{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/466 <br>KARAR NO: 2024/479<br>KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/10/2020<br>NUMARASI: 2016/1274 Esas -  2020/481 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili şirketin marka ve logosu altında ticari faaliyette bulunmak üzere müvekkili şirket ile bayilik sözleşmesi akdettiğini, davalı şirketin ayrıca müvekkili şirketten ürün alım taahhütnamesi imzaladığını ve bu taahhüte göre müvekkili şirketten yıllık asgari olarak 400 ton ürün almayı taahhüt ettiğini, asgari miktara ulaşılamadığı taktirde davalının eksik kalan her ton başı için 50 USD tutarında ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahkumiyeti ödeneceğinin taraflarca kabul ve taahhüt edildiğini, borçlu şirketin taahhütnameye aykırı davranması nedeniyle cezai şart faturası gönderildiğini, ancak fatura borcunun ödenmediğini, bu sebeple davalı şirketin borçlarına istinaden İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, davalı şirketin borca ve yetkiye itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  taraflar arasında imzalanan ürün alım sözleşmesinin geçerlilik incelemesine tabi tutulması gerektiğini, davacı yanın, bayisinin ticari yapısını ve ekonomik durumunu gözetmekten çok cezai şartlar ile haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacı tarafın uhdesinde bulunan teminat mektubunu da paraya çevirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Dava, davacı tarafından davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ... dağıtım şirketi ile davalı ... bayi arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmesi gereği olarak davalı tarafından taahhütlerin tam olarak yerine getirilmemesi sebebiyle davacı tarafından sözleşme feshedilmiş olup, davacı tarafından davalıya kdv dahil 17.341,93 USD tutarlı cezai şart faturası düzenlenmiş, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmiş, itiraz üzerine takibin durması sebebiyle davacı tarafından işbu itirazın iptali davası açılmıştır. Bu kapsamda, dosya tarafların ticari defter ve kayıtları da incelenmek ve tespitte bulunmak üzere biri bağımsız denetçi, biri akaryakıt, lpg sektör bilirkişisi olmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen  kök ve ek rapor ile ikinci ek rapor incelenmiştir. Bilirkişi 2. Ek raporu ile davacı ile davalı tarafın cari hesap alacak-borç durumlarına ilişkin tespitler yapılmış, hukuki nitelendirme mahkemeye ait olmak üzere davacının davalıdan kar mahrumiyeti - cezai şart fatura bedeli olarak talep edebileceği alacak miktarı  kdv'li ve kdv'siz olarak seçenekli olarak hesaplanmıştır. Taraflar arasındaki taahhütname gereği davalının taahhüt edilen miktarda ürün almadığı sabit olup, davacının cezai şart talep edebileceği, ancak cezai şart olarak alınan tazminatlar, bir malın veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden bu ödemelerin kdv'ye tabi olmayacağı anlaşılmakla, denetime elverişli bulunan bilirkişi ikinci ek raporu ile tespit edilen kdv'siz alacak tutarı olarak tespit edilen  7.995,46 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden ise, cezai şart talep koşullarının oluşup oluşmadığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  KDV kanunu uyarında, kar kaybına ilişkin faturanın KDV ilave edilerek düzenlenmesi gerekmekte olup, söz konusu fatura bedeli tahsil edilmediğini, dava ve takibe konu fatura nedeniyle müvekkilin 14.696,75 USD+KDV =17.341,93 USD  alacaklı olduğu sabit olduğunu, dava konusu kar kaybı alacağı ürün alım taahhütnamesinde açıkça düzenlenmiş ve davalıya fatura edilmiş olup söz konusu alacak miktarı davalı açısından likit ve belirlenebilir olup, davalının inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekirken, şartları oluşmadığı gerekçesi ile inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart faturasının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cezai şartın miktarı noktasındadır.Taraflar arasında,19/06/2014 tarihinde çerçeve sözleşmesi, bayilik sözleşmesi ve ürün alım taahhütnamesi imzalanmıştır.Davacı tarafından davalıya 30/09/2015 tarih ve 17.341,93 USD bedelli \"cezai şart bedeli\" açıklamalı fatura düzenlenmiştir.  Bu faturanın davalı tarafından kabul edilmemesi üzerine davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura, bayilik sözleşmesi\" sebebine dayalı olarak 17.341,93 USD asıl alacağın tahsili istemiyle 15/01/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesinde bayi tarafından satın alma taahhüdünün yerine getirilememesi halinde ton başına 50,00 USD'nin fiili ödeme günündeki satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı kar mahrumiyeti ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bayilik sözleşmesi 09/06/2014 tarihinde imzalanmış olup, ürün taahhüdüne ilişkin ilk dönem 09/06/2014-08/06/2015 dönemidir. Dosyada alınan bilirkişi raporunda ilk yıl için, taahhüt edilen 400 ton üründen 106.065 kg alındığı ve 293.935 kg eksik alım bulunduğu ton başına 50,00 USD'den 14.696,75 USD cezai şart alacağı bulunduğu hesaplanmıştır. Takibe konu edilen faturanın ise KDV'siz tutarı 14.696,55 USD'dir. Buna göre davacı tarafın sadece ilk yılı takibe konu ettiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi tarafından tespit edilen taraflarca itiraza konu edilmeyen davalı alacağı 3.367,89 USD düşüldüğünde davacının ilk dönem için 11.328,66‬ USD cezai şart alacağı bulunmaktadır. Hal böyle iken ilk derece mahkemesince, takip konusu yapılmayan 09/06/2015-15/01/2016(Takip tarihi) tarihleri arasındaki dönem için bilirkişi tarafından hesaplanan 11.363,35 USD nazara alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı tarafça, faturanın kar kaybına ilişkin olduğu ve KDV'ye tabi olduğu ileri sürülmüş ise de, takibe dayanak fatura alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şarta ilişkin olup bilirkişinin de tespit ettiği üzere cezai şart alacağı KDV'ye tabi değildir. Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.  Eldeki davada, dava konusu alım taahhüdünü ihlal nedeniyle cezai şarta ilişkindir. Söz konusu cezai şartın bir indirime konu edilmemesi ve faturaya dayalı olması karşısında dava konusu alacak likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Takibin yabancı para cinsinden açılmış olması nedeni ile icra inkar tazminatının takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden değeri üzerinden belirlenmesi gerekir. Buna göre takip tarihi itibariyle kura ilişkin olarak taleple bağlı kalınarak 1 USD'nin değeri 3,03 TL kabul edilmek suretiyle davaya konu 11.328,66‬ USD'nin takip tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı 34.325,83 TL üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekir.  Buna karşın davanın  reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takibinde kötüniyetli olması şart olduğundan  her ne kadar reddedilen kısım yönünden davalı aleyhine yapılan takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince 7.999,46 USD alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,2-Davalı-takip borçlusunun, İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının 11.328,66‬ USD asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına,3-Kabulüne karar verilen alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı 34.325,83 TL'nin %20'si olan 6.865,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,5-Başlangıçta peşin olarak alınan 637,45 TL harcın,  icra harcı 259,91 TL ile birlikte alınması gerekli olan 2.723,45 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.826,09 TL karar ve ilam harcının davalıdan  alınarak hazineye irat kaydına,6- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 29,20 TL, posta ve tebligat gideri 291,00 TL, bilirkişi ücreti 2.185,00 TL olmak üzere toplam 2.505,20 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.636,53 TL yargılama masrafından, davalı tarafından yargılama sırasında yapılan bilirkişi gideri 15,00 TL yargılama masrafından kabul-ret oranına göre davacıya isabet eden 5,20 TL'nin mahsubu ile kalan 1.631,33 TL'ye  peşin harç 637,45 TL, icra harcı 259,91 TL ile birlikte eklenerek sonuç olarak 2.528,69 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 868,67 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu yargılama masrafından kalan 9,80 TL'nin davalının kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17900 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 4.920,92 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 49,50 TL olmak üzere toplam 211,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b23b1721410eba4f","SID":"24c94d0a8ae2337c"}}