{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/158 <br>KARAR NO: 2024/408<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2020<br>NUMARASI: 2016/450 Esas -  2020/468 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar  Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ve takibe itiraz edildiğini, itirazın alacaklı tarafa tebliğ edilemediğini, davalı/borçlu şirket tarafından ... A.Ş İmsan Sanayi Şubesi'nden 07/04/2011 tarihinde 200.000,00-TL kredi kullanıldığını, müvekkil, ... ve ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, davalı borçlu şirket ödeme yapmadığı için, kefilliği sebebiyle de ilgili bankaya krediye mahsuben yüklü miktarlarda ödeme yaptığını, bu ödemelerin 23.202,00-TL'lik kısmı İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından takibe konduğunu, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, davalı, borcun ödendiğinden bahisle icra takibine itirazda bulunduğunu, takip konusu borca ilişkin olarak bugüne kadar yapılmış hiçbir ödeme olmadığını, davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, bugüne kadar da borca ilişkin olarak hiçbir ödeme yapılmadığını, davanın kabulünü, itirazın iptalini, takibin devamını, borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap dilekçesinin sunulmadığı anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Huzurdaki davada uyuşmazlığın; davalı ile dava dışı ... arasında akdedilen 07/04/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşme ilişkisi kapsamında davacının sözleşmesel kefaleti nedeni ile yapılan ödemelerin davalı asıl borçlu şirketten rücuen tahsili istemi ile başlatılan icra takibine davalı şirketin itirazının iptaline karar verilip verileyemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmış olup dava dışı banka kayıtları üzerinde inceleme ve  dosya kapsamındaki delillerin tetkiki ile  davacı kefilin davalı asıl borçlu şirketten rücuen talep edebileceği alacak miktarının irdelenmesi amacı ile bilirkişi incelemesine başvurulmuştur. Ayrıntılı, gerekçeli ve dosya kapsamına uygun olmakla itibar edilen rapor içeriği ile sözleşme ve kredi hesaplarının tetkiki neticesinde 07/04/2011 tarihli GKS kapsamında davalının 200.000TL kredi kullandığı, banka tahsil fişleri kapsamında ise davacının 23.202-TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Akit tarihi itibari ile tatbiki gerektiği üzere; kefilin, kefalet borcu nedeniyle borçlu olunan meblağı ödedikten sonra,  (6098 sayılı TBK'nın 581 vd.) 818 sayılı BK'nın 496 vd. maddeleri uyarınca asıl borçluya rücu hakkı mevcuttur. Anılı kanuni düzenleme gereğince davacının kefalete dayalı dava dışı bankaya davalı şirketin borcuna mahsuben yapmış olduğu 23.202-TL'lik ödemenin rücuen tahsili isteminde haklı olduğu, davalı yanın takip tarihinden önce TBK'nın 117. maddesi uyarınca mütemerrit kılınmadığı anlaşılmakla işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı, anılı gerekçeler ışığında davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 23.202-TL alacaklı olup bu tutar yönünden başlatılan icra takibine davalı takip borçlusunun vaki itirazının haksız olduğu gibi alacağın likit olduğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne, davacı yararına %20 icra inkar tazminatına ve  davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edilmeden yargılama yapıldığını, davalı tarafın savunma hakkının kısıtlandığını, yine gerekçeli kararın da usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, dava dosyası ile ilgili evrakların hiçbirisinin davalı tarafa tebliğ edilmediğini, davalıya tebliğ edilmiş gibi gözüken evrakların üzerindeki imzaların hiçbirisinin tasfiye memuruna ait olmadığı gibi yetkilisine de ait olmadığını, gerekçeli kararda davalının adresinin davalı şirketle veya tasfiye memuru ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu adrese gönderilen evrakın davalıya tebliğ edilmiş olması veya tebliğ edilmiş sayılmasının da mümkün olmadığını, davalı tarafın sözü edilen adrese giden yakını sayesinde tesadüfen gerekçeli karardan haberdar olduğunu, usulsüz tebligat nedeniyle taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanmamış olduğu gibi kararın öncelikle usulden bozulması gerektiği, davacı tarafa yapılan bu ödemelerin kendisinin bankaya ödeme yapmasından önce yapılmasının sebebinin ise davacı tarafın o dönem paraya sıkışmış olması olduğunu, davacı tarafa mali açıdan güç durumda olması nedeniyle ödeme yapıldığını, kendisinin de buna karşılık kredi taksitlerini ödemeyi üstlendiğini, yani davacı tarafa çeklerin daha önceki tarihte verilmesinin kredi ödemelerine karşılık verildiği gerçeğini değiştirmediğini, davalı tarafın davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe itiraz edildiğini, takibin durduğunu, davacı tarafın gerek takibi başlatmakta gerekse davalı taraftan habersiz olarak davayı sürdürmekte kötü niyetli olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; kefil tarafından ödemenin asıl borçludan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı tarafın savunma hakkının ihlal edilip edilmediği ile davacı tarafça ödendiği ihtilafsız olan kredi taksitlerinin karşılığının davalı tarafça davacıya tamamen ödenip ödenmediği noktasındadır. Davalı Tasfiye Halinde ... Tic. A.Ş  Tarafından ... Bankası İmsan Sanayi Şubesinden 07/04/2011 tarihli sözleşmeye istinaden kredi kullandırılmıştır. Davacı taraf bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını ve takip miktarınca ödeme yaptığını iddia etmiştir. Davalı şirketin tasfiyesinin tamamlanması nedeniyle 06/01/2015 tarihinde sicilden terkin işleminin yapıldığı, istinaf incelemesine konu mahkemenin taraf sıfatını temin amacıyla davacı vekiline ihya davası açması için süre verildiği ve davacı vekilince İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/850 E-2019/657 K. Sayılı dosyasında 27/06/2019 tarihinde şirketin ihyası sağlanmış ve yargılama devam olunmuştur.   Davalı taraf vekilince dava dilekçesi ve bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediği, savunma hakkının ihlal edildiğine dair istinaf başvurusunda bulunduğu, yapılan incelemede davalı şirketin 06/01/2015 tarihinde sicilden terkin edildiği, tasfiye halindeki şirketi temsile yetkili tasfiye memuru ...'a dosya kapsamında gerek dava dilekçesinde gerekse Ticaret Sicil Gazetesinde belirtilen adresine birden fazla kez tebligat çıkartılmasına rağmen adres yetersizliği nedeniyle tebligatların iade döndüğü görülmekle birlikte 09/08/2017 tarihinde tensip zaptı ve dava dilekçesinin ticaret sicil gazetesinde ilan edilen adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, bu sırada mahkemece ticaret sicil müdürlüğünden şirket kayıtları istendiğinde şirketin terkin edildiğinin anlaşılması üzerine ihya kararı alındığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin tasfiye memurunun 25/05/2018 tarihinde UYAP üzerinden yapılan incelemede tespit edilen mernis adresine ''... mah.  ... Cad. ... D.... Beylikdüzü/İstanbul'' ön inceleme duruşma gününün ihya kararı sonrasında 17/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği,  yine bilirkişi raporunun da ticaret sicil gazetesinde ilan edilen adreste tebliğ edilememesi üzerine ''... mah.  ... Cad. 38/A D.... Beylikdüzü/İstanbul '' adresinde TK 35. maddeye göre tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla davalı tarafça bildirilen ve ilan edilen adresin yetersiz olması nedeniyle tebliğ yapılamaması nedeniyle mahkemece yapılan UYAP sorgulamasında ulaşılan ve mernis adresi olduğu değerlendirilen adrese yapılan meşruhatlı tebligatlar ile davalı tasfiye memurunun davadan haberi olduğu, savunma hakkının kısıtlandığından bahsedilemeyeceği anlaşılmış, davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde bulunnmamıştır. Söz konusu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun davacı kefil tarafından ödendiği ihtilaf konusu değildir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"07/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesine kefillik sebebiyle yapılan ödemelerin rücu\" sebebine dayalı olarak 23.202,00- TL asıl alacağın ve 110,77-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.312,77-TL nin tahsili istemiyle 01/04/2014 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 596/1. maddesi, kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur, şeklindedir. Kredi borcunun bankaya davacı kefil tarafından ödendiği ihtilafsız ise de, davalı tarafça, söz konusu kredinin davacıya  ödediği kredi taksitlerinin karşılığını istinaf başvuru dilekçesi ekinde sunduğu ... bank A.Ş İmsan Sanayi sitesi Şubesine ait 30/09/2011 tarihli 20.000,00-TL bedelli çek ile davacının şirketi olan .... Tic. Ltd. Şti.'ne ödediğini savunmuştur. Davalının sunduğu çekin ciro silsilesinde davacı kefilin bulunmadığı ve çeki dava dışı .... Tic. Ltd. Şti.'ne verdiği sabittir. Somut dosya kapsamı itibariyle, davalının davacının bankaya kredi borcunun ödeme tarihi önceki tarihli çek ile takip konusu borcu ödediğini ispata yarar bir delil bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacı kefil yönünden rücu koşulları gerçekleşmiş olup, davalı tarafın iddialarını ispatlayamadığı nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 1.584,93 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 397,00 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 1.187,93 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e91f2edfa20381ad","SID":"6bf76bfb6c4a6e0d"}}