{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/953 <br>KARAR NO: 2024/1087<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/01/2024<br>ESAS NO: 2022/500<br>KARAR NO: 2024/52<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/05/2024<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/01/2024 tarih ve  2022/500  Esas -  2024/52 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil kooperatifin  Kayseri İli'nde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olup bugüne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yapıldığını, davalının ise müvekkili kooperatif üyesi olup müvekkili kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin ettiğini müvekkili kooperatifin halen tasfiye sürecine girememiş olduğunu, 10 yıldan fazla süredir kooperatife üye olan kişilere ve 15 yıl önce arsasını kat karşılığı devreden arsa sahiplerine konutunu teslim edemediğini, mağduriyetlerin çığ gibi büyüdüğü, üyelerin ve arsa sahiplerinin haklarının temin edilmesi hususunda umudunu yitirdikleri dönemde iflasa sürüklenmekte olan müvekkili kooperatifin, mağdur üyelerin bir araya gelişi ve gayretli çabalarıyla tekrar ayağa kalktığını ve üyelere ve arsa sahipterine taahhüt edilen konutların yapımı ve teslimi ile seneler öncesine ait borçların ödenmesi için süratle çalıştıklarını, bu doğrultuda kooperatiften taşınmaz temin eden üyelerden kesin maliyet bedeli alınmadığı anlaşılmış ve üyelerden ödenmeyen kesin maliyet bedellerinin talep ve dava edildiğini,  Kayseri Asliye Ticaret Mahkemelerinde 160'dan fazla dava açılmış ve bu davaların konusu, kooperatiften taşınmaz temin eden üyelerin kesin maliyet borcuna ilişkin olduğunu, Kayseri Asliye Ticaret mahkemelerinde görülen bu 160'dan fazla davada davalarının kabulüne karar verilmiş olduğunu, söz konusu kararların istinaf mahkemesi tarafından da onandığını, istinaf kararları davalılar tarafından temyiz edildiğini ve 107 dosyanın şu an temyiz incelemesinde olduğunu, bu aşamada temyiz incelemesinde bulunan dosyalardan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/819 Esas ve 2021/648 Karar sayılı ilamına ilişkin yapılan temyiz başvurusunda karar çıktığını ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/6290 Esas 2022/521 Karar sayılı 20/03/2022 tarihli ilamında kooperatif inşaatlarının tamamı bitmeden kesin maliyet talep edilemeyeceği gerekçesi ile erken dava sebebiyle davamızım kabulü yönündeki yerci mahkeme kararı bozulduğunu, Yargıtay'ın söz. konusu kararı sonrasında bir çok yerel mahkemece, bu kararın emsal kabul ederek davalarının reddi yönünde karar verirken istinaf mahkemelerinin de yerel mahkemenin davanın kabulü yönündeki kararının kaldırılması yönünde karar verdiğini, Yargıtay'ın söz konusu kararını kabul etmiş anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemelerde görülmekte olan dosya ve emsal nitelikteki 160'dan fazla dosyanın tamamında davalıların kooperatif üyesi olmadıklarını, kooperatif ile ilişiklerinin tamamen kesildiğini iddia ettiklerini, bir nevi davaya konu uyuşmazlığın esas konusunun davalıların üye olup olmaması hususu olduğunu, kooperatifin aidat alacağını tüm üyelere karşı talep etmiş olmakla birlikte kooperatiften taşınmaz temin edip her türlü istifa, ilişik kesme belgesi olsa söz konusu aidatı ödemesi gerektiğini, davalının kooperatiften 150 m2 ev temin etmiş olduğundan 150 m2 evler için genel kurulda düzenlenen aidat borcundan sorumlu tutulacağını, davalının 2003 yılı Ocak ayından dava tarihinde temerrüde düşen son aidat borcu olan 2022 yılı Mayıs ayına kadar ödemesi lazım gelen aidat borcunun, değeri tam olarak hesaplanıncaya kadar şimdilik 9.000,00-TL'nın davalıdan tahsilini talep ettiklerini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, mevzuat hükümlerine göre ve kooperatif hukukunun temel ilkelerinden eşitlik ilkesi gereği her üyenin kooperatife ne zaman üye olduğu fark etmeksizin tüm üyelerin eşit miktarda aidat ödeyeceği söz konusu olduğundan davalının üyelik tarihinden önceki dönemlere ait aidatların da ödenmesinin lazım geldiğinin sabit olacağını, bununla birlikte kooperatif ile üye aralarındaki uyuşmazlıklarda zamanaşımı olmadığı, keza tarafların edimini yerine getirmesinde zamanaşımı olmadığını, uygulanacak bir zamanaşımında eşitlik ilkesine aykırılık oluşacağının yerleşik içtihatlarla sabit olduğunu, keza Yargıtay 23. H.D. 2018/1339 E. 2020/4423 K. sayılı 21/12/2020 tarihli kararında \"Ayrıca kooperatif ile üyesi arasında kural olarak zaman aşımı işlemeyeceğinden davacıların ıslaha konu fazlaya ilişkin taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi de doğru görülmemiştir” hükmüne yer verilerek üye ile kooperatif arasında zamanaşımı uygulanamayacağının belirtildiğini, zorunlu arabuluculuk hususunda; Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi kapsamında işbu davanın ticari dava sayıldığı, TTK'nun 5/A maddesinde ise ticari davaların, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulacağı hükme bağlandığını, bu doğrultuda 31/05/2022 tarihinde yapılan 2022/54837 arabuluculuk dosya numarası kapsamında davalı ile görüşüldüğünü ve anlaşmaya varılamadığını, buna ilişkin tutanağın sunulduğunu, davalıdır şerhi talebi ile ilgili; kendilerince açılan dava her ne kadar taşınmazın aynına ilişkin olmasa da nihayetinde davacı müvekkil konut yapı kooperatifi olduğundan, davalının kooperatiften ferdileşme yoluyla konut edindiğinden ve işbu dava konusunu davalı üyenin aidat borcu teşkil ettiğinden davalının kooperatiften temin ettiği taşınmazıtı tapu kaydına \"davalıdır\" şeklinde şerh düşülmesini talep ettiklerini, bununla birlikte davalı ile aynı nitelikteki bir çok kooperatif borçlusu, taşınmazları başkaca kişilere satıp devrelme yoluna gittiğini, bu şekilde davalının da mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, davalıların böyle bir tavır sergilemesi halinde kendilerince açılacak tasarrufun iptali davalarında tapuları devralan üçüncü kişilerin mağduriyetinin oluşmaması açısından davalının kooperatiften temin ettiği taşınmaz olan ... İli, ... İlçesi, ...  Mahallesi, ...  Ada, ...  Parsel, ... Blok, Bağımsız Bölüm No: ... 'de kayıtlı bulunan mesken vasfındaki taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine \"davalıdır şerhi\" konulmasını talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, bu sayede müvekkili kooperatifin, üzerine tedbir konulamayan dava konusu taşınmazın devredilmesi ve davalının mal kaçırması ihtimatinde hak kayıpları yaşamayacak, bir nebze olsun dava konusu hak güvence altına alınacağını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 9.000,00-TL aidat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18, aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili kooperatife ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafıdan dosyaya  sunulan arabuluculuk tutanağında anlaşamama tutanağına konu edilen talebin ticari uyuşmazlık olarak belirtildiğini, bu sebeple de anlaşmama tutanağının dava şartını kapsayıp kapsamadığı konusunda belirsizlik bulunduğunu, müvekkilinin kooperatife olan borcunu ödediğini ve 2011 yılında kat mülkiyeti tapusunu aldığını, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olmadığını, zira 2011 yılında tapuyu aldıktan sonra kooperatif tarafından yapıları genel kurul toplantıları ve hazirun listesinde isminin bulunmadığını, genel kurula davet edilmediğini, davacının da müvekkilinin genel kurula davet etmeyerek müvekkilinin kooperatiften çıktığını ve ilişiğinin kesikliğini onayladığını, müvekkilinin yeniden üye olmak gibi bir talebinin ve başvurusunun bulunmadığını, genel kurul tutanakları ve hazirun cetvellerinin resmi belge olduğunu, yıllarca hazirun listesinde yer almayan kooperatiften çıkan ve tekrar üye olma talebi de bulunmayan müvekkilinin davacı tarafından kendiliğinden hazirun listesine eklenerek genel kurulda borç çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından kesin maliyetler tespit edilerek ve belirlenen kesin maliyet bedellerinin müvekkili tarafından ödenerek taahhütname ve ilişik kesme belgesi ve 02/06/2011 tarihinde kat mülkiyetinin tapusunun müvekkiline verildiğini, 21/04/2019 tarihli genel kurul tutanağında şimdiye kadar belirlenen tüm maliyetlerin iptaline karar verildiğini, ancak söz konusu kooperatif genel kurulunda neden daha önceki kesin hesapların hatalı olduğunun açıkça belirtilmesi ve resmi tespitlerle gösterilmesi gerektiğini, kooperatif ile ilişiği kesilen müvekkiline bu kadar yıl sonra bu kadar borç çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu, ana sözleşmenin 61. maddesi gereği ayrılmak isteyen ortakların ödemesi gereken kesin maliyet ve şerefiye ödeyerek borcu kalmayan ve ardından yapılan genel kurullara davet edilmeyen hazirunlarda yer almayan müvekkilinin kooperatiften çıktığını, kooperatifin de bunu kabul ettiğini, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"......Somut olayda davalının davacı kooperatifin üyesi olduğu, davalının sabit ücretli üye olduğuna ya da  istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair  dosyada delil bulunmadığı gibi davalının kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği, genel kurul kararlarının iptal edilmediği  anlaşılmaktadır.Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi,  2021/871 Esas ve 2021/1256 Karar sayılı emsal ilamı). Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere  kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir (23. Hukuk Dairesi, 2017/391 Esas ve 2020/1615 Karar sayılı emsal ilamı).<br>Kooperatifler Kanunu'nun geçici 11. Maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline karar verilmiş olması nedeniyle eldeki uyuşmazlığa uygulama imkanı bulunmamaktadır.<br> Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile toplam 66.010,00-TL'ndan dava dilekçesinde talep edilen 9.000,00-TL'nın dava tarihi olan 06/06/2022 tarihinden itibaren ve bakiye 57.010,00-TL'nın ıslah tarihi olan 08/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ancak davacı kooperatifin genel kurul kararlarında yıllık %18 faiz işletileceğine dair karar olmadığından hükmedilen meblağa yıllık %18 oranında faiz işletilmesine yönelik davacı isteminin reddi ile hükmedilen meblağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiği ......\" gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile toplam 66.010,00-TL'ndan dava dilekçesinde talep edilen 9.000,00-TL'nın dava tarihi olan 06/06/2022 tarihinden itibaren ve bakiye 57.010,00-TL'nın ıslah tarihi olan 08/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Hükmedilen meblağ yıllık %18 oranında faiz işletilmesine yönelik davacı isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; BAM kaldırma kararı gerekçesinde belirtilen tüm hususlar gerek cevap dilekçesinde ve gerekse de bilirkişi raporlarına itiraz dilekçesinde ayrıntılı olarak talep edilmiş olmasına rağmen, mahal mahkemesince talep doğrultusunda delillerin toplanarak tüm bu talepleri karşılar nitelikte bir bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmiş olması nedeniyle, eksik inceleme ile kurulan mahal mahkemesi kararının kaldırılarak, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini, mahal mahkemesince, istinafa konu kararın verildiği aynı gün 22.01.2024 günü verilen aynı nitelikteki bir başka dosyada (Kayseri 1.ATM 22.01.2024 T. 2022/480 E ve 2024/51 K sayılı kararı ekte sunulmuştur), müvekkili gibi, daha önceden çıkarılan kesin maliyet hesabı doğrultusunda ödeme yaparak taşınmazın alan bir başka üye ile ilgili olarak, dosyadan alınan bilirkişi raporlarında da üyenin 2011-2022 tarihleri arası döneme ilişkin olarak aidat ve ara ödeme borcu olduğu yönünde görüş bildirilmesine rağmen, mahal mahkemesince, davalının borcu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup, bizim dosyada davanın kabulüne karar verilmiş olmasının anlaşılamadığını, mahal mahkemesince her nekadar, müvekkili davacının kooperatif üyesi olduğuna ilişkin iddiasına karşı, davalının aksi yönde iddiası olmadığından bahisle müvekkili davacı kooperatifin üyesi olarak kabul edilmek suretiyle karar verilmiş olmasının, mahal mahkemesince savunma sebepleri ve delillerin değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile karar verildiğinin en açık kanıtı olup, kararın öncelikle bu nedenle kaldırılarak, haksız davanın reddine karar verilmesini, cevap dilekçesinin 1.bendinde büyük puntolarla açıkça “müvekkil davacı kooperatifin üyesi değildir” denilmek suretiyle davacı kooperatifin müvekkilinin üyeliğini 21.02.2010 tarihli genel kurul toplantısının 16 numaralı kararı doğrultusunda genel kuruldan aldığı yetkiye dayanarak açık bir şekilde sildiğini ve bu kararının bir göstergesi olarak da müvekkilinin yıllarca genel kurullara çağırmayarak, hazirun cetvellerinde müvekkilinin ismine yer vermeyerek, müvekkilinin üyeliğini sildiğini teyit ettiğini, ancak ne zaman ki kooperatif paraya ihtiyaç duymuş, daha önce üyeliklerini sildiği ve 10 yılı aşkın bir süre ile genel kurullarına davet etmediği eski üyelerine geçmişe yönelik olarak borç çıkarmak suretiyle görülmekte olan davayı açtığını, davacının tamamen kötüniyetle hareket ettiği sabit olup, mahal mahkemesince, yargılamanın başından itibaren müvekkilinin davacı kooperatifin üyesi olmadığına ilişkin savunmalarına yönelik olarak delillerin toplanmaksızın ve itirazları değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmiş olup, kararın öncelikle bu nedenle kaldırılarak, tüm delillerin toplanmak suretiyle| davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin kooperatif üyeliğinden çıkarılmasına dayanak yetkinin 21.02.2010 tarihli genel kurul toplantısının 16 nolu kararının iptali için herhangi bir dava açılmamış olup, bu kararın halen dahi geçerli olduğu ve aksinin davacı koaperatifçe ispat edilmemiş olması karşısında mahal mahkemesince bu konudaki deliller toplanmaksızın, hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi kanuna ve dosya kapsamına aykırı olup, kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini, mahal mahkemesince karara dayanak alınan bilirkişi raporunda itirazların hiçbir şekilde değerlendirilmemiş, müvekkilinin üyeliğinin müvekkilinin kesin maliyet doğrultusunda ödeme yapması karşılığında müvekkiline dairesinin verilmesi suretiyle sonlandırıldığı 2010 yılından sonraki genel kurullara çağrıldığına ilişkin olarak davalı kooperatifçe herhangi bir delil sunulmamış, hal böyle olunca, da müvekkilinin davet dahi edilmemiş olduğu genel kurullarda alınan aidat ödemelerinden sorumlu tutulması mümkün olmayıp, mahal mahkemesince bu hususlar ile ilgili olarak yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığını, kararın bu nedenle de kaldırılarak, haksız ve kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin davacı kooperatifteki üyeliğinin devam ettiğini kesinlikle kabul etmemekle beraber, bir an için mahal mahkemesinin kabulü doğrultusunda müvekkilin kooperatif üyeliğinin halen devam ettiği kabul edilse dahi, kararlılık kazanmış Yargıtay kararları gereği, yıllardır aidat talep edilmeyen kişiden en fazla yönetim giderlerinin talep edilebileceği kabul edildiğini, hal böyle olunca, ancak yönetim giderlerinin tespiti gerekirken, tüm itirazlarının değerlendirilmediğini, arz edilen nedenle bekletici mesele yapılmasını talep etmiş olduğu dosyanın sonucunun istinafa konu davanın sonucunu etkileyeceğin kuşku olmayıp, bekletici mesele yapılması talebinin gözardı ederek karar veren mahal mahkemesi kararının öncelikle bu nedenle kaldırılarak, bekletici mesele yapılan dosyanın sonucunun beklenmesine ve davanın reddine karar verilmesini, mahal mahkemesi kararı yukarıda arz edilen nedenlerle, açıkça kanuna, toplanan delillere ve kararlılık kazanmış Yargıtay içtihatları ile hakkaniyete aykırı olarak kurulmuş olmakla kaldırılması gerekeceğinden, icrası halinde müvekkilinin ileride telafisi imkansız zararına neden olacağından, kararın icrasının karar kesinleşinceye kadar geri bırakılmasına karar verilmesini,  arz edilen nedenlerle, usul ve esas yönünden kanuna aykırı ve haksız olarak kurulan mahal mahkemesi kararının icrasının geri bırakılarak kaldırılmasına ve öncelikle Kayseri 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/275 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekili, davalının kooperatifin üyesi olduğunu, Ocak 2003 ile 2022 Mayıs tarihleri  arasında birikmiş aidat borcu bulunduğunu ileri sürerek 66.010,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiştir.Davalı borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, genel kurul kararlarının tüm üyeler için bağlayıcı  olduğu gerekçesiyle 66.010,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Karara karşı  davalı vekilince istinaf yasa yolunu başvurulmuştur.<br>Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D  2011/933 Esas 2011/936 Karar)Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir. Davacı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD  2016/7545 Esas  2019/5329 Karar)<br>Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada  istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair  dosyada delil bulunmadığı gibi davalının kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği, genel kurul kararlarının iptal edilmediği  anlaşılmaktadır.Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi  2021/871 Esas  2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere  Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi  2017/391 Esas  2020/1615 Karar)<br>Davacı inşaatların devamı amacıyla aidat talep etmiş olup yukarıda değinilen Yargıtay kararları doğrultusunda talep edilen alacak için üyelik devam ettiği müddetçe  zaman aşımı işlemeyecektir.İlk derece mahkemesince dosyada, Ocak 2003 - 31.05.2022 tarihleri arasında davalının ödemesi gereken aidat miktarı bulunarak davalının bu tarihler arası yaptığı ödemelerin  ödeme tarihi,  ödemeye ilişkin makbuz ve belgelerdeki açıklamalar,  6098 sayılı TBK 100-104 maddesindeki düzenlemeler  birlikte dikkate alınmak  suretiyle hesaplama yapıldığı görülmekle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 22/01/2024 tarih ve 2022/500 E. - 2024/52 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br> 2-Alınması gerekli olan 4.509,14 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.127,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.381,85 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,\t<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.   09/05/2024\t\t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26f5cbd7261f4380","SID":"a5710b44141c423c"}}