının ispatlanması gerektiğini, davacının müdür olduğu dönemde, bilanço düzenleme yükümlülüğünün şirket müdürlerinin üzerinde olduğu iddiaya konu dönemde davacının şirket müdürü olduğu şeklindeki gerekçesinin de eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu belirterek davanın kabulüne ve mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava,  TTK'nın 638 vd maddelerine dayalı limited şirket ortaklığından haklı nedenlerle çıkma ve çıkma payının ve kar payının  tespit edilerek ödenmesi istemine ilişkindir. Davalı şirketin 06.01.2009 tarihinde sicile tescil edildiği, davacı ... ile birlikte ...'in kurucu üye oldukları,  700 payın ...'e 300 payın davacıya  ait olduğu, şirketin temsili için ilk 3 yıl süre ile ...'in şirket müdürü olarak seçildiği, şirketin 17.01.2012 tarihli 1607 sayılı ortaklar kurulu kararı ile şirket ortaklarından ...'in şirkette bulunan 700 payından 50 payın ...'a devrettiği, 100 payın da ...'e devredildiği, böylece şirket ortaklık yapısının %55 payın ...'e, %30 payın  davacıya, %10 pay ...'e, %5 pay ...'a ait olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 638. maddesine göre Limited şirketten çıkma için haklı sebeple çıkma davasında haklı sebep teşkil eden bir durumun varlığı zorunlu unsurdur. Bu sebep öyle bir sebeptir ki, çıkmak isteyen ortaktan artık ortaklıkta kalmaya devam etmesi kendisinden beklenemez ve çekilmez bir hal almış olmalıdır. Haklı sebeple ortaklıktan çıkmak isteyen ortağın şahsında gerçekleşen çıkma sebebinin ortağın kendi kusurundan kaynaklanmaması gerekir. 09.11.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan karara göre; ... ile ...'ın müdürlük yetkilerinin 3 yıl süre ile uzatılmasına, müdürlerin şirket unvanı altında atacakları münferit imzası ile şirketi her konuda temsil ve ilzam etmesine karar verilmiştir.  02.03.2016 tarihli genel kurulda alınan karar uyarınca; şirket  müdürlerinin görevine son verilerek 3 yıl görev yapmak üzere şirket müdürü olarak ... yeniden seçilmiştir. Anılan toplantıda tüm ortaklar hazır bulunduğu gibi davacının olumlu oy verdiği şirket müdürünün oybirliğiyle seçildiği anlaşılmaktadır. Davacının şirket yönetiminden uzaklaştırıldığı iddiası bu nedenle haklı bulunmamıştır. Davacının diğer ileri sürdüğü sebepler ise şirketin karlılığının aslında yüksek olmasına rağmen düşük gösterildiği, uzun süre kar payı dağıtımı yapılmadığı ve şirket içi mail gruplarından çıkartılarak şirketten dışlandığıdır. Ancak şirket müdürlüğünden ayrılan davacının, şirket ortağı sıfatıyla şirketin mali bilgilerine, hesaplarına erişim yetkisi bulunmaması şirket müdürlüğünden ayrılmanın olağan sonucudur. Davacının hakim ortak ile anlaşmazlığa düştüğü anlaşılmakla birlikte durumun çekilmez halde olduğuna ilişkin gösterilen deliller ile bir  kanaate varılamamaktadır. Davalı şirketin  02.03.2016 tarihli genel kurulda alınan kar dağıtımı kararının iptaline karar verilmiş ise de, bu toplantıdan evvel  3 yıllık süre ile davacı münferit yetkili şirket müdürü olduğu halde, bu konuda bir girişimde bulunmamış, genel kurulu kar dağıtımı hususunda toplantıya çağrılması için çaba göstermemiş, bilançolarda hangi kalemlerin yanlış ve yanıltıcı olduğu hususunu somutlaştırmamış, müdürlük yetkisi kapsamında bilançoların doğru düzenlenmesinden sorumlu olduğu da dikkate alındığında  bu sebebin haklı sebep olarak kabulü mümkün görülmemiştir.Dinlenen tanık beyanlarından şirket ortakları arasında, birlikte iş yapmayı engelleyecek ölçüde husumet bulunmadığı, davacının şirketten dışlandığı iddiaları sübut bulmadığı, şirketin kar dağıtımı kararı almadıkça kar payı alacağı muaccel olmadığından istenemeyeceği, haklı sebeplerin varlığının ispatlanamadığı  gözetilerek davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan toplam 59,30‬-TL'nin mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ce355256135e745","SID":"7eba0eb604b10378"}}