{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/422 <br>KARAR NO: 2024/330<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/12/2019<br>NUMARASI: 2018/813 Esas -  2019/1131 Karar<br>DAVA: Borçtan Kurtulma Davası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı ile davacı borçlunun hakim ortağı olduğu, ... San ve Tic Ltd Şti arasında 10 yıldan uzun bir zamandan beri kumaş alımı/satımı şeklinde ticari ilişki olduğu, davacı ile davalı arasında icra dosyasına konu borcu doğuracak hiçbir hukuki ilişki olmadığı, davalı alacaklının davacı borçlunun sahibi olduğu borçlarının teminatı olmak ve bu miktar borç ödendiğinde iade edilmek üzere takibe konu senetleri aldığı, davacının davalının talebi üzerine ve tüm ödemeleri de yaptığı hesap olduğu için 02.05.2016 tarihinden itibaren davalı alacaklının babası olan ...'in ... Bankası ... nolu hesabına ödemeleri peyderpey ödediği, anılan hesapta davalı alacaklının da tüm ödemeleri bu hesaba yapıldığı için işlem yapma yetkisi olduğu kanaati taşındığı, İstanbul ... İcra Md ... E. sayılı takibe konu senetlerin teminat senedi olduğu ve ödendikleri için borçlu olunmadığının tespiti istemli işbu davanın açıldığı, açıklanan nedenlerle ve duruşmalarda da ortaya çıkacak sair sebeplerle davanın kabulüne, davalı alacaklıya borçlu olunmadığının tespitine, İstanbul ... İcra Md ...E sayılı takibin iptaline, davalı alacaklının kötü niyetli olması nedeniyle % 20'den az olmamak üzere aleyhine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından tanzim edilen senetlerle İstanbul .. İcra Md ... E Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı ile müvekkili arasında uzun yıllara dayalı hem ticari, hemde aile dostu olarak tabir edilebilecek derecede yakın arkadaşlık ilişkisi bulunduğu, davalı tarafa verilmiş olunan senetlerin ödenmesinin de iş bu dostluk hukuki ilişkisine dayalı olarak müvekkili tarafından uzun zaman beklendiği, ancak ödeme yapılmaması üzerine icra takibi yapıldığı, davalı tarafından ödeme yapıldığı yönündeki iddia ve beyanların kötü niyetle yapılan gerçek dışı iddialar olup kabul edilmediği, senedin teminat senedi olduğu yönünde dosyaya sunulmuş bir delil ve belge bulunmadığı, bonoya karşı ileri sürülen teminat iddiasının senet metninden anlaşılması yanında ayrıca sözleşme ile neyin teminatı olduğunun da ispatı gerektiği, soyut ve belgesiz iddiaların kabul edilmediği, davalı haricinde 3.şahıslara yapılan ödemelerin neyin ödemesi olduğunun banka dekontlarından sanki davalıya yapılmış gibi gösterilmeye çalışılmasının davalının kötü niyetinin ispatı olup kabulünün mümkün olmadığı, dava değeri dikkate alındığında tanık dinletilmesinin mümkün olmadığı, tanık delilinin kabul edilmediği hususlarını beyanla; haksız ve mesnetsiz kötü niyetle açılmış davanın reddi ile davalının icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ticari ilişkinin davacının ortağı olduğu ... San ve Tic Ltd Şti  ile davalı arasında bulunduğu, ancak takibe ve davaya davacının keşideci olarak davalının lehtar olacak şekilde nakten düzenlendiği, davalı tarafça düzenlenme nedeninin talil edilmediği, ispat yükünün yer değiştirmediği, senetler nedeniyle borçlu olunmadığı yönündeki ispat yükünün davacı da olduğu, öncelikle davacının \"dava konusu senetlerin  ... San ve Tic Ltd Şti ile davalı arasındaki ticari ilişkiye istinaden düzenlendiği, senetlerin teminat senedi olduğu\" hususlarını yazılı ve kesin delille kanıtlamasının gerektiği, bu hususun yazılı ve kesin delille kanıtlanamadığı, Whatsapp kayıtlarının ödemelere yönelik olduğu ve ancak \"senetlerin ... San ve Tic Ltd Şti ile davalı arasındaki ticari ilişkiye yönelik olarak düzenlendiği ve senetlerin teminat senedi olduğu hususlarının yazılı ve kesin delille kanıtlanması\" halinde belki dava dışı davalının babası ... hesabına yapılan ödemelerin senetlere istinaden yapıldığı yönündeki iddia açısından Whatsapp kayıtlarının yazılı delil başlangıcı teşkil edebileceği ve bu hususta tanık dinlenebileceği, ancak yukarıda da ifade edildiği üzere  \"dava konusu senetlerin  ... San ve Tic Ltd Şti ile davalı arasındaki ticari ilişkiye istinaden düzenlendiği, senetlerin bu ilişkinin  teminatını teşkil ettiği\" hususunun davacı tarafça yazılı ve kesin  delille kanıtlamadığı, bu hususta yemin deliline de başvurulmadığı, dolayısıyla mübrez rapordaki mütalaya iştirak edilemediği, borçsuzluk iddiasının ve davanın davacı tarafça kanıtlanamadığı sübuta ermekle davanın reddine, ayrıca davalı her ne kadar kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş ise de, davacının dava açmakta kötüniyeti sabit olmadığından yerinde görülmeyen davalı yanın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya münderecatından edinilen vicdani kanaat gereğince; davanın reddine, davalı tarafın şartları oluşmayan ve yerinde görülmeyen kötü niyet tazminat isteminin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davacıya herhangi bir para verdiğine dair dosyaya delil sunamadığını, dosyadaki bilirkişi raporunun davalı tarafın icra takibine konu ettiği senetleri kötü niyetli bir şekilde davacının kendisinden sipariş davacı olduğu mallara ilişkin teminat amacıyla alındığını ortaya koyduğunu, davalının, müvekkil ...'ndan göndermiş olduğu mallara ilişkin teminat amacıyla senet aldığını, malların ödemeleri için babasına ait ... Bankasına bilgilerini göndermiş, bu hesaba gelen paraları çekip kullanmış ve teminat amacıyla aldığı senetleri icra takibine konu ettiğini, davalı tarafından davacı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle teminat amacıyla senetlerin alındığını, tarafların aralarındaki ticarete dair harici bir ilişkisini gösterir herhangi bir delil sunmadığı ve bu borç ilişkisini delillendiremediğini, davacı tarafından borcun ifa edilmiş olması, davalı tarafından davacıya nasıl, ne şekilde ve ne zaman para verildiğinin delillendirilemediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kambiyo senedine(bono) dayılı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu bononun teminat olarak verilip verilmediği noktasındadır.Davacı ... tarafından davalı ... lehine 23/12/2015 tarihinde, 30/04/2016 vade ve 8.000,00 USD bedelli, nakten kaydı bulunan;31/05/2016 vade ve 8.000,00 USD bedelli, nakten kaydı bulunan;30/06/2016 vade ve 8.000,00 USD bedelli, malen kaydı bulunan;31/07/2016 vade ve 8.000,00 USD bedelli, nakten kaydı bulunan;30/08/2016 vade ve 8.000,00 USD bedelli, nakten kaydı bulunan;30/10/2016 vade ve 8.000,00 USD bedelli, nakten kaydı bulunan; 30/11/2016 vade ve 8.000,00 USD bedelli, nakten kaydı bulunan; bonolar keşide edilmiştir. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçluları hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, bonoya dayalı olarak 64.000,00 USD asıl alacağın 12.546,67 USD işlemiş faiz birlikte tahsili istemiyle 01/08/2018 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmıştır.  Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İİK'nın 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. Somut olayda, davacı bononun teminat senedi olduğunu ileri sürerek senet metnini talil etmiş olup, bu durum karşısında ispat yükü halen davacı üzerindedir. Davacı taraf, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia etmektedir. Teminat bonosundan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir.  Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir. Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 Esas, 2010/99 Karar;  28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Somut olayda, bonoda geçerli bir teminat kaydı bulunmadığı gibi davacı bonoların teminat senedi olduğuna ilişkin bir sözleşmeye de dayanmamıştır.  Bu haliyle, dava konusu bononun teminat bonosu olduğu iddiası ispatlanabilmiş değildir. Ayrıca, davacı tarafça, dava dışı ... adına yapılan bir kısım ödemelere dayanılmış ise de, bu ödemelerin takibe konu bonoların ödenmesi için yapıldığına ilişkin ödeme dekontlarında bir açıklama bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sunulan dekontlar bahsi geçen ödemelerin takibe konu bonolar için yapıldığını ispata elverişli değildir. Dayanılan mail yazışmalarının ise hangi hukuki ilişkiye ait olduğu belli olmadığı gibi, takibe konu bonolara ilişkin olduğuna ilişkin mail içeriklerinde bir beyan bulunmamaktadır. Davacının teminat ve ödeme iddiasını ispatlayamadığı nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0cad5ed0ceae76d","SID":"3fff75d1e3d3a3d8"}}