{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/744 <br>KARAR NO\t\t: 2024/946<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15.02.2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/479 Esas 2022/74 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 08.05.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08.05.2024<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.02.2022 tarih 2019/479 Esas 2022/74 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, elektrik satışı konusunda çalışan davalı şirket ile davacı arasında, davalının yıllık olarak belirlediği ücret oranlarıyla toptan elektrik satışı sözleşmelerine aracılık konusunda düzenlenen acentelik sözleşmesi gereğince, davacının davalı şirket ile ... A.Ş. arasındaki 01.05.2017 – 30.04.2018  tarihlerini kapsayan bir yıl süre ile Türkiye’deki tüm ... Mağazaları’nın toptan elektrik alım satım sözleşmesinin yapılmasına aracılık ettiğini, davalı şirket ile dava dışı  ... A.Ş.  arasında yapılan ve davacının aracılık ettiği sözleşmenin davalı şirketin elektrik satışı nedeniyle geçici süre ile yasaklanmış olması nedeniyle 01.05.2017-30.06.2017 dönemi için iki aylık elektrik ihtiyacının davalı şirketin bağlı olduğu holding bünyesindeki ... A.Ş. üzerinden elektriğin sağlandığını, sözleşmeler yapılırken ... A.Ş.  ile 2 aylık bir sözleşmenin yapıldığını devamı için de ayrı bir 10 aylık sözleşmenin yapıldığını,  davacının ... Ltd. Şti.  ile ... A.Ş.’nin davalı şirket  ile  2018 yılı bakımı ve elektrik alım satım sözleşmelerine aracılık ettiğini, davalı şirketin kendisinin belirlediği ücret sistemi gereği davacının aracılık ettiği elektrik alım satım sözleşmeleri gereğince tahsil ettiği aylık tüketim faturalarının miktarı esas alınarak hesaplanacak sürekli A grubu  ücretlerini, aracılık edilen sözleşmelerin teminat mektupları ile garanti edilmiş olmaları nedeniyle ödenmesi gereken kalite ücretini ve faturaların yüksek olmaları nedeniyle ödenmesi gereken yüksek tutar ücretini yapılan tüm sözlü ve yazılı ihtarlara rağmen ödemediğini ileri sürerek, davalı şirketin davacıya ödemesi gereken acente ücretlerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, şimdilik 5.000,00-TL kısmının hak edilme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili 11.01.2022 tarihli sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile, işbu davada fazlaya ilişkin  hakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesi ile talep ettiği 5.000,00 TL (A Grubu Standart prim alacağı, kalite prim alacağı ve yüksek adet/tutar prim alacağı) alacak talepleri, 327.382,71 TL artırarak toplam 332.382,81-TL olarak ve hak edilme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesini,  yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, davada özel yetki kurallarının uygulanmasını gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığından, HMK.’nun 6. md. uyarınca davaya bakmakta yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan Ankara mahkemeleri olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında herhangi bir acentelik yahut bayilik sözleşmesi bulunmadığını, davacının  iddia ettiği sözleşmeyi dosyaya sunmadığını,  mevcut olduğunu iddia ettiği alacağın herhangi bir dayanağının bulunmadığını, sözleşmenin acentelik sözleşmesi olamayacağını, davalının \"elektrik satışına aracılık\" konusunda bayilik sözleşmeleri yaptığını, bayilik sözleşmelerinin gereği olarak da davacının prim alacağına hak kazanabilmesi için,  elektrik satış sözleşmesi yapılmasına aracılık etmesi yeterli olmayıp, başkaca şartların da bulunduğunu, prim alacağının doğması için, iş ortağının bayilik faaliyetlerine devam ediyor olması gerektiğini, bayilik faaliyetlerine devam ediyor olmasının o ay minimum 5 adet elektrik satış sözleşmesi veya aylık minimum 100.000-TL'lik kontrat almış olması gerektiği anlamına geldiğini, taraflar arasında sözleşme olduğu kabul edilmemekle birlikte, olsa dahi kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının davalıdan alacak talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının  davalı şirkete e-posta göndererek ... A.Ş.'ni davalıya kazandırdığını ve bu nedenle alacağı bulunduğunu iddia ettiğini, ancak davalı tarafça verilen 12.04.2018 tarihli mail cevabında gerekçeleri açıklanarak, davacının prim alacağına hak kazanmadığının belirtildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve dava konusu alacağın varlığına ilişkin herhangi bir sözleşme sunamadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin varlığını kabul etmediği, bu durumda HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalı şirketin işlem merkezinin bulunduğu Ankara mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Tüm davalar için uygulanan yetki kuralı, genel yetki kuralı olup; buna göre genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6/1). Bazı davalarda ise genel yetkili mahkeme yanında başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır ki, bu da özel yetki kuralıdır. Öte yandan davacının genel yetki ile özel yetki kuralı arasında seçimlik hakkı vardır. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 10.maddesinde sözleşmeden doğan davalar için özel yetki kuralı öngörülmüş olup; sözleşmeden maksat ise, konusu mal varlığı hakkı olan Borçlar Hukuku’na ilişkin sözleşmelerdir. Sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89.maddesine göre tespit edilmelidir.  TBK'nın 89/1 maddesi uyarınca  para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. 6100 sayılı HMK'nın 116. maddesi uyarınca yetki itirazı ilk itirazlar arasındadır. İlk itirazlar ise, ön sorundur.(6100 s. HMK m.117). Mahkeme, yetki ilk itirazını inceleyip karara bağlamadan esas hakkında incelemeye başlayamaz. Yasal düzenlemeler ışığında somut olaya dönüldüğünde; davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında acentelik sözleşmesi bulunduğunu ileri sürerek ücret talep etmiş, davalı taraf ise yazılı bir sözleşme bulunmadığını savunarak HMK'nın 6. maddesi uyarınca genel yetkiye göre yetki ilk itirazında bulunmuştur. Dava konusu bir miktar para alacağı istemine ilişkin olup  davacı taraf davalı ile arasında ticari ilişki bulunduğunu ileri sürmüş olmakla sözleşme ilişkisinin varlığı tarafların buna dair sunacakları delillerin toplanmasından sonra tespit edilebileceğinden mahkemece bu yöndeki taraf delilleri  dikkate alınarak taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı ön sorun gibi incelerek çıkacak sonuca göre yetki ilk itirazının değerlendirilmesi gerekirken yazılı sözleşmenin sunulmaması  nedeniyle genel yetki kuralına göre yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 19. H.D'nin 2016/19844 E, 2018/5112 K). Yine kabule göre de az yukarıda açıklandığı üzere kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı ilk itiraz olup dava şartı olmadığından mahkemenin sadece yetkisizlik kararı vermesi gerekirken dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermesi de yerinde değildir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince tarafların  mahkemenin yetkisi hakkında gösterdikleri deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğinden, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.  <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında elektrik satışına ilişkin aracılık yapılmasına dair sözleşme ilişkisinin kurulduğu, bu kapsamda davacının aracılık hizmeti nedeni ile prim alacağına hak kazandığı, ancak hak kazandığı prim alacaklarının davalı tarafından ödenmediğinin dosyada mevcut bilirkişi raporları ile tespit edildiği, tarafların itirazları üzerine bilirkişilerden ek rapor ve ikinci kez ek rapor alındığı, ancak tespit edilen hususlarda kök rapora nazaran bir değişiklik olmadığı, davacı vekilince bilirkişi raporunda hesaplanan alacak kalemleri üzerinden davanın ıslah edildiği, ancak bilirkişiler tarafından rapor tanzimi esnasında davacı şirket dışında ... şirketi tarafından yapılan satışlara ilişkin de prim hesaplaması yapıldığı ve davacı vekilince de iki şirketin aynı grubun şirketleri olduğunu ileri sürerek hesaplanan tüm alacak miktarı üzerinden ıslah dilekçesi sundukları, her ne kadar aynı grubun şirketleri olsa dahi her iki şirketin de ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğundan bu şirket tarafından yapılan satışlara ilişkin prim alacaklarını davacı şirketin talep hakkı bulunmadığından davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 276.954,93-TL alacağın 272.549,48-TL’sinin 02/08/2018 tarihinden, 4.405,45-TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  55.427,78-TL yönünden davacının davasının reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, yerel mahkemece verilen red kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin elektrik satışı bakımından geçici süre olarak yasaklanmış olmasına dayalı olup bu durumun davacı ile bir ilgisinin bulunmadığını, davalı şirketin elektrik satışından geçici olarak yasaklanmış olması nedeniyle davalı ... A.Ş.'nin yetkilisi ...'in dava dosyasına sunulu 30.03.2017 tarihli mailinde sözleşmenin ilk iki (2) aylık kısmının ...  Satış A.Ş. adına yapılması gerektiğinin belirtildiğini, her iki şirketin grup şirketi olduğundan bahsi geçen sözleşme süresi bakımından .... A.Ş.'nin sözleşme öncesi elektrik alıcısı ... A.Ş. ile irtibatı olmamasına rağmen davacının sağlamış olduğu bu aracılık hizmetine istinaden davadışı ... A.Ş. Elektrik satışı yapıldığının açık olduğunu, bu nedenle davalı şirketin sözleşmenin ilk iki aylık döneminden sorumlu tutulmamasının maddi gerçeğe ve hakkaniyette uygun olmadığını, Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda davacının aracılık ettiği sözleşmenin bir yıllık olduğunu, daha sonra yapılan sözleşmelere davacının aracılık etmediğini belirtmişse de, dava konusu sözleşmenin, dava  dosyasına ... A.Ş. (...A.Ş. devredilmekle) tarafından gönderilen yazı kapsamından anlaşılacağı üzere sonraki yılda devam ettiğini, bu şekilde sözleşmenin en az 24 ay süre devam ettiğinin sabit olduğunu, bu kapsamda davacının A Grubu standart prim ve yüksek tutar prim alacaklarının sözleşmenin 24 ay sürdüğünün kabulü ile fatura bedelinin % 1 oranında hesaplanması gerekirken sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu devam etmediğinin kanaati ile davacının prim alacaklarının düşük hesaplandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının A Grubu Standart prim alacaklarının hesaplamalarının fatura bedelleri üzerinden hesaplanması gerekirken sadece aktif enerji bedeli üzerinden prim hesaplanmasının da hatalı olduğunu, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda kalite primi alacağının standart prim hesabı gibi aktif enerji bedeli üzerinden hesaplanmışsa da kalite priminin davalı şirketin başta enerji bedeli olmak üzere tüm fatura bedelinin güvencesi olarak alınan teminat mektubu, DBS veya başkaca temin araçlarının alınması nedeniyle verilen bir prim türü olduğunu, davalı şirketin söz konusu teminat mektubu veya diğer temin aracı olmadığı takdirde sadece aktif enerji bedelini değil bunun dışındaki diğer kalemleri de tahsil edemediğini, davalı şirketin tahsil edemediği ancak ödemekle yükümlü olduğu müşteri tarafından ödenmediğinde dahi ödediği kalemleri bu şekilde garanti etmesi nedeniyle kalite primi ödediğini, bu nedenle kalite alacaklarının fatura bedeli üzerinden hesaplanması gerekirken hatalı olarak aktif enerji bedeli üzerinden hesaplandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili, ispatlanamayan sözleşme ilişkisinin var olduğunun kabulü ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket ile davacı arasında sözleşme ilişkisi olup olmadığı, var ise hangi nitelikte bir sözleşmenin olduğunun ispat yükünün davacıda olduğunu, sözleşme ilişkisi ispatlanamadığından davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde esastan reddi gerektiğini, bir an için alacağın varlığı kabulü düşünülse dahi var olduğu iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında prim tahakkuk etmesi için zorunlu olan şartların dikkate alınmadığını, prim tahakkuk etmesi için iş ortağının bayilik faaliyetlerine devam ediyor olması şartının arandığını, devam ediyor olmaktan anlaşılması gerekenin o aya ait minimum 5 elektrik satış sözleşmesi veya 100.000,00 TL'lik kontrat almış olmak şartlarının sağlanmaması halinde o ayın priminin hak edilmemiş olacağını, sadece sözleşme yapılmasına aracılık edilmesinin yeterli olmayıp devamlılık arz etmesi gerektiğini, davacı tarafın bu şartları taşımadığı için davalı şirketten hiçbir alacağının olmadığını, davalı tarafça sunulan e-postaların yok sayılarak düzenlenen bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının kalite primi alacağının da bulunmadığını, davacının iddia ettiği alacağı hesaplanırken bayi gibi prim alacağının hesaplanması ve hakkaniyet indirimi uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının tarafça asla kabul edilmemekle birlikte gerek faiz işletilecek meblağlar gerekse faiz başlangıç tarihinin yanlış belirlendiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİDM'ce taraf delillerinin toplanılmasını müteakip dosyanın elektrik mühendisi, mali müşavir ve ekonomist bilirkişilerden oluşan üçlü bilirkişi heyetine tevdii edilerek 16.06.2020 havale tarihli bilirkişi heyet raporunun alındığı, işbu rapora taraflarca itirazlar üzerine sırasıyla 30.07.2021 havale tarihli ve 05.01.2022 havale tarihli ek raporların alınarak işbu bilirkişi raporların hükme esas alınmak suretiyle davanın yukarıda belirtildiği şekilde kısmen kabulüne dair karar verilmiş olduğu görülmüştür.<br>\tSomut olayda; ... A.Ş (... A.Ş.), ... Ltd. Şti. ve ... A.Ş. tarafından gönderilen müzekkere yanıtlarında  ... A.Ş. ile imzalamış oldukları Elektrik Tedarik Sözleşmesine davacı ...'nun aracılık ettiğinin belirtildiği, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları da dikkate alındığında davacının dava konusu elektrik satış sözleşmelerine aracılık hizmeti verdiğinin kabulünün gerektiği, alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarından davacının ... A.Ş., .... A.Ş. ve ... Şti'ne ... A.Ş. tarafından yapılan elektrik satışına aracılık etmesi sebebiyle, A grubu toplam standart prim alacağının 165.869,17 TL, kalite prim alacağının 164.763,54 TL, yüksek adet / tutar prim alacağının 1.750,00 TL olmak üzere toplam prim alacağının 332.382,71 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından primlerin hak edilme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talep edilmekte ise de, davacı tarafından söz. konusu primlerin ödenmesi konusunda davalıya gönderilen ihtarnamenin 26.07.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, bu ihtarname ile davalıya 7 gün süre verildiğinden davacının süre bitim tarihi olan 02.08.2018 tarihinde temerrüde düştüğünün anlaşıldığı, davacının dava dışı ... A.Ş yönünden prim alacağı tutarının 55.427,78 TL olarak 05.01.2022 tarihli raporda hesaplandığı, alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarının dosya kapsamıyla uyumlu, hükme esas almaya ve denetime elverişli, yeterli mahiyette tanzim edildiği, kök rapordan sonra alınan ek raporlarda taraf itirazlarının karşılandığı değerlendirilmiştir. <br>\tBu nedenlerle İDM'nce davacı ile davalı arasında elektrik satışına ilişkin aracılık yapılmasına dair sözleşme ilişkisinin kurulduğu, bu kapsamda davacının aracılık hizmeti nedeni ile prim alacağına hak kazandığı, ancak hak kazandığı prim alacaklarının davalı tarafından ödenmediğinin dosyada mevcut bilirkişi raporları ile tespit edildiği, tarafların itirazları üzerine bilirkişilerden ek rapor ve ikinci kez ek rapor alındığı, ancak tespit edilen hususlarda kök rapora nazaran bir değişiklik olmadığı, davacı vekilince bilirkişi raporunda hesaplanan alacak kalemleri üzerinden davanın ıslah edildiği, ancak bilirkişiler tarafından rapor tanzimi esnasında davacı şirket dışında ... şirketi tarafından yapılan satışlara ilişkin de prim hesaplaması yapıldığı ve davacı vekilince de iki şirketin aynı grubun şirketleri olduğunu ileri sürerek hesaplanan tüm alacak miktarı üzerinden ıslah dilekçesi sundukları, her ne kadar aynı grubun şirketleri olsa dahi her iki şirketin de ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğundan bu şirket tarafından yapılan satışlara ilişkin prim alacaklarını davacı şirketin talep hakkı bulunmadığından davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 276.954,93-TL alacağın 272.549,48-TL’sinin 02/08/2018 tarihinden, 4.405,45-TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 55.427,78-TL yönünden davacının davasının reddine yönelik kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, 6102 Sayılı Yasa'nın TTK'nın 3. ve 4. maddeleri uyarınca , dava konusuna nazaran davanın mutlak ticari işlerden olmasına göre davada temerrüt faizi olarak isteme uygun biçimde avans faizine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan  80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90  TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 18.918,79 TL'den peşin alınan 4.729,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 14.189,09‬ TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06027b4ee0b7093c","SID":"8e03ca92f451596b"}}