{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/156 <br>KARAR NO\t: 2024/413<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI\t: 2017/330 Esas -  2020/409 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin  Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil davalı bankanın Silivri Şubesiyle akdedilen kredi sözleşmeleri kapsamında 3 ayrı tarihte BCH-Rotatif kredi kullandığı, işbu kredi kullanımı nedeniyle, davalı banka tarafından müvekkil şirketten dosya masrafı ya da sair isimler adı altında, (dosya masrafı, kredi kullanım masrafı, kredi komisyon tahsilatı, kredi masraf tahsilatı, hesap işletim ücreti, ekstre ücreti, ach ekstre ücreti, kredi komisyon tahsilatı, kredi komisyon bsmv tahsilatı, devre+k,+tefferuatı, kredi masraf tahsilatı, kredi masraf tahsilatı bsmv, üye iş yeri hizmet bedeli, üye iş yeri hizmet bedeli bsmv, posta ekstre ücret kesintisi, paket ekleme bedeli, paket ekleme bedel bsmv, posta ekstre ücret kesintisi, ticari kredi operasyon masrafı, ticari kredi operasyon masrafı bsmv, ipotek çıkış komisyonu tahsilatı, yenileme ücreti, komisyon kesintisi, paket ekleme bedeli, kredi tahsis ücreti, kredi mesaji gönderme komisyonu, kredi mesaji gönderme bsmv, masraf bsmv tahsilatı, İhtarname masrafı, operasyonel masraf hesap işletim ücreti, ccs ekstre ücreti, KMH hesabı kredi hizmet bedeli, hesabı kredi hizmet bedeli bsmv, hasarlı post onarım bedeli, Mp devre+k-t- teferruatı ve fazlaca işletilmiş kredi faizleri )hesaplardan kesilen/alınan bedelin, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan\" bir çok kere para çekildiğini, müvekkili ile müzakere edilmeden tek tip sözleşme imzalatıldığını, işbu sözleşme içerik itibariyle genel işlem şartını oluşturduğunu, banka almış olduğu çeşitli ücret, komisyon ve masraflardan müvekkilinin onayını almadığını, müvekkilinin 3 farklı kredi hesabından alınan masrafları şimdilik 5.000,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, alacağının belirsiz olması nedeniyle, belirsiz alacak davası olarak açtıkları işbu davada ıslah hakkı ve fazlaya ilişkin talep dava ve tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkilinin bankada bulunan 3 farklı kredi hesaplarından alınmış bulunan, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı olmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkiline iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini,\" talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davacı arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, davacıya kredi kullandırıldığını ve bilgisi dahilinde bir takım masrafların alındığını, bankalar sunduğu ürün ve hizmet karşılığında ücret ve komisyon tahsil edebilmekte olduğunu, taraflar sözleşme içeriğini TBK'nun 26 m. özgürce belirleyebileceklerini, TTK 20 m.verilen hizmet karşılığında uygun bir ücretin istenilebileceğini, Bakanlar Kurulunun 2006/11188 sayılı kararına atfen masrafların sınırları ve niteliklerini serbestçe belirleyebileceklerini, Genel kredi sözleşmesinin 7.9 m. göre her türlü masraf ve komisyonun tahsil edilebileceği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tüm dosya kapsamının incelendiği 10/07/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ayrıntılı ve denetime elverişli olmakla mahkememizce hükme esas alınmakla, bu kapsamda taraflar arasındaki Genel Kredi Ssözleşmesi'nin 7. maddesinde komisyon, masraf, hesap işletim ücreti... gibi kalemlerin davacı tarafından ödeneceğinin düzenlendiği, tacir olan bankanın TTK'nun 20. maddesi uyarınca ücret isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi ile bankacılık mevzuatında da kabul edildiği, (TCMB) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin Kredi Faiz Oranları ve Sağlanacak Diğer Menfaatler başlıklı 4. maddesinde bankalarca reeskont kaynaklı krediler dışında kredilere uygulanacak azami faiz oranları ile faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve azami sınırlarının serbestçe belirlenebileceğinin kabul edildiği, TCMB'nın 08/07/2002 tarihli talimatı gereğince bankaların müşterilerinden tahsil edeceği komisyon ve masrafın bildirildiği, davalı bankanın bu kapsamda TCMB'na bildirdiği \"Kredi İşlemlerinde Faiz ve Kar Payı Dışında Sağlanan Ücret, Komisyon ve Masraflar ile Bankacılık Hizmet Komisyonları Bildirim Formu\"ndaki verilerine göre sektörde faaliyet gösteren emsal banka uygulamaları ile karşılaştırıldığında davalı bankanın sözleşme döneminde tahsil etmiş olduğu 78.736,57 TL'nin makul olduğu ancak hizmet ve ücret listesinde yer almayan ve içerik itibarıyla anlamlandırılamayan 10.566,27 TL'nin davacıya iadesinin gerektiği hususlarının saptantığı, davacı yan genel işlem koşuluna aykırılık iddiasında bulunmuş olup, taraflar arasında 26/07/2010 ve 03/02/2012 tarihlerinde akdedilen sözleşmeler yönünden 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu, bunlar hakkında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun genel işlem şartlarına ilişkin 20. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, yalnız son akdedilen 27/02/2015 tarihli sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulabileceği, bu minvalde bankacılık mevzuatı gereğince bankaların uyguladıkları masraf ve komisyonlar TCMB nezdinde ve bankaların şube ve websitelerinde ilan edilmekle, davalı banka ile daha önce de yüksek meblağlar için kredi sözleşmesi imzalayan ve TTK'nun 18/2. maddesine göre basiretli davranma yükümlülüğü altında bulunan davacı yanın davalı bankanın işlemlerinden komisyon ve masraf tahsil ettiği bilgisine sahip olduğunun olağan hayat tecrübelerine göre kabulünün gerektiği, bu nedenle emsal banka uygulamalarına kıyasla makul düzeyde kesinti yapan davalı bankanın sözleşme çerçevesinde 78.736,57 TL'lik tahsilatının iadesine karar verilemeyeceği ancak, bankacılık teamülü açısından yerinde olmayan ve bankanın  hizmet ve ücret listesinde yer almayan 10.566,27 TL'nin davacıya iadesinin gerektiği anlaşıldığından davanın bu miktar yönünden kısmen kabulüne, dava dilekçesinde yalnızca ticari faiz ibaresi yazılmış olmakla, avans faizine hükmedilebilmesi için ticari temerrüt faizi yahut doğrudan avans faizi yazılması gerektiğinden ıslah tarihine kadar yasal faize hükmedilmek, ıslah dilekçesi ile avans faizi talebinde bulunulduğundan bu tarihten itibaren avans faizine hükmedilmek suretiyle açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Mahkememizin kısa kararının 1 nolu maddesinde fazlaya ilişkin talebin reddine ibaresi sehven eksik bırakılmış ise de, davanın kısmen kabulüne karar verildiği hususu yazılmakla birlikte dava dilekçesindeki talebin 5.000 TL olduğu nazara alındığında, ıslah edilen meblağ üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği açık olup davalı yanın 30/09/2020 tarihli dilekçesi kapsamında tavzih/tashih kararı verilmesi gerekli görülmemiş olup, mahkememiz kısa kararına uygun olarak ıslah edilen meblağ üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti hesap edilmiş ve davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin dosyayı yeteri kadar incelememesi ve 3 yıllık sürede Hakim değişikliğinin çok olması sebebiyle baştan sağma bir karar verildiğini, davalı bankanın dosyaya kesin süre içinde sunmadıkları delilleri, bilirkişi raporu geldikten sonra ve taleplerini ıslah ettikten sonra yeni delil sunulmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece Kanuni süre dışında sunulan delillere itibar edilmemesi ve talebin reddedilmesi gerekirken yerel mahkemenin tam 4 kere bilirkişi raporu aldığını, tüm raporların birbiri ile çelişkili ve hatalı olduğunu, yerel mahkemenin dosyayı biran önce kapatmak adına son rapor gereğince karar verdiğini, yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu, müvekkili ile banka arasında imzalanan sözleşmenin bir örneğinin kendisine verilmediği gibi önceden hazırlanmış matbu sözleşme olması dolayısıyla da kendisine sözleşmenin içeriğine müdahale hakkının da verilmediğini, sözleşmenin müzakere edilmediğini, sözleşmeler taraflar arasında akdedilirken, sözleşme hürriyeti ilkesine bağlı olarak taraflar arasında dengesizliğe yol açacak veya taraf aleyhine olacak bir maddenin hukukende bağlayıcılığının olmadığını, tacir olan müvekkilinin davalı banka ile kredi sözleşmesi imzalamış olması, genel işlem koşuları içeren sözleşmenin her maddesini kabul ettiği anlamına gelmediğini, kaldı ki imzalanan bu sözleşmenin içeriğinin tam anlamıyla müşteriye anlatıldığı konusunda ispat yükünün de bankaya ait olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının bozulmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, tehir-i icra kararının kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 29/09/2020 tarihli celsede maddi hata yapılarak ıslah bedelinin esas alınmadığını, ıslah bedeli üzerinden davanın reddine karar verilmediğini, 30/09/2020 tarihli dilekçeleriyle hükmün tavzih/tashihi talebinde bulunduklarını, yerel mahkemenin ise gerekçeli kararının son kısmında bu taleplerini fazlaya ilişkin talebin reddi şeklinde hüküm kurmamakla beraber ıslah edilen meblağ üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti hesap edildiğini belirttiğini, yerel mahkemece bu şekilde hüküm kurulması ve durumun kararın gerekçesinde açıklanmasının hukuken uygun olmadığını, hüküm kısmının buna uygun şekilde olması ve hesaplamanın buna uygun şekilde yazılması gerektiğini, davacı tarafın bankanın ne kadar masraf ve komisyon aldığını hesap hareketlerinden rahatlıkla tespit edebilecek konumda bulunan bir tacir olduğunu, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasını ve yerel mahkemece kabulünün kabul edilemeyeceğini, ilk bilirkişi raporu ve ek raporda 4.348,00 TL'nin iade edilmesi gerektiği belirtilmiş iken, Haziran 2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili banka tarafından 10.556,27 TL'nin iade edilmesi gerektiği görüşünün verildiğini, davacı tarafın tacir olduğunu, sözleşme hükümleri ve alınacak masraf/komisyon bedelleri üzerinde müzakere edebilecek, uzlaşma sağlanamadığı takdirde başka banka ile çalışabilecek bir konumda olduğunu, müvekkili bankanın TCMB'ye bildirdiği oranlara uygun şekilde tüm masraf ve komisyonlarının tahsil etmekte, bildirmediği masraf ve komisyonları ise almadığını, son dönem Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları uyarınca ticari kredilerde emsal banka uygulamalarının dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının uygulanması giderilemeyecek zararlara yol açabileceğinden kararın tehir-i icrasına, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; davacının kullanmış olduğu krediler dolayısı ile davalı tarafından tahsil edildiği iddia edilen dosya masrafı yada sair isimler altında yapılan tahsilatların iadesine ilişkin belirsiz alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince   istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında 26/07/2010, 23/02/2012 ve 27/02/2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri  akdedilmiş olup davacı şirket tarafından 09/10/2015 tarihinde 450.000 TL bedelli, 15/10/2015 tarihinde 100.000 TL bedelli ve 16/10/2015 tarihinde 350.000 TL bedelli rotatif krediler olmak üzere toplamda 900.000 TL kredi kullanılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde 18/10/2011-04/11/2016 tarihleri arasında .... nolu hesabından, 30/06/2010-11/02/2017 tarihleri arasında ... nolu hesabından ve 27/12/2010-02/01/2015 tarihleri arasında ...0009 09 nolu hesabından haksız ve hukuka aykırı şekilde kesildiğini iddia ettiği bedelin iadesini talep etmiştir. Davalı taraf davacı şirketin tacir olduğunu kesintilerin belirlenebilir olduğunu belirterek davanın belirsiz alacak davası açılamayacağını savunmuştur. Her ne kadar yapılan kesinti miktarlarının davacı tarafça bilinmesi gerektiği kabul edilse de, kesintilerin ne kadarının hukuka aykırı olarak yapıldığının davacı tarafından bilinmesinin mümkün olmayacağı bunun tespitinin sözleşme hükümleri ve emsal banka uygulamaları dikkate alınarak yapılacak bir inceleme ile tespit edilebileceği değerlendirilerek davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu kanaatine varılmıştır. Bu anlamda davalı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir.Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin tarihleri 26/07/2010 ve 23/02/2012   tarihi olup, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK hükümlerine tabidir. Sözleşme 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış olup, anılan Kanun'un genel işlem koşullarına ilişkin hükümleri bu sözleşmede nazara alınmayacaktır. 27/02/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi bakımından ise yapılan değerlendirmede taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 20. maddesine göre; Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır. Bankaların bu anlamda tacir oldukları ve temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartlarının mevcut olması halinde ücret isteyebilecekleri kuşkusuzdur. Ayrıca, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş  olduğu  yetkiye istinaden 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre; bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma  hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde  halkın  görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.Bu durumda ticari  kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, ilan edilen bir tutar bulunmaması halinde ise tahsil edilen masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin  yerleşik uygulaması da bu yöndedir (Emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin  15.04.2019 Tarih, 2019/1303 Esas- 2019/2961 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/01/2019 tarih, 2017/1380 esas ve 2019/239 karar sayılı ilamı ). Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin masraf ve komisyonlara ilişkin düzenlemesinde bu gibi kalemlerin davacı müşteri tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeler ve yukarıda belirtilen mevzuat ve yargısal içtihatlar dikkate alındığında davalı bankanın kullandırılan kredi kapsamında davaya konu masrafları tahsil etme hakkı ve yetkisi bulunmaktadır. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde tahsil edilecek masrafa ilişkin oran belirtilmemiştir. Bu sebeple Mahkemece hükme esas alınan10/07/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda emsal bankalarca uygulanan oranlar incelenmiş ve davalı bankanın tahsil ettiği 78.736,57-TL lik masraf, komisyon ve sair ücret alımlarının makul olduğu tespit edilmiştir. Ancak davalı banka tarafından sunulan ve raporda ayrıntılı olarak gösterilen paket ekleme bedeli, devre komisyonu bedeli ve kredi mesajı gönderme  komisyonu adı altındaki ödemelerin hizmet ve ücret listesinde yer almadığı, içeriği de anlamlandırılamayan 10.566,27-TLlik kısmının iadesi gerektiği belirtilmesi karşısında Mahkemece Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına uygun olarak düzenlenen gerekçeli ve denetime ve hükme elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak davayı kısmi dava olarak  değerlendirmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar  verilmesinde ve  davacının ıslah ettiği miktara göre  reddedilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda  taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b)/1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu  istinaf karar harcından peşin alınan  54,40 TL harcın mahsubu ile eksik 373,20 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,3-Alınması gereken 721,10 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 180,30 TL harcın mahsubu ile eksik  540,80 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bee554709e735db6","SID":"7a678f527e118554"}}