{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2023/144 <br>KARAR NO\t:2024/239<br><br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ:02/03/2023<br>KARAR TARİHİ:28/03/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 16.12.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında, davacılar ... ve ...’nın, karşı oy ve itirazlarına rağmen, şirketin talaşlı imalat-döküm  parça işleme faaliyetinin sona erdirilmesine ve şirketin ... Otomotiv Yan Sanayi İhtisas ... adresindeki talaşlı imalat-döküm parça fason işleme işletmesinin arsa/binaları ve üretim ekipmanlarının güncel ekspertiz değerleri üzerinden ... Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.’ye satılmasına karar verildiğini, bu  kararın TTK m. 408/2 (f) hükmünde yer verilen “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” niteliğinde olduğunu, müvekkillerin bilgi talebinde bulunmuş olduğu sorulara yeterli, tatmin edici somut denetime elverişli hiçbir cevap verilmediğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 437. maddesi uyarınca bilgi verilmesi yönündeki taleplerin karşılıksız bırakıldığını,  şirketin iradesini oluşturmaya yönelik bilinçli oy kullanabilme ve pay sahipliği konumu ile yatırım kararını gözden geçirerek kendi geleceğini tayin edebilme özgürlüğünün sekteye uğratıldığını, genel kurul müzakeresi sırasında oy hakkından yoksun olmasına rağmen ve ...’nin satışın yapılmasına karar verilen şirketin hakim hissedarı olarak bu kapsamda satışa ilişkin müzakerede oy hakkından yoksun olmasına rağmen oy kullandığını,  TTK Madde 420/1 ve Yönetmelik Madde 28/3 hükümleri uyarınca Toplantı’nın ertelenmesinin talep edildiği ancak erteleme talebinin reddedildiği, genel kurulda tutanağa geçirilen oy nisaplarının gerçeği yansıtmadığını,  alınan kararların kötü niyetli olduğu ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği,  ...’in satışına yönelik işbu genel kurul kararının Şirket Ana  Sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle  1. ... A.Ş.’nin 16/12/2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlardan; 2 ve 3 numaralı kararlarının ayrı ayrı her birinin TTK m. 449 uyarınca yürütülmesinin geri bırakılmasına,  Davanın kabulü ile,   ... A.Ş.’nin 16/12/2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlardan; 2 ve 3 numaralı kararlarının yoklukla batıl olduğunun tespitine,  taleplerinin kabul edilmemesi halinde ... ... A.Ş.’nin 16/12/2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlardan; 2 ve 3 numaralı kararlarının TTK m. 447 uyarınca hükümsüzlüğünün tespitine, yine bu taleplerinin de kabul edilmemesi halinde  ... A.Ş.’nin 16/12/2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlardan; 2 ve 3 numaralı kararlarının usul ve yasaya aykırı şekilde alınmış olmaları nedeniyle ayrı ayrı her birinin TTK m. 445 vd. maddeleri uyarınca İptaline,  yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların dilekçelerinin 4-18 maddelerinde yer alan bilgi alma ve inceleme hakkına yönelik iddiaları tümüyle haksız, mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu,  davacıların genel kurul toplantısı sırasında yönelttikleri tüm sorulara detaylı şekilde cevap verildiğini, davacıların verilen cevap üzerine sordukları ek sorulara da detaylı şekilde cevap verildiğini, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının genel beyanlar olduğunu bilgi alma talebi olarak değerlendirilemeyeceğini,  davacıların genel kurul toplantı tutanağına yazdırdıkları ve dava dilekçesinde tekrarladıkları hususların sözlü bilgi alma/verme kuralına uymadığını,  davacıların taleplerinin, şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının incelenmesi anlamını taşıdığını, TTK’da pay sahiplerine şirket defter ve kayıtlarını doğrudan inceleme yetkisi verildiğini, davacı tarafça daha önce de 16/12/2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul ile ilgili olarak  .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyasıyla “bilgi alma ve inceleme” talepli olarak dava açıldığını, bu davada alınan bilirkişi raporu ile davacının haksız olduğu kanaatine varıldığını, genel kurul günden maddesinin TTK 436/1 kapsamındaki oydan yoksunluk kuralına tabi bir gündem olmadığını,   hissedar ...’yle bağlantılı kişisel bir işlemin sözkonusu olmadığını,  ... A.Ş.' yi devralacak şirket olan ... şirketinin %64,44’üne sahip olduğunu, yapılmasına karar verilen devir işlemlerinin grup içinde gerçekleştirilecek devir işlemi olduğunu,  16.12.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının şirketin mali tablolarının görüşüldüğü bir toplantı olmadığını bu nedenle azlık hakkına sahip hissedarlarca TTK madde 420/1 ve Yönetmelik 28 inci maddesi uyarınca genel kurul toplantısının 1 ay sonraya ertelenmesi talep edilemeyeceğini, davacıların yasal olarak genel kurul toplantısının ertelenmesini talep hakkı bulunmadığını, 16.12.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı hazirun cetveli incelendiğinde davacılar ... ve oğlu ...’nın paylarının toplamı 21.319.330.-TL olduğunu, bu hisselerin ... AŞ’nin (... AŞ) toplam 235.000.000.-TL nominal tutarındaki sermayesi içindeki payının %10’un altında olduğunu, davacıların tek veya birlikte azlık hakkına sahip olmadıklarını, davacının dayanak gösterdiği .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı dosya münderecatına uygun olmadığı gerekçesiyle yeni bir bilirkişi heyeti oluşturarak yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğini,  16.12.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı TC İstanbul Valiliği İstanbul İl Ticaret Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Bakanlık Temsilcisinin gözetiminde gerçekleştirildiğini, bakanlık temsilcisinin toplantıya katılan tüm hissedarların pay oranları ve yetki belgelerini, hazır bulunanlar listesiyle karşılaştırarak denetlediğini, gerekli nisabın oluştuğu tespit edildikten sonra toplantı gündemine geçildiğini, 16.12.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı gündeminin gerekçeleri yönetim kurulu başkanı tarafından toplantıda tüm yönleriyle açıklandığını, sorulan sorulara cevaplar verildiğini ve müzakerelerin tamamlanmasının akabinde gündem maddesinin hissedarların onayına sunulduğunu, davacılar dışında tüm hissedarlar gündem maddesiyle ilgili olumlu oy verdiklerini,  yalnızca davacılar tarafından gündem maddesi hakkında ret oyu kullandıklarını,  ... AŞ hissedarlarının %90’nı geçen büyük bir çoğunlukla satma kararı verdiği ... işletmesi yaptırılacak ekspertiz raporları kapsamında, yine ... AŞ’nin sermayesinin %64,44’üne sahip olduğu ... şirketi tarafından güncel fiyatları üzerinde satın alınacağını, satışa konu işletmenin gruptan dışarı çıkmadığını, ... AŞ hissedarlarının %90’nı geçen büyük bir çoğunlukla ... işletmesini, sermayesinin %64,44’üne sahip olduğu ... şirketine güncel fiyatları üzerinde satma kararının, ... AŞ ana sözleşmesine aykırı olmadığını, davacıların amaçlarının şirketi haksız davalarla uğraştırarak bir nevi işlemez hale getirmek olduğunu,  davacıların, davalı ... A.Ş. ve grup şirketleri aleyhine açmış olduğu dava sayısının, huzurdaki dava da dahil 27 olduğunu, davacıların açtığı davalardan iş bu  dava da dahil halen 9 tanesinin devam ettiğini,  davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin de haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacıların olumsuz oy kullandıkları gündem maddelerinin geçersiz sayılması gerektiği şeklindeki iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle  davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 16/12/2022 tarihli olağanüstü genel kurul kararının 2 ve 3 nolu gündem maddelerinin yoklukla batıl olduğunun tespiti, aksi halde TTK 447.maddesi uyarınca hükümsüzlüğünün tespiti, talep kabul edilmediği takdirde TTK 445.ve devamı maddeleri uyarınca iptali talebinin sübut bulup bulmayacağı noktasında toplanmış olduğu görülmüştür. <br>DELİLLER;<br>İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin sicil kayıtları celp edilmiştir.<br>Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na müzekkere yazılarak dava konusu  16/12/2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı tutanağının, Hazirun cetveli ve kayıtları celp edilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... esas, ,,,. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ,,, Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... Esas, ...  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ...Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ...  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin   ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... Esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin... Esas ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... esas, ....  Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... E.    .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  ... esas ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin...esas sayılı dosyaları uyap üzerinden celp edilmiş ve incelenmiştir. <br>Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 14/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; \"1) Satışına karar alınan ve 31.07.2023 – 29.12.2023 tarihleri arasında 53 adet <br>fatura ile 119.777.936,96 TL’ye satışı gerçekleştirilen ... isimli talaşlı imalat-döküm parça işleme faaliyetinin satış işlemi TTK m.408/2-f uyarınca “önemli miktarda şirket varlığı” olarak değerlendirildiği, Malvarlığının toptan satışı halinde yetkinin münhasıran genel kurulda olduğu, toplantı ve karar nisabının Yönetmelik gereği %75 olarak kabul edilmesi gerektiği, 2) Davalı şirket pay sahiplerinden dava dışı ...’nin TTK md. 436 f. 1 kapsamında oydan yoksun kabul edilebilmesi için devralan ... A.Ş.’de  hakim ortak sıfatına sahip olması gerektiği oysa bu şirkette sahip olduğu %35 oyun doğrudan hakimiyet sağlamadığı, TTK md. 436 f.1’in “birlikte” veya “dolaylı” hakimiyeti kapsayacak biçimde yorumlanamayacağı, istisnai nitelikte bir hüküm olan oydan yoksunluk düzenlemesinin dar yorumlanması gerektiği somut olayda kanaatimizin TTK md. 436 f.1’deki koşulun gerçekleşmediği ve alınan kararların batıl olmadığı <br>yönünde oluştuğu, 3) Sayın Mahkemece ...’nin “dolaylı” veya “birlikte” hakimiyetinin TTK md. 436 f. 1’in uygulanması bakımından yeterli olduğu sonucuna varılması halinde ise bu pay sahibi bakımından oydan yoksunluğun gündeme geleceği ve ona ait payların karar nisabında dikkate alınmayacağı, bu durumda dava dışı ... ait 124.300.032 oyun toplam 235.000.000 oydan düşüleceği, Karar nisabının kalan paylar üzerinden %75 olarak hesaplanması halinde Davalı şirket ortağı ... A.Ş.’nin olumlu oylarının yeterli olacağı, karar nisabının şirket sermayesi üzerinden hesaplanacağının kabul edilmesi halinde ise dava dışı ...’nin payları düşüldüğünde %75 nisaba ulaşılamadığından işletme devrine ilişkin genel kurul kararı toplantı ve karar nisabına aykırılık nedeniyle butlan ile malul olacağı, <br>4) Karaların iptal edilebilirliği noktasında 2 nolu gündem maddesinde yer alan işletmenin faaliyetine son verilmesi kararının kanuna veya ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, 2 ve 3 nolu gündem maddelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunun söylenebilmesi için işletmesel bu kararların yerindeliğinin bir işletme mühendisi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, bu konuda mevcut verilerle yapılacak yorumun yeterli olmayacağı, <br>5) Davalıların Bilgi Alma ve İnceleme Haklarının İhlali İddiasının İncelendiğinde, bu iddialar kapsamında  ....Asliye Ticaret Mahkemesi (E:...) nezdinde bilgi alma ve inceleme hakkı ihlali iddiası ile dava açmış olduğu, bu davanın derdest olduğu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda her bir soru ve cevap incelendikten sonra, soruların tamamına yeterli seviyede cevapların verilmiş olduğu ve TTK m.437 kapsamında verilen cevapların yeterli olduğu ve bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan soru bulunmadığının tespit edilmiş olduğu, aynı konuda açılmış bir dava olduğundan bu dosyada aynı iddiaların bir kez daha incelenmesi veya dava konusu yapılmasının takdiri ve değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu,  <br>6) Davacının genel kurulun ertelenmesi talebi incelendiğinde, dava konusu satışın yapılması geçmiş dönem finansal tabloları ile ilişkisi bulunmadığından madde hükmünde bulunan “…buna bağlı konular” ibaresi kapsamında değerlendirilemeyeceği, <br>7) Davalı şirketin Hazirun Cetveli incelendiğinde, davalı şirket tarafından heyetimize Ortaklar Pay Defterinin sunulamadığı, defterin kaybedilmiş olduğu, zayi belgesi alma talebi ile açılan davanın reddedilmiş olduğu, geçmiş dönem genel kurullarına sunulan Hazirun cetvellerinden yola çıkılarak elde edilen Hazirun Cetvelinin dava konusu genel kurula sunulan Hazirun Cetveli ile aynı olduğu, son genel kuruldaki pay dağılımı doğru değil ise nasıl bir pay dağılımı olduğu ve gerekçelerinin davacı tarafından dosya kapsamında sunulmamış olduğu,\" görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; <br>Dava, davalı şirketin 16/12/2022 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan  2 ve 3 nolu gündem maddelerinin yoklukla batıl olduğunun tespiti, aksi halde TTK 447.maddesi uyarınca hükümsüzlüğünün tespiti, talep kabul edilmediği takdirde TTK 445.ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemiyle davalı şirketin hissedarı olan davacılar tarafından açılmıştır.<br>Davacılar, 16/12/2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların;<br>a-Şirketin Kocaeli adresindeki talaşlı imalat-döküm parça fason işleme işletmesinin arsa/binaları ve üretim ekipmanlarının (...) güncel ekspertiz değerleri üzerinden satışına ilişkin kararın TTK m. 408/2 (f) hükmünde yer verilen “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” niteliğinde olduğu,<br>b-Davacıların TTK 437. maddesi uyarınca bilgi verilmesi yönündeki taleplerin karşılıksız bırakıldığı ve bilgi alma ve inceleme haklarının açıkça ihlal edildiği,<br>c-Şirketin iradesini oluşturmaya yönelik bilinçli oy kullanabilme ve pay sahipliği konumu ile yatırım kararını gözden geçirerek kendi geleceğini tayin edebilme özgürlüğünün sekteye uğratıldığı,<br>ç-Genel kurul müzakeresi sırasında oy hakkından yoksun olmasına rağmen ve ...'nin satışın yapılmasına karar verilen şirketin hakim hissedarı olarak bu kapsamda satışa ilişkin müzakerede oy hakkından yoksun olmasına rağmen oy kullandığı,<br>d-Davacıların TTK Madde 420/1 ve Yönetmelik Madde 28/3 hükümleri uyarınca Toplantı'nın ertelenmesi talep edilmiş olmasına rağmen erteleme talebinin reddedildiği,<br>e-Yönetmelik m.15 ile hüküm altına alınan “toplantıda hazır bulundurulacak belgeler” arasında olan pay defterinin toplantıda hazır bulundurulmadığı ve hazirun cetvelinde yer alan pay adetlerinin gerçeğe aykırı olduğu ve bu sebeple her halde oy nisabının gerçeği yansıtmadığı, “önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararı, şirket sermayesinin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır” hükmü karşısında karar için gerekli olumlu oy nisabının sağlanamamış olduğu,<br>f-Genel Kurulda alınan kararlar hakim hissedar ...'nin ve usulsüz pay azaltma çabalarının ürünü olduğu, alınan kararların kötü niyetli olduğu ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği,<br>g-...'in satışına yönelik işbu genel kurul kararı şirket ana sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği, iddialarını beyan ederek eldeki davayı açmışlardır.<br>Somut olay yönünden; iptali talep edilen genel kurul kararının 16/12/2022  tarihli olduğu, davanın 02/03/2023  tarihinde 3 aylık yasal süre içeresinde şirket merkezinin bulunduğu yer olan mahkememizde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 Esas 2022/275 Karar sayılı ilamı aşağıdaki şekildedir. <br>\"Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.<br>Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.<br>Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.<br> Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.6762 Sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez.<br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.<br>Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.<br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).<br>Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, s. 194). Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir (Moroğlu, s. 37).<br>Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır.\"<br>Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; denetime elverişli ve yeterli bulunduğundan mahkememizce de itibar edilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, öncelikle davalıya ait ticari işletmenin devrinin TTK m. 408 kapsamında olup olmadığı değerlendirilmelidir. Anonim şirketlerde genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerinin düzenlendiği TTK m. 408 f bendinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının yer aldığı görülmektedir .Kanun koyucu şirketin önemli miktarda varlığının satılmasını genel kurulun onayına bağlayarak, pay sahiplerinin, şirketin kötü yönetimi dolayısıyla, faaliyet alanının ciddi anlamda küçülmesi veya faaliyetlerini yürütemez hale gelmesini engellemeyi amaçlamıştır. Önemli miktar, şirketin işletme konusunu gerçekleştirmek için sürdürdüğü faaliyetlerin devamı bakımından hayati öneme sahip ölçüdeki mal varlığı olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla önemli miktar, ilgili şirketin ölçeğine göre değişiklik gösteren, her şirket bakımından farklı şekilde somutlaşan bir ölçüttür. O halde ilgili mal varlığının “önemli miktar” teşkil edip etmediğinin şirketin büyüklüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekir. Şirketin faaliyetlerini eskisine kıyasla önemli ölçüde sınırlayan yahut şirketin işlem hacmini önemli ölçüde daraltan miktardaki malvarlığının satılması halinde, önemli miktarda malvarlığının satımından söz edilebilir. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde mali konularda uzman bilirkişi tarafından dosya üzerinde yapılan incelemeye göre Şirket'in talaşlı imalat- döküm parça işleme faaliyet alanının tamamen sona erdirilmesine ilişkin 16.12.2022 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul yapılması, bu faaliyete ilişkin varlıkları ve bölümün değerine ilişkin ekspertiz yapılması ve ulaşılan değer, şirketin 31.12.2021 tarihli Bilançosu ve Bağımsız Denetim Raporu kapsamında incelendiğinde, satışına karar alınan ... isimli talaşlı imalat-döküm parça işleme faaliyetinin satış işlemi TTK m.408/2-f uyarınca “önemli miktarda şirket varlığı” olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda işletmenin devri bakımından genel kurulda bir karar alınması gerekmektedir.<br>TTK m. 408 (f) hükmü devredilemez görev ve yetkiler arasında saydığı malvarlığının toptan satışına ilişkin kararın tabi olduğu yetersayı hususunda da bir hüküm içermemektedir. Türk Ticaret Kanunu, genel kurulun ağırlaştırılmış nisaba tabi hükümleri arasında (TTK m. 421) ağırlaştırıcı yeter sayı öngörmemektedir. Dolayısıyla ilk etapta söz konusu kararın, şirket esas sözleşmesinde aksi yönde bir düzenleme yoksa, toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile alınabilmesi gerektiği söylenebilir. Ancak hükmün getiriliş amacına açıkça aykırılık teşkil edecek bu yorumun önüne geçilmesi maksadıyla anonim şirketlerin genel kurul toplantılarına ilişkin esasları düzenleyen yönetmelikte, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararının, şirket sermayesinin en az  %75'ini oluşturan payların sahiplerinin olumlu oylarıyla alınacağına ilişkin hükme yer verilmiştir. Davalı şirket genel kurulunda kararın anılan nisabın üzerinde olduğu anlaşılmakla birlikte bu noktada davacı yanın TTK m. 436'ya aykırılık iddiasının da incelenmesi gerekmektedir. Zira oydan yoksunluğa bağlı olarak anılan  %75 nisaba ulaşılamaması halinde bu defa alınan karar batıl olacaktır. Davacı davalı şirket hakim ortaklarından ...'nin ticari işletmeyi devralacak dava dışı ... AŞ'nin de hakim ortağı olduğunu davalı şirkette sahip olduğu paylar ile birlikte devralan şirketin  %60 civarında payına sahip olduğunu ileri sürmektedir.<br>“Oydan yoksunluk” kenar başlığını taşıyan TTK'nun 436. maddesine 1. Fıkrasında “Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz”.  hükmüne yer verilmiştir.TTK m. 436 ile kanun koyucu, pay sahibinin, kendisi ya da belirli yakınları ile anonim ortaklık arasında çıkacak menfaat uyuşmazlıklarında tarafsız kalamayacağını ve bundan ortaklığın zarar görebileceğini düşünerek, bu gibi durumlarda oy hakkının kullanılmasını kabul etmemiştir. Görüldüğü gibi bu madde ilk planda ortaklığı korumak amacı ile konulan bir hüküm olup, pay sahibinin kendi kişisel menfaatini gözeterek oy vermesini önlemek istemektedir. Bu madde emredici bir kuraldır (Ömer Teoman, Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Oy Hakkından Yoksunluğu, İstanbul 1983, s. 87). Hüküm kişisel anlamda pay sahibinin kendisini ve belirli yakınlarını; maddî anlamda ise hukukî işlem ve uyuşmazlıkları kapsamaktadır.  TTK m. 436 f. 1 de yer alan bu yoksunluk hali bakımından bir anonim ortaklıkta pay sahibi olan kişinin, bir başka anonim, limited veya sermayesi paylara bölünmüşkomandit şirkette ortak olması yeterli olmayıp; bu şirketleri hâkimiyeti altında tutabilmesi aranır. Ancak somut uyuşmazlıkta davalı şirket ortaklarından ...’nin ticari işletmeyi devralan dava dışı ... AŞ’nin hakim ortağı olduğuna dair bir veri bulunmamaktadır. Dosya kapsamında tespit edilebildiği kadarıyla dava dışı ...’nin ... A.Ş.’de yaklaşık %35 civarı payı bulunmakta olup bir <br>hakimiyete işaret etmemektedir. TTK m. 436 f. 1 birden fazla ortağın başka bir şirkette birlikte hakim olması da yasak kapsamında değerlendirilmemiştir. Davacının ileri sürdüğü ...’nin %60-70 civarı paya sahip olduğu iddiası anılan ortağın davalı ... AŞ deki payları ile birlikte hesaplanarak ulaşılan bir oran olup, dolaylı hakimiyete işaret etmekle birlikte TTK m. 436 f. 1 istisnai nitelikteki bir hüküm olup oydan yoksunluk halinin bu şekilde geniş yorumlanması yoluyla pay sahibinin vazgeçilmez hakkı olan oy hakkından yoksun bırakılmasının doğru olmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan bir tüzel kişiye ait işletmenin başka bir tüzel kişi tarafından devralınmasının TTK m. 436 f. 1 bağlamında kişisel nitelikte bir iş olduğunu söylemek de mümkün görünmemektedir.   Davacıların genel kurulda alınan kararların iptali talebi bakımından; öncelikle TTK m. 446 (1) de yer alan dava açma koşullarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan davacıların TTK m. 446. Maddenin a bendinde öngörüldüğü biçimde iptali talep edilen genel kurul toplantılarına vekil aracılığıyla katılıp iptali istenen gündem maddeleri ile ilgili olarak muhalefet şerhini usulüne uygun bir biçimde zapta geçirttiği ve davayı Kanunda öngörülen 3 aylık süre içerisinde açtığı görülmektedir. Davacılar vekili tarafından  ...’in yekün olarak ...’e devredilmesine yönelik genel kurul kararları ana sözleşmeye aykırı nitelikte olup ana sözleşmeyi etkisiz kılmaya yönelik bir eylem olduğu ileri sürülmüştür. Ancak davalı şirket genel kurulunda 2 nolu gündem maddesinde karara bağlanan işletmenin faaliyetine son verilmesi hususu kanuna aykırı bir durum teşkil etmemektedir. Şirketin ana sözleşmesinde birden fazla faaliyet konusu belirlenmiş olup işletme konusu TTK m. 421 de anılan nisaplara uygun olarak esas sözleşmenin değiştirilmesi yoluyla her zaman değiştirilebileceğinden şirkete ait bir işletmenin faaliyetine son verilmesi veya şirket işletmelerinden birinin devri ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmez.Alınan kararların dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptal edilip edilemeyeceği hususunun değerlendirilmesi bakımından; bir genel kurul kararı <br>herhangi bir kanunun hükmünü ya da esas sözleşme hükümlerini ihlal ediyor olmamasına rağmen içeriği itibariyle hakkaniyet duygusunu zedelediği hallerde bir iptal sebebi olarak öngörülen dürüstlük kuralı, meydana gelen hakkaniyetsizliği ortadan kaldıracak bir enstrüman olarak kullanılabilir. Bu sayede ortaklık paylarının çoğunluğuna sahip olan kişi ya da bir grubun azlık üzerinde bir tahakküm kurması, ortaklığın menfaatlerinden ziyade kendi menfaatlerini ön planda tutarak karar almaları önlenebilmektedir. Davalı şirketin işletmesel nitelikte bu kararının çoğunluğun azlık üzerinde tahakküm kurması ve dürüstlük kuralına aykırı olarak yapıldığı hususu ispatlanamamıştır.Davacıların bilgi alma ve inceleme haklarının ihlali iddiaları bakımından; 16.12.2022 tarihinde yapılan Genel Kurulda, gündemin 2.maddesinin görüşülmesine başlandığında, davacılar vekili söz alarak yönetim kurulunun yanıtlaması istemi ile 9 adet soru sormuştur. Yönetim Kurulu Başkanı bu sorulara cevap vermiştir. Davacılar vekili verilen cevapların yetersiz olduğu gerekçesiyle genel kurulda itirazını bildirmiş, sonrasında 23.12.2022 tarihinde ....Asliye Ticaret Mahkemesi (E:...) <br>nezdinde bilgi alma ve inceleme hakkı ihlali iddiası ile dava açmış, açılan davada 15.06.2023 tarihinde kesin olarak davanın reddine karar verilmiştir.Davacıların  genel kurul toplantısının ertelenme talebinin incelenmesi bakımından; genel kurulun açılıp divanın oluşturulmasından sonra davacılar vekili TTK m.420/1 uyarınca genel kurulun ertelenmesini talep etmiştir. Toplantı başkanı tarafından bu talep, TTK m.420/1 kapsamına girmediği gerekçesi ile reddedilmiştir. TTK m.420/1’e göre, “Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır.” Finansal Tablolardan neyin kastedildiği açık olmakla birlikte “…buna bağlı konular” ibaresinden neyin anlaşılması gerektiği çok açık değildir. Doktrinde ifade edilen bir ölçüt uyarınca, finansal tabloların ertelenmesinden etkilenecek gündem maddelerinin erteleme kapsamında olduğu değerlendirildiğinde, dava konusu satışın yapılması geçmiş dönem finansal tabloları ile ilişkisi bulunmadığından madde hükmünde bulunan “…buna bağlı konular” ibaresi kapsamında değerlendirilmemiştir.  Davalı şirketin hazirun cetvelinin incelenmesi  bakımından; davalı şirketin dosyaya sunulan bir Pay Defteri bulunmamaktadır. Şirket yetkilileri bilirkişi heyetine Pay Defterinin zayi olduğunu bu nedenle zayi belgesi almak için dava açtıklarını beyan etmişlerdir. ... A.Ş. tarafından açılan dava ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli E:2020/214 ve K:2020/362 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Pay Defteri incelenemediğinden Genel Kurula sunulan Hazirun Cetveli ile daha önceki yıllarda genel kurullara sunulan Hazirun Cetvelleri incelenerek yapılan değerlendirmede, Genel Kurulda yapılan oylamanın geçmiş dönem Hazirun <br>cetvellerinde belirlenen tabloya göre yapıldığı tespit edilmiştir. Açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan  427,60 TL maktu red karar  harcından peşin alınan 179,90 TL  harcın mahsubu ile bakiye  247,7‬0 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, <br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi  gereğince hesap olunan 17.900,00 TL  maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde  bırakılmasına,<br>5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin ve davalı vekillerinin  yüzüne  karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve  345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle  tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile  HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/03/2024<br><br>Başkan ..<br>e-imza <br>Üye ...<br>e-imza <br>Üye ...<br>e-imza <br>Katip ...<br>e-imza<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0642a806b9080a9","SID":"a3b22893ee065e6d"}}