{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2379 Esas<br>KARAR NO: 2024/689 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/252 Esas - 2021/215 Karar<br>TARİH: 17/03/2021<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, taraflar arasında imzalanan 23/01/2017 tarihli sözleşmeye istinaden ticari bir ilişki bulunduğunu, bu ilişkiye istinaden müvekkilinin davalı tarafından 11 adet çek aldığını ancak daha sonra 11 adet çek iade edilip yerine çeşitli vade ve bedeli 7 adet senet alındığını, müvekkili şirket sözleşmenin ilgili maddesine istinaden davalının ödemesi gereken vade farkı tutarı olan 179.982,97 TL (KDV dahil) tutarında 16/10/2018 tarihli ve ... nolu e fatura düzenlediğini ve davalı tarafa gönderildiğini ancak davalı tarafından haksız olarak iade edildiğini, iş bu fatura düzenlenmesi ve iade edilmesi durumunun birkaç daha meydana geldiğini, buna ilişkin olar Üsküdar ... Noterliğinin 30/11/2018 tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtarname çekildiğini, açıklanan nedenlerle, davanın kabulünü, vade farkına ilişkin 179.982,97'lik (KDV dahil) alacağının şimdilik 10.000 TL nin nakdi faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 19/01/2021 tarihihinde harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile, bilirkişi raporu doğrultusunda dava değeri 124.931,05 TL arttırdığını ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; toplamda 134.931,05-TL.  alacağın 16.08.2018 tarihli fatura tarihinden itibaren işletilecek olan akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemelerinin olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği borcun belirli ve likit olduğunu, iş bu davanın kısmi dava olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin hukuka ayrı olduğunu ve düzenlenen faturanın kabul ettirilmeye müvekkilinin itiraz etmesi engellenmeye çalışıldığını, taraflar arasında var olan ilişkinin cari hesaba dayalı bir ilişki olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede de vade farkı faturası kesilebilmesine imkan doğuracak bir düzenlemenin mevcut olmadığını, açıklanan nedenlerle, yetkisiz yer mahkemesinde ikame edilen ve kısmi dava olarak açılamayacak olan davanın yetkisizlik ve harç eksikliği nedeniyle usulden reddini, esasa ilişkin itirazlarının kabulü ile haksız davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsilini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/03/2021 tarih 2019/252 Esas 2021/215 Karar sayılı kararında; \"...Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sözleşme ve tutanak hükümlerine dayalı olarak davalı taraftan vade farkı talebinde bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamında; taraflar arasında akaryakıt ürünleri ve LPG satışına ilişkin sözleşme imzalanmış olduğu, sözleşmenin \"Genel Hükümler\" başlıklı 7.maddesinde (f) bendinde \"Vadeli satışlarda Alıcının ödemesini tam ve gününde yapmaması halinde aylık güncel banka faizi vade farkı uygulanacaktır.\" düzenlemesi ve \"Ödeme\" başlıklı 5.madde de \"Bir ay boyunca alınan malın bedelini takip eden ay içinde Alıcı tarafından, Satıcı' ya, Satıcı tarafından kabul edilecek olan 150 (yüzelli) gün vadeli kendi ve müşteri çek/senedi ile ödeme yapılacaktır. Alıcı tarafından Satıcı' nın kabul edeceği nitelikte müşteri çek ve senedinin  teslim edilmemesi halinde, Satıcı, Alıcı' ya satış yapmaktan imtina edilecektir.\" düzenlemesinin olduğu, davacı ve davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde, davacının cari hesap bakiyesinden kaynaklanan (1.182.093,46 TL - 1.182.093,70 TL ) 0,24 TL alacağının bulunduğu, taraflar arasında  \"Sözleşme\" dışında, 11/10/2018 tarihli \"Tutanak\" ın imzalanmış olduğu, söz konusu tutanak ile davalı tarafça keşide edilen toplam bedeli  1.056.460,06 TL olan  11 adet çek yerine, keşidecisi dava dışı ... İnş. A.Ş. olan  ve toplam bedeli 1.182.157,82 TL olan  7 adet senetin davacı şirkete teslimin kararlaştırıldığı,  taraf kayıtlarına göre çeklerin  toplam  1.056.460,30 TL tutarlı 11 adet faturaya istinaden keşide edilmiş olduğu,  çeklerin ortalama vadesinin 150 gün olduğu,  çekler yerine teslim alınan senetlerin birden fazla faturanın ödemesi için kullanıldığı, davacı tarafça 16/10/2018 tarihli 170.982,97 TL bedelli KDV dahil vade farkı faturası düzenlendiği davalı tarafça iade edildiği, karşılıklı fatura düzenleme ve iade işleminin 24 defa tekrarlandığı anlaşılmıştır.  Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bir anlaşma bulunması veya  taraflar arasında bu konuda bir uygulama ve teamülün oluştuğuna dair bir veri bulunması gerekir. Taraflarca imzalanan \"Sözleşme\"  7.maddesinde (f) bendinde vadeli satışlar için vade farkı uygulanacağı kararlaştırılmış ise de \"Sözleşme\"  içerisinde bir atıfta bulunulmamış olan ve taraflarında kabulünde olan 11/10/2018 tarihli \"Tutanak\" başlıklı belge ile davacının fatura ödemelerine hasreten davacı şirkete vermiş olduğu 11 adet çek yerine 7 adet senedin davacı tarafça kabul edildiği, 11 adet çekin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak ortalama vadesinin 150 gün olduğu, vade farkı uygulanmasını gerektiren bir gecikmenin mevcut olmadığı, tutanakta ise taraflarca  senetler için vade farkı uygulanacağına ilişkin bir düzenleme yapılmadığı, davacı şirket tarafından da senet tesliminde ihtirazi bir  kayıt  konulmadığı, taraf kayıtlarına göre  senetlerin toplam  1.056.460,30 TL bedelli 11 adet faturaya istinaden tahsil edildiği, gecikme bulunmadığı, TBK 26.maddesinde yer alan sözleşme serbestisi kapsamında, taraflarca sözleşme dışında özel bir düzenleme ile yapılan \"Tutanak\" ın dikkate alınması gerektiği, mutabakat imzalanırken, davacı tarafın vade farkı alacaklarının da bulunduğuna dair ihtirazi kayıt koymamış olduğu gözetildiğinde, mutabakat ile artık taraflar arasında sözleşmenin bu şekilde uygulandığı kabul edilmesi gerektiği,   vade farkına ilişkin bir kayıt bulunmayan, ve vadesinde verilen çeklerin daha uzun vadeli senetler ile değişimine ihtirazi kayıt koymaksızın rıza göstermiş olan davacı şirketin  davalı taraftan artık vade farkı talebinde bulunamayacağı, ilk yapılan sözleşmede yer alan hükmün  davacıya başlı başına vade farkı faturasının tanzimi hakkını da bahşetmeyeceği, uyuşmazlık öncesinde de vade farkına ait teamülün bulunmadığı  anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde  hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının kabul edilemeyeceğini,Taraflar arasında imzalanan ve davalı tarafından da kabul edilen sözleşmenin \"Ödeme\" başlıklı 5. maddesi şu şekilde olduğunu: \"Bir ay boyunca alınan malın bedelini takip eden ay içinde alıcı tarafından, satıcıya satıcı tarafından kabul edilecek olan 150 gün vadeli kendi ve müşteri çek/senedi ile ödeme yapacaktır...\"Yine taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin \"Genel Hükümler\" başlıklı 7/f. Maddesi ise şu şekilde olduğunu: \"Vadeli satışlarda alıcının ödemesini tam ve gününde yapmaması halinde aylık güncel banka faizi vade farkı uygulanır\"Bahse konu düzenlemelere istinaden davalıdan çeşitli vade ve bedelli 11 adet çek teslim alındığını ancak daha sonra davalı tarafın talebine istinaden teslim alınan 11 adet çek davalıya iade edilerek yerine çeşitli vade ve bedelli 7 adet senet 11.10.2018 tarihinde teslim alındığını bunun üzerine de sözleşmedeki düzenlemeye uygun olarak vade farkı faturası kesildiğini,Davalının kabulündeki ve yürürlükteki sözleşmeye istinaden kesilen vade faturasından davalının sorumlu olduğu hususu tartışmasız ve yine sözleşmedeki düzenleme açık olmasına rağmen, yerel mahkeme tarafından davalıdan  teslim alınan 11 çek yerine,  davalı tarafın talebine istinaden teslim alınan 7 adet senet bakımından tarafımızca ihtirazı kayıt konulmadığı dolayısıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin artık bu şekilde uygulandığının kabul edilmesi gerektiği açıklanarak tarafımızca vade farkı talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, Dava konusu tutanağa müvekkili şirket tarafından ihtirazı kayıt konulmasına gerek bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme çerçeve sözleşme niteliğinde olup, taraflar arasındaki tüm alım satım ilişkisine uygulanması gerektiğini, Yerel mahkemenin taraflar arasındaki sözleşmenin, imzalanan tutanak sonrasında artık bu şekilde uygulandığının kabul edilmesi gerektiğine dair yapmış olduğu açıklamaya itiraz ettiklerini, taraflar arasındaki ticari ilişkin devamı için temel hususların belirlendiği sözleşme, bir çerçeve sözleşme olup sonradan imzalanan tutanağın ise sözleşmede yer alan vade farkına ilişkin düzenlemeyi değiştirdiğinin kabulü izah edilen sebeplerle mümkün olmadığını, Yerel mahkeme tarafın verilen kararın gerekçesinde yer alan; ilk yapılan sözleşmede yer alan hükmün, başlı başına vade farkı faturasının tanzimi hakkını bahşetmediği, uyuşmazlık öncesinde de vade farkına ait teamülün bulunmadığı şeklindeki açıklamanın ise huzurdaki uyuşmazlığın çözümüne esas alınabilmesi ve/veya hukuken değerlendirilmesi mümkün olmadığını, davalının kabulündeki ve yürürlükteki sözleşmede  yer alan açık düzenleme karşısında, sözleşmede yer alan vade farkına ilişkin düzenlemenin uygulanabilmesi için taraflar arasında geçmişe yönelik bir teamülün varlığının aranması, gerektiğinin açıklanmış olması ise sözleşmelerin kanun ile korunana amacına aykırı olduğunu,Karar gerekçesinde yer almamakla beraber, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda, borcun yenilenmesinden bahsedildiğini, TBK'nın \"Yenileme\" başlıklı düzenlemesine istinaden bir yenileme kabul edilemeyeceği izah edildiğini ve bu duruma itiraz edilmişse de bahse konu itirazların Yerel Mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından taraflar arasında düzenlenen tutanak sonrasında artık  sözleşmenin bu şekilde uygulandığının kabul edilmesi gerektiği ve bu nedenle de müvekkili şirketin davalı taraftan artık vade farkı talebinde bulunamayacağı yönündeki değerlendirmesine itiraz ettiklerini,Taraflar arasında bu yönde bir irade beyanı olmadığı hususu 11.10.2018 tarihli tutanak ile sabit olduğunu, ilgili tutanağın yenileme sözleşmesi kabul edilmesi mümkün olmadıını ancak yerel mahkeme tarafından kanuni düzenlemenin aksine  raporda yer alan; taraflar arasında daha önce teslim edilen çeklerin iade alınarak yerine başkaca senetler verilmiş olmasının örtülü yenileme olarak değerlendirilebileceği şeklinde yapılan açıklamalarının hükme esas alındığını, Davalı ile müvekkili şirket arasındaki ilişki, imzalanan 23.01.2017 tarihli sözleşmeye istinaden devam eden ve cari hesaba dayanan bir  ticari ilişki olduğunu, bu durum gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekse de itirazlara rağmen yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini ve TBK'nın 133. maddesinin devamındaki düzenleme, taraflar arasındaki işbu davaya konu uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilmediğini, TBK'nın 134. maddesi; Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.Ancak, hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda, borç yenilenmiş olur.Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesap kesilip sonucun kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez.Dolayısıyla; taraflar arasında düzenlenen 11.10.2018 tarihli tutanağının borcun zımnen yenilenmesi olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi taraflar arasında da cari hesabın kapanışına dair bir mutabakat vs. sağlanmadığından yenilemeye ilişkin yapılan açıklama ve hatalı hukuki değerlendirmeler neticesinde müvekkili şirketin mağduriyetine yol açacak şekilde davanın reddine karar verildiğini,   İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, vade farkı alacak istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Taraflar arasında davacının satıcı, davalının ise alıcı olduğu, satıcıya ait Başakşehir adresindeki akaryakıt istasyonunda pompadan alıcıya ait ek 1 'de plakası yer alan araçlara ürün satışı konusunda 1 yıl süreli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin ödeme başlıklı 5. Maddesinde;'' Bir ay boyunca alınan malın bedelini takip eden ay içinde alıcı tarafından, satıcıya, satıcı tarafından kabul edilecek olan 150 gün vadeli kendi ve müşteri çek/senedi ile ödeme yapılacaktır. Alıcı tarafından satıcının kabul edeceği nitelikte müşteri çek ve senedinin teslim edilmemesi halinde, satıcı, alıcıya satış yapmaktan imtina edebilecektir.''  Sözleşmenin genel hükümler başlıklı 7/f maddesinde;'' Vadeli satışlarda alıcının ödemesini tam ve gününde yapmaması halinde aylık güncel banka faizi vade farkı uygulanaktır.'' Hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalı alıcı tarafından davacı satıcıya satın aldığı ürünler karşılığında sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca 11 adet çek verdiği, daha sonra davalı tarafın isteği üzerine taraflar arasında imzalanan ''DEKONT'' başlıklı 11/10/2018 tarihli belgeye göre; Detayları yazılı 11 adet çekin  davacı tarafından davalıya  iade edilerek cari hesaba 1.056.460,06 TL. Borç olarak kayıt edildiğinin,'' belirtildiği, taraflar arasında imzalanan  '' TUTANAK'' başlıklı 11/10/2018 tarihli belgede; Tutanakta belirtilen 30/09/2018  - 05/10/2018 - 12/10/2018 - 15/10/2018 -16/10/2018 - 19/10/2018 - 21/10/2018 - 30/10/2018 - 07/11/2018 - 18/11/2018 keşide tarihli  11 adet (toplam bedel= 1.056.460,06 TL. ) çek karşılığında 11/01/2019 - 18/01/2019 -  19/02/2019 - 21/02/2019 - 08/03/2019 -  22/03/2019 -  15/05/2019  vade tarihli 7 adet ( toplam bedel = 1.182.157,82 ) senedin teslim alındığı belirtilmiştir. Somut olayda, söz konusu çeklerin, (satıştan bir sonraki ay içinde) sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca zamanında keşide edilmediğine ilişkin davacı tarafça çekilmiş bir ihtarname veya iddia olmadığı gibi bu yönde bir belge de dosya kapsamında yer almamaktadır. Taraflar arasında sözleşmenin 5 maddesi uyarınca satış bedeli olarak davalı tarafından davacıya 11 adet çek teslim edildiği, davalının isteği üzerine davacıya teslim edilen 11 adet çekin davacı tarafından davalıya iade edilip karşılığında 7 adet senet alınması konusunda uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın, davalının isteği üzerine davacıya verilen çeklerin davalıya iade edilip karşılığında davalı tarafından davacıya 7 adet ileri tarihli senet verilmesi üzerine sözleşmenin 7/f maddesi uyarınca vade farkı alacağının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı tarafından, sözleşmenin 7/f maddesi uyarınca vade farkı alacağı oluştuğu belirtilerek davalı adına 179.982,97 TL (KDV dahil) tutarında 16/10/2018 tarihli ve ... nolu e fatura düzenlediğini ve davalı tarafa gönderildiği, davalının vade farkı faturasını kabul etmeyerek davacıya iade ettiği, bunun üzerine davacı tarafça davalının  düzenlediği iade faturasını tekrardan iade faturası düzenleyerek davalıya iade ettiği, davalının da davacının düzenlediği iade faturasını tekrardan iade faturası düzenleyerek iade ettiği anlaşılmıştır. 6098 Sayılı TBK.'nın 133/2 Maddesinde; '' Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz,'' hükmü düzenlenmiş olup somut olayda, sözleşmeden doğan satış bedeli borcunun ödenmesi için davalı tarafından davacıya sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca teslim edilen toplam  1.056.460,06 TL. Miktarlı 11 adet çekin davalının talebi üzerine davacı tarafından davalıya 11/10/2018 tarihli tutanakla teslim edilip karşılığında aynı tutanakta belirtildiği üzere davalı tarafından davacıya çeklerin vade tarihlerinden ileri tarihli toplam  1.182.157,82 TL. Miktarlı 7 adet senet teslim edildiği, bu tespitlere göre sonradan davacıya verilen senetler mevcut bir borcun yenilenmesi değil, ödeme aracının değiştirilmesi niteliğindedir. 11 adet çek karşılığında teslim edilen 7 adet senet miktarının 11 adet çek bedelinden 125.697,76 TL. Fazla olduğu, davalı tarafından ileri tarihli 7 adet senet davacıya teslim edilirken çek bedelinden 125.697,76 TL. Miktar fazla davacıya ödeme yapıldığı, bu durumda vade farkının peşinen senet miktarlarının içerisine konularak davacıya verilmiştir. Dava yetkisiz mahkeme de 26/11/2018 tarihinde açılmış olup dava tarihi itibariyle verilen senetlerin vade tarihlerinin de gelmediği gözetildiğinde davacının tekrardan sözleşmenin 7/f maddesi uyarınca davalıdan vade farkı talep edemeyeceği anlaşılmakla;  İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında  mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. ( Yargıtay 11 HD.nin 2021/5121 Esas - 2023/4027 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.) Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af685f3ce5b44dc6","SID":"b1f833b81f2c6a4c"}}