{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1237 <br>KARAR NO: 2024/283<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/04/2021<br>NUMARASI: 2020/479 Esas - 2021/360 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Satım SözleşmesindenKaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, davalı şirkete bir takım mallar sattığını, ilgili malların satış bedellerinin ödenmemesi sonucunda davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını davalının yetkiye, borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ve bunun üzerine takibin durdurduğunu belirterek, davanın kabulüne, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında tesis edilen ticari ilişki doğrultusunda doğan tüm alacak ve borçlar, davacı tarafından düzenlenen faturalar kapsamında, tarafların düzenledikleri cari hareket dökümü ile birlikte kayıt altına alındığını, müvekkili şirket, davacıdan almış olduğu hizmetlerin bedelini ara ödemeler ile gerçekleştirdiğini, Davacı da, Müvekkil Şirket ile arasında sürdürmüş olduğu işbu ticari ilişki kapsamında yapılan ara ödemeleri kabul etmiş ve Taraflar arasında örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, Ancak iyi niyete ve örtülü bir ödeme ilişkisine dayanan işbu ticari ilişki, Davacı nın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyası aracılığı ile girişmiş olduğu icra takibi ile sona erdiğini, Müvekkil Şirket ise bahsi geçen borcun muaeceliyet şartlarının yerine gelmemesi ve kendisinin temerrüte düşmemesi sebebi ile icra takibine itirazettiğini, Davacının talepte bulunmuş olduğu % 20 oranındaki icra inkâr tazminatı dahi, icra takibi kapsamında gütmüş olduğu kötü niyeti göz önüne serdiğini, Bu doğrultuda işbu davaya konu icra takibinin başlatılmasında Müvekkili Şirket'in herhangi bir kusurunun olmadığını, Müvekkil Şirket'in temerrüde düşmemesi nedeni ile icra inkâr tazminatı talebinin ve davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame elmiş olduğu davanın reddini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Dosya kapsamından taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki olduğu, davacının faturaya dayalı alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, faturaların taraflar arasındaki anlaşmaya uygun düzenlendiği, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, faturaların ve alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, dosyanın mevcut haliyle davacı tarafın takip konusu faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, düzenlenen uzman bilirkişi raporunun da Mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu faturalardan kaynaklanan toplam 206.882,86 TL alacağının bulunduğu sabit olmuştur. Faturanın delil olması ile ilgili açıklamalar, dosya arasında yer alan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davasının kabulü ile  davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak olan 206.872,86 TL'nin %20'si olan 41.374,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davanın kabulüne\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında tesis edilen ticari ilişki kapsamında oluşan cari hareket dökümüne karşı herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, kendilerince dosyaya sunmuş oldukları 2019 yılına ait cari hareket dökümlerinden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin ilgili aylar bazında düzensiz olarak ara ödemelerde bulunduğunu, bu hususun 07/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, davacı tarafın ise müvekkili şirketin gerçekleştirmiş olduğu işbu ara ödemeler kapsamında hiçbir itirazda bulunmadığını, sadece bu hususun dahi taraflar arasında örtülü bir ödeme ilişkisinin kurulduğuna ilişkin açık bir karine teşkil ettiğini, davacı tarafın çok açık bir şekilde muaccel hale gelmeyen bir alacağı için kötü niyetli bir şekilde icra takibene giriştiğini, muaccel hale gelmeyen işbu alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuki bakımdan hatalı olduğunu, muaccel hale gelmemiş borç adına başlatılan ilamsız takibe itiraz edilmesinin Yargıtay kararlarınca da haklı bir itiraz sebebi olarak kabul edilmekte olduğunu, akabinde muaccel olmayan alacağa dayanılarak başlatılan ilamsız takibe itiraz edilmesi durumunda açılan itirazın iptali davasının hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddedileceğinin Yargıtay kararlarınca da sabit olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin gerçekleştirmiş olduğu ödeme emrine itiraz kapsamında işbu davayı ikame ettiğini, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin herhangi bir sözleşmeye dayanmadığını, taraflar arasında kararlaştırılmış herhangi bir vade tarihinin bulunmadığını, bu kapsamda davacı tarafın davaya konu icra takibini açtığı tarihte müvekkili şirketten muayyen bir alacağı bulunmadığından takibe konu alacağın likit olarak değerlendirilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olmadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, davanın esastan reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firma tarafından davalı borçlu firmaya bir takım malların satıldığını, bu mallara ilişkin faturaların kesildiğini, keslen faturaların her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında da mübrez olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde de bu hususun sabit olduğunu, buna karşın davalı tarafın ara ara ödemeler yaptıkları ve alacağın muaccel olmadığına ilişkin iddialarının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davalı tarafın ileri sürmüş olduğu istinaf başvuru dilekçesinde de iddialarına ilişkin hiçbir somut delili sunmadıklarını, işbu bağlamda davalı borçlu tarafın davacı müvekkilinin alacağının tahsili sürecini geciktirmek saikiyle müvekkilini zarara uğratmak için yapmış oldukları haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava; ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; cari (açık) hesaba konu fatura alacaklarının muaccel olup olmadığı ve alacağın likit olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı takip dosyasında, \"cari hesap alacağı\" sebebine dayalı olarak 206.872,86 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 05/08/2020 tarihli ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davalı tarafça davaya verilen cevapta  taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan tüm borçlar davacının düzenlediği faturalar kapsamında tarafların ticari defterlerine kayıt edildiğini, alınan hizmetlerin bedellerinin ödendiği, davacının muaccel hale gelmeyen alacağı için takip yaptığını savunulmuştur. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ve davalı ticari defterlerinin bire bir mutabık olduğu, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,  tarafların  ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalının 206.872,86 TL borcu bulunduğu belirlenmiştir. Davalı taraf, alacağın muaccel olmadan takibe konulduğunu savunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 207/2. Maddesi, Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü oldukları düzenlenmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı ve bir vade kararlaştırılmadığı iki tarafında kabulündedir. Davalı tarafça ara ödeme yapılmak suretiyle \"örtülü bir ödeme ilişkisi\" kurulduğu ileri sürülmekle birlikte tarafların incelenen ticari defterlerine göre cari(açık) hesap ile tarafların çalıştığı anlaşılmakta olup, cari(açık) hesap düzeninde ara ödemeler yapılması olağan olup bunun vade belirleyen bir işlem olarak kabulü mümkün değildir. Taraflar arasında ispatlanmış bir ifa zamanı bulunmadığına göre borçlar aynı anda ifa edilmelidir. Bu halde davalının borcu takip tarihi itibariyle muaccel olup, davalının savunması yerinde değildir. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu cari(açık) hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 14.131,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 14.072,2‬0 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d14ff8c8c54779c","SID":"b2decf420dca6a4a"}}