{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/609 <br>KARAR NO\t: 2024/840<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK<br>\t \t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/198 E.  -  2021/406 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/11/2021 tarih ve 2019/198 E. - 2021/406 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin  03, 05, 29, 30 ve 35. sınıflara giren emtialar için yaptığı 2018/91679 sayılı “... ...” ibareli marka başvurusuna, davalı firmanın itirazı üzerine davalı Kurum tarafından başvurunun 03, 05 ve 35.sınıflara giren emtialar açısından kısmen reddine karar verildiğini, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin markasal anlamda ayırt edici bir ibare olmadığını ve kimsenin tekeline verilemeyecek jenerik bir kelime olduğu, bu ibarenin ülkemizde ve dünyada yaygın şekilde kullanılan, kökenini “...” isimli B-5 vitamininden alan bir ibare olduğunu, bu nedenle salt “...” ibaresinin ortaklığından hareketle taraf markalarının benzer olduğunun söylenemeyeceğini, davalı firmanın itirazları ekinde sunduğu belge ve delillerinin “...” markasıyla ilgili olduğunu, oysa somut olayda davacının markasına benzer olduğu iddia edilen davalı markasının “...” olduğunu, davalının “...” markasının tanınmışlığına dayalı olarak huzurdaki davada bir hak iddia edemeyeceğini, taraf markalarının aynı ya da benzer emtialarda kullanılmayacağını,  davalının kötü niyete dayalı itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 04.09.2019 tarihli ve 2019-M-7009 sayılı kararının iptaline ve 2018/91679 sayılı marka başvurusunun 03, 05 ve 35.sınıflara giren emtialar yönünden de tescil işlemlerinin tamamlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı... vekili, taraf markalarında geçen “...” ve “...” ibareleri arasında yüksek seviyede bir benzerlik olduğunu, her iki ibarede yer alan harflerin hemen hemen birbirlerinin aynısı olduğunu, markaların aynı/benzer emtialarda kullanılacağını, genel görünümleri itibariyle bir bütün olarak bakıldığında markaların karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacı markasında ayırt ediciliğe katkı sağlayabilecek derecede farklı/güçlü unsurların bulunmadığını savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili,  müvekkili firmanın “...” markasının Türkiye ve dünyada tanınmış bir marka olduğunu, taraf markalarında geçen “...” ibaresinin birebir aynı olduğunu, markalarda geçen ibarelerin baş kısmında yer alan farklılıkların işaretlere iltibası engelleyecek seviyede ayırt edicilik katmadığını, hatta davacının markasında geçen “...” ibaresinin “profesyonel” anlamına gelmesi nedeniyle müvekkilinin tescilli tanınmış markalarının bir üst modeli olarak algılanabileceğini, davacının iddialarının aksine “...” ibaresinin bilimsel bir ifade olmadığını, tek başına kimya ve biyolojide karşılığı olmayan bir ibare olduğunu, bu ibarenin “...” isimli B-5 vitamininden geliyor olmasının bu gerçeği değiştirmediğini, taraf markalarının aynı/aynı tür/benzer emtialarda kullanılacağını, davacı şahsın “...” markalı ürünleri piyasaya arz eden dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin tek ortağı olduğunu, söz konusu ürünlerde davalının “...” krem cinsi ürününün ambalaj dizaynının, ambalajlardaki renk kullanımının ve görsellerin dahi birebir aynı olduğunu, davacının amacının davalının markasının tanınmışlığından istifade etmek olduğunu ve kötüniyetli olarak marka başvurusunda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının markasında bütün olarak algılanan “... ...” ve davalının markasında bütün olarak algılanan “...” ibarelerinde “...” ibaresinin ortak olduğu, bu ortak ibare dışında yer alan “...” ve “...” ibarelerinin işaretlere katmakta olduğu ayırt ediciliğin, “...” ibaresinin ortaklığının yaratmış olduğu benzerliğin önüne geçebilecek kuvvette bir ayırt edicilik olmadığı, diğer bir ifadeyle; ibarelerde yer alan birkaç harf farklılığının, markalarda ortak olarak kullanılmış olan “...” ibaresinin yaratmış olduğu yakınlaşmayı ortadan kaldıracak güçte ve nitelikte olmadığı, işaretlerde ortak olarak kullanılan “...” ibaresinin bir ilaç etken maddesi adı olan “...” ibaresine yakınlaşmış olmasının, somut olayda irdelenmesi gereken diğer bir husus olduğu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin, “...” ibaresinden farklı olduğu ve dolayısıyla “...” ibaresinin bir ilaç etken maddesi ya da ilaçlar/ilaç içeren kozmetikler açısından tanımlayıcı bir ibare olduğunun söylenmesinin mümkün  olmadığı, diğer bir ifadeyle; somut olaya konu “...” ibaresinin davalının ilaç da ihtiva eden ürünlerinin etken maddesi olmadığı, dolayısıyla bu ibarenin “jenerik veya tasviri bir ibare veya ilaç etken maddesi” olarak nitelendirilmesinin söz konusu olmayacağı, tam aksine, karşılaştırılan markalarda müşterek olarak bulunan \"...\" ibaresinin; jenerik/tasviri birer kelime ya da ilacın etken maddesi değil, markasal hüviyette kullanılabilecek, yani davaya konu mal ve hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz bir kelime olduğu, ilaç adı olarak bu ibarenin kullanılmasının teknik bir zorunluluk olmadığı, dolayısıyla, karşılaştırılan işaretlerde “...” ibaresini ihtiva eden yakın benzer kelimeler kullanılmış olmasının, markaların hitap ettiği tüketicilerin zihninde oluşan ilk algının da yakın benzer olmasına sebep olabileceği, bir ilaç etken maddesi olan “...” ibaresinde yapılmış olan değişiklikler, keza ibarenin içerisinden çıkartılan “-en” hecesi ve ibarenin başına eklenmiş olan “-...” ve “-...” heceleri, somut olayda ele alınan markaları, ilaçlar açısından ayırt ediciliği bulunmayan “...” ibaresinden farklılaştırmakta ve kullanılan işaretlerin “etken madde” olarak değil, markasal hüviyeti haiz birer işaret olarak algılanmasını sağladığı, davalının “...” markalı ürünlerinin muhtelif kategorilerde 2016 ve 2018 yıllarında “yılın ürünü” olarak seçildiğini gösteren ekran görüntülerinin, “...” markalı ürünlerin layık görüldüğü ödülleri haber eden davalı firmanın “...” markalı ürünleri için özel olarak kullanılan web sitesinden alınmış ekran görüntülerinin, Türkiye’nin önde gelen internet alışveriş sitelerinden  alınmış ekran görüntülerinin ve davalının “...” markası altında açılmış olan sosyal medya hesaplarından (Facebook ve Instagram) alınmış ekran görüntülerinin çıktılarının, davalının “...” markasının ilgili sektör/ilgili tüketiciler nezdinde bilindiği/tercih edildiği ve somut ayırt ediciliğinin güçlendirilmiş olduğu hususlarını tevsik edecek nitelikte deliller olduğu, dolayısıyla davalıya ait redde mesnet markanın,  özellikle “onarıcı merhem ve kremler”de kullanım ve tanıtım yolu ile somut ayırt ediciliğinin güçlendirilmiş olduğu, bütün bunlara göre; yukarıda benzer olduğu belirtilen davaya konu mal ve hizmetler bakımından, daha önce redde mesnet \"...\" markasını gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra davaya konu \"... ...\" markasını yukarıda belirtilen mal veya hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu mal ya da hizmetlerden yararlanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markanın serisi niteliğinde bir marka zannedebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği anlaşıldığından;  “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları”, 05. Sınıfa giren; “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.” ve sayılan bu emtiaların 35. Sınıf altında; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” mal ve hizmetleri bakımından, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet alınan marka arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalının “...” markalı ürünlerinin muhtelif kategorilerde 2016 ve 2018 yıllarında “yılın ürünü” olarak seçildiğini gösteren ekran görüntülerinin, “...” markalı ürünlerin layık görüldüğü ödülleri haber eden davalı firmanın “...” markalı ürünleri için özel olarak kullanılan web sitesinden alınmış ekran görüntülerinin, Türkiye’nin önde gelen internet alışveriş sitelerinden alınmış ekran görüntülerinin ve davalının “...” markası altında açılmış olan sosyal medya hesaplarından (Facebook ve Instagram) alınmış ekran görüntülerinin çıktılarının, davalının “...” markalı “onarıcı bakım, dudak bakım, cilt bakım kremleri, pişik merhemleri, kaşıntı önleyici kremler ve vücut losyonları”nın eczacılık, kişisel bakım, ilaçlı kozmetik ve sağlık sektörlerinde ilgili tüketiciler nezdinde iyi bilindiği/tercih edildiği,“...” işaretinin davalı ile özdeşleştiği, bu durumun davalı tarafından marka işlem dosyasına sunulan bilgi ve belgelerle ispatlanmış olduğu ve taraf markalarının benzediği gerçekleri gözetildiğinde, dava konusu marka başvurusunda “...” ibareli bir işaretin kullanılması ve bu işaretin, davacının markasının kapsamında çıkartılan “parfümeri”, “kozmetik”, “diş bakım ürünleri”, “ilaçlar”, “ilaçla ilişkili emtialar”, “diyet takviyeleri”, “hijyen sağlayıcı ürünler”, “dezenfektanlar” şeklinde özetlenebilecek emtialar ve bunların toptan/perakende satışı/mağazacılık hizmetleri kadar, “temizlik malzemeleri”, “sabunlar”, “diş hekimliği için ürünler”, “böcek ilaçları”, “kötü kokuları giderici maddeler” şeklinde özetlenebilecek emtialar ve bunların toptan/perakende satışı/mağazacılık hizmetlerinde de markasal hüviyette kullanılması halinde, davalı şirket aleyhine haksız bir yararın sağlanması, davalı şirketin redde mesnet markasına kattığı \"olumlu imaj\"ın dava konusu marka başvuru kapsamından çıkartılan ve eldeki davaya konu olan mal ve hizmetlere transfer riskinin bulunduğu, ayrıca; tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karekterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşme ihtimalinin söz konusu olabileceği, dolayısıyla, davacının dava konusu edilen markasının kapsamından çıkartılan tüm emtialar açısından,SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimalinin olduğu, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan mal ve hizmetler bakımından SMK m.6/1 ve m.6/5 hükmü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararının gerekçesinin yetersiz olduğunu,  davalının ambalaj tasarımları, ambalaj dizaynı, ambalajlardaki renkler ve görsellerin farklı olduğunu, SMK m.6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimalinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin usul ve ayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  dava konusu \"... ...\" ibareli marka başvurusu ile davalının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaları arasında,  SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuru ile itiraza mesnet markalarda \"...\" ibaresinin ortak olarak bulunduğu, dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ortak olan “...” ibaresinin ilaç etken maddesi olmadığı, bir ilaç etken maddesi olan “...” ibaresinden türetilmiş olduğu, bu haliyle uyuşmazlık konusu 3.ve 5. sınıf emtia ve bunların satışına özgü mağazacılık hizmetleri bakımından tanımlayıcı bir ibare olduğundan söz edilemeyeceği, tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği,  öte yandan davalıya ait “...” markasının “onarıcı bakım, dudak bakım, cilt bakım kremleri, pişik merhemleri, kaşıntı önleyici kremler ve vücut losyonları”nın eczacılık, kişisel bakım, ilaçlı kozmetik ve sağlık sektörlerinde\" tanınmış olduğu, bu nedenle davacı tarafındn \"...\" ibareli markanın uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde kullanılması halinde davacının tanınmış \"...\" markasından haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşebileceği, dolayısıyla 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da davalı yararına oluştuğu, benzer bir uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/03/2018 tarih, 2016/8503 Esas, 2018/1859 karar sayılı kararında, \"...\" markasının yüksek derecedeki tanınmışlığı ve yaygın kullanımının markanın etken maddeden uzaklaşmasına, ayırt ediciliği yüksek ve tüketicinin algısında yer alan bir marka haline gelmesine yol açtığı, bu nedenle \"...\" ibaresinin tescili halinde markanın tanınmışlığına zarar gelebileceği kabulü ile verilen ilk derece mahkemesi kararının onandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br> ... <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ff1ad1f15bb364f4","SID":"2e81ad4ea66e995e"}}