{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/582 - 2024/836<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/582 <br>KARAR NO\t: 2024/836<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                              \t    K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/32 E.  -  2021/413 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/11/2021 tarih ve 2021/32 E. - 2021/413 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 16, 19, 35 ve 41. sınıf mal ve hizmetler için yaptığı 13/12/2019 tarih 2019/126960 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusuna, davalının 2009 47716 sayılı “...” ibareli markasının gerekçe gösterilerek itirazı üzerine anılan başvurunun \"Sınıf 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)\" hizmetleri bakımından reddine dair YİDK kararının iptalinin gerektiğini, zira, başvuru markasındaki “...” kelimesindeki harflerin iç kısımlarının beyaz dolgulu, dış kısımlarının kırmızı renkte çerçevelenmiş şekilde renkli ve davalı markasından kendine has şekil/yazım karakteriyle yazıldığı için farklı bir görsel etkiye sahip olduğunu ve bu ibarenin hemen altında mavi renkte yazılı “...” ibaresinin de markaya ayırt edicilik kazandırdığını, davacı markasında “...” kelimesi ile birlikte yer alan “...” ibaresinin davacı ile bağlantısına işaret ettiğini, kök kelime olan “...” kelimesinin aldığı “-m” iyelik eki ile birinci tekil şahıs bakımından aidiyet bildirdiğini, davacı markasında “...” esas unsuru ile birlikte yer alan “...” ibaresi bir bütün olarak “... ...” şeklinde bir anlam kazanarak farklı bir bütünsel algı sağladığını, taraf markalarının bütün olarak bıraktıkları etki itibarıyla birbirine benzemediği ve karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, redde konu hizmetten yararlanacak olan inşaat sektöründe faaliyet gösteren bilinçli tüketiciler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmayacağını, taraf markaları  arasındaki tek ortak unsur olan “...” ibaresinin tanımlayıcı ve herkesin kullanımına açık ayırt edici niteliği zayıf “...” kelimesine “-m” iyelik ekinin eklenmesiyle oluşturulmuş bir ibare olduğunu, davalı şirket tarafından “...” ibaresinin, ... haricinde başkaca hiçbir mal veya hizmette de kullanılmadığını, davalı tarafından iddia edildiği gibi “...” markasının  çatı markası olduğundan bahisle arka planda bırakılarak inceleme yapılamayacağını, davalı şirket, www.dalsan.com.tr/ web adresindeki “... ...” başlıklı linkten de erişilen www.....com.tr/ web adresinde, özellikle ... alanında geliştirdikleri ürün ve sistemler ile şirketlerini tanıtmaya yönelik dijital yayın yaptığını, ancak “...” ibaresinin, ... haricinde başkaca hiçbir mal veya hizmette de kullanılmadığını, ... Üreticileri Derneği’nin de http://www.alcider.org.tr/....html adresinden Ocak 2009’dan itibaren “alçıdergi” isimli derginin yayınladığını, davacının ticaret unvanının da unsuru olan “...” esas unsurlu 2017/35686, 2017/117607, 2017/111917, 2014/75097, 2013/12843, 2002/31883, 97/004085, 92/010019, 92/010017, 92/010016, 82/074811, 82/074809 markaların da sahibi olduğunu ileri sürerek 2020-M-9977 sayılı YİDK Kararının iptaline ve 2019/126960 sayılı başvuru markasının reddedilen hizmetler bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili,  dava konusu YİDK kararı ile başvuru markasının kapsamından çıkarılan 35. sınıf perakendecilik hizmetleri, itiraza dayanak marka kapsamında 16. sınıfta yer alan “Basılı evraklar basılı yayınlar, takvimler, posterier, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, (pullar)” mallarla aynı ve/veya aynı tür ürünlerin perakendecilik hizmeti olduğunu, itiraza dayanak marka kapsamında 16. sınıf malların bulunduğunu ve bu malların kullanımının da ispatlandığını, itiraza mesnet markanın 35. sınıfta \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi\" hizmetlerini kapsadığını, Yüksek Mahkeme içtihatları doğrultusunda itiraza dayanak markanın 35. sınıfta kapsadığı genel perakendecilik hizmetinin bu marka kapsamındaki 16. sınıf “Basılı evraklar basılı yayınlar, takvimler, posterier, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, (pullar)” mallarının perakendecilik hizmetini de içerdiğinin kabul edilmesi gerektiğini, SMK 6/1 deki koşullardan mal ve hizmet benzerliği koşulunun gerçekleştiğini, işaret karşılaştırmasında ise; başvuru markasında “...” ibaresi üst kısımda yer almakla dikkati çeken unsur olduğunu ve konumlandırılışı itibari ile “...” ibaresinin başvurunun esas unsurunun parçası olduğunu, itiraza dayanak markanın münhasıran ... ibaresinden oluştuğu için markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunu, tüketicilerin işaretler arasındaki benzemeyen unsurları değil benzer unsurları hatırlama eğiminde oldukları dikkate alınarak, başvuruda yer alan farklılığın karşılaştırılan ibareler arasındaki yüksek düzeyde benzerliği ortadan kaldıramadığını,  markaların doğrudan karıştırabileceği gibi aynı firma tarafından ya da birbiri ile ilişkili firmalar tarafından üretildikleri izlenimine yol açabileceğini  savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi  vekili, 2019/126960 sayılı “... ...” ibareli başvuru markasında müvekkilinin 2009/47716 sayılı “...” markasının birebir yer aldığını, esas unsurları ... olduğu için taraf markalarının sessel-kavramsal anlamda ayniyet gösterdiğini, sessel benzerliğin yeterli olduğunu, “...” markasının ayırt edici nitelikte olup uzun yıllardır markasal olarak kullanıldığını, dava konusu marka başvurusunun tescili halinde; davalı markasının aynı sınıflarda seri markası/devamı/farklı versiyonu olarak değerlendirileceğini, markalarda ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresinin herkes tarafından kullanılan zayıf bir sözcük olmadığını, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin çatı marka olduğunu ve Yargıtay’ın güncel kararına göre markada yer alan “çatı marka” unsurunun, markaların benzerlik incelemesinde değerlendirme kapsamı dışında tutulması gerektiğini, https://www.... kayıtlarından anlaşılacağı üzere davalının “www.....com.tr” alan adının sahibi olup kurulduğu günden itibaren de günümüze dek alan adı ile hem yurt içinde hem yurt dışında aktif olarak markasal olarak bu ibareyi kullandığını, davalı  markasının “basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması” mal ve hizmetlerinde kullanımının ispatladığı tespit edilmişken, davacı başvurunun “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” alt sınıflarda markasının tesciline karar verilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, \"35. Sınıfa konu: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)\" ile davalı şirkete ait redde mesnet alınan  2009/47716  sayılı marka kapsamında bulunan ve kullanımı ispatlanan \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetleri ile benzer olduğu, zira bunların; aynı malın üretim ve nihayetinde pazarlanmasına ilişkin olarak birbirini tamamlayan, aynı veya benzer marka altında sağlanmaları halinde markalar veya işletmeler arasında idari ya da ekonomik bir bağ olduğu algısı yaratabilecek mal ve hizmetler olduğu, redde mesnet 2009/47716 sayılı markaya karşı davacının ileri sürdüğü kullanmama def'ine karşı redde mesnet marka sahibi davalı şirketin 11.06.2020 tarihli kullanım ispat formu sunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığınca redde mesnet markanın tescili kapsamındaki \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetleri bakımından kullanımının ispatlandığına karar verildiği, Markalar Dairesi Başkanlığının bu kullanım değerlendirmesine karşı davacı tarafın herhangi bir itirazda bulunmadığı, hatta davacı marka vekili tarafından ibraz edilen 06.10.2020 tarihli marka yayıma itirazın yeniden incelenmesine karşı görüş bildirme dilekçesinin 9. sayfasında redde mesnet markanın \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetlerinde kullanıldığının kanıtlandığı ifade edilerek, koruma kapsamındaki diğer mal ve hizmetlerde kullanımın ispatlanmadığı ileri sürülerek redde mesnet marka sahibi tarafı tarafından ileri sürülen itirazın reddine karar verilmesini talep ettiği, davaya konu YİDK kararında da, redde mesnet markanın \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetlerinde kullanıldığı kabulü ile iltibas değerlendirmesinin yapıldığı, sonuç olarak; redde mesnet markanın  \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetlerinde kullanıldığı hususu, eldeki davada çekişme konusu olmadığından, redde mesnet markanın bu mal ve hizmetler üzerinde kullanıldığının ispatlanması dolayısıyla, salt bu mal ve hizmetlerle dava konusu marka başvurusundan çıkartılan hizmetler arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği, buna göre; davalının redde mesnet markası kapsamında üretimini/basımını yaptığı basılı yayınlar malları, işin doğası gereği, 35. Sınıfta ayrıca tescile ihtiyaç olmaksızın toptan veya perakende pazarlayacağı/pazarladığı ve böylece taraf markalarını taşıyan benzer mal ve hizmetlerin dağıtım ve satış/sunum kanallarının müşterek hale gelebileceğinin dikkate alınması gerektiği, dolayısıyla, başvuru markasının kapsamından çıkartılan 35. sınıfa konu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Basılı yayınlar, basılı  evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri”,  her halükarda, davalının redde mesnet markasının kapsadığı 16. Sınıfa konu basılı yayınlar malları ile aynı malın üretim ve nihayetinde pazarlanmasına ilişkin olarak birbirini tamamlayan, aynı veya benzer marka altında sağlanmaları halinde markalar ya da işletmeler arasında idari ya da ekonomik bir bağ olduğu algısı yaratabilecek, benzer mal ve hizmet niteliğinde olduğu, redde mesnet markanın tek ve esaslı unsurun da müşterek olarak \"...\" kelimesinden oluştuğu, \"...\" kelimesinin; \"...\" kelimesine getirilen birinci tekil iyelik eki ile oluşturulan formu olduğu, \"... ...\" şeklinde kavramsal çağrışımının bulunduğu, \"...\" kelimesinin; \"... taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde. Bkz; sozluk.gov.tr\" anlamına geldiği ve davaya konu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Basılı yayınlar, basılı  evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri”ni tasvir eden, bu hizmetlerin karakteristik özelliklerinden birine karşılık gelen, ilgili tüketici kesimi nezdinde bu hizmetleri hemen ve ilk bakışta akla getiren bir ibare olduğunun söylenemeyeceği, dolayısıyla \"...\" kelimesinden türetilen \"...\" ibaresinin davaya konu bu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz bir ibare olduğu, bu hale göre; daha önce redde mesnet \"...\" kelimesini gören, işiten, bu markalı \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetlerinden yararlanan gerek makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, gerekse daha dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu \"...\" markasını “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Basılı yayınlar, basılı  evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu marka ile redde mesnet marka arasında ilişki kurabileceği, aynı işletmenin birbiri ile benzer markalarla benzer mal veya hizmet sunumunda bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında davaya konu hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının önceki tarihli tescilli markalarından kaynaklı olarak, eldeki davaya konu marka başvurusundan çıkartılanlar üzerinde müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirketin itiraza gerekçe markasının “Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması” mal ve hizmetlerinde kullanıldığı hususunun marka işlem dosyasında çekişme konusu olmadığı ve itiraza gerekçe markanın bu mal ve hizmetlerde kullanıldığının müvekkili tarafından da kabul edildiği yönünde yapılan değerlendirmenin tamamen hatalı bulunduğunu, kullanımın ispatı talebinin sadece yayıma itiraz sürecinde yapılması mümkün olup itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu safhada değerlendirilerek kullanımın ispatlanıp ispatlanmadığı hakkında karar alındığını, Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Kullanımın ispatı” başlıklı 29/4 maddesinde; “Kurum, gerekli gördüğü takdirde, itiraz sahibi tarafından sunulan delillere ilişkin görüşünü bildirmesi için başvuru sahibine bir aylık süre verir. Bu süre içinde başvuru sahibinin görüşünü bildirmesi halinde itiraz sahibine, buna ilişkin görüşlerini sunması için bir aylık süre verilir. Başvuru sahibinin süresi içinde görüş bildirmemesi halinde Kurum mevcut deliller kapsamında itirazı değerlendirir.” hükmü yer almakta ise de müvekkilinden itiraz sahibinin sunduğu delillere ilişkin görüşünü bildirmesinin gerekli görülmediğini, müvekkilin sunulan delillere erişiminin mümkün olmadığını, karara itiraz safhasında, itiraz sahibinin yayıma itirazda sunduğu delillere karşı görüş bildirilmesine dair bir prosedürün ilgili mevzuatta bulunmadığını, dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından; Markalar Dairesi Başkanlığı’nın kararına karşı davalı şirket tarafından yapılan itiraza ilişkin olarak müvekkili tarafından sunulan 06.10.2020 tarihli karşı görüş dilekçesindeki beyanların, itiraz gerekçesi markanın “basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması” mal ve hizmetlerinde kullanımının ispatlandığının kabulü olarak yorumlanmasının tamamen hatalı bir değerlendirme olduğunu, davalı şirketin internet sitesinde yayınladığı dijital derginin esasen, 09. sınıftaki dijital ortamda erişim sağlanan “elektronik yayınlar” kapsamında olup kâğıt ortamında fiziki olarak yapılan yayınlara ilişkin olan 16. sınıftaki “basılı yayınlar” kapsamında olmadığını, ayrıca 41. sınıftaki “..., kitap, gazete vb. yayımlama hizmetleri.” ile ilgili olarak da davacı şirket yayıncılık hizmeti sunan bir şirket olmadığından dijital ortamda yayınladığı dergiye istinaden 41. sınıftaki “..., kitap, gazete vb. yayımlama hizmetleri.”ni gerçekleştirdiğinden de söz etmenin de  mümkün bulunmadığını, davalı şirket tarafından Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/7 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili şirketin 2019/129327 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna  itirazlarının reddine dair YİDK’nın 2021-M 9636 sayılı kararının iptali ve müvekkilinin markasının hükümsüzlüğü talebiyle açılan 5 davada 2009/47716 sayılı “...” ibareli markanın tüm sınıflar bakımından kullanmama nedeniyle iptali karşı dava açıldığını, davalı şirketin “...” ibareli markası, tescil kapsamındaki 16 ve 41. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliği zayıf, tanımlayıcı ve herkesin kullanımına açık bir ibare olduğunu, karşılaştırılan işaretlerde ortak olarak yer alan “...” ibaresinin bu özellikleri nedeniyle müvekkilinin markasının tüm unsurlarıyla birlikte bir bütün olarak algılanması durumunun söz konusu olacağını ve sadece ayırt edici niteliği zayıf bir ibareden oluşan önceki tarihli davalı şirket markası nedeniyle bütünsel olarak benzer görülme durumunun söz konusu olmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t22/7/2020 tarihli 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" halinde bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine gönderilmesine, duruşma yapmadan kesin olarak karar verir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta, mahkemece; redde mesnet 2009/47716 sayılı markaya karşı davacının ileri sürdüğü kullanmama def'ine karşı redde mesnet marka sahibi davalı şirketin kullanım ispat formu sunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığınca redde mesnet markanın tescili kapsamındaki \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetleri bakımından kullanımının ispatlandığına karar verildiği, Markalar Dairesi Başkanlığının bu kullanım değerlendirmesine karşı davacı tarafın herhangi bir itirazda bulunmadığı, hatta davacı marka vekili tarafından ibraz edilen 06.10.2020 tarihli marka yayıma itirazın yeniden incelenmesine karşı görüş bildirme dilekçesinin 9. sayfasında redde mesnet markanın \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetlerinde kullanıldığının kanıtlandığı ifade edilerek, koruma kapsamındaki diğer mal ve hizmetlerde kullanımın ispatlanmadığı ileri sürülerek redde mesnet marka sahibi tarafı tarafından ileri sürülen itirazın reddine karar verilmesini talep ettiği, davaya konu YİDK kararında da, redde mesnet markanın \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetlerinde kullanıldığı kabulü ile iltibas değerlendirmesinin yapıldığı, sonuç olarak; redde mesnet markanın  \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetlerinde kullanıldığı hususu, eldeki davada çekişme konusu olmadığından, redde mesnet markanın bu mal ve hizmetler üzerinde kullanıldığının ispatlanması dolayısıyla, salt bu mal ve hizmetlerle dava konusu marka başvurusundan çıkartılan hizmetler arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>\tOysa, karara itiraz safhasında, itiraz sahibinin yayıma itirazda sunduğu delillere karşı görüş bildirilmesine dair bir prosedür bulunmadığı gibi bu karara karşı her iki tarafın itiraz etmesi ve bu hususun YİDK kararında da değerlendirilmesi, davanın YİDK iptaline ilişkin bulunması karşısında, redde mesnet markanın  \"Basılı yayınlar, basılı yayınların yayıma hazır hale getirilmesi ve yayınlanması\" mal ve hizmetlerinde kullanıldığı hususunun, eldeki davada çekişme konusu olmadığı sonucuna varılması ve mahkemece kullanım ispatı yönünde bir değerlendirmede bulunulmaması doğru bulunmamıştır.  <br>\tBu itibarla mahkemece kullanım ispatı yönünden değerlendirme yapmak suretiyle somut uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu gerekliliğe uyulmaması, 6100 sayılı HMK’nın 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 353/1-a-6. maddesi uyarınca \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" halini oluşturur. <br>\tBu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 12/11/2021 gün ve 2021/32 E. - 2021/413 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e9a3c252e58467f","SID":"18c1ad4a8d9aa10d"}}