{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2494 <br>KARAR NO: 2024/686<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 14/10/2021<br>NUMARASI: 2019/310 Esas - 2021/1078 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, 29.07.2010 tarihinde, yapmış olduğu tek taraflı kaza sonucu araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'un yaralandığını ve sürekli sakat kaldığını, tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik, müvekkili ... için sürekli sakatlık tazminatı olarak 4.500,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı olarak 500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın (davalı sigorta şirketi azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu trafik kazasına karışan, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 03/10//2009-2010 vadeli Karayolları Motorlu Araçlar ZMM Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu kazanın poliçe vadesi içinde meydana gelmesi şartıyla poliçe teminat miktarı ile sınırlı olup; kaza tarihi itibariyle maluliyet halinde şahıs başına azami 150.000,00TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu ve Poliçe Genel Şartları gereğince “Karayolu”nda meydana gelen zararların poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının kusur ve maluliyet oranının ATK 3. İhtisas Dairesi tarafından  tespiti gerektiğini, tazminat hesabının aktüer hesaplama konusunda uzman ve hazine listesinde yer alan bir aktüer tarafından yapılması gerektiğini, poliçe tarihinde geçerli olan genel şartlar gereğince davacının talebinin teminat dışı olduğ3unu, talebe konu tedavi, geçici bakıcı ve geçici iş görememe tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile;  2.049,33 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 172.950,67 TL sürekli işgöremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, 1,8 teknik faiz ve TRH tablosu esas alınmak üzere rapor alınmasını talep ettiklerini, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dosyada hesaplamaya esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, raporun hatalı yönetmeliğe göre hazırlandığını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, hesaba esas alınan maluliyet raporunda kaza ile illiyeti bulunmayan arazların da tespit edildiğini, davacının kaza tarihinde emekli olduğunu, geçici iş göremezliğinin söz konusu olmadığını, geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğunu, rapor hesap tarihi itibariyle güncel değerler üzerinden tazminat hesabı yapıldığından davacının faiz talebinin yerinde olmadığını ancak raporun hesap tarihinden itibaren faiz talep edebilme imkanı olduğunu, hesaplanan fahiş tazminata itiraz ettiklerini, geçmiş dönem-aktif dönem-pasif dönem hesaplarının hatalı olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini, temerrüt tarihine itiraz ettiklerini, hesaplanan vekalet ücreti, harç, yargılama giderlerinin hatalı olup, düzeltilmesi gerektiğini, poliçe teminatının 175.000 TL olup bu tutarın üzerinde hiçbir tutar yönünden sorumlulukları bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından;  29/07/2010 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsünün tek taraflı olarak gerçekleştirdiği trafik kazası neticesinde, davacının yaralandığı ve bu yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep edildiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise  \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış,  kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. 5237 sayılı TCK'nın 89.maddesinde düzenlenen ve somut olayda eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza zamanaşımı süresi aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık \"gelişen durum\" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için 8 yıllık zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. (HGK'nın 15.11.2000 gün ve 2000/21-1609, 2000/1699 E.K. sayılı kararı, 4.Hukuk Dairesinin 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 E.K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta  yaralamalı trafik kazası 29/07/2010 tarihinde gerçekleşmiş; Dava ise 28/05/2019 tarihinde açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan 18/04/2021 tarihli   Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi  tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre davacının tedavisinin devam ettiği belirtilmiştir. Ancak İlk Derece Mahkemesince davacının kaza tarihinden sonra trafik kazasına bağlı olan maluliyet durumunda \"zaman içerisinde gelişen bir durum olup olmadığı\" yönünde açıkça tespit veya değerlendirme içeren rapor alınmaksızın karar verilmiştir. Bu durumda, kaza nedeniyle davacının gördüğü tüm tedavilere ilişkin belgelerin ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilerek, Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan (veya bir üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı bölümünden) davacıda bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavisinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alındıktan sonra, gelişen durumun olup olmadığı da dikkate alınarak, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi ve zamanaşımı defi hakkında karar verilmesi gerekirken bu araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın kaldırılması gerekçesine göre diğer istinaf sebepleri değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81f7431ce28a6e50","SID":"da800615276e1a67"}}