{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1635 <br>KARAR NO\t\t: 2024/919<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26.05.2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/89 Esas 2021/74 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Markaya Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi ve Durdurulması<br>KARAR TARİHİ\t: 07.05.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07.05.2024<br><br>\tİzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 26.05.2021 tarih 2019/89 Esas 2021/74 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tASIL DAVA: Davacı vekili,  davalı şirket yetkililerin daha önce müvekkili şirketinin çalışanları  olduğunu, iş akdi feshedilen işçilerin ... Şti. adı altında yeni bir şirket kurduklarını, şirkette çalışırken bulundukları pozisyonları itibariyle tedarikçi bilgileri, ürün reçeteleri ve ürün kullanım talimatlarının yer aldığı  TDS (teknik bilgi formu) belgeleri, know-how'larına vakıf olmaları nedeniyle 22 adet ... adını tescilli markası olan ürününden 31 adet ürünü kopyaladıklarını,  rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüklerine aykırı davranak müvekkilinin marka haklarına tecavüzde bulunarak haksız rekabet oluşturduklarını belirterek, davalı tarafından müvekkilinin marka hakkına tecavüzünün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, taklit marka bulunan malların toplanmasını, üretiminin durdurulmasını, imhasını talep ve dava etmiştir. <br>\tKARŞI DAVA: Karşı davacı vekili; davalı yanın  kötü niyetli olarak ve sektörde benzeri şekilde faaliyet gösterenleri piyasadan silme amacına yönelik tescil ettirmiş olduğu 2017/12440, 2008/36463, 2000/08540, 2000/08546, 2008/36462, 2006/40931, 2000/28746, 2000/08547, 2000/28708, 2000/08545, 2008/37771, 2008/37369, 2000/37772, 2008/36455 nolu markaların hükümsüzlüklerini, sicilden silinmelerini talep ve dava etmiştir. <br>\tASIL DAVA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın \"...\" ibareli 3. Sınıfta tescilli 2017/12440 ve 2. sınıfta tescilli 2008/36463 nolu markalarına dayandığını, \"...\" kelimesinin İngilizce ve  Türkçe karşılığı olmadığı, ancak \"...\" ve \"...\" kelimeleri ayrı ayrı yazıldığında \"...\" anlamına geldiğini, davacı yan kendi ürünlerinin başında ayırt edici unsur olarak \"...\" ibaresini, müvekkilinin ise \"...\" ibaresini ayırt edici unsur olarak kullandığını, diğer ibarelerin ürünün fonksiyonlarına, doğurduğu sonuçlara yada o tarz ürünlerin piyasadaki adlandırma şekillerine göre eklenmiş olan ikincil ürün tanımlama unsuru olduğunu belirtmiştir.  <br>\tKARŞI DAVA CEVAP:Davalı vekili karşı davaya ilişkin savunmaların da, hükümsüzlüğü istenilen markaların tanınmış marka olduğu,  fiilen kullanıldığını, davanın temelini oluşturan kullanmama sebebiyle ital davasının koşullarının oluşmadığını, davanın reddi gerektiğini, öte yandan karşı tarafın müvekkili şirkete ait tescilli markaların hükümsüzlüğünü talep etmekte herhangi bir menfaatinin bulunmadığını, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, görsel, işitsel ve anlamsal olarak asıl dosyada davalı karşı davacıya ait kullanımlarının, davacı karşı davalıya ait markaya tecavüz oluşturmadığı, yine karşı dava kapsamında davacı karşı davalının markalarının hükümsüzlük ve kötüniyetli tescil şartlarının bulunmadığı,\tİzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/259 Esas sayılı dosyasındaki  dava dilekçesinde, davalı şirket çalışanlarının daha önce davacı şirkette bulundukları pozisyondan dolayı tedarikçi bilgileri, ürün reçeteleri ve ürün kullanım talimatlarının yer aldığı TDS(teknik bilgi formu) belgeleri, KHOW-HOW'larına vakıf oldukları ürünlerin benzer oldukları ve haksız rekabet oluşturduğu iddiası ile 20/06/2019 tarihinde dava açtığı, eldeki dava dosyası kapsamında ürün içeriklerinin benzerliğinden bahisle haksız rekabetin tespitinin talep edilmiş ise de, dava konusu ve taraflarının aynı olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/259 Esas sayılı dosyasında da ürün içeriklerinin benzerliğinden bahisle haksız rekabetin tespiti, men-i ve ortadan kaldırılması talepli davanın  derdest olduğu gerekçesiyle bu davanın  dava şartı yokluğundan usulden reddine, asıl davada davacı karşı davalının markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması talepli davasının reddine; yine karşı davada davalı karşı davacının marka hükümsüzlüğünün tespiti talepli davasının esastan reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı-karşı davalı vekili,  açılan her iki davanın içerik, konu ve talep sonuçları farklı olduğundan ortada herhangi bir derdestlik durumunun söz konusu olmadığını, asıl davada haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin bir taleplerinin bulunmadığını, aldırılan bilirkişi raporunun ve Mahkemece verilen kararın hatalı olup, bu kararın kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>\tDavalı-karşı davacı vekili, davacı yanın sahip olduğu markaları kullanırken kötü niyetle davrandığını, aynı dilekçenin sadece sonuç kısmında ufak değişiklikler yaparak iki ayrı dava açmasının ve Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açtırmasının da kötü niyetinin göstergesi olduğunu, bu yönden yerel mahkemece davacının kötü niyeti yönünden yerel mahkemece yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE :Asıl dava  markaya tecavüzün ve  haksız rekabetin tespiti, men-i ve ortadan kaldırılması; karşı dava ise markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle haksız rekabetin tespiti, men-i ve ortadan kaldırılması talebinin derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine, asıl ve karşı davadaki diğer taleplerin ise esastan reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda; asıl davada davacı vekili, markaya tecavüzün ve  haksız rekabetin tespiti, men-i ve ortadan kaldırılması talebinde bulunmuş, karşı davada ise davalı-karşı davacı vekilince markanın hükümsüzlüğü talebiyle dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ürün içeriklerinin benzerliğinden bahisle haksız rekabetin tespiti, men-i ve ortadan kaldırılması talepli davanın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/259 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu gerekçesiyle, haksız rekabetin tespiti, men-i ve ortadan kaldırılmasına yönelik talebin derdestlik dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine; asıl davada davacının  markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması talepli davasının ve yine karşı davada da davalı-karşı davacının marka hükümsüzlüğünün tespiti talepli davalarının ise aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda koşulları gerçekleşmediği gerekçesiyle esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tDosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece toplanan delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olmasına, yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.   <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un değişik (Ek: 17/4/2017-KHK-690/73) 19/6. maddesi uyarınca kayyımlık görevi ... tarafından yürütülen şirketlerin açtıkları davalar harçtan muaf olduğundan davacı-karşı davalı ...'nden harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davalı-karşı davacı ... yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı-karşı davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"82397aa5db277976","SID":"1329ab5c8885d7dc"}}