{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1056 <br>KARAR NO: 2024/778<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/02/2021<br>NUMARASI: 2019/48 E. - 2021/107 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan bu icra takibinin, haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı yanın, takibe konu senetten veya başkaca herhangi bir nedenden dolayı, davalı yana borcunun bulunmadığını, bu nedenle, borcun tamamına ve varlığı iddia olunan akdi ilişkiye de itiraz ettiklerini, davacı ile davalı alacaklı arasında 2014 ve 2015 yıllarında düzenli bir ticari ilişki bulunduğunu, davacı yanın muavin defterden de görüneceği üzere birçok kez davalı alacaklıya borçlu olduğu tutardan çok fazla (avans ödemesi ya da teminat ödemesi muhteviyatında) bir ödeme yaptığını, yani davalı tarafın birçok kez davacı yana borçlu konuma geldiğini, davacı yanın satın aldığı malzeme ve malların bedelinin ise daha önceden ödediği avans ve teminattan düşüldüğünü, davacı yanın icra dosyasına konu senedi ise davalı yana bu nedenle verdiğini, ancak daha sonra ticari ilişkileri devam etmediği hasebiyle bonoyu geri istediğini, davalı yanın sürekli davacı yanı oyalayarak, bugün - yarın denilmek suretiyle senedi vermekten imtina ettiğini, davalı yanın davacı yandan alacağının olmadığını bilmesi hasebiyle icra dosyasına konu bonoyu uzun yıllardır işleme koymuş olmasın rağmen 2019 tarihinde haciz işlemlerine konu ettiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan muavin defterinden görüleceği üzere davacı yanın karşı tarafa borcunun sadece 10.426,72 TL olduğunu, bu borcun 10.000,00 TL'si İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına istinaden 05/02/2019 tarihinde karşı taraf vekili Av. ...'nın banka hesabına gönderildiğini, geriye kalan tutar ise 430,00 TL'nin ise 13/02/2019 tarihinde davalı şirketin banka hesabına gönderildiğini, akabinde 19/02/2019 tarihinde arabuluculuk kanun yoluna başvurulduğunu, lakin karşı tarafça 22/02/2019 tarihinde yeniden davacı yanın adresine hacze gelindiğini ve davacı yana karşı fazladan 10.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, işbu icra dosyasında asıl alacağın 30.000,00 TL olduğunu, ancak işbu tutarın toplamda 20.430,00 TL'si taraflarınca ödendiği için menfi tespitini talep ettikleri tutarın 9.570,00 TL olduğunu beyanla, 9.570,00 TL tutarındaki asıl alacaktan ve tüm ferileri olmak üzere kapak hesabından (Bonodan kaynaklanan) borçlu olmadığının tespitine, 22/02/2019 tarihinde karşı yan vekiline gönderilen davacının ödemek zorunda kaldığı 10.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadına, haksız olan davalı aleyhine asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere davacıya tazminat ödemesine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davalı alacaklı arasında dosyada mübrez muavin defter suretinden görüleceği üzere 2014 ve 2015 yıllarında düzenli bir ticari ilişki bulunduğunu, davacının muavin defterinden de görüneceği üzere birçok kez davalı alacaklıya borçlu olduğu tutardan çok fazla bir ödeme yaptığını, bu ödemelerin nedeninin ise davalı ile sürekli bir ticari ilişkiye sahip olması ve sürekli olarak mal, malzeme satın alması için bir nevi avans ödemesi ya da teminat ödemesi olduğunu, yani davalı tarafın birçok kez müvekkiline borçlu konuma geldiğini, müvekkilinin satın aldığı malzeme ve malların bedelinin ise müvekkilinin önceden ödediği avans ve teminattan düşüldüğünü, müvekkilinin icra dosyasına konu senedi bu nedenle verdiğini, ancak daha sonra ticari ilişkileri devam etmediği için borcu olmaması hasebiyle bonoyu geri istediğini, karşı tarafın ise sürekli müvekkili oyalama ve bugün - yarın denilmek suretiyle senedi vermekten imtina ettiğini,Davacı tarafça, davacının karşı tarafa borcunun sadece 10.426,72 TL olup, bu borcun 10.000,00 TL'si İstanbul ... İcra Daires'nin ... Esas sayılı dosyasına istinaden 05/02/2019 tarihinde karşı taraf vekili Av. ...'nın banka hesabına gönderildiğini, 13/02/2019 tarihinde 430,00 TL davacı şirket hesabına gönderildiğini, hacze gelinmesi üzerine 22/09/2019 tarihinde fazladan 10.000 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, icra dosyasında asıl alacağın 30.000,00 TL olduğunu, ancak işbu tutarın toplamda 20.430,00 TL'sinin ödendiği için menfi tespitini talep ettikleri tutarın 9.570,00 TL olduğunu, 22/09/2019 tarihinde fazla ödenen 10.000 TL'nın da istirdadını talep ettiklerini, Bilirkişi, raporunda karşı taraf ile müvekkilinin son ticari ilişkisinin 31.10.2015 olarak belirtildiğini ve o tarihten sonra herhangi bir ticari ilişki olmadığının ayrıca açıklandığını, Söz konusu bononun taraflarının tacir olduğunu, yani senetlerin bir ticari iş dolayısıyla verilmiş olup, ticaret harici verilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin bir limited şirkete ticari iş dışında bir borç verip-alması veya senet vermesi zaten hukuken olanaksız olduğunu, işbu senetler avans olarak verildiği için ticari defterlere işlenmediğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; icra takibine konu edilen 30.000 TL bedeli senet nedeniyle davalıya 9.570,00 TL borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası ve 22/09/2019 tarihinde ödenen 10.000 TL'nın istirdadı talepli olup, Mahkemece davanın reddine dair verilen karar yukarıda belirtilen nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir. İcra takip dosyası incelendiğinde; davalı yanca davacı aleyhine 30.000,00 TL miktarlı 27/11/2015 tanzim tarihli, 30/06/2016 vade tarihli senet nedeniyle icra takibi yürütüldüğü, takibe dayanak senette, davacının keşideci, davalının lehtar olduğu, senet üzerinde avans veya teminat amaçlı olarak verildiğine dair bir ibarenin bulunmadığı görülmüştür. Davacı senedin avans olarak verildiği ve bedelsiz kaldığına yönelik iddiasını ispat yükü altında olup; dava ve takibe konu senedi, kendisinin davalıdan satın aldığı malzeme ve malların bedelinin daha önceden ödenen avans ve teminattan düşülmesi nedeniyle verildiğini iddia etmiş ise de; davacı yanın usûlüne uygun tutulan ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan denetime elverişli bilirkişi raporunda; senedin davacı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca senet üzerinde avans veya teminat amaçlı olarak verildiğine dair bir ibarenin bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 31/10/2015 tarihinde sona erdiği, senedin ise ticari ilişkinin sona ermesinden sonra 27/11/2015 tarihinde düzenlendiği, davalı yanın davaya cevap vermeyerek iddiayı inkâr ettiği, taraflar arasında ticari ilişki bulunmakla birlikte, senedin avans olarak verildiğine dair dosyaya yansıyan yazılı bir delil bulunmadığı, dolayısıyla davacı yanın davalı yana takibe konu senetten dolayı 30.000,00 TL borçlu olduğu, takip sonrası 20.430,00 TL ödemede bulunulduğu ancak,  davanın 9.570,00 TL borçlu olunmadığının tespitine yönelik olduğu, yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye miktar yönünden davacının davalıya borcunun devam ettiği, fazla ödenen miktar bulunmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2021 tarih ve 2019/48 E., 2021/107 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30TL harcın davacıdan  tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b63387ec554ce9a","SID":"511d697858dbe828"}}