{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/36 Esas <br>KARAR NO: 2024/785 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/2 Esas - 2021/688 Karar<br>TARİH: 29/09/2021<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davalı tarafın davacı şirket ... ve davacının Türkiye iştiraki olan ... ile birebir aynı faaliyet alanında iştirak ettiğini ve aynı benzer türdeki hizmetleri sağladığını, davacı tarafından yıllardır Türkiye'de ve Dünya'da kullanılmakta olan yüksek derecede tanınmış ... işaretinin davalının ticaret unvanı olarak ve markasal biçimde kullanmasının tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açabileceğini; davacı şirketin Fransa menşeli olduğunu, WIPO nezdinde uluslararası olarak hem de Fransa'da birden fazla marka tesciline sahip olduğunu, davacıya ait ilk marka tescili 07.04.2008 tarihinde olmak üzere ve ... ibaresi ise yine WİPO nezdinde 17.06.2011 tarihinde uluslararası düzeyde tescil edildiğini, davalı tarafın davacı şirkete ait ... markası İçin TürkPatent'e başvuruda bulunmasının tamamen kasıtlı bir hareket olduğunu, iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının maddi ve manevi zararına yol açtığını ve haksız rekabete sebep olduğunu, beyanla davalıların gerçekleştirdiği haksız rekabet teşkil eden fiillerin miktar olarak tespiti,  gerçekleştirilen haksız rekabetinin önlenmesi ve giderilmesini, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların ve haksız rekabet sonucu olan ürünlerin imhası, davalı tarafın ticaret unvanının değiştirilmesine, masraf ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili tarafından 27/05/2021 tarihinde sunulan beyan dilekçesi ile;  Mahkemenin 26.05.2021 tarihli ve 1 no.lu ara kararı uyarınca, \" Dava dilekçesinde davacı tarafça \"Haksız rekabet teşkil eden fiillerin miktar olarak tespiti\" nin talep edildiği, düzenlenen raporda bu talebe ilişkin bir değerlendirme bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekiline bu talebine dair açıklama ve beyanlarını sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine\" karar verildiği, haksız rekabet teşkil edenksız rekabet teşkil eden fiillerin miktar olarak tespiti yönündeki taleplerinin, müvekkili tarafından yıllardır Türkiye’de ve Dünya’da kullanılmakta olan ve  yüksek derecede tanınmış ... işaretinin, davalı tarafından haksız şekildeki kullanımlarının tespit edilebilmesi ve anlaşılabilmesi amacıyla talep edildiği, bu taleplerinin, 16.02.2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu'nun 8.sayfasında yer bulan 'Haksız Rekabet Konusu Üzerinde Yapılan İncelemeler' başlığı altında, davalı eylemlerinin haksız rekabet olarak tasnif edilebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmak suretiyle karşılandığı, dolayısıyla bilirkişi raporundaki değerlendirmeler neticesinde, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin de tespit edilmiş olduğu, istemleri doğrultusunda hüküm kurulabileceği yönünde kanaate varıldığı, bunun yanı sıra, huzurdaki uyuşmazlık konusu tazminat talepli olmamakla birlikte, usul ekonomisi yönünden de ek rapor alınmasına gerek olmaksızın, dava esasına ilişkin yapılan somut incelemelerin taleplerini karşılar nitelikte ve yeterli olduğu, bu doğrultuda, davalı fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinden, tüm taleplerinin ve davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Yetkili mahkemelerin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, dava şartı arabuluculuk kurumuna başvurulmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin sahibinin ve kurucu tek ortağının ... olduğunu, davalı şirket her ne kadar ...  tarafından 05.12.2018 tarihinde ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edilmiş olsa da davalı şirketin sahibi ve tek kurucu ortağı ... 11.03.2010 tarihinden beri kurduğu şahıs şirketiyle davaya konu ... ibaresini kendi ticaret unvanında kullanmakta ve bu unvanla faaliyet göstermekte olduğunu, bu nedenle haksız rekabete ilişkin dava konusu üzerinde zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere ... isimli şirketin Türkiye'de tescilli herhangi bir markası bulunmadığını, davalı şirketin ticaret unvanın ... Ltd. Şti. olduğunu, bu unvanda yer alan ... ibaresinin davacının ticaret unvanı ile iltibasa yol açacak yahut haksız rekabet hallerinden birisine sebebiyet verecek hiçbir özelliği olmadığını, davacı şirketin Türkiye'de hâlihazırda tescil edilmiş bir markasının da bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 29/09/2021 tarih 2019/2 Esas 2021/688 Karar sayılı kararında; \"....Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava,  davacı tarafça davalı aleyhine açılan haksız rekabetin tespiti,  haksız rekabetin önlenmesi, giderilmesi, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların, malların ve ürünlerin imhası, davalı tarafın ticaret unvanının değiştirilmesi istemine ilişkindir.Davacı taraf, Türkiye'de ve Dünya'da kullanmakta olduğu yüksek derecede tanınmış ... işaretinin davalının ticaret unvanı olarak ve markasal biçimde kullanarak  birebir aynı faaliyet alanında iştirak ettiğini ve aynı benzer türdeki hizmetleri sağladığını beyanla haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi, giderilmesi, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların, malların ve ürünlerin imhasına, davalı tarafın ticaret unvanının değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf, Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, talebin zaman aşımına uğradığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacı  ...  isimli şirketin Türkiye'de tescilli herhangi bir markası bulunmadığını, ... ibaresinin haksız rekabet teşkil etmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça yetki itirazında bulunularak Mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğu beyan edilmiş ise de;  taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... unvanının davalı tarafça kullanılmasının haksız rekabet teşkil edip etmediğine ilişkin olduğu, tarafların tüm yurtta ve uluslar arası sahada kargo taşıma işiyle iştigal ettiği, 6100 sayılı HMK'nın 16. Maddesinde \"Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.\" düzenlemesine yer verildiği, dolayısıyla iddia olunan eylemler nedeniyle Mahkememizin de yetki sahası içinde zararın meydana gelme ihtimali olduğundan uyuşmazlığa ilişkin yargılama hususunda Mahkememizin de yetkili olduğu anlaşılmakla davalı tarafın yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davalı tarafça zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de; Davalı şirketin ticaret sicilde tescil tarihinin 29/11/2018 olduğu, dava tarihinin 02/09/2019 olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 60. Maddesinde düzenlenen 1 yıllık zaman aşımı süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmakla davalı tarafın zaman aşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davalı tarafça arabuluculuk dava şartının yerini getirilmediğine yönelik itiraz da bulunulmuş ise de; Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkındaki 7155 sayılı kanunun 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A-1 maddesinde; bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğu hükmü getirildiği, huzurdaki uyuşmazlığın  konusunun bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında olmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın bu yöndeki itirazına itibar edilmeyerek yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememizce alınan bilirkişi heyet raporuna göre; sektörel bilgi itibariyle, davacının markası ve unvanının, sınır aşan düzeyde beynelmilel bilinirlik arz etmekte olduğu, Markanın ve/veya unvanın davacı yan namına Türkiye'de tescil edilmemiş olması, onu davacının beynelmilel seviyede tanınır kıldığı esasını değiştirmeyeceği, TK md. 54/2 hükmü ve TTK md 55/1/a hükmü açısından konu değerlendirildiğinde, \"haksız rekabet\" olarak tavsif edilebilir nitelikte görülebileceği, huzurdaki davada (Rapor içinde yer bulan kapsam da gözetilerek) istemler yönünde hüküm kurulabileceği, ancak haksız rekabette kullanılan eşyanın imhasına karar verilirse (...yapılan işin özü bir hizmet sunumu olmakla...) bunların işyeri, ürün, malzeme ve araçlardan vs. haksız rekabet yaratan ünvanın silinmesinin anlaşılmaklığı gerekeceği tespit edilmiştir.Türk Patent ve Marka Kurumu'na yazılan müzekkereye verilen cevapta; \"... adına ... savıyla kayıtlı markaya yapılan yayına itiraz kısmen kabul edilmiş olup, başvuru işlemlerinin muhtelif aşamaları devam etmektedir. Söz konusu markaya ilişkin başvuru kaydı ve kurum kararı yazımız ekinde gönderilmektedir.\" denildiği, müzekkere eklerinin incelenmesinde; davacı şirketin başvurusunun \"İtiraz Gerekçesi (6/3) Eskiye Dayalı Kullanım - Haklı Bulunmuştur. (Md. 6/3 kapsamında itiraz sahibi tarafından sunulan belge ve delillerin incelemesi sonucunda itiraz sahibi tarafından, markalarda ortak unsur konumunda yer alan itiraza konu \"...\" ibaresinin, başvurudan önce \"Sınıf39: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri \"nde Türkiye'de yaygın, fasılasız ve ticari etki doğuracak şekilde kullanıldığı tespit edildiğinden itiraz gerekçesi söz konusu hizmetler için kısmen yerinde bulunmuştur.)\" gerekçesi ile haklı bulunduğu, davalı şirketin marka başvuru ile ilgili olarak \"... başvuru numarası ile kayıtlı olan “...” ibareli marka tescil başvurunuza 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunumun 18 inci maddesi çerçevesinde yapılmış olan ve bilgileri aşağıda belirtilmiş olan itiraz/itirazlarm incelenmesi sonucunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesi hükmünce marka tescil başvurunuzdan “SINIFKODU: 39 Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet, sağlama, kurye hizmetleri.\" in çıkarılmasına, tescil işlemlerinin kalan mal ve hizmetler için devam ettirilmesine\" karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan kayıtların incelenmesinde; ... A.Ş. kurumsal adı ile Türkiye'de faaliyette bulunduğu, 2015 yılından itibaren düzenlediği faturalarda \"...\" şeklinde marka işaretine yer verildiği ve \"...\" ibaresinin belirgin şekilde kullanıldığı görülmüştür. Düzenlenen bilirkişi heyet raporunda \"davacı şirketin Fransa menşeili ... başlığı altında ilk olarak marka tescilinin 07/04/2008 tarihinde ... ibaresi ile Fransa'da yapıldığı, Fransa'dan başka WIPO nezdinde 17/06/2011 tarihinde yapıldığı, uluslar arası düzeyde faaliyet gösterdiği, 2015 yılından itibaren de Türkiye'de kargo taşımacılığında faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Davalı taraf kayıtlarının incelenmesinde; ... Ltd. Şti.  Kurumsal adı ile düzenlemiş olduğu faturalarında \"...\" markasının belirgin şekilde kullanıldığı, davalı şirket tüzel kişilik kazanmadan önce tek ortağının ... adına 17/03/2010 tarihinde Ticaret Sicile tescil olduğu, 20/03/2012 tarihinde ise ... unvanı ile Ticaret Sicile tescil olduğu anlaşılmıştır. Yine davalı tarafça faturalarında yer verdiği \"...\" işaretine ilişkin yaptığı \".... \" ibareli marka başvurusuna davacı tarafın itirazına istinaden Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından marka tescil başvurusundan \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet, sağlama, kurye hizmetleri\"nin çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. TTK.nun  52. maddesine göre ticaret ünvanının dürüstlük kuralına aykırı olarak başkası tarafından kullanılması halinde ünvan tescil edilmiş ise sicilden silinmesinin talep edileceği düzenlenmiştir. İltibas unsurunun varlık kazanabilmesi için başkalarının emek ve masraf yapmak suretiyle elde ettiği haklı şöhrete ortak olmak benzerlikten yararlanma yolunu denemek olarak kabul edilmektedir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, tanık beyanı, düzenlenen bilirkişi heyet raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre;  davacı ... firmasının ilk olarak 2008 tarihinde Fransa menşeili olarak uluslar arası kargo taşıma faaliyetine başladığı, devamında ... adı altında başka ülkelerde de faaliyetlerini sürdürdüğü,  2015 yılından itibaren de  ... adı ile Türkiye'de sicile tescil ettirildiği, davacının markası ve unvanının, sınır aşan düzeyde beynelmilel bilinirlik arz etmekte olduğu, faaliyet konusunun kargo/taşımacılık hizmetleri olduğu, davalı ... Ltd. Şti.'nin 29/11/2018 tarihinde ünvanını tescil ettirdiği, faaliyet konusunun  kargo/taşımacılık hizmetleri olduğu, her ne kadar davalı tarafça tüzel kişilik kazanmadan önce tek ortağının ... adına faturalar kesip faaliyette bulunulmuş ise de, davacının daha önceki dönemde uluslar arası düzeyde ... markası ile kargo taşımacılığı hizmetine başlamış olduğu, davcının \"...\" marka ve ünvanının sınır aşan düzeyde bilinirlik arz ettiği, aynı ibarenin davalının ticaret unvanında ek unsur niteliğinde kullanıldığı, davalı tarafça sunulan fatura ve broşür örneklerinde kullanıldığı, yine  davalıya ait ...  internet sitesi alan adı ile yapılan internet yayınında kullanıldığı,  davacının  \"...\" marka ve ünvanının sınır aşan düzeyde bilinirliğinden ve davacı tarafça kullanılmakta olduğundan aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafın haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, davalının kullanımının \"...\" ibaresini ön plana çıkarır şekilde olduğu,  bu ibarenin kargo/taşımacılık hizmetinden yararlanmak isteyen 3. kişiler nezdinde karıştırılmaya yol açacağı, dolayısıyla aynı olan ibarenin davalı tarafından kullanılmasının  görsel ve işitsel olarak iltibasa neden olabilecek nitelikte olduğu, bu hali ile davalının kullanımının haksız rekabet oluşturacağı ve TTK 52. madde gereğince unvan terkini koşullarının da oluştuğu anlaşılmakla, davacı tarafça açılan davanın kabulü ile Haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve giderilmesine, Davalı ... Limited Şirket'nin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin çıkartılarak Ticaret  sicilinden  silinmesine, Davalı şirketin araç, ürün ve mallarından  haksız rekabet yaratan \"...\" ibaresinin silinmesine  dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.....\"gerekçesi ile, Davacı tarafça açılan davanın KABULÜ ile; 1-Haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve giderilmesine, Davalı ... Limited Şirket'nin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin çıkartılarak Ticaret  sicilinden  silinmesine, 2-Davalı şirketin araç, ürün ve mallarından  haksız rekabet yaratan \"...\" ibaresinin silinmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, işbu davanın zamanaşımına uğradığını, Müvekkili \"...\"  Limited Şirketi'nin sahibi ve tek kurucu  ortağı ... olduğunu, müvekkili davalı şirket her ne kadar  ...  tarafından 5 Aralık 2018 tarihinde  Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilmiş olsa da  müvekkili şirketin sahibi  ve tek kurucu ortağı ..., kurduğu şahıs şirketini mahkeme huzurunda sunduğumuz deliller çerçevesinde görüleceği üzere  \"...\" ibaresini 11.03.2010 dan beri kullanmaktadır ve bu unvanla  faaliyet gösterdiğini, Davacı şirket, müvekkili davalı şirketin unvanını ve unvanda  yer alan \"...\" ibaresinin kendi unvanları ile iltibas yarattığını, tüketiciler  nezdinde karışıklığa yol açabileceğini ve bu durumun haksız  rekabet  teşkil ettiğini iddia ettiğini ancak dava konusu \"...\" ibaresi 2010 yılından beri  ... şahıs şirketi tarafından zaten kullanıldığını, bu nedenle  haksız rekabete ilişkin açılan bu dava zaman aşımına uğradığını, Davacı kendi müvekkili şirketinin Türkiye iştirakinin davalı şirket ile aynı adresteki aynı ... İş Merkezi'nde aynı ... Blok adresinde bulunduğunu belirttiğini dosyada mübrez olan ihtarnamelerde de görüleceği üzere iştirakin 2015 yılından beri Türkiye'de faaliyet gösterdiğini dile getirdiğini, davacının müvekkili şirketin faaliyetlerinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için haksız rekabete ilişkin herhangi bir vakıanın bu dosyada mevcut olduğu düşünülse dahi işbu dava 2019 yılında açılmış olup TTK'nın haksız rekabeti düzenleyen hükümleri uyarınca, davaya hakkı olan taraf bu hakları doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl içerisinde kullanmak zorunda olduğundan işbu davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Davanın husumet yönünden reddi  gerektiğini, Davayı açan  davacı şirket her ne ne kadar ... adlı Fransa'da yer alan  şirket olsada davacının dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere  \"...\" isimli şirketin Türkiye 'de tescilli  herhangi bir markası bulunmadığını, Davacının sadece 2015 yılında açılmış olan \"...\"  ticaret unvanlı bir şirketi bulunduğunu, bu dava \"...\" tarafından değil  \"...\" tarafından açıldığını;  dava şartı olan dava sıfatı yokluğu nedeniyle husumet yönünden itirazlarının bildirerek davanın usulden reddi gerektiğini, Müvekkili davalı şirkete ve ...'ın şahıs şirketine ait içerisinde \"...\" ibaresi yer alan ticaret unvanları 11.03.2010 tarihinden beri ticaret sicilde tescilli olarak kullanıldığını,  Müvekkili şirket aslında \"...\" unvanının kullanımı açısından  ... tarafından kurulmuş olan şahıs şirketinin devamı niteliğinde kabul edildiğini, Müvekkili şirketin sahibi ve tek kurucu ortağı ... 11/03/2010 tarihinden beri, kurduğu şahıs firması davaya konu \"...\" ibaresini kendi ticaret unvanında kullanmakta ve bu unvanla faaliyet gösterdiğini, üstelik fatura nüshalarından ve kullanılan kataloglardan da görüleceği  ''...'' yani ... ibaresini ve ''...'' adresi ...'ın şahıs şirketi aracılığı ile 11/03/2010 tarihinden beri halen daha kullanıldığını, davacı tarafın şahıs şirketi ile davanın herhangi bir bağlantısının da bulunmadığı beyanı son derece yersiz olduğunu, işbu davanın konusu ''...'' ticaret unvanının haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanıldığı olduğunu, dolayısıyla şahıs şirketi veya limited şirket ayrımı yapılmaksızın 2010 yılından beri \"...\" ticaret unvanının müvekkili tarafından kullanıldığını, Tescilli bir ticaret unvanı sicilden terkin edilinceye kadar kullanılması bir hukuka aykırılık oluşturmayacağını, müvekkili şirketin faaliyet göstermeye devam etmesinin haksız rekabet oluşturduğu iddiası da bu nedenle kabul edilemeyeceğini, davacının, müvekkili davalı şirketin ticaret unvanı ile iltibas yaratacak Türkiye'de tescil edilmiş herhangi bir şirketi yahut ticaret unvanı da bulunmadığını, müvekkili davalı şirkete ve ...'ın şahıs şirketine ait içerisinde \"...\" ibaresi yer alan ticaret unvanları 11.03.2010 tarihinden beri ticaret sicilde tescilli olarak kullanıldığını, (Yargıtay 11. HD 2015/5855 E., 2015/12898) Müvekkili davalı şirketin ticaret unvanı \"...\" olduğunu, bu unvanda yer alan \"...\" ibaresinin davacının ticaret unvanı ile iltibasa yol açacak yahut haksız rekabet hallerinden birisine sebebiyet verecek hiçbir özelliği olmadığını,  \"...\" ibaresi şirketin sahibi ve tek kurucu ortak ... tarafından, kendi şahıs sirketi aracılığı ile 11/03/2010 tarihinden bu yana zaten kullanıldığını, ticaret sicil kayıtları, dosya içerisinde mübrez olan bahse konu şirketlere ait kuruluş ilanları, faturalar ve şirketlerin bu ibare ile faaliyet gösterdiğini kanıtlar diğer nitelikteki belgeler incelendiğinde de görüleceği üzere markanın bilfiil müvekkili yahut aracılığı ile kullanıldığı açıkça görüldüğünü, Davacı şirketin Türkiye'de halihazırda tescil edilmiş bir markası da bulunmadığını, Davacı şirket \"...\" ibaresinin WIPO nezdinde 17/06/2011 tarihinde uluslararası düzeyde tescil edildiğini belirtmişse de bu tescilin Türkiye'de de geçerli olabilmesi için WIPO aracılığıyla veya ayrıca herhangi bir başvuruda bulunmadığını, müvekkili şirketin haksız rekabet teşkil edecek nitelikte bir fiili olmadığı gibi haksız rekabetin varlığı bir an olsun düşünülse dahi haksız rekabete yol açanın davacı şirket olması gerektiğini,Müvekkili davalı şirketin ticaret unvanı \"...\" olduğunu, bu unvanda yer alan \"...\" ibaresinin davacının ticaret unvanı ile iltibasa yol açacak yahut haksız rekabet hallerinden birisine sebebiyet verecek hiçbir özelliği olmadığını, Müvekkili şirketin hukuki bağı bulunan ... ticaret ünvanlı şahıs şirketi ise Türkiye'de 11/03/2010 tarihinde tescil edildiğini, bu unvanın kısaltmasının ... olduğu ve yıllardır kullanıldığının da aşikar olduğunu, ... ticaret unvanı 2010 yılında müvekkili tarafından şahıs şirketi aracılığıyla kullanılmaya başlandığını, davacı şirket 2011 yılında WIPO'ya tescil ettirmiş olsa dahi müvekkili şirketin tek kurucu ortağı ve sahibi olan ...nın şahıs şirketi daha önceden bu ticaret unvanını ticaret siciline tescil ettirmiş durumda olduğunu, haksız rekabete konu olacak herhangi bir delil olmamakla birlikte haksız rekabetin oluşacağına ilişkin herhangi bir öngörünün de söz konusu olmadığını, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/2 E. Sayılı dosyada bilirkişi  heyetine verilen görev  \"haksız rekabetin unsurlarının tespiti ve tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme ve davacının bir zararının olup olmadığı, var ise miktarın ve ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığına'' hususlarında inceleme yapılmasını açıkça belirtildiğini ancak  bilirkişi, sadece davalı müvekkili şirketin ticari defterlerini incelemiş olup davacı şirketin ticari defterlerini ''davacı şirketin yabancı uyruklu bir şirket olması'' gerekçesi ile davacıya ait ticari defterler üzerinde herhangi bir inceleme yapamadığını, eksik inceleme sonucu işbu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, Davacı şirket tarafından şirket kaydının wıpo ya yapıldığına dair herhangi bir belge dosyaya sunulmamış olup WIPO'ya yapılan kayıt üzerinde uygulanması gereken prosedüre ilişkin hiçbir işlem gerçekleştirilmediğini,   İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret unvanına tecavüzün tespiti ile haksız rekabetinin önlenmesi ve giderilmesini, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların ve haksız rekabet sonucu olan ürünlerin imhası, ticaret ünvanının terkini,  istemine ilişkindir.Mahkemece,  davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf, davalı tarafın davacı şirket ... ve davacının Türkiye iştiraki olan ... ile birebir aynı faaliyet alanında iştirak ettiğini ve aynı benzer türdeki hizmetleri sağladığını, davacı tarafından yıllardır Türkiye'de ve Dünya'da kullanılmakta olan yüksek derecede tanınmış ... işaretinin davalının ticaret unvanı olarak ve markasal biçimde kullanmasının tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açabileceğini; davacı şirketin Fransa menşeli olduğunu, WIPO nezdinde uluslararası olarak hem de Fransa'da birden fazla marka tesciline sahip olduğunu, davacıya ait ilk marka tescili 07.04.2008 tarihinde olmak üzere ve ... ibaresi ise yine WİPO nezdinde 17.06.2011 tarihinde uluslararası düzeyde tescil edildiğini, davalı tarafın davacı şirkete ait ... markası İçin TürkPatent'e başvuruda bulunmasının tamamen kasıtlı bir hareket olduğunu, iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının maddi ve manevi zararına yol açtığını ve haksız rekabete sebep olduğunu, beyanla davalının gerçekleştirdiği haksız rekabet teşkil eden fiillerin miktar olarak tespiti,  gerçekleştirilen haksız rekabetinin önlenmesi ve giderilmesi, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların ve haksız rekabet sonucu olan ürünlerin imhası, davalı tarafın ticaret unvanının değiştirilmesini talep etmiştir.Somut olayda uyuşmazlık, davalı şirketin unvanın davacı şirketin ticaret unvanı yönünden iltibasa neden olup olmadığı, ticaret unvanına tecavüzün bulunup bulunmadığı ve bu hakkın uzun süreli sessiz kalma nedeniyle kayba uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır.TTK.nun  50.maddesine göre usulüne uygun tecil ve ilan edilmiş ticaret ünvanının kullanma hakkının sahibine ait bulunmaktadır. Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, 6102 Sayılı TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi  haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme  rehnine konu olan  ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Dosya arasında bulunan davalı şirketin sicil kaydı incelendiğinde; Davalı ... Ltd. Şti.'nin 29.11.2018 tarihinde tescil edilerek kurulmuş olduğu, şirketin sahibi ve kurucu tek ortağının ... olduğu görülmüştür.Diğer yandan, davalı şirketin kurucu ve tek ortağı ...'ın davalı şirket kurulmadan öncen  ... adına 17 Mart 2010/7523 tarih sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen ve 11.03.2010 tarihinde sicile tescil olunan şahıs firması kurduğu, firmanın isminin '' ...'' olarak değiştirilip 14/03/2012 tarihinde sicile tescil edildiği ve  20.03.2012/8030 tarih sayılı Türk Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, ..., ... Taşımacılık adına 19.12.2014 tarihinde fatura kesildiği bu şahıs firmasının kapandığına ilişkin iddia olmadığı gibi dosya kapsamında delil de olmadığı, davalı şirketin bu şahıs firmasından ayrı olarak 29/11/2018 tarihinde kurulduğu anlaşılmıştır. Davacı ... Services (...) ise Fransa menşeili firma olup, ... başlığı altında ... (... işini geliştirirken karşılığını veren yatırımlar) şirketi olarak ilk marka tescili 07.04.2008 tarihinde .... ibaresi ile Fransa'da, Fransa'dan başka WIPO nezdinde 17.06.2011 tarihinde uluslararası düzeyde faaliyet gösteren şirketi olup, 2015 yılından bu yana da Türkiye'de yapılan kargo taşımacılığında ... HİZM. Tic. A.Ş. olarak firmalara 31.05.2015, 31.11.2016, 25.04.2016, 24.02.2017,19.10.2017, 30,04.2018 tarihlerinde faturalar kesip işlem ifa ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece Türk Patent ve Marka Kurumu'na yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda;12.02.2019 tarih ve 318 sayılı Resmi, Marka Bülteninde ilan edilen, ... başvuru numarası ve 06.12.2018 başvuru tarihi ile kayıtlı olan davalıya ait “...” ibareli marka tescil başvurusuna 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 18. 'inci maddesi uyarınca davacı tarafça itirazda bulunulduğu, İş bu itirazları sonucunda, Türk Patent ve Marka Kurumu Markalaf Daire Başkanlığı'nın ... sayılı ve 13.11.2019 tarihli kararı ile; “md. 6/3 kapsamında itiraz sahibi tarafından sunulan belge ve delillerin incelenmesi sonucunda itiraz sahibi tarafından, markalarda ortak unsur konumunda yer alan itiraza konu “...” ibaresinin, başvurudan önce “Sınıf 39: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye Hizmetleri'nde Türkiye'de yaygın, fasılsız ve ticari etki doğuracak şekilde kullanıldığı tespit edildiğinden itiraz gerekçesi söz konusu hizmetler için kısmen yerinde bulunmuştur” şeklinde tespitte bulunulmuş ve “bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 18.'inci maddesinde dayanılarak yapılan itirazın incelenmesi sonucunda, itiraz edilen başvurunun mal ve hizmet listesinden aşağıda belirtilen mal ve hizmetlerin çıkarılmasına karar verilmiştir” hükmü kurulmuş olduğu görülmüştür. Davacı vekili tarafından uyap sisteminden 04/02/2020 tarihinde gönderilen beyan dilekçesi ekindeki mailler incelendiğinde; Davalı ... Kargo'nun, Mahan Havayolları (Mahan Air) ile aralarında GSA Anlaşması yaptıklarını duyurduğu, bu anlaşmalarına istinaden İstanbul(IST) ve Ankara(ESB) Hava Alanı çıkışlı, İran(IKA) Hava Alanı varışlı ve IKA Hava Alanı aktarmalı transit kargolar için navlun listesi fiyatları hakkında bilgilendirmeleri mail yolu ile IATA(Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği) Acentelerine ilettiği, taraflarla aynı taşımacılık ve lojistik hizmetinde faaliyet gösteren tüketici ve acente şirket (.... Ltd. Şti.) tarafından bu bilgilendirmenin davacı Şirketce yapıldığı zannına kapılınmış ve yazışmalarda, \"bu kadar mı benzerlik olur\" şeklinde beyanda bulunulduğu, Davacı Şirket ile yine aynı sektörde faaliyet gösteren tüketicilerden bir başkası (... A.Ş.) ile yapılan yazışmalarda ise, yine yukarıda izah edilen  davalı tarafından yapılan duyuruya istinaden IKA(İran Hava Alanı) varışlı siparişte bulunulduğu, Davalı tarafından ... ibaresi kullanımlarının karışıklığa sebep olduğu yine yazışmalarda mevcut \"mail karıştı , başka bir ... daha var onlar yapıyor\"  şeklindeki tüketici beyanından davalının .... ibaresi kullanımlarının tüketiciler nezdinde karıştırılmalara yol açtığı anlaşılmıştır.  HMK 282 maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir. Somut olayda, davanın 05/12/2018 tarihinde kurulan davalı ...'nin davacı şirkete ait “...” markasına yönelik haksız kulanımları; haksız rekabet teşkili eden fiilleri sebebiyle açıldığı, davacının \"...\" marka ve ünvanının sınır aşan düzeyde bilinirlik arz ettiği, aynı ibarenin davalının ticaret unvanında ek unsur niteliğinde kullanıldığı, davalı tarafça sunulan fatura ve broşür örneklerinde kullanıldığı, yine davalıya ait www...com.tr  internet sitesi alan adı ile yapılan internet yayınında kullanıldığı,  davacının  \"...\" marka ve ünvanının sınır aşan düzeyde bilinirliğinden ve davacı tarafça kullanılmakta olduğundan aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafın haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, Türk Patent ve Marka Kurumu Kararı ile; \"...\" ibaresinin davalı başvurusundan önce davacı tarafça kullanıldığının kabul edildiği,  davalının kullanımının \"....\" ibaresini ön plana çıkarır şekilde olduğu,  bu ibarenin kargo/taşımacılık hizmetinden yararlanmak isteyen 3. kişiler nezdinde karıştırılmaya yol açtığı/açacağı, dolayısıyla aynı olan ibarenin davalı tarafından kullanılmasının  görsel ve işitsel olarak iltibasa neden olabilecek nitelikte olduğu, bu hali ile davalının kullanımının haksız rekabet oluşturacağı ve TTK 52. madde gereğince unvan terkini koşullarının da oluştuğu anlaşılmakla; Mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin zamanaşımı ve mahkemenin kabulüne ilişkin istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90733806889181e2","SID":"fb891022c8e49b6d"}}