{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2024/124 <br>KARAR NO\t:2024/275<br>\t<br>DAVA:Tazminat<br>DAVA TARİHİ:22/11/2010<br>TALEP:YARGILAMANIN YENİLENMESİ <br>TALEP TARİHİ:12/02/2024<br>KARAR TARİHİ:17/04/2024<br><br>Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili, davacı  ile ... San. Tic. Ltd. Şti. 'nin ve...San. Tic. Ltd. Şti. 'nin ve ...San. Tic. Ltd. Şti'nin ortağı olduğunu, davacının ortağı olduğu şirketler ile ... İnş. Taahhüt Tic. Ve. San. A.Ş. arasında 1995 - 2007 yılları arasında ... alım satımına ilişkin oldukça yoğun bir ticari ilişkinin gerçekleştiğini, davacının davalı ile hiç tanışmadığını, aralarında herhangi bir mal yada para alışverişi olmadığını, davalıyı aleyhine yapılan icra takipleri sonrasında öğrendiğini, davalının 13/01/2007 tanzim tarihli 24/04/2007 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bono ile 14/01/2007 tanzim tarihli 24/04/2007 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin olarak .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve yine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyaları ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, oysaki ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin ve... Malz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ve yine ... ... ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile ... İnşaat Taahhüt Tic. San. A.Ş arasında gerçekleşmiş ancak söz konusu ticari ilişki sebebiyle 24/04/2007 tarihi itibariyle birçok çek verilmiş ve birçok ödemenin yapılmış olduğunu, ancak davacının ortağı olduğu şirketlerin dahi ... İnşaat. Tic. San. A.Ş.'ye hiçbir zaman 4.000.000,00 TL gibi bir miktarda borcunun olmadığını, davalının davacıya ait bu senetleri ne şekilde ele geçirdiğini bilmediğini, davalıya 13/01/2007 tanzim tarihli 24/04/2007 vade tarihli 2.000.000.,00 TL bedelli bono ile 14/01/2007 tanzim tarihli 24/04/2007  vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bonolara istinaden başlatılan .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyası ve yine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları ile ilgili olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacıdan haksız yere tahsil edilen paralarla ilgili olarak istirdat haklarının saklı tutulmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> Davalı vekili, davayı kabul etmediğini,  davaya konu uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bonodan kaynaklandığı için ticari dava niteliğinde olduğunu, görevli mahkemenin de Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, belirterek iş bölümü itirazında bulunmuş, .... Asliye Hukuk Mahkemesince ... Esas ... Karar sayılı karar ile davalı vekilinin iş bölümüne yönelik itirazının kabulüne dosyanın Nöbetçi İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilerek dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Davalı vekili davacı yanı adli müzaharet talebini kabul etmediğini, eksik harcın ikmali gerektiğini, davacının adli müzahare talebinin samimi olmadığını, kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında görülmekte olan bir kısım davalarda davacının tamamen zıttı beyanlarda bulunduğunu, eksik harcın ikmali gerektiğini, ve ayrıca haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Mahkememizin ..., 03/12/2012 tarihli kararı ile davacının davasını 40.000,00 TL üzerinden açtığı ancak takibe konu borçlu olmadığını talep ettiği senetlerin bedelinin 4.000.000,00 TL olarak belirtildiği ve bunun tazminin talep edildiği, davacı tarafça harç ikmaline yönelik eksikliğin verilen kesin süreler içerisinde giderilmediğinden 6100 sayılı HMK.nun 114,115 ve 120. maddeleri uyarınca iş bu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, mahkememiz kararı davacı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2013/4941 esas 2013/8615 karar sayılı  13/05/2013 tarihli ilamı ile ; \"Mahkemece verilen kesin süre içerisinde eksik peşin harcın tamamlanmaması nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanununun 30., HMK'nun 447/2 maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve böylece anılan Yasa hükmünde belirtilen 3 aylık süre içerisinde eksik peşin harcın yatırılması halinde dosyanın yenilenerek muameleye konulması olanağının davacıya tanınması gerekirken bu yönler gözetilmeksizin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.\" gerekçesiyle bozularak gelmiş ve Yargıtay bozma ilamı uyularak yapılan yeniden yargılama neticesinde mahkememizin 2013/... esas, 2017/... karar sayılı 22/11/2017 tarihli karar ile,  Vasi ...'ın 22/11/2017 tarihli dilekçesi ile davacının vasisi olarak davadan ve temyizden feragat ettikleri beyanı karşısında davadan feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. <br>İADE-İ MUHAKEME TALEBİ: Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vasisi ... 12/02/2024 tarihli dilekçesi ile; babasının ... 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/... esas 2017/... karar  sayılı dosyasından verilen karar ile vesayet altına alındığını, babasına ilk önce kardeşi ...'ın daha sonra ise kendisinin vasi olarak tayin edildiğini, mahkememiz dosyasında kardeşinin vasi olarak görev yaptığı dönemde ....Sulh Hukuk Mahkemesinden usulüne uygun izin ve denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesinden onay almadan eldeki davadan feragat ettiğini, yasal ve usulü prosedüre uyulmadan yapılan feragatin geçerli olmadığını, davadan feragate ilişkin dilekçenin aynı zamanda davalının vekiline ait hukuk bürosunun antetli kağıdı kullanılarak verildiğinden vasi olan kardeşinin yanlış yönlendirildiğini veya iradesinin hata hile ve ikrah gibi nedenlerle yanıltıldığını ve sakatlandığını, bu nedenlerle vesayet makamının onayı alınmadan, duruşma açılmadan, hukuki dinlenilme hakkı kullandırılmadan ve ayrıca kısıtlıyı dinlemeden savunma hakkının kısıtlanması, feragat dilekçesinde davalı vekiline ait ofisin antetli kağıdının kullanılması ve hukuki sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmemesi, ayrıca feragatin neye ilişkin olduğu hususunda dilekçede ayrıntılı beyan bulunmadığı, haklı bulunduğu ve subut bulan bir davada tasarrufun iptali davasında diğer 3.şahısları mağdur edici bu feragat dilekçesi gözönünde bulundurulduğunda HMK 375/1-H bendi ve yasal düzenlemeler gereğince yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluştuğunu beyanla yargılamanın iadesi talebinin kabulüne, ....İcra Müdürlüğünün ... ve 2007/... esas sayılı takip dosyaları ile ilgili hileli işlemlerde gözetilerek cebri icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, davanın kabulü ile her iki takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, asıl alacağın %100'ünden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkememiz 26/02/2024 tarihli ara kararı ile mahkememiz nihai kararının verilmesinden öcne vasi ...'a vesayet makamı tarafından davadan feragat için yetki verildiği dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Yeniden Yargılama talep eden 3.kişiler vekili dilekçesinde özetle; ..., ...ve ...'ın satın aldıkları taşınmazlarla ilgili ...'nun 13/01/2007 tanzim 24/04/2007 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli bono ile 14/01/2007 tanzim 24/04/2007 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli bonolara istinaden başlatılan ....İcra Müdürlüğünün 2007/... ve 2007/... esas sayılı dosyaları ile ...'tan alacaklı olduğunu, ...'ın kendisinden mal kaçırmak maksadı ile taşınmazlarını devrettiğini beyanla tasarrufun iptali davaları açıldığını, daha sonra ortaya çıkan vakıa ve deliller ile davalı ...'nun ... ile birlikte hareket ederek gerçek bir alacak olmamasına rağmen ilgili bonoları düzenledikleri daha sonra da icra takipleri başlatıp davalar açarak müvekkillerini ve dava dışı diğer kişileri mağdur ettiklerini, borçlandırıp mülklerini satışa çıkarttıkları, haksız menfaat teminine yönelik muvazaalı işlemler yaptıklarını, ... ve ...'nun bedelsiz bonolar düzenleyip bütün bu işlemleri yaptıktan sonra bir anlığına anlaşmazlığa düşüp mahkememizde görülen menfi tespit davasını açtıklarını, bu aşamada tekrar anlaşıp ...'ın ...'nun vekili tarafından hazırlanan hukuk bürosu antetli dilek ile davadan feragat ettiğini ve yeniden birlikte hareket ettiklerini, bu nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile ....İcra Müdürlüğünün 2017/... E.(Eski Esas 2007/...) ve 2017/... (Eski Esas 2007/... sayılı dosyaları ile taşınmazların satılmasına yönelik icra işlemlerinin durdurulmasına dair tedbir kararı verilmesini, ilgili bonolar ve bunlara istinaden başlatılan icra dosyaları ile ilgili ...'ın feragati ve feragat nedeniyle davanın reddine yönelik verilen ilamın HMK mad.376 kapsamında iptali ile ...'ın davalı ...'na borçlunun bulunmadığının tespitine, müvekkillerinin ilgili icra dosyalarındaki borçlu kadının terkinine, söz konusu takip ve bonoların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:  Yargılamanın iadesi talebine itiraz eden davalı vekili dilekçesinde özetle; vesayet makamı tarafından husumete izin verilmediğinden vasinin ancak vesayet makamından izin almak koşuluyla kısıtlı adına dava açabileceğini, yine taraf sıfatı bulunmayan ..., ...ve ... vekili tarafından da talepte bulunulduğu görülmüş ise de, hükmün iptalini isteyebilecek üçüncü kişilerin ya davanın taraflarından birisinin alacaklıları, ya aleyhine hüküm verilenlerin yerin geçenler olabileceğini, bu nedenlerle yasanın aradığı anlamda dava açma ehliyetine sahip olmadıklarını, HMK 377/1-c maddesine göre yargılamanın iadesini talep süresinin hilenin farkına varıldığı tarihten itibaren 3 ay olduğunu, vesayet makamının 16/11/2018 tarihli ek kararı ile vasi ...'ın vasilik görevine son verilerek ... 'ın vasi olarak atandığı ve dilekçesinde vasi olarak atandıktan sonra dava dosyalarına inceleme ve araştırma yaptığını ikrar etmesi karşısında 3 aylık kanuni hak düşürücü süre geçtikten sonra yargılamanın iadesi talebinin yapıldığını, yargılamanın yenilenmesi talebi ayrı bir dava niteliğinde olup harcın tamamlattırılması gerektiğini, ileri sürülen sebeplerin HMK 375 maddesinde tahdidi olarak sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerini karşılamadığını, yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe ile yalnızca vasi ...'ın feragat yönündeki iradesinin hile sakatlandığı iddia edilmekle birlikte davacı asilin kayıtsız ve şartsız nitelikteki açık ve kesin irade açıklamasını içeren feragat beyanı konusunda herhangi bir şekilde irade sakatlığı iddiası ileri sürülmediğini, vesayet makamının davadan feragata izin verilmesi konusundaki 07/07/2017 tarihli kararının davacı asilin bu konudaki talep, izin ve irade açıklamasına dayalı olduğu, davalı tarafından davacının ve/veya vasinin davadan feragat etmesine neden olabilecek herhangi bir hileli davranışta bulunulmadığını, vesayet makamınca davacı asilin/kısıtlının talebi ve açık irade beyanı doğrultusunda vasiye davadan feragat konusunda izin ve yetki verildiğini, bu nedenlerle davanın usulden ve aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE: <br>...Sulh Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının UYAP sureti getirtilerek incelendiğinde; vasi ...'ın talebi üzerine verilen 14/02/2024 tarihli ek karar ile, vasinin 07/07/2017 tarihli feragate ilişkin yetkinin geriye dönük olarak kaldırılması talebinin ve diğer tüm taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Dava; Mahkememizin  22/11/2017 tarihli 2013/... esas, 2017/... karar sayılı dosyasından verilen kararın yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılarak davacının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve yine .... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyalarından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. <br>Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;  davacı tarafça mahkememiz kararının yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması talep edilmiş ise de; HMK 375 maddesi ile (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:<br>a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.<br>b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.<br>c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.<br>ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.<br>d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.<br>e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.<br>f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.<br>g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.<br>ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.<br>h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.<br>ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.<br>i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.<br>(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.\" denilmektedir. <br>6100 Sayılı HMK 379. Madde de; \"(1)Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; <br>A)Talebin kanuni süre içerisinde yapılmış olup olmadığını,<br>B) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını,<br>C) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılan sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceler,<br>(2) Bu koşullardan biri eksik ise hakim davayı esasa girmeden reddeder.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama devam ederken davacı ...'ın o dönem vasisi olan ... tarafından 21/11/2017 tarihli dilekçe ile 07/07/2017 tarihli ... esas sayılı mahkememiz dosyasından feragat etmek üzere vasi ...'a izin ve yetki verilmesine ilişkin karar  sunularak davadan ve temyizden feragat ettiği, mahkememizce de davadan feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Her şeyden evvel yargılamanın yenilenmesi talebi ayrı bir esas numarası alan yeni bir dava mahiyetinde olduğundan, böyle bir talepte bulunulmadan evvel vesayet makamından TMK 462/1-8. Maddesine göre vasinin izin alması gerekir. Somut olayda talepte bulunan vasi böyle bir izin almamıştır. Vesayet mahkemesi ile yapılan yazışmada da böyle bir izin verilmediğine dair karar ittihaz olunmuştur. Bu özel dava şartı yerine gelmediğinden bu sebeple talep reddedilmesi gerekmiştir.<br>Yargılamanın yenilenmesi talebinin ayrı bir dava değil, esas davanın devamı olduğu düşünülse ve haliyle esas dava hakkında alınan husumete iznin yargılamanın yenilenmesi için de geçerli olduğu düşünülse bile, bu durumda eldeki talep süre yönünden reddedilmelidir. Zira vasi ... vesayet dosyasına 16.11.2018 tarihinde vasi olarak atanmıştır. Hatta son olarak 04.08.2022 tarihli karar ile de vasiliğinin 2 yıl uzatılmasına karar verilmiştir. O halde vasi ... kendisi vasi atandıktan sonra derhal vesayet dosyasını incelemeli, kısıtlının menfaatine aykırı durumlar tespit etmesi durumunda gerekli mercilere de süresinde müraaat etmelidir. HMK 377. Maddesine göre yargılamanın yenilenmesini talep etme süresi öğrenmeden itibaren 3 aydır. O halde vasi ...'in vasi olarak atandıktan yaklaşık 6 sene sonra bu talepte bulunduğu nazara alındığında bu sürenin geçtiğinin kabulü gerekir.<br>İşbu vasinin talebi süresinde kabul edilse bile, <br>Vasinin ferageti için vesayet makamından izin alınmış olup,  TMK 463. Maddesine göre denetim makamının onayı gerekmemektedir. Ayrıca hileli işlemlere dair de HMK 379. Maddesindeki ön incelemede değerlendirilebilecek yeterli kanaat oluşturacak delil de sunulmamıştır.<br>Somut olayda, üçüncü kişilerin HMK 376. Maddesine göre hükmün iptali talebine gelince;<br>Talepte bulunan üçüncü kişiler özetle esas davaya konu bonoların ve muvazaanın hileli olduğunu ve kendi zararlarına yapılan işlemler olduğunu ileri sürerek hükmün iptalini istemektedirler. Bilindiği üzere, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yolu olup, ilgililerin başkaca olağan yollara müracaat etmeleri mümkün ise yargılamanın yenilenmesi talep edilemez. <br>Üçüncü kişiler vekili temelde, esas davaya konu .... İcra Müdürlüğünün ...  E sayılı dosyalarına dayanak bonoların hileli düzenlendiğini ileri sürmektedir. Bu husus yargılamanın yenilenmesi talebi ile dinlemez. Zira bu husus ancak üçüncü kişiler tarafından, bonoların alacaklısı ve borçlusuna karşı açılması gereken TBK 19. Maddesine göre ayrı bir muvazaa davasının konusu olabilir. Yani eldeki menfi tespit davası hiç açılmasa idi, üçüncü kişiler nasıl ki TBK 19. Maddesine göre muvazaa davası açmak zorunda iseler, eldeki davanın kesinleşmesinden sonra dahi haklarını bu surette dermeyan etmeleri mümkündür. Eldeki davada, davacı feragat etmese idi ve netice itibari ile davacı davayı kaybetse ve davalıya borçlu olduğu kesinleşse idi, bu husus ancak bononun tarafları açısından sonuç doğuracak idi.  Yani davacıyı borçlu gösteren,  kesinleşmiş menfi tespit davasına rağmen üçüncü kişiler, TBK 19. Maddesine göre ayrı bir dava ile muvazaa ileri sürmesi imkan dahilinde olduğundan ayrı bir muvazaa davasında dinlenebilecek iddialar yargılamanın yenilenmesi gibi istisnai bir düzlemde ele alınamaz.<br>Yukarıda izah edilen sebeplerle her iki yargılamanın iadesi taleplerinin de HMK 379/2. Maddesine göre reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Yargılamanın yenilenmesi taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, <br>2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcının iade-i muhakeme talep edenlerden  tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 17.900,00 TL maktu ücreti vekaletin iade-i muhakeme talep edenlerden alınarak davalıya verilmesine,<br>4-İade-i muhakeme talep edenler tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/04/2024<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır   <br>Üye ...<br>e-imzalıdır   <br>Üye ...<br>e-imzalıdır   <br>Katip ...<br>e-imzalıdır  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af2dd0bad5678219","SID":"d9b944660f6bdf13"}}