{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/500 <br>KARAR NO\t: 2024/938<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/66 Esas 2023/672 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/05/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ... A.Ş ile müvekkil firma arasında 01 .09.2022 Tarihli sipariş gereğince \"... ( ... ) Sılk Plaster  5 cm * 3 cm ve ... ( ... ) Sılk Plaster 10 cm * 3 cm\" malzemelerin alınması konusunda anlaşılmıştır. İş bu ticari iş ilişkisi çerçevesinde müvekkil tarafından 04.04.2022 Tarihinde 48.480 USD, 14.09.2022 tarihinde 1.690 USD, 15.09.2022 Tarihinde 15.290 USD, olmak üzere toplamda 65.460 USD davalının banka hesabına göndermiştir. EK- Havale dekontları- sipariş mailleri, proforma faturaları müvekkil tarafından anlaşılan tutarın tamamı davalı firmaya ödendiği halde davalı firma tarafından siparişler müvekkile gönderilmemiştir. Ekte sunduğumuz davalı tarafından müvekkile mail ile gönderilen kabul beyanını içerir evraklardan da bu husus açıkça anlaşılmaktadır. Müvekkil tarafından ödeme yapıldıktan sonra davalı firma tarafından 08.11.2022 Tarihinde siparişe konu malların teslim edilebileceği müvekkile bildirilmiş ve müvekkilin mallarının yükleneceği tır davalı firmanın fabrikasında yükleme alanına aynı tarihte intikal etmiştir. Tırda müvekkilin, ... isimli firmadan vermiş olduğu aynı mahiyetteki ürünler bulunmasını bahane eden davalı firma savcılığa suç duyurusunda bulunarak müvekkilin başka firmadan aldığı mallara el koydurmuştur. Davalı firma bu işlem esnasında savcılık ve polislere yardım için personel çalıştırdığını beyan ederek müvekkilden 5000 USD para daha talep etmiş ve bu ödeme yapıldığı takdirde siparişe konu malları yükleyebileceğini beyan etmiştir. Ek- mail yazışmaları Bunun üzerine davalı hakkında Turgutlu İcra Müdürlüğü'nün 2022/4851 E. sayılı dosyasıyla iade edilmeyen bir kısım paraya ilişkin banka dekontlarına dayalı olarak bakiye 16.980 USD asıl alacağın tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapılmıştır. Müvekkilimizin alacağı iş bu talep edilen miktardan da yüksektir. Davalı borçlu 29.11.2022 Tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurmuştur. İtirazın iptali için öncelikle zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulmuşsa da görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamamıştır. Ekte E- İMZALI arabuluculuk tutanağını da sunmaktayız. Davalı borçlu olduğu miktarı bilebilecek konumda olmaktan da öte hali hazırda borç miktarını bilmektedir. Davalı takibi geciktirmek amacı ile haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğinden huzurdaki davayı açma zarureti doğmuştur. Davalı yanın, icra takip dosyasına sunduğumuz 14.09.2022 tarihinde 1.690 USD, 15.09.2022 Tarihinde 15.290 USD turalı banka dekontlarından dolayı müvekkil firmaya borçlu bulunmaktadır. Davalı, itirazında müvekkil şirkete borcu olmadığından bahisle borca itiraz etmiştir. Ancak icra takip dosyasına sunulan banka dekontları, sipariş formları, faturalar ile ilgili herhangi bir açıklama getirmemiş ve ödeme belgesi de sunmamıştır. Davalı, müvekkile belirtilen banka dekontları ile sabit olan tutarlardan dolayı borçludur. Borçlu şirketin uzunca bir süredir müvekkil firmayı oyalaması ve sair sebepler borçlunun mal kaçırma hazırlığında olduğunu göstermekte olup; işbu durumda müvekkil telafisi imkansız zararlara uğrayacağından şu aşamada ihtiyati haciz talep etme zarureti hasıl olmuştur. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/685 Esas, 2015/13030 Karar ve 19.10.2015 tarihli kararında '... Talep ekinde yer alan faturaların irsaliyeli fatura olduğu ve ayrıca da cari hesap mutabakatına ilişkin belge de bulunduğu gözetildiği yaklaşık ispat kuralı uyarınca talebin kabulü gerekirken....' fatura alacaklarında ihtiyati haciz kararı verilebilmesinde yaklaşık ispat kuralının yeterli olduğunu vurgulamıştır. Bu sebeplerle ihtiyati haciz talep etme gerekliliği doğmuştur. Aynı zamanda alacak miktarı likit ve borçlu tarafından bilinebilir olduğundan alacak miktarının 94 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ediyoruz. Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2012 / 16708 E—2013 /761 K sayılı ilamında özetle “ Dava Konusu Alacak Faturalara Dayalı Cari Hesap Alacağı Olup Likit ( Muayyen, Belirlenebilir ) Nitelikte Bulunduğundan İİK'nun 67/2 Maddesi Uyarınca Davacı Lehine İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi Gerekirken Yazılı Gerekçeyle Bu Yöndeki İstemin Reddi İsabetsizdir.\" şeklinde karar verilerek itirazı iptal edilen borçlunun %20 den az olmamak kaydıyla inkar tazminatına mahkum edileceği yönünde karar verilmiştir. Netice ve Talep Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebepler ve sayın mahkemenizin re'sen dikkat edeceği diğer nedenlerle; açıkladığımız sebeplerden ötürü  borçlu davalının_ boşca yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasına; Davamızın kabulü ile Turgutlu İcra Müdürlüğünün 2022/4851E. Sayılı dosyasına borçlu tarafından haksız ve mesnetsiz olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına alacak borçlu tarafından likit ve bilinebilir olduğundan alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkil adına vekaleten talep ederim. \" şeklinde talepte bulunmuştur.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  \" davacının herhangi bir alacağı bulunmamakta olup işbu davayı açmakta kötüniyetlidir. aşağıda açıklayacağımız gerekçelerle davanın reddi ile müvekkil lehine takip çıkışı üzerinden %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. Davacı vekaletnamesi usule uygun olmayıp davanın usulden reddini talep ederiz. Dava dilekçesi ekinde yer alan vekaletname, ... tarafından pasaport ibrazı üzerine verilmiş olup vekaletname içerisinde, tek hissedarı bulunduğu ... için de geçerli olduğu belirtilmiştir.  Konu vekaletname davacı firma için verilmiş değildir. Vekaletnamede vekil eden sadece ... olup davacı şirket değildir. Ayrıca vekaletnamede ...'ın davacı şirketin yetkilisi olduğunu tevsik edici hiçbir bilgi/belge bulunmamaktadır. Davacı şirketin yetki belgesi - imza sirküleri vekalet ekine eklenmemiş, müstenit de tutulmamıştır. Vekaletnamede vekil eden davacı şirket değildir. Dolayısıyla, arabuluculuk süreci de dahil olmak üzere takip/dava açılmasına esas bir vekalet ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda arz ve izah edilen ve mahkemenizce re'sen gözetilecek sebeplere istinaden; işbu dilekçemiz ve -hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydı ile- takas def'imiz gözetilerek; Davacının vekaletinin usule uygun olmaması, davacı şirket adına vekil tayin edilmemesi ve icra takibi, arabuluculuk ve dava sürecinin işbu vekalet ile takip edilmesi nedeniyle davanın usulden reddine,Davanın esastan reddine, davacının dava açmakta kötüniyetli olması sebebiyle müvekkil lehine, davacı aleyhine takip çıkışının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücreti alacağının davacı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini vekâleten talep ederiz\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>MAHKEMECE: \"...,Dava konusu, taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisi nedeniyle davalıya yapılan ödeme karşılığı ürünün teslim edilmediği iddiasıyla ödemenin iadesi talebiyle başlatılan icra takibine davalı itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>6100 sayılı HMK'nun 114. Maddesinde dava şartları düzenlenmiş, maddenin d)  bendinde \"Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması\" ve f) bendinde \"Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması \" dava şartı olarak düzenlenmiş, kanunun 115/2 maddesinde Mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit ettiğinde davanın usulden reddine karar vereceği ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verileceği ve bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedileceği belirtilmiştir.<br>Somut olayda, davacı vekili tarafından Turgutlu İcra Müdürlüğünün 2022/4851 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın süresi içinde borca itirazı ile takibin durdurulması üzerine, iş bu dava ile icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Dava dosyası kapsamında dava dilekçesi ekinde ve icra dosyasında takip talebine ekli Erbil 1. Noterliğinin 16/11/2020 tarihli vekaletnamesi incelendiğinde, vekaleti verenin ... isimli şahıs olduğu, vekaletnamede \"iş bu vekalet, tek hissedarı bulunduğum ... içinde geçerlidir\" ibaresi bulunduğu ancak bu vekalet düzenlemesine ilişkin vekalet verenin belirtilen tüzel kişiliğin yasal ve yetkili temsilcisi olduğunu gösterir dayanak belgenin vekaletname ekinde dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davacı vekilinin hazır bulunduğu 04/05/2023 tarihli duruşmada verilen ara karar ile davacı vekiline davacı şirketten alınmış vekaletnamesini iş bu dosya içerisine ve Turgutlu İcra dairesinin 2022/4851 esas sayılı icra takip dosyasına sunması için 1 aylık kesin süre verildiği ve kesin süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması halinde HMK 114/1 F ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddedileceğinin ihtar edildiği, davacı vekili tarafından verilen kesin süre içerisinde davacı tüzel kişi şirketten alınmış usulüne uygun vekaletname sunulmadığından mahkemece verilen kesin süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmadığı, davacı vekili tarafından vekaletnamenin geçerliliği hususunun ilgili konsolosluktan sorulması talep edilmiş ise de esasen dosyaya tercümesi sunulan vekaletnamede vekalet verenin ... isimli şahıs olduğu, vekalet verenin davacı tüzel kişinin yasal ve yetkili temsilcisi olduğunun yasal dayanak belgelerle teyit edildiğine ilişkin vekaletname metninde açıklama bulunmadığı dikkate alındığında talep edilen hususun dosyaya bir yenilik katmayacağı da anlaşılmakla yukarıda açıklanan nedenlerle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile, Davanın HMK 114/1-d-f delaletiyle 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalının Kötüniyet Tazminatı talebinin raddine,,\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın esas itibari ile usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini,  yurt dışında düzenlenen vekaletnamelerin Türkiye'de geçerli olabilmesinin belirli şartlara bağlı olduğunu, yabancı bir ülkede, o ülkenin yetkili makamı tarafından düzenlenen resmi belgelerin Türkiye'de bu vasfı taşıması için belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk Konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlı olduğunu, Türkiye'nin 1961 tarihli \"yabancı resmi belgelerin tasdiki mecburiyetinin kaldırılması hakkındaki La Haye Sözleşmesi\"ni 1984 yılında onayladığını ve bu sözleşmenin 1985 yılında yürürlüğe girdiğini, yabancı ülke noterlerince kendi mevzuatlarına uygun olarak düzenlenen vekaletnamelerin, belgenin hazırlandığı ülkenin yetkili makamınca 1961 tarihli lahey sözleşmesine göre tasdik edilip tasdik şerhi ülke lisanı yanına Fransızca \"Apostille (Convertion De La Haye Du Octobre 1961\" ibaresini de taşıması halinde bu tür belgeler ve vekaletnameler ile Türkçe tercümelerinde ayrıca o yerdeki Türk Konsolosluğunun tasdiki aranmadan işlem yapıldığını, Mahkeme nezdinde müvekkili adına sunulmuş bulunan vekaletnamenin \"Erbil 1. Noterliği\" tarafından düzenlenmiş, tercüme edilmiş ve apostil şerhi bulunan bir vekaletname olduğunu, işbu sebeple vekaletnamenin kanunun ve uluslararası sözleşmelerin aradığı şartı taşıdığının ortada olduğunu,  vekaletnamenin içeriğinde tüzel kişiliğin temsiline ilişkin herhangi bir evrak bulunmamasının müvekkilinin kusurundan kaynaklanmamakta olup, vekaletnameyi düzenleyen ülkenin noterinin eksikliği olabileceği gibi o Irak Bölgesel Hükümeti'nde uygulamanın bu şekilde olabileceğinin de düşünülerek hareket edilmesi gerektiğini ve konsolosluktan bu hususun sorulması gerektiğini, ancak mahkeme tarafından bu husus hiç araştırılmadan davanın usulden reddine karar verildiğini, mahkemenin bu hali ile yeterli araştırmayı yapmadan hüküm kurduğunun ortada olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava  satıma dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> Dava şartlarının düzenlendiği HMK'nın 114. maddesinin d)  bendinde \"Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması\",  f) bendinde \"Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması \" dava şartı olarak düzenlenmiştir.<br>Dava Şartlarının İncelenmesi başlıklı HMK'nın 115. maddesi;<br>\" (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.<br>(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. <br>(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.\" şeklindedir.<br>Öte yandan usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı taraf  \"...\" isimli şirket olup bu şirketten alınmış usulüne uygun vekaletname sunulmadığının, sunulan vekaletnamede vekalet veren gerçek kişinin davacı tüzel kişinin yasal ve yetkili temsilcisi olduğuna ilişkin  dayanak belge bulunmadığının, mahkemece HMK'nın 94. maddesi uyarınca verilen usulüne uygun ihtaratlı kesin süre içerisinde  dava şartı niteliğindeki eksikliğin giderilmediğinin ve bu hususun davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğunun anlaşılmasına  göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/11/2023 tarih, 2023/66 Esas ve 2023/672 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ad923df632f1ef9","SID":"edbf344858133f35"}}