{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/463 \t\t                                      ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/529<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: DR....  \t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...  \t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/09/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2014/961 E 2021/558 K<br><br>ASIL DAVA<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİLLERİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVA\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/05/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br>Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 2007 yılından beri süregelen davacının sahibi bulunduğu şirketin, ihtiyaç duyduğu elektrik malzemelerinin teminine ilişkin ticari bir ilişki bulunduğunu, davacının mali durumunda 2009 yılından itibaren meydana gelen sıkıntısının giderilmesi için davalı taraftan tamamı banka havalesi yoluyla ödünç para alınmış olduğunu, bunun karşılığında davalı tarafa çekler verildiğini ve bu çeklerin tamamının banka yolu ile ödendiğini, ödünç para alma ve ödeme işlemlerinin 2011 yılına kadar  devam ettiğini, ancak aradan geçen sürede davacının, ödemelerinin alınan ödünç para tutarından fazla olduğunun tespit edildiğini, davalı ile yapılan görüşmelerde ise bu konuda bir mutabakatın sağlanamadığını,  davacı ile davalı arasında oluşan mutabakatsızlık nedeniyle, davacının 2009-2010-2011-2012 yıllarına ait defter ve kayıtları üzerinde yeminli mali müşavire yaptırılan 15 Mart 2013 tarihli “Özel Amaçlı Rapor” ile, cari hesapta, davalının davacı hesaplarına 777.556,00 TL havale ettiğinin, buna karşılık davacının davalı hesaplarına 1.172.339,32 TL ödemede bulunduğunu, davalı tarafa yapılan fazla ödeme nedeniyle davacı tarafından Ankara 63.Noterliği'nden 03.06.2013 tarih ve 17520 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini ve fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere davacı tarafın alacağını oluşturan tutardan şimdilik 242.748,00 TL alacağın ödenmesinin istendiğini,  davalı tarafça, söz konusu ihtara karşı Ankara 46.Noterliği'nden 05.06.2014 tarih ve 04318 yevmiye numaralı cevap ile davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığının bildirildiğini, alacağın tahsili amacıyla Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2013 /12978 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takbin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacı vekili, müvekkil şirket çalışanları ile işbirliği içerisine giren davalıların, müvekkil şirket yetkilisinin imzasını taklit etmek suretiyle bankalardan müvekkili adına kredi kullanıp, kendi hesaplarına intikal ettirdiklerini, dolayısıyla müvekkilinin sahte işlemlerle yaratılan kredilerin anapara ve faizlerinden doğan zararlarının oluştuğunu, davalıların müvekkiline verdiği zararın tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen ve haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>Asıl davada davalı vekili, müvekkili şirket yetkililerinin, şirketleri içinde yolsuzluklar olduğu yönünde aldığı ihbar üzerine, davacının da içinde bulunduğu birçok gerçek kişi ve tüzel kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve şirket için de bağımsız denetim kuruluşlarına inceleme yaptırıldığını, bu incelemelerde davacının çeklerle ödediğini iddia ettiği ve listesini sunduğu 1172.339,32 TL'lik çeklerin içerisinden 4 adet çekin tutarı olan 261.770,00 TL' lik kısmının, davacı ... Şirketi ortağı ve şirket müdürü ...(...)'nın kendi nam ve hesabına sahte imzalarla ... A.Ş. hesaplarından gönderilen havalelerin tutarı olan 222.000,00 TL'ye istinaden beraber hareket ettiği kişilere verdiğinin görüldüğünü, ayrıca, 27.09.2010 tarihli sahte imzalı talimat dilekçesi ile ... Şubesinden çekilen 250.000,00 TL tutarındaki kredinin 150,000,00 TL' lik kısmının yine sahte imza talimat dilekçesiyle ...'in hesabına gönderildiğini, aynı şekilde 24.11.2010 tarihinde ... Şubesinden sahte imzalı dilekçe ile çekilen 143.550,00 TL' lik meblağın, ... Şirketinin İş Bankası hesabına aktarıldığını, bu durumun kriminal bilirkişi raporu ile ortaya çıktığını, davacı Şirketin, gerçek ticari faaliyetlerinden oluşan 65.079,33 TL' lik alımlarından oluşan çek ödemelerini de toplam ödediğini iddia ettiği 1.172.339,32 TL ödemenin içerisine dâhil ettiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>Birleşen davada davalılar vekili, taraflar arasında, 2007 yılından beri süre gelen, davalı şirketin ihtiyaç duyduğu elektrik malzemelerinin teminine ilişkin ticari bir ilişki bulunduğunu, 2009 yılından itibaren, davalı şirketin mali durumunda meydana gelen sıkıntının giderilmesi için davacı şirket sahibi ... ve diğer ortakların bilgisi dahilinde, davacı taraftan -tamamı banka havalesi yolu ile- ödünç para alınmış, bunun karşılığında davacı tarafa çekler verilmiş ve bu çeklerin tamamı -banka yolu ile ödendiğini,  ödünç para alma ve ödeme işlemleri 2011 yılına kadar devam ettiğini, alınan tutarlar karşılığında verilen çeklerin karşılığının davacı şirket hesaplarına banka yolu ile ödendiğini, davacı tarafın açmış olduğu alacak davasına dayanak yaptığı maddi olaya ilişkin bütün iddiaların Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/327 E. sayılı dosyasından değerlendirildiğini, Ceza Hakiminin maddi olaya ilişkin tespitlerinin Hukuk Hakimini bağlayacağı kuralı çerçevesinde,  Ceza Mahkemesi'nin “... A.Ş.'nin müşteki şirketten toplam 777.000,00 TL para aldığı, 1.172.000,00 TL para ödediği, 394.000,00 TL tutarında fazla ödeme yaptığı tespit edilmiştir.” şeklindeki tespitlerinin davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine 394.000,00 TL alacaklı bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davalıdan alınan bedelin ticari faizi ile birlikte davalıya geri ödendiği, tespit edilen farkın taraflar arasındaki gerçek ticari ilişkiden ve faiz ödemesinden kaynaklandığı, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/659 E. sayılı dosyasındaki tespitlere binaen hiç kimsenin kendi haksız fiiline dayalı olarak hak iddia edemeyeceği ilkesi, davacının tacir olması nedeniyle basiretli davranması gerekliliği karşısında davacının fazla ödeme iddiasının sübut bulmadığı, davalının adam çalıştıran olarak kendi çalışanının eylemlerinin de uyuşmazlıkta etkili olması nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerektiği, birleşen davada davalı sıfatını haiz ... Ltd. Şti.’nin 11.07.2011 tarihi itibarı ile alacaklı duruma geçtiği ve birleşen dava tarihi olan 30/01/2015 tarihi itibariyle, birleşen davada davacı sıfatını haiz  ... A.Ş.’nin birleşen davada davalı sıfatını haiz ... Ltd. Şti.'den herhangi bir alacağı bulunmadığı belirtilerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİstinaf eden-asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından;<br>\tMahkemece Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/659 E. sayılı dosyası bekletici mesele yapılmaksızın bu dosya içeriği ile uyuşmayan şekilde karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile çelişkili olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği, birleşen davanın reddi kararının yerinde olmadığı, <br>\tİstinaf eden-asıl davada davacı birleşen davada davalı şirket vekili tarafından;<br>\tMahkemece asıl davanın reddi kararının yerinde olmadığı müvekkili tarafından fazla ödeme yapıldığı, asıl davanın davalısı şirketin resmi ikrazatçı olmadığını, taraflar arasında yazılı bir ödünç sözleşmesi bulunmadığı, mahkemece faize yönünden yapılan değerlendirmelerin bu kapsamda hatalı olduğu bildirilerek  başvurulmuştur.<br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık taraflar arasındaki ödünç sözleşmesi kapsamında asıl davanın davacısının alacaklı olup olmadığı, birleşen davanın davacının zararının bulunup bulunmadığı ve bunların kapsamı noktasında toplanmaktadır.  <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tAsıl dava davacı yanca davalıdan alınan borca karşılık yapılan ödemenin borçtan fazla olduğu iddiasıyla fazla yapılan ödemenin tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali isteminden, birleşen dava ise davacı şirket çalışanı ile davalıların işbirliği içerisinde davacı şirket yetkilisinin imzasını taklit etmek suretiyle bankalardan davacı şirket adına kredi kullanıp kendi hesaplarına intikal ettirdikleri ve bu şekilde şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla açılan tazminat isteminden ibarettir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tAsıl davanın davacısı davalıdan borç para alındığını, ancak karşılığında fazla ödeme yapıldığının tespit edilmesi üzerine icra takibi yapıldığını ve itiraz üzerine asıl dava olan itirazın iptali davasının açıldığını iddia etmiştir. Asıl davanın davalısı birleşen davanın davacı tarafından ise müvekkili şirket çalışanları ile asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı şirket yetkililerinin iş ve iş birliği içerisinde müvekkilinin zararına hareket edildiği, ticari kayıtlarında müvekkilinin borçlu gösterildiği, gerçeğinde müvekkilinin asıl davada iddia edildiği gibi borçlu olmadığı gibi müvekkilinin bir kısım zararlarının da bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddi ile birleşen davada zararlarının tahsili istenmiştir. <br>\tMahkemece dosya kapsamında birden fazla kez bilirkişi incelemesi yapılmış olup, 25/04/2017 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. \t<br>\tUYAP üzerinde bulunan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/327 esas sayılı dosyasının incelenmesinden Mahkemece verilen kararın taraflarca temyiz edildiği ve Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2015/9068 esas sayılı kararı ile bozulduğu, aynı mahkemenin 2017/659 esasına kaydedildiği, Mahkemece bozma ilamı üzerine 15/02/2022 tarih 2017/659 E. 2022/72 K. sayılı karar ile birleşen dosyanın davalısı ...’in de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında zincirleme suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına dair karar verildiği, kararın henüz temyiz incelemesinde olduğu ve kesinleşmediği anlaşılmış olup, ceza dosyasında mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile Mahkemece hükme esas alınan 25/04/2017 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin farklılıklar içerdiği anlaşılmıştır. <br>\tCeza mahkemesinin olası bir mahkumiyet  kararının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. Maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Dolayısıyla ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. <br>Somut olay yönünden dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098  sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verilmesi halinde ya da maddi vakıanın tespitini içeren bir kararın hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek ceza davasının değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş olup, Mahkemece ceza dosyası sonucunun kesinleşmesinden sonra o dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden bir rapor alınmak suretiyle oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. <br>Açıklanan bu nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca kabulü ile yukarıda belirtilen ceza davasının sonucu bekletici mesele yapılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/961 Esas, 2021/558 Karar ve 23/09/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 02/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br> <br>Başkan...<br>e-imzalıdır <br> <br>Üye...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye...<br> e-imzalıdır<br> <br>Katip...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62e44f7a058c3952","SID":"54540e9864f54d6a"}}