{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/469 <br>KARAR NO: 2024/517<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/566 <br>KARAR NO: 2020/660<br>KARAR TARİHİ: 27/10/2020<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı  şirket tarafından, davalı şirkete ve müşterilerine çeşitli tarihlerde mali müşavirlik hizmeti verdiğini, bu hizmetlere İlişkin; 29.06.2012 tarihli, 47.766,40 TL, 29.06.2012 tarihli, 32.072,40 TL, 13.09,2012 tarihli, 32.072,00 TL, 13.09.2012 tarihli, 39.468,64 TL ve 06.12.2012 tarihli, 32.072,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 183.452,24 TL tutarında fatura düzenlendiğini ve davalı şirkete iletildiğini, bu faturalara istinaden davalı şirketin sadece 35.000,00 TL tutarında bir ödeme yaptığını, kalan bakiye tutan ödemediğini, davalı şirkete 148.453,24 TL cari hesap borcuna istinaden, Üsküdar ... Noterliği’nin 19.03.2015 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin Sahibi ...’nın Gaziantep Spor Kulübü’ne yapılan operasyon sonucu haksız bir şekilde göz altına alındığım, daha sonra serbest bırakıldığını ve beraat ettiğini, ancak davalının  uğradığı haksızlık sonucu bir süre işleri ile ilgilenemediğini, bu süre zarfından arkadaşı ve şirket ortağı olan ...’tan yardım istediğini ve müvekkili şirketin firmalarına ait işleri yürütmesi için yetki verdiğini, iki taraf arasında herhangi bir iş sözleşmesinin bulunmadığını, davacı şirketten herhangi bir yardım istenmediğini, herhangi bir sözleşme yapılmadığını ve hizmet alınmadığını belirtmiş olup, davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...  taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı ile arasındaki akdi ve ticari ilişkiyi ispatla dosyaya konu bakiye alacağa hak kazandığını yöntemince ispat ettiği, davalı tarafça dosyaya konu borcun sona erdiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve delilin sunulmadığı , davalı temerrüde düşürülmesi sebebi ile temerrüt faizi talep edebileceği ancak ödeme emrinde fazlaca talep edilen işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile 148.452,24 -TL asıl alacak ve  1.622,81 TL işlemiş avans faizi üzerinden takibin devamına, davacının takip tarihine  kadar  fazlaca talep edilen işlemiş faiz  (512,46 tl) talebinin reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı, salt fatura düzenlenmesinin bunu ispatlamadığı, gönderilen mektupta herhangi bir değişim yapılmasına yönelik bir  ifadenin yer almadığı, davacının verildiği iddia edilen hizmeti ispatla yükümlü olduğu, faturaların ticari hayatın olağan akışı dışındaki şartlarda kesildiği ve bu sebeple itirazlardan noksan kaldığı, yeminli mali müşavir bir hukukçu bilirkişi heyeti oluşturarak yeni bir rapor alınması gerektiği,  eksik yapılan yargılama neticesinde hüküm tesis edildiği, davacının iddiaların aksine ''mektup'' içeriğine dayanılarak de bağlanan borç ve altına sokulmasının mümkün olmadığı, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığı belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı hizmet bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının  19.03.2015 cari hesap ekstresi ve buna ilişkin düzenlenen faturalara dayalı olarak 148.452,24 TL asıl  alacak ve 2.135,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 150.587,51 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe konu faturalar ''tam tasdik sözleşmesi kapsamında verilen hizmet'' ve ''KDV iade raporları hizmet bedeli'' açıklamasıyla düzenlenmiştir.Bilirkişi Raporları: Davalı tarafın 2012 -2013 yıllarına ilişkin ticari defterlerin incelenmesi sonucunda  Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından  alınan 19/10/2016 tarihli talimat raporunda özetle; Ticaret defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süre içerisinde yapıldığı ,davacı ile davalı şirket arasında 2012-2013 yıllarında ticari ilişki bulunduğu, davalı şirketin 2012 yılında davacı şirketten 183.452,24 TL hizmet faturası aldığı, davalının 2013 yılında davacı şirkete 30.000,00 TL ödeme yaptığı, 2013 yılı sonu bakiyesinin 153.452,24 TL olduğu, davalı şirketin 2015 yılında 5.000,00 TL ödeme yaptığı, davacı ... Ltd Şirketinin, davalı  ... şirketinden 148.452,24 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda; taraflar arasında sözleşme görülmediği, davalı şirketin maliye bakanlığına verdiği sözleşme devirleriyle ilgili yazıda denetim ve tasdik sözleşmelerinin  ...  devredidliğine  dair yazı olduğu, davalı şirketin en büyük hissedarı olan ..., davacı şirketin en büyük hissedarı ... ''senin  yapmış olduğun tasdiklerde  tahsil ettiğimiz paranın %25 dolayında pay alman. Burada iş ilgili bütün masrafların da doğal olarak büro tarafından karşılanacak.'' şeklinde mektup gönderdiği ve davacı şirketin davalı şirket adına takip ettiği işlemlerin için %25 oranında fatura düzenlediği, davacı şirketin faturalara dayanak hizmetlerle  ilgili dava konusu faturanın dayanağı olan şirketlerin belirtildiği, davacı şirketin davalı şirket adına, davalı şirket müşterilerine hizmet verdiği ve bu hizmetler karşılığı davalı şirkete fatura düzenlendiği, davacı şirketin yaptığı hizmetlerine karşılık davalı defterlerinde 148.452,24 TL alacaklı olduğu tespit edildiği belirtilmiştir.Davacı BS formları ile davacı şirketin ticaret defterleri incelenmesi sonucunda düzenlenen 18.04.2018 tarihli raporda özetle; davacı şirketin ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve takip konusu faturaların karşılıklı olarak yer aldığı, davacı tarafın ticari defterlerinde de alacak tutarının bakiye 148.452,24 TL olarak tespit edildiği, davacı faturalarına  süresinde itiraz edilmediği, hizmetin alınmadığına dair somut bir delil ya da ödeme belgesinin sunulmadığı iş bu nedenle takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 148.452,24 TL anapara ve 1.622,81 TL faiz olmak üzere toplam 150.075,05 TL  alacaklı olduğunun tespiti yapılmıştır. İhtarname:Davacı tarafça davalıya gönderilen  Üsküdar ... Noterliği vasıtasıyla 19.03.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede, mali müşavirlik hizmetinin davalı şirkete verildiği, hizmet bedeli olarak 5 adet fatura karşılığı 183.452,24 TL tutarında fatura düzenlenerek iletildiği ancak bu faturalara karşılık 35.000,00 TL ödeme yapıldığı, bakiye 148.452,24 TL borcun bulunduğu ve işbu borcun ihtarnamenin  tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvuracağı ihtar edilmiş ve bu ihtarname 24.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. -İspat yükü yönünden inceleme:6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"... Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Somut davada, takibe konu olan faturanın davalı tarafça süresinde iade edilmediği anlaşıldığından faturayı konu hizmetin verilmediğini  ispatla yükümlü olan tarafın davalı olduğu anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığa konu 29.06.2012 -13.09.2012 ve 06.12.2012 düzenleme tarihli 5 adet  faturaların, ''KDV iade pulları hizmet bedeli'' ve ''tam tasdik  sözleşmesi kapsamında verilen hizmet'' açıklamasıyla düzenlendiği, 5 adet fatura karşılığı 183.452,24 TL bedelin davalının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde  kayıtlı olduğu ve  değişen tarihlerde olmak üzere toplam 35.000,00 TL lik ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde, ispat yükünün davacı tarafta olduğu belirtilmiş ise de, yukarıda yer alan bilgilerden de anlaşılacağı üzere davacı hizmetin verildiğini ispat etmiş, hizmetin verilmediği yönündeki iddiayı ispatlamakla, davalı bu durumda verildiği ispatlanmış olan hizmetin bedelini ödediğini ispatla yükümlü olan taraftır.  Davalı şirket tarafından toplamda 35.000,00 TL'lik ödemenin 31.05.2013 -30.08.2013 -29.11.2013 ve 15.01.2015 tarihlerinde yapıldığı, yapılan bu ödemeler ile aynı zamanda uyuşmazlığa konu 5 adet faturanın usulüne uygun tutulan  ticari defterlerde kayıt altına alınmasının hizmetin verildiğine karine  teşkil ettiği açıktır. Davacı tarafın BS formlarının incelenmesinde ise,  2012 /Haziran-Eylül döneminde davalı şirkete vermiş olduğu hizmetler belirtilmiştir. Bu hizmetlere ilişkin vergi dairesinin yazısı incelendiğinde toplamda 155.468,00 TL lik bildirim yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı şirkete 148.452,24 TL  bakiye alacağının tahsili yönünden Üsküdar ... Noterliği vasıtasıyla gönderilen ihtarnamenin 24.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtarnamede tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde borcun ödenmesi yönünde ihtarda bulunulduğu nazara alındığında,  bakiye  alacağın 31.03.2015 tarihinde muaccel hale geldiği  yönündeki tespitin yerinde olduğu anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygundur. HMK'nin 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmemiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 2.563,4‬0 TL harçtan mahsubu ile fazla yatan  2.135,8‬0 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 24.04.2024<br>MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b11a130f16bb84e","SID":"db7f5b612166a351"}}