{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/03/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas - Karar<br><br>İSTİNAF EDEN<br>DAVACILAR\t: 1-... - (T.C Kimlik No: ...)<br>\t\t2-... - (T.C Kimlik No: ...)<br>\t\t3-<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>\t  <br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 12/03/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 12/03/2024<br>Davacılar tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası ile açılan Menfi Tespit davasında 31/03/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı tarafından müvekkilleri aleyhine Konya ... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, müvekkilinin davalılara herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu senette müvekkili ...’ın imzasının bulunmadığını, icra takibinden sonra müvekkili şirketin hesabına konulan haciz nedeni ile icra dosyasına 1.313,40 USD ödeme geldiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında; 06.10.2015 tarih ve 006 Sözleşme numarası ile Yapım İşleri yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşme ile üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen davalı şirketin edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin mağdur olduğunu, yine taraflarca 29.05.2015 ve 29.06.2015 tarihinde inşaat yapım protokolü ve protokol imzalandığını, müvekkil tarafından bu protokollerin de eksiksiz ve tam olarak yerine getirildiğini, müvekkili tarafından davalı şirkete 29,05.2015 tarihli protokoldeki ödemelerin yapıldığını ve bu ödemeler içerisine davaya konu senedin de dahil olduğunu, yapılan tüm ödemelere rağmen davalı şirketin senedi müvekkiline iade etmediğini, ancak 30.06.2016 tarihli ibraname başlıklı belge ile davalı şirketin müvekkilinden alacaklarını tam olarak aldığı ve herhangi bir alacağının kalmadığını, maddi ve manevi bir hak talebinde bulunmayacağını beyanla müvekkili şirketi ibra ettiğini, icra takibine dayanak gösterilen 25.10.2015 tanzim 30.09.2016 vade tarihli 88.000.00 TL bedelli bonoda açıkça görüleceği üzere senet üzerinde malen yazılmakta olup davalı şirketin ibra belgesi nedeni ile ispat yükü yer değiştirmekle alacaklı olduğunu davalının ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek  müvekkillerinin mağdur olmaması için yargılama sonuna kadar icra takibinin teminatsız olarak veya uygun görülecek teminat karşılığında tedbiren dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına karar verilmesine, müvekkillerinin davalıya 88.000,00-TL borcu olmadığının tespit edilmesine, icra dosyasına ödenen 1.340,00 USD'nin istirdadına, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili ...'ın davaya konu bonoda imzası olmaması nedeni ile davalıya 88.000,00-TL borçlu olmadığının tespitine, davalıların haksız ve kötü niyetli icra takibi yapmış olması nedeniyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere; kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle kambiyo senetlerinden kaynaklı davalarda görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olması nedeniyle görev yönünden davanın reddi gerektiğini,  esas yönünden ise; somut olayda davacılardan sadece ...'ın imzayı inkar ettiğini, diğer davacıların imzaya bir itirazı bulunmadığını, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacı borçlular takibe konu bononun bedelini ödediklerini yazılı delille katılamaları gerektiğini, davaya konu bonoda malen ibaresi olduğuna göre böyle bir bonoda malın teslim alındığının borçlu tarafından ikrar edildiğini, alacaklının teslim ettiğini kanıtlama yükümlülüğünün olmadığını, yazılı ikrarın aksini, diğer bir deyişle malın teslim edilmediğini borçlunun ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"…Adli Tıp Kurumu Başkanlığı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 27/11/2020 tarihli raporda \" İnceleme konusu senetteki matbu \"ödeyecek\" bölümündeki matbu \"isim\" ibaresinin sağında bulunan isim yazısı şeklinde tersim edilmiş imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'ın eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur.\" şeklinde rapor tanzim edildiği, İcra takibinin, borçlular lehine tedbiren (vezneye yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesine, durdurulmasına karar verilmiştir. <br>Mahkememizin 31/03/2023 tarihli duruşmasında davacı vekili beyanında; \"Her ne kadar teminat senedi olduğuna ilişkin beyanımız var ise de teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı belgemiz yoktur, ayrıca dava konusu 88.000,00 TL yazılı bir belge ve delil yoktur, bizim davalı yan ile ticari ilişkimiz tektir, bu bononun da davalı yana işin bitirilmesi karşılığında verildiğini düşünüyoruz, davamızın kabulüne karar verilsin,\" şeklinde beyanda bulunduğu, yine mahkememizin aynı tarihli duruşmasında davalı vekili beyanında; \"Senette 3 tane imza vardır imza inkarında bulundular, imza incelemesinden aleyhlerine gelmiştir, ayrıca ödeme iddiaları ve teminat iddiaları da ispatlanamamıştır, bu nedenle ispatlanamayan davanın reddine ayrıca davacı yanın tazminata mahkum edilmesine karar verilsin, Cevap dilekçemizdeki neticeyi talep kısmında davalılar yazılmıştır, davanın mahiyetinde davacılar olduğu anlaşılmaktadır\" şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.<br><br>Somut olayımızda; davacılardan ... imza inkarında bulunmuş ancak yapılan yargılamada (bilirkişi ile tespit edildiği üzere imza kendi adına çıkmıştır.) kendi adına çıkmıştır. Bu nedenle açmış olduğu davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davacı yan ticari defterlerinin incelenmesinde, davalı yan alacaklı çıktığından davacıların borçlu olmadıkları yönündeki itirazlara itibar edilmemiştir. Zira her ne kadar dava konusu bononun, ibranamede geçmemişse de davacıların ticari defterlerinde kayıtlı olmasa da, dava konusu bononun, ibranamenin tarihinden sonra vadesinin olması nedeniyle davalı - alacaklının ticari defterlerine muhasebesel olarak ödendi kaydının girildiği sonuç ve kanaatine varıldığı, ödeme ve teminat senedi iddiası da yazılı delil ile ispat edilemediğinden ( davacı vekilinin 31/03/2023 tarihli duruşmadaki beyanı) davacıların, Mahkemece tedbir kararı verildiğinden (tensibin 12 nolu ara kararı ve 14/12/2017 tarihli duruşmanın 4 nolu ara kararı Yargıtay 19 Hukuk Dairesi 14/04/2015 tarih 2014/17680 E. 5362 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 19/10/2003 Tarih 2022/10774 E. 2003/12975 K.) taraflar (davacılar) arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu da gözetilerek ayrı ayrı tazminata hükmedilerek, davacıların davasının ayrı ayrı reddi ile; davacıların Konya... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası nedeniyle davalı aleyhine açtığı Menfi Tespit davasının ayrı ayrı reddine, İKK 72/4 maddesi gereği 88.000,00 TL'nin %20 si olan 17.600,00 TL tazminatın davacılardan (borçlulardan) ayrı ayrı alınarak davalıya (alacaklıya) verilmesine,…\" gerekçesiyle; <br>1-Davacıların davasının ayrı ayrı REDDİ ile;<br>2-Davacıların Konya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle davalı aleyhine açtığı Menfi Tespit davasının AYRI AYRI REDDİNE,<br>3- İİK 72/4 maddesi gereği 88.000,00 TL'nin %20 si olan 17.600,00 TL tazminatın davacılardan (borçlulardan) ayrı ayrı alınarak davalıya (alacaklıya) verilmesine, şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrar etmekle, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davalının edimlerini yerine getirmediğini, buna ilişkin Konya .. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı D. İş dosyası ile tespit yaptırıldığını ve davalı şirketin sözleşme ile üzerine düşen edimleri yerine getirmediğine dair bilirkişi raporu aldırıldığını, bu nedenle, müvekkillerinin mağdur olduklarını ve eksiklikleri kendilerinin tamamladıklarını, icra takibine dayanak gösterilen 88.000 TL bedelli bonoda malen yazılmakta olup, davalı şirketin müvekkillere hangi malları sattığının ispat yükünün davalı tarafta olmasına rağmen yerel mahkemenin davanın reddine karar vermesinin usul ve ve yasalara aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından 30.06.2015 tarihli \"İBRANAME\" başlıklı belge ile davalı şirketin müvekkillerden alacaklarını tam olarak aldığını ve herhangi bir alacağının kalmadığını maddi ve manevi bir hak talebinde bulunmayacağını beyanla müvekkili şirketi ibra ettiklerini, taraflar arasında başkaca bir ticari ilişki bulunmadığını, tüm bu hususların ispat edilmiş olmasına ve ticari defter incelemesinde de müvekkillerinin davalı şirkete borcu olmadığının ortaya çıkmasına rağmen davanın reddine karar vermesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; <br>Dava Menfi Tespit ve istirdat talebine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı taraf, dava konusu senedin taraflar arasında imzalanan Yapım İşleri İnşaat Sözleşmesi kapsamında davalıya verildiğini ve bedelinin ödendiğini ileri sürmekte, davalı taraf ise senedin ödendiğinin yazılı delille ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmektedir. <br>Davalı tarafa ait ticari defterler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu Bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda davalıya ait ticari defterlerde  davalı tarafından 01.01.2017 tarihinde davacı ... Süt ve Süt Ürünleri Ltd. Şti'ye 118.110,00 TL havale gönderildiği yönünde kayıt bulunduğunun tespit edildiği belirtilmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre kural olarak havalenin  mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği kabul edilmektedir. Davalı tarafından, davacıya 01/01/2017 tarihinde 118.110,00 TL gönderildiğine göre, bu tarih itibariyle davalının davacıdan herhangi bir alacağının bulunmadığının kabulü gerekir. Mevcut dosya kapsamındaki delillerle davalının, bu iddiasını ispatlayamadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı gözönünde bulundurularak; davalıya yemin delilinden yararlanıp yararlanmayacağı hatırlatılmadan, delillerin esastan değerlendirilip eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından; davacıların istinaf talebinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davacıların istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2023 tarih, ... Esas ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı ... ... Tar. Hay. Eml. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde bu davacıya iadesine, <br>4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br> 5- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  <br><br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>(muhalif)<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br> <br>MUHALEFET ŞERHİ:<br>Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir.Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun teminat senedi olduğu  yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. Dava konusu somut olayda davacı taraf senedin ödendiğini iddia  ettiğine göre ispat yükü davacılarda olup davacılar senet bedelinin ödendiği yönündeki iddiasını yazılı delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Davacı taraf, dava konusu senet bedelinin ödendiğini ispatlayacak herhangi bir yazılı delil sunmamıştır. Ayrıca davacı taraf, senedin ödendiği iddiasını ispatlamak için tarafların ticari defterlerine dayanmış ise de dosyada mevcut bilirkişi raporlarından;  dava konusu senet davacı ... Süt ve Süt Ürünlerine ait ticari defterlerde dava konusu senedin kayıtlı olmadığı, yine davacı şirket defterinde  dava konusu senedin ödendiğine dair bir kayıtta bulunmadığı, davalı tarafa ait ticari defterlerde ise dava konusu senedin kayıtlı olduğu, ancak senedin ödendiğine dair bir kaydın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı defterlerinde  davalı tarafından 01.01.2017 tarihinde davacı ... Süt ve Süt Ürünleri Ltd.Şti'ye 118.110,00 TL havale gönderildiği yönünde kayıt bulunmakta ise de HMK 222/3. Maddesi gereğince kanunda belirtilen şartlara uygun tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamayacağından sözkonusu havale kaydının davalı aleyhine yorumlanması doğru olmayacaktır. Kaldı ki davacı şirkete ait ticari defterlerde de 01.01.2017 tarihinde davalıya 90.000,00 TL havale gönderildiği yönünde kayıt bulunmakta olup davacı şirket  defterinde yer alan bu kayıt ta, davalı defterlerindeki havale kaydının davalı aleyhine yorumlanmasına engel teşkil etmektedir. Buna göre davacı taraf ödeme iddiasını ticari defterlerle de ispatlayamamıştır. Ancak davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı görülmektedir. Mahkemece davacı tarafa yemin hakkı hatırlatıldıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davacıya yemin hakkı hatırlatılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Kabule göre de; Dava konusu senette davacı ...'ın keşideci, diğer davacılar avalist sıfatını haiz olup davacılar senet borcundan müştereken ve müteselsilen sorumludur. Senetten kaynaklanan alacak tek olup senet borcunun müşterek ve müteselsil borçlulardan herhangi birisi tarafından ödenmesi halinde borç sona erecektir. Senet borcu tek olduğundan İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. Maddesinde yer alan \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez\" düzenlemesi gereğince hükmedilecek tazminata da tek olarak tayin edilmesi ve davacıların tek olarak tayin edilen tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Mahkemece davacılar aleyhine ve davalı lehine  tek tazminata hükmedilmesi ve davacıların davalı lehine hükmedilecek tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken her davacı aleyhine ayrı ayrı tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine  karar vermek gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.<br><br><br>                                                                                                      Üye ...<br>                                                                                                         e-imzalıdır <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b08fef960d63c6b1","SID":"d8bb5f7ffec06b42"}}