{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/385 <br>KARAR NO: 2024/706<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/12/2023 ara karar <br>NUMARASI: 2023/241 E. <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024 <br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... markasının dünya çapında sayısız tescille korunduğunu, davalının TPMK nezdinde ... numaralı ... marka başvurusunu yaptığını ve markanın tescil edildiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin ... markasının gerçek hak sahibi olduğunu, taraf markalarının birebir aynı olduğunu ve aynı/aynı tür/benzer/bağlantılı malları kapsadığını, iltibasın kesin olduğunu, müvekkilinin ... markasının tanınmış olduğunu, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, aksi halde davalı markasının kullanmama sebebiyle iptaline ve sicilden terkinine ve iptal kararının 06/03/2023 tarihinden itibaren etkili olacağına karar verilmesini, açıklanan nedenlerle, dava konusu markanın hüküm kesinleşinceye kadar 3.kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının dava konusu markayı ya da iltibasa neden olacak benzerlerini mallar-ambalajlar üzerinde-her tür mecradaki reklam/tanıtımlarda, Facebook, Instagram gibi sosyal medya platformlarında, internet sitelerinde ve iş evrakı üzerinde vs dahil her türlü fiziki ve online mecralarda kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine, ezcümle konu markanın her şekilde her tür platformda davalı tarafından mevcut veya olası kullanımının durdurulup önlenmesine, ayrıca davalının anılan tescile dayanarak müvekkile ve müvekkilin satıcılarına/distribütörlerine/iş ortaklarına karşı herhangi bir hak öne sürmesinin önlenmesine dair teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, ayrıca delil tespiti veya rapor alınmasına yönelik bir talebi de olmadığı anlaşılmakla mevcut aşamada yaklaşık ispat kurallarının bulunmadığı anlaşıldığından ileride alınacak rapor sonrası yeniden değerlendirilmek üzere davacı vekilinin dava konusu markayı kullanmasının durdurulması ve önlenmesi ile davalının anılan tescile dayanarak müvekkiline ve müvekkilinin satıcılarına/distribütörlerine/iş ortaklarına karşı herhangi bir hak öne sürmesinin önlenmesine dair tedbir talebinin bu aşamada reddi,\" gerekçeleriyle Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ ile; 1-SMK 159 ve HMK 389 maddeleri gereği koşullar oluştuğundan, takdiren 10.000,00 TL (OnBinTL.) teminatın, nakden veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu olarak, kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde ibraz edilmesi halinde;  -Davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen 2014/12628 sayılı marka tescil belgeleri davalı adına kayıtlı ise,  3. şahıslara devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına,  2-Davacı vekilinin dava konusu markayı kullanmasının durdurulması ve önlenmesi ile davalının anılan tescile dayanarak müvekkiline ve müvekkilinin satıcılarına/distribütörlerine/iş ortaklarına karşı herhangi bir hak öne sürmesinin önlenmesine dair tedbir talebinin reddine,3-Teminat yatırıldığı takdirde kararın uygulanabilmesi için bir örneğinin TPMK'ya ve bu hususta whois sorgulamasında tespit edilen alan adı tescil kurumu olan ... A.Ş.'ye gönderilmesine ve taraflara tebliğine, 4-HMK'nın 393/1. Maddesi gereğince, 1 hafta içerisinde ihtiyati tedbirin uygulanması talep edilmediği takdirde ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından kullanılan müvekkili  TÜRKPATENT nezdinde 16 ve 18. sınıflarda tescil ettirilen ... no.lu ibareli markasının hükümsüzlüğü, bu mümkün değilse SMK uyarınca ciddi şekilde kullanılmaması nedeni ile iptali için tedbir talep ettiğini, mahkemece tedbir taleplerinin kısmen kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını,  dünyaca ünlü ... markasının müvekkili adına kayıt olduğunu, 1975 yılında, bir baba-oğul ikilisi olan ... ve ..., kadın tayt tedarikçisi olan müvekkilinin grup şirketi ...'u kurduğunu,  1980'lerin başında aktif ve dans kıyafetlerine yönelip anında başarı elde ettiklerini, ileri düzey işçilik ile yüksek kaliteli ürünler üretmesi, müvekkilinin kadın, erkek ve çocuklar için basit ve trend kıyafetler sunan dünya çapında bir şirkete dönüşmesini sağladığını, müvekkilinin temel ürün grupları; aktif giyim, dış giyim, iç giyim ve aksesuarları, çağdaş ve spor giyim, dans, dinlenme ve uyku giysileri, baş giysileri, çantalar, cüzdanlar gibi ürünler olduğunu, merkezi New York ta bulunan ..., ilk olarak sade ama sıra dışı olan “...” adını verdiği sırt çantası ile dünyanın dikkatini çektiğini, günümüzde 20'den fazla distribütör aracılığıyla 30'dan fazla ülkede aktif olarak satılan ... markalı ürünler ile sırt çantası endüstrisine ihtiyaç duyulan canlılığı getirdiğini, günümüzde çantalardan daha fazlasını tasarlayan ...,  valiz, cüzdan, baş giysileri, dış giyim ve ayakkabı üzerine de çalıştığını, müvekkilinin ... markası dünya çapında sayısız tescille korunduğunu, yaratıldığı 2009 yılından bu yana, ..., ..., ... da dahil olmak üzere, dünya çapında sayısız Kurum nezdinde, başta dava konusu markanın kapsamındaki 16 ve 18. Sınıf olmak üzere, 09, 14,21, 25, 26, 28, 35. Sınıf gibi pek çok sınıfı kapsayacak şekilde tescil edildiğini, mahkemece tedbir taleplerinin reddine yönelik bilirkişi incelemesini talep ettiklerini, müvekkilin davalının dava konusu markasından öncesine dayandığını ve gerçek hak sahibi olduğunu,  HMK m. 390/3 gereği ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispatlanmasının yeterli olduğunu, tescil belgeleri ile bu ispatı yaptıklarını, davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet yürüten, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü doğrultusunda, dünyaca ünlü müvekkil markasını tanımadığını / bilmediğini öne süremeyecek pozisyonda olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının yüksek ayırt ediciliği ve davalının bu markayı birebir kopyaladığı gerçeği nazara alındığında, ihtiyati tedbir taleplerinde  haklı olduklarını,  tedbir taleplerinin mahiyetine bakıldığında müvekkilinin zarara uğramasını önlemek üzere talep edildiğinin ortada olduğunu, MK 389/1 mad.göre, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin,\" yer aldığını, tedbir talep edebilmek için ille de bilirkişi vasıtasıyla tespit yapılmasını gerektiren bir durumun olmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğu Yargıtay içtihatleriyle de sabit olduğunu, davalının dava konusu markayı yargılama devam ederken kullanmaya başlaması ve müvekkiline karşı bu markaya dayalı bir hak öne sürmesi halinde müvekkilin zarara uğramasının kaçınılmaz olacağını, davalı müvekkilinin ... markasını birebir kopyalayarak adına tescil ettirmesinin iyi niyetli olmadığını, tanınmış bir markanın aynını veya benzerini kendi mal ve hizmetlerinde kullanan ya da bu markayı veya benzerlerini tescil ettirmek isteyen kişinin amacı, tanınmış markayı kullanmak suretiyle toplumun dikkatini üzerine çekmek ve markanın temsil ettiği imajın kendi mal ve hizmetlerine devrini sağlamak olduğunu, davalın.stanbul Ticaret Odası kayıtlarına bakıldığında davalının faaliyet alanının “Deri eşyalar ve seyahat aksesuarları toptan ticareti (çanta, valiz, cüzdan, kemer, vb. dahil)” olduğunu,  ticaret unvanında ÇANTA ibaresinin yer aldığını,  eski unvanının ... olduğunu,  ... davalı şirketin ortağı olduğunu,  davalı hakkında internet araştırması yapıldığında , e-ticaret platformlarında çeşitli kırtasiyeler vasıtasıyla satılan ... markalı sırt çantalarına rastlanıldığını, davalının toptan ticaret ile iştigal ettiği nazara alındığında bunların söz konusu üçüncü kişilere davalı tarafından temin edildiğinin düşünüldüğünü,  müvekkilin faaliyet alanına giren benzer bağlantılı mallar için tescil alınmış olması bir tesadüf olarak nitelendirilemeyeceğini, davalının kötü niyetli olduğunu, Yargıtay'ın kötü niyetin başlı başına bir hükümsüzlük sebebi olduğunu kabul ettiğini, açıklanan sebeplerle  yaklaşık ispat kuralı yerine getirildiği gibi, müvekkilinin de zarar tehlikesi altında olduğunun sabit olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin tümden kabulü gerekirken mahkemece kısmen kabulünün hatalı olduğunu,  2 ve 3 nolu ihtiyati tedbir taleplerinin reddi yönünde verilen Bakırköy 2. FSHHM 2023/241E. nolu dosyasından verilen 22.12.2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir taleplerinin  teminatsız olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, terditli olarak kullanılmama nedeniyle markanın iptali davasıdır. Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup davacı tarafından ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.. 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.  Somut olayda, davacı tarafından davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, terditli olarak kullanılmama nedeniyle markanın iptali davasında ihtiyati tedbir talep edildiği mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, red kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuşu ise de; bu durumun ancak yargılama sırasında gerekli deliller toplanarak, toplanan delillere göre teknik uzman bilirkişiler aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu anlaşılabileceği, 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. madde gereğince ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilmesi için, talep eden tarafça haklılığının yaklaşık olarak ispatı gerektiği bu aşamada, yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı kanaatiyle, mahkemece bu aşamada tedbir talebinin kısmen   reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunu6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/12/2023  tarih ve 2023/241 E. Sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f93fa4f4d2d991e2","SID":"77599ada90572817"}}