{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2490 <br>KARAR NO: 2024/685<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 05/10/2021<br>NUMARASI: 2021/22 Esas - 2021/738 Karar<br>DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı  sigortalı ...'a  ait ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi tarafından 16.08.2019 tarihli Genişletilmiş  Artı Kasko  Sigorta Poliçesi  ile sigorta kapsamına alındığını, davalı sigorta şirketi  tarafından  sigortalı ... plakalı  aracın çarpması neticesinde muhtelif yerlerinden hasarlanarak  zarara  uğradığını, toplam 28.105,03 TL zarar tespit edildiğini ve tespit edilen bu zararın bedelinin  müvekkili şirketçe 13.07.2020 tarihinde 21.0272,93 TL 02.07.2020  tarihinde  6.720,00 TL ve  06.07.2020 tarihinde 112,10 TL olmak üzere hak sahibi sigortalıya  ödendiğini, müvekkili şirketçe yapılan bu  zarar ödemesi davalı sigorta şirketinden talep edildiğini  ancak davalı sigorta şirketi toplam zararın 28.105,03 TL olmasına rağmen kendilerine sadece 17.875,08 TL  rücu  ödemesi yapıldığını  bakiye kısmın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe haksız itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigorta şirketleri birbirine olan rücu taleplerinin hızlandırılması hakkındaki protokole göre halefiyet hakkını kullanan şirketin, madde II hükmünde sayılan formata uygun olarak taleplerini zarar sorumlularına yöneltmesi gerektiğini ancak davacı sigorta şirketi protokole taraf olmasına rağmen kazaya ilişkin hasar tutarını, kusur oranlarını ve kusura tekabül eden talep tutarının müvekkile bildirmediğini ayrıca protokolde belirtilen süre beklenmeden dava açıldığını, bu nedenle hasara ilişkin ödeme yapılmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davanın esası bakımından da davacının dilekçesinde belirtilen trafik kazasında davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ise kusurunun bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 1-İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte, davalı-borçlunun 10,01-TL asıl alacak, 0,70 işlemiş faiz olmak üzere, toplam 10,71-TL alacak miktarına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin bu miktar alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, 2-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa ticari avans  faizi uygulanmasına, 3-Şartları oluşmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, 4-Şartları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  kaza tespit tutanağına göre kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plakalı araç sürücüsü %100 oranında kusurlu olduğunu, davaya konu 21/05/2020 tarihli kazada meydana gelen hasarların tamamından ... plakalı aracın sigorta şirketi olan davalının sorumlu olduğunun net olarak tespit edildiğini, mahkemenin kararını verirken maddi ve hukuki yanılgıya düştüğünü, davaya konu kaza sebebiyle sigortalı aracın hem arka hem de ön kısımlarından hasarlanmış ve toplam maddi hasarın ekspertiz raporu ile belirlenerek müvekkili şirketçe sigortalısına bu kaza sebebiyle toplam 28.105,03 TL hasar ödemesi yapıldığını, davalı şirketin bu tazminatından tamamından hukuken sorumlu olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre rücuen tahsiline ilişkindir. Dosya kapsamından davalı nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, davacı tarafından kasko sigortası ile sigortalanan ... plakalı araca 26.05.2020 tarihinde  çarpması ile meydana gelen trafik kazasında ... plakalı aracın hasara uğradığı, davacı sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında sigortalısına yapılan ödeme sonrasında, yapılan ödemenin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre rücuen tahsili  için başlatılan icra takibe davalı borçlunun  itirazı üzerine itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6/1). 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinin birinci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir.  Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK m. 191/1).  İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta; Kazaya karışan araç sürücüleri tarafından düzenlenen 26/05/2020 tarihli kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsünün duramayıp ... plakalı araca arkadan çarptığı, ... plakalı araç sürücüsünün ise ... plakalı aracın kendi aracına arkadan çarptığı belirtilmiştir. Tutanak içeriğinde davacıya sigortalı ... plakalı aracın öndeki araca çarptığına ilişkin bir açıklama yapılmadığı gibi araçların hasar bölgeleri gösterilmemiştir. Yine  davacı tarafça kaza anına ve hasara ilişkin sunulan fotoğraflarda kasko sigortalı ... plakalı aracın ön kısmına ilişkin bir görüntü/ fotoğraf sunulmamış sadece  aracın arka kısmındaki hasara ilişkin fotoğraflar delil olarak sunulmuştur. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre;  davacı tarafça 26/05/2020 tarihinde gerçekleşen  trafik kazasında davacıya kasko  sigortalı ... plakalı aracın ön kısmının da hasarlandığının ispat edilememiş olması; Başka bir ifadeyle sigortalı aracın ön kısmında olduğu ve poliçe kapsamından giderildiği belirtilen  hasarın 26/05/2020 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında ... plakalı aracın, sigortalı araca çarpması ile meydana geldiğine ilişkin illiyet bağını ispat edilememiş olması nedeniyle mahkemece kaza tespit tutanağı ve dosyadaki mevcut delillere göre sadece sigortalı  aracın arka kısımlarında davalıya trafik sigortalı aracın kusuru ile oluşan hasardan davalının ZMMS poliçesi kapsamında sorumlu tutulmuş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3e1623937881409","SID":"96ccd461f240045f"}}