{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/733 <br>KARAR NO: 2024/501<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/03/2023<br>NUMARASI: 2022/411 Esas, 2023/204 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/05/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında Gebze Organize Sanayi Bölgesi ....Sokak Gebze / Kocaeli adresinde bulunan \"tıbbi üretim tesisinin üretim ekipmanlarının temin ve tedariki, ekipmanların kurulumu ve gerekli izinlerin alınarak tesisin çalışır vaziyette teslimi\" konusunda sözleşme imzalandığını ve bu işlerin karşılığında müvekkiline, kaba inşaat maliyeti hariç üretim tesisinin toplam maliyetinin %20'si oranında müteahhitlik kârının ödenmesinin kararlaştırıldığını, taralar arasındaki güven ilişkisine istinaden bu hususun yazılı bir hükme bağlanmadığını, müvekkilinin üzerine düşen edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ancak, yapılan görüşmelere rağmen davalının müteahhitlik kârını ödemediği gibi müvekkilinin alacağının bir kısmını oluşturan KDV iadesinin de kendilerine ait olduğu iddiasıyla takip başlattığını belirterek, davaya konu üretim tesisinin kaba inşaattan sonraki toplam maliyetinin hesaplanarak bu tutarın %20'si oranındaki müteahhitlik kârının faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, harca esas dava değerini 350.000,00 TL olarak göstermiş ve bu miktar üzerinden gerekli peşin harcı yatırmıştır. Davalı vekili cevabında, taraflar arasında davaya konu üretim tesisinin yapımı ve çalışır vaziyette teslimi konusunda sözleşme imzalandığını ancak, işbu sözleşme uyarınca taraflar arasında üretim tesisinin maliyetinin %20'si oranında müteahhitlik karı ödeneceğine ilişkin hiçbir anlaşma bulunmadığını, davacı iddialarının dayanaksız olduğunu, davacının müvekkilinden alacağı bulunmadığını, davacı firmanın fatura bedellerine yansıttığı komisyon bedelleri nazara alındığında yapılan işin karşılığının fazlasıyla ödendiğini, bu faturalara karşılık taraflarınca yapılan ödemelerin delillerle sabit olduğunu, aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ilk olarak  21/03/2019 tarih ve 2017/978 Esas - 2019/196 K sayılı kararla; \"davacı yüklenici tarafça yapılıp teslim edilen üretim tesisine ilişkin taraflar arasında yapılan sözleşmede müteahhitlik kârı alacağına ilişkin düzenleme bulunmadığı, davacının bu iddiasını müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi gereği yasal kanıtlarla kanıtlayamadığı, davalı tarafça bu konudaki sözleşme ilişkisinin inkar edildiği, davalının açık rızasının olmaması nedeniyle uyuşmazlığın niteliği gereği tanık anlatımıyla bu konudaki akdi ilişkinin kanıtlanamayacağı ve bilirkişi incelemesinin de sonuca etkili olmayacağı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2022 tarih ve 2019/1312 E, 2022/1044 K sayılı kararıyla; \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu 118-186. maddelerinin açık ve emredici hükümlerine rağmen davacı tarafın hukuki dinlenilme hakkını sınırlar mahiyette, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki taraf davet edilip taraflara son sözleri sorulmaksızın karar verilmesinin doğru  olmadığı, ayrıca Mahkemenin mevcut kabulüne göre de, davalı tarafça inkar edilen sözleşme ilişkisinin ispatı yemin kesin delili ile de mümkün olmasına ve dava dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanılmış olunmasına rağmen, davacı tarafa bu hususta davalıya yemin teklif etmek isteyip istemediğine dair yemin delili hatırlatılmadan yargılamanın sonlandırılmasının da yerinde olmadığı\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri ise kaldırma sebebine göre ayrıca incelenmemiştir. Kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece davacı tarafa, dava konusu yaptığı alacağın dayanağını oluşturan ve karşı tarafça kabul edilmeyen müteahhitlik kârı sözleşmesinin kanıtlanması bakımından yemin delili hatırlatılmış; davacının yemin deliline dayanacağını belirtmesi üzerine HMK'nın 233.maddesi gereğince 09/02/2023 tarihli duruşmasında davalı taraf şirket yetkililerine yemin yaptırılmış ve şirket yetkilileri yemin beyanlarında; yetkilisi oldukları davalı şirket ile davacı şirket arasında 17/10/2012 tarihli sözleşme konusu işe ilişkin olarak ayrıca %20 oranında müteahhitlik kârı ödeneceğine dair bir yazılı veya sözlü sözleşme olmadığını bildirmişlerdir. Mahkemece istinafa konu kararla, davacı tarafın, davadaki talebine dayanak yaptığı karşı tarafın kabulünde olmayan müteahhitlik kârı alacağına ilişkin sözleşmeyi yasal kanıtlarla kanıtlayamadığı gibi, BAM kararı sonrası davalı şirket yetkililerinin yeminli beyanları ile de kanıtlayamadığı, HMK'nın 184. ve 186. maddelerindeki usuli eksikliklerin de 09/02/2023 ve 16/03/2023 tarihli duruşmalarda giderildiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, davalı şirketin yemin metinlerine yönelik itirazlarını sunduğu bila tarihli dilekçesinde yer verdiği; “Davanın başından bu yana belirttiğimiz üzere, davacı yaptığı/taşeronlarına yaptırdığı işlerin fatura bedellerine yüzde 6-9 arasında değişkenlik gösteren bir komisyon (müteahhitlik bedeli) ekleyerek müvekkil şirkete fatura etmiştir. Bu husus davacısı olduğumuz İstanbul 14. Ticaret Mahkemesi’nin 2017/312 E. sayılı dosyasına da müteaddit kereler ifade edilmiş ve Mahkemeniz dosyasına da anılan dosyaya sunulan 04.10.2017 tarihli uzman görüşü beyanımız ekinde ibraz edilmiştir.” beyanın bağlantılı birleşik ikrar niteliğinde olduğunu, davalı şirket vekilinin bu dilekçeyle müvekkili şirkete % 6 ila %9 oranında müteahhitlik bedeli ödemesi yaptığını açıkça beyan ettiğini, halbuki kaldırma kararı öncesinde davalı şirketin başından beri taraflar arasındaki müteahhitlik kâr alacağına ilişkin hukuki ilişkiyi inkar ettiğini, buna göre, kaldırma kararı sonrasında davalı şirketin, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığını kabul ettiğini ancak bu hukuki ilişkinden doğan borcun % 6 ila %9 oranında ödeme yapılmak suretiyle tasfiye edildiği savunduğunu, bu durumda, davalı borçlu taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kabul edip müvekkil şirkete % 6 ila %9 oranında ödeme yaptığını iddia ederek bağlantılı birleşik ikrarda bulunduğunu ve ispat yükünü üzerine aldığını, davalı şirket taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kabul edip borcun ödendiği savunmasında bulunduğuna göre davalı tarafça kabul edilen bir hususun ayrıca bir yazılı belge ile ispatına gerek olmadığını, buna yönelik itirazları hakkında duruşmalar sırasında ve gerekçeli kararda herhangi bir olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmadığını, bunun başlı başına hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkımızı ihlal eden bir durum olduğunu ve kararının kaldırılması için yeterli bir sebep olduğunu, istinaf konusu kararın gerekçesinin, yemin metinlerinin neden kabul edilmediği yönünden de eksik olduğunu, davalı şirket yetkililerine dosyaya sundukları yemin metninin eda ettirilmediğini, Mahkemenin re’sen hazırlanan metin doğrultusunda yemin ettirildiğini, bunun neden böyle yağıldığının açıklanmadığını, ayrıca davalı şirket yetkililerine ettirilen yeminin usulsüz olduğunu, diğer taraftan kararın soyut bir gerekçesinin bulunduğunu, bu durumda, istinaf konusu kararda yer alan gerekçenin Anayasa’nın ve HMK’nın aradığı anlamda bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini, bu hususun kararın kaldırılması için başlı başına yeterli bir durum olduğunu, davalı tarafın bağlantılı bileşik ikrarıyla taraflar arasında müteahhitlik kâr alacağıyla alakalı bir ilişkinin mevcut olduğu çekişmesiz bir durum haline geldiğine göre, tartışılması gereken esas meselenin müvekkili şirketin müteahhitlik kârına ilişkin alacak talebinde haklı olup olmadığı olduğunu, kaldırma kararı sonrasında davalı şirket, müvekkili şirketin müteahhitlik kâr alacağının ödeme yoluyla sona erdiği savunmasında bulunduğuna göre davalı şirketin öncelikle, müvekkiline % 6 - 9 oranında müteahhitlik kâr bedeli ödediğini ispat etmesi gerektiğini, ayrıca davalı şirketin ödemeye ilişkin ispat vasıtaları ile ödemeyle borç ilişkisinin sona ereceğine ilişkin ispat vasıtalarını dosyaya sunmaması halinde müvekkilinin müteahhitlik kâr alacağının TBK m. 481 hükmünden hareketle, bilirkişi vasıtasıyla eserin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerektiğini, bu kapsamda davalı şirket ile müvekkili şirket yetkilisi ... arasındaki e-posta yazışmaları, tarafların ticari defterleri ve tıbbi üretim tesisinde yapılacak bilirkişi incelemelerinin davalarının haklılığını ispat edeceğini, bu kapsamda dosyanın mali müşavir, makine mühendisi, elektrik elektronik mühendisi ve inşaat mühendisinden oluşacak bir bilirkişi heyetine gönderilerek gerekli araştırmaların yapılması yönündeki taleplerinin reddedildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, taraflar arasında yapılan 17/10/2012 tarihli yazılı eser sözleşmesi ilişkisine dayalı olarak, davacı yüklenicinin ödenmediği ileri sürülen %20 oranındaki müteahhitlik kârının hesaplanarak  davalı iş sahibinden tahsili istemine ilişkindir. Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri sözleşmesine, amacına ve tekniğine uygun tamamlayarak teslim etmek; iş sahibinin görevi ise, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesiyle eserin bedelini ödemekten ibarettir. Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların \"icap\" ve \"kabul\" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 25/09/2018 tarih,2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı) 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.Somut olayda, taraflar arasında yapılan 17/10/2012 tarihli yazılı eser sözleşmesi gereği işin yapılıp teslim edildiği ve iş bedelinin ödendiği konusunda taraflar arasında çekişme bulunmayıp, davacı yüklenici tarafından, sözleşme gereği yapılan işe ilişkin taraflar arasındaki güven ilişkisine dayalı olarak sözleşmede yazılı hükme bağlanmayan, üretim tesisinin (kaba inşaat maliyeti hariç) maliyetinin %20'si oranındaki müteahhitlik kârının ödenmediği ileri sürülmüş, davalı tarafından ise, dava konusu müteahhitlik kârına yönelik taraflar arasında anlaşma bulunmadığı savunulmuş olup, buna göre taraflar arasındaki yazılı sözleşme gereği yapılıp teslim edilen üretim tesisinin (kaba inşaat maliyeti hariç) toplam maliyetinin %20'si oranında müteahhitlik kârı alacağının bulunduğunu ispat külfeti davacı yüklenici üzerinde kalmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.” hükmü gereği müddeabihin miktarına göre ve davalı iş sahibi yanca sözleşme ilişkisinin ispatı bakımından tanık dinlenilmesine açıkça muvafakat gösterilmediğinden davacı taraf, taraflar arasında akdi ilişki kurulduğuna ilişkin iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı tarafça, taraflar arasındaki yazılı sözleşme gereği yapılıp teslim edilen üretim tesisinin (kaba inşaat maliyeti hariç) toplam maliyetinin %20'si oranında müteahhitlik kârının da ayrıca ödenmesi gerektiğine dair sözleşme ilişkisinin ispatına yönelik olarak sunulan yazılı bir delilin bulunmadığı, yukarıda açılandığı üzere davalının açık muvafakati olmadıkça bu konuda tanık dinletilmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde dayandığı yemin delilinin hatırlatılması neticesinde teklif edilen yeminin de davalı şirketin temsilcileri tarafından usulüne uygun olarak eda edilmiş olduğu, HMK'da davacının sunduğu yemin metninin kullanılmasına dair bir zorunluluk bulunmadığı, Mahkemenin yaptırmış olduğu yeminin, alınan yeminli beyanının usulüne uygun ve uyuşmazlığın esasını çözmeye yeterli olduğu, Davacı vekilince, davalı şirket vekili tarafından yemin metinlerine yönelik itirazlarını sunduğu bila tarihli dilekçede, müvekkili şirkete % 6 ila %9 oranında müteahhitlik bedeli ödemesi yapıldığı beyan edilerek bağlantılı birleşik ikrarda bulunulduğu ve ispat yükünün üzerine alındığını ileri sürülmüş ise de, esasına bu beyanın yeni bir beyan olmadığı, davaya cevap dilekçesinin son sayfasında belirtildiği üzere, zaten cevap dilekçesinde de davacıya belli oranlarda komisyonlar ödendiğinin, davacının kendi taşeronlarından aldığı faturalara kendi komisyonunu ekleyerek faturalar düzenlendiğinin ve bunların bedelinin ödendiğinin belirtildiği, kaldırma kararı sonrasında sunulan söz konusu dilekçede bu beyana sadece \"%6-9 oranında komisyon bedeli ödedik\" açıklamasının getirildiği, buna göre, davalı tarafça belli bir oranda müteahhitlik kârı ödendiği beyan edilmekle birlikte, bunun davacının iddia ettiği gibi %20 gibi sabit bir oranı olduğunun, davacıya ayrıca \"sözleşmeye konu üretim tesisinin (kaba inşaat maliyeti hariç) toplam maliyetinin %20'si oranında bir müteahhitlik kârının da ödenmesi gerektiğine dair\" sözleşme ilişkisinin kabul edilmediği, bu nedenle söz konusu dilekçedeki davalı vekili beyanının bağlantılı bileşik ikrar olduğu ve ispat külfetinin davalıya geçtiği itirazının yerinde olmadığı, Buna göre, ilk derece mahkemesince davacı tarafça iddia edilen \"ayrıca %20 oranında müteahhitlik kârına ilişkin\" sözleşme ilişkisinin ispat edilememiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/03/2023 tarih ve 2022/411 Esas, 2023/204 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ea9ab079041c969","SID":"4bf0514a0064f60c"}}