{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/559 - 2024/799<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/559 <br>KARAR NO\t: 2024/799<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/284 E.  -  2021/49 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali ile Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/02/2021 Tarih ve 2020/284 Esas - 2021/49 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin, hem işletme adı hem de markasal olarak \"...” ibaresini sunduğu hizmetler ile özdeşleşmiş olduğunu, uzun yıllardır kullanılan bu markaların yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını ve itibarlı bir marka olduğunu, tanınmış marka olarak korunması gerektiğini, davalı adına başvurusu yapılan 2018/101227 kod numaralı \"... şekil\" markasına, müvekkili markaları mesnet gösterilerek yapılan itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2020-M-5411 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvuru müvekkili markalarıyla görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olup iltibasa sebebiyet verdiğini, müvekkili şirket markalarını davalının markasını tescil ettirmek istediği sınıflarda aktif ve ciddi bir şekilde kullanmakta olduğundan aynı tüketici grubuna hitap etmekte olup markalar arasında sınıfsal benzerliğin söz konusu olduğunu, davalının çağrışım sureti ile müvekkilinin tanınmış markasından faydalanmaya çalıştığını, dava konusu olan “... şekil” ibareli markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin müvekkillerine ait tanınmış, seri markaların esaslı unsuru olan “...” ibaresi ile birebir aynı olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-5411 sayılı kararının iptaline, 2018/101227 sayılı ve \"... şekil\" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şahıs, hükümsüzlüğü talep edilen marka ve logosunun hiçbir yerden alıntılanmadığını, tamamen kendi fikri ürünü olduğunu, marka ismi olan \"Wells\" ibaresi ve logosunun  \"Vakko\" markasıyla ve davacının \"... şekil\" markasıyla ilgisinin bulunmadığını, başvurudaki \"...\" harfinin özgün olarak tasarlandığını, davacı markasındaki \"...\" harfinden farklı olduğunu, marka tescilini henüz gerçekleştiremediğini, markaların benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu 2018/101227 sayılı davalı şahıs markası ile davacı şirketin itiraza dayanak, 2008/57042, 2007/20293, 2007/14101, 2002/24666, 2012/55629, 2011/42273, 2011/42260, 2000/13741 sayılı markaları arasında, tescili talep edilen 24. ve 25. sınıftaki malların tamamı açısından, benzerlik ve bu benzerlik neticesinde iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının diğer 2010/24643 ve 2012/98879 sayılı markalarının, davaya konu markadan farklı mallar içermesi nedeni ile taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun kapsamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, davaya konu 2018/101227 sayılı marka açısından, davacının müktesep hak talebinin yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanı kabulüne, YİDK'nın 23.07.2020 tarih ve 2020/M-5411 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvurunun şekil markası olduğunu, mesnet markaların çoğunda kelime ve şekil bulunduğunu, başvurudaki \"...\" harfinin davacı markalarındaki \"...\" harfine benzemediğini, taraf markalarının görsel ve kavramsal algı bakımından benzer olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, \"... şekil\" ibaresinin, 24 ve 25. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği,  davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'ın 2020-M-5411 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 27.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 25.09.2020 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"... şekil \" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru, stilize şekilde yazılmış “...\" harfinden oluşmakta olup, davacının itiraza mesnet markalarında da \"...\" harfi esas unsur olarak yer almaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık da \"...\" harfinin ortaklığından kaynaklanmaktadır. Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarih ve 2018/1201 E.- 2019/6166 K. sayılı ilamında \"...alfabede sınırlı sayıda bulunan harflerin marka olarak tescili kimsenin tekeline bırakılamaz. Esasen tek başına soyut bir harften oluşan marka başvuruları, KHK’nın 7/1-a ve 5.maddeleri uyarınca ortalama tüketici kitlesinde marka algısı oluşturmayacak ve bu sebeple de mutlak tescil engeline tabi olacak işaretlerdendir. Bununla birlikte, 556 sayılı KHK’nın 7/son (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/2) maddesi uyarınca, tescilden önce yoğun kullanım ve tanıtım sonucu tek harfin ayırt edici kılınması ve marka olarak tescili mümkün olduğu gibi, yalın halde tescili mümkün olmayan harflerin bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte de marka olarak tescili mümkündür. Bu halde dahi, harf markalarının ayırt edicilik düzeyleri düşük olacağından, başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile marka olarak tescil ettirmeleri mümkündür.\" açıklamalarına yer verilmiştir. O halde, davacının yukarıda anılan markaları ile dava konusu başvuru arasındaki benzerliğin \"...\" harfinden kaynaklandığı, harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına tescil edildiklerinde dahi ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda taraf markalarında ortak olarak kullanılan \"...\" harflerinin düzenlenme biçimlerinin farklı olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, buna göre dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da dava konusu başvuruda yer almadığı anlaşılmış ve Dairemizce, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır. <br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olduğu ve kötü niyet iddiası da sonuca etkili bulunmamıştır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.-2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br>Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Her ne kadar dava konusu markanın hükümsüzlüğüne de karar verilmiş, ancak marka başvurusu tescilli değil ise de, davalı ... istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.<br>Bu itibarla, taraf markaları arasında iltibas bulunmaması nedeniyle, YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 18/02/2021 gün ve 2020/284 Esas - 2021/49 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın  REDDİNE,<br>\t3-Davaya konu 2018/101227 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 116,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 129,50-TL tebligat giderinden oluşan toplam 2.046,00-TL yargılama giderinin,  takdiren 1/2'sinin hükümsüzlük davası yönünden yapıldığının kabulü ile bu orana isabet eden 1.023,00-TL'ye, 54,40-TL peşin harç ile 54,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.131,80-TL'nin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına<br>\t<br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 42,00-TL tebligat ve posta masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 262,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalı ... peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde anılan davalıya iadesine,  <br>10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/05/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e1b9421294e58a5","SID":"352b613205e36db0"}}