{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/603 <br>KARAR NO: 2024/485<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/10/2020<br>ESAS NO: 2018/14 <br>KARAR NO: 2020/466<br>DAVA: Alacak <br>DAVA TARİHİ: 05/01/2018<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkette özel sağlık sigortası kapsamında bulunan sigortalıları ..., ... ve ...'ın tedavilerine ilişkin olarak yapılan ödemelerin sağlık sigortası genel şartları müşterek sigorta madde 12 uyarınca %50'lik kısmının davalı yandan sulhen yazışma ile talep edildiğini, davalı yana yapılan sulhen müracaatın sonuçsuz kaldığından ödenen tutarın tahsili için işbu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu belirterek davanın kabulüne, yargılama giderinin avukatlık ücreti ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından dava dışı ilgililer lehine tanzim olunan poliçenin tehlikeli hastalık sigortasına ilişkin olup meblağ sigortası olduğunu, bu nedenle davacının talebine konu gider teminat dahilinde olmadığını, bir başka anlatımla müşterek sigorta koşullarının meydana gelmediğini belirterek davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \" Dava, müşterek sigorta   iddiasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davalı .... tarafından düzenlenen 'Tehlikeli Hastalıklar\" sigorta poliçelerinin bir meblağ sigortası olduğu, poliçede belirlilen 13 farklı tehlikeli durum ve hastalık için verilen poliçe üzerinde belirtilen sigorta bedelinin, herhangi bir fatura' harcama belgesi gerektirmeksizin, sigortalının ve/veya lelıtarın risk gerçekleşmesi halinde hayatını devam ettirirken aksine sözleşmede belirtilmemesi durumunda defaten aldığı bir tazminat olduğu, başka bir değişle Sağlık Sigortası gibi bir \"Mal sigortası\" olarak değerlendirilemeycceği. Tehlikeli Hastalıklar Sigorta Poliçesinin bir \"Meblağ Sigortası' olması nedeni ile davacının davalı ... şirketinden ödemiş olduğu tedavi giderleri tazminatlarının % 50'sini talep etmesi söz konusu olamayacaktır. (17. Hukuk Dairesi 2015/1974 E. , 2017/8747 K. 09.10.2017 tarihli karar) davanın reddine, Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 5.339,11-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;''yerel mahkeme tarafından davalı lehine hükmolunan vekalet ücreti avukatlık asgari ücret tarifesi'ne aykırıdır. Zira davalı lehine maktu vekalet ücreti hükmolunması gerekirken, nispi vekalet ücreti tesis edilmiştir.  Huzurdaki dava açılmadan evvel Sigorta Bilgi Merkezi'nde yer alan \"... Poliçe Sorgu Uygulaması\"na girilerek dava dışı sigortalılar hakkında bir sorgulama yapılmış, sorgulama neticesinde dava dışı sigortalıların Müvekkilimiz Şirket nezdinde sigortalı oldukları tarihlerde \"tamamlayıcı sağlık/yatarak+ayakta+diğer/paket/yurtiçi/tüm network\" adlı poliçeye sahip oldukları anlaşılmıştır. Dava dışı sigortalıların da aynı tarihlerde, tamamlayıcı sağlık sigortasına sahip olduklarından hareketle huzurdaki dava ikame edilmiştir. Sistem üzerindeki açıklamalar, sistem sorgusu yapan kişi ya da kişileri dava dışı sigortalıların davalı ... şirketinden tamamlayıcı sağlık sigortalarının olduğu çıkarımına ulaştırmaktadır. Bu durum sistem üzerinden inceleme yapan herkes tarafından aynı şekilde anlaşılacak olup, huzurdaki davanın açılma nedeni de budur. Hal böyle olmakla birlikte, davalı ... şirketi tarafından dava dışı sigortalıların sigorta türünün tehlikeli hastalık sigortası olduğu ve bu nedenle müşterek sigorta koşullarının meydana gelmediği iddia edilmiş ve Bilirkişi Raporu da bu temelde hazırlanmıştır.  Oysaki davalı şirkette dava dışı sigortalıların tehlikeli hastalık sigortasının yanında, Sagmer sorgulamasında yazdığı şekilde tamamlayıcı sağlık sigortalarının olup olmadığı incelenmemiş olup, bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde öncelikle yerel mahkemece davalı şirkete müzekkere yazılıp dava dışı sigortalılara ait tehlikeli hastalıklar sigortasının yanı sıra başka bir sağlık sigortası poliçesinin olup olmadığının sorulması talep edilmiştir. Ancak işbu itirazımız dikkate alınmayarak eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiştir.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafından sigortalılarına ödenen bedeller yönünden müşterek sigorta hükümleri kapsamında %50'sinin davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığıdır. Davacı ... Şirketinin dava dışı sigortalılarına ödemiş olduğu tedavi giderleri- ameliyat/ hastane tazminatlarının; dava dışı sigortalıların Çifte Sigorta sahibi oldukları bilgisi dahilinde (SGM den alınan bilgiler dahilinde; SGM dökümlerinden de anlaşılacağı üzere; “Tamamlayıcı Sağlık Sigortası” poliçelerinin bulunduğu görüşü ile) %50 kadarını davalının karşılamasını talep etmektedir. Davalı ise, dava dışı ilgililer lehine tanzim olunan poliçenin tehlikeli hastalık sigortasına ilişkin olup meblağ sigortası olduğunu, bu nedenle davacının talebine konu giderin teminat dahilinde olmadığını, bir başka anlatımla müşterek sigorta koşullarının oluşmadığını ileri sürmektedir. Mahkemece, davalı ... şirketi tarafından tanzim edilen poliçenin meblağ sigortası niteliğinde olması sebebi ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının sağlık sigortaları poliçeleri kapsamında dava dışı sigortalılara ödeme yaptığı, ilgili sigortalıların davalı ile tehlikeli hastalık sigortası poliçelerinin de olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacının istinaf itirazı, sigorta bilgi merkezinden yapılan sorgulamada dava dışı sigortalıların davalı ... şirketi bünyesinde tamamlayıcı sağlık sigortasına sahip oldukları sonucuna ulaşınca dava açtıkları, sigortalıların tehlikeli hastalık sigortasının dışında tamamlayıcı sağlık sigortasının olup olmadığının araştırılmadığı ve hükmedilen vekalet ücreti yönündedir. Mahkemece 26/02/2018 tarihli müzekkere ile davalı ... şirketinden; ilgili sigortalılara ait sağlık sigorta poliçeleri, ödeme yapılmış ise kayıtları, davacı şirket tarafından başvuru yapılmış ise başvuru belgeleri ve davacıya yapılan ödemelerin kayıtları istenmiş, davalı tarafından müzekkere gereği yerine getirilmiştir. Gönderilen evraklarda tamamlayıcı sağlık sigortası poliçesi bulunmamaktadır. Mahkemece gerekli araştırma yapılmış, davalı tarafından düzenlenen tamamlayıcı sağlık sigorta poliçesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davacının eksik inceleme yapıldığına dair istinaf itirazına itibar edilmemiştir. Her ne kadar mahkemece sağlık sigortaları mal sigortası olarak değerlendirilmiş ve davalının düzenlediği sigortanın meblağ sigortası niteliğinde olan  tehlikeli hastalıklar sigortası olması sebebi ile dava reddedilmiş ise de her iki tarafın sigorta türü can sigortası türlerinden olup, meblağ sigortasıdır. Mahkemece müşterek sigorta hükümleri çerçevesinde de değerlendirme yapılması gerekirdi. TTK'nın 1446/1 fıkrası; \"Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur\" hükmünü içermektedir. Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir. Zira TTK m. 1466/1'de geçen \"aynı zamanda\" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (Sigorta Hukuku, M. Barış Günay, 2. Baskı, sh 171). Somut olayda, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vade ve limitleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan TTK'nın 1467. maddesinde ise çifte sigorta düzenlenmiştir.  Anılan maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesine göre değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez. Çifte sigortanın geçersiz kabul edilmesinin nedeni sebebsiz zenginleşme yasağıdır. Somut olayda, davalı sigortacı tarafından sigortalının aynı menfaati aynı rizikolara karşı sigorta ettirilmiş olup, sonradan yapılan sigorta çifte sigorta olması nedeniyle geçersizdir. Çifte sigortanın geçerli olabilmesi için maddede belirtilen diğer koşullarda somut olayda bulunmamaktadır. Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmayıp, davalı sigortacı nezdinde yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından, mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik gerekçe ile karar verilmesi isabetli olmamış, dairemizce gerekçenin düzeltilmesi gerekmiştir. Davalı şirkete lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden ise; Karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT 13/4 maddesinde, maddi tazminat istemli davaların, tamamının reddi durumda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümüne göre (maktu) hükmolunacağı düzenlenmesine rağmen, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.  Davacının bu istinaf itirazı yerinde olmakla beraber dairemizce mahkeme kararı gerekçe yönünden düzeltilerek kaldırıldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin dairemizin karar tarihindeki güncel avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanması gerekmiştir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, \"Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ...\" duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşıldığından gerekçe yönünden kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun GEREKÇE YÖNÜNDEN KABULÜ ile İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/14 E. 2020/466 K. Sayılı 01/10/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2- Davanın REDDİNE, 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken  427,60 TL harçtan peşin alınan 607,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 180,26 TL'nin istemi halinde davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,c-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,d-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,3-İstinaf İncelemesi Yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafça sarf edilen 221,40 TL (istinaf harç) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.03/04/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a75e74cf33df6cf6","SID":"2c7ac2e2a210e375"}}