{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1854 <br>KARAR NO: 2024/467<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/02/2020<br>NUMARASI: 2014/1141 Esas -  2020/173 Karar<br>DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan  Kaynaklanan) Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA: <br>DAVA; Davacılar  vekili asıl dava dilekçesinde özetle; açtıkları belirsiz alacak davasının yönetim kurulu üyelerine karşı açılmış olan sorumluluk davası olduğunu, davalıların ... Holding Anonim Şirketi yöneticisi olduklarını, yönetim kurulunun azınlık haklarının ihlalini davranış modeli haline getirdiğini, davaya konu olayda çoğunluk gücünün kötüye kullanıldığını, müvekkillerinin 2011 itibariyle yönetimde azınlık konumuna düşürüldüğünü, 27.06.2012 tarihli genel kurulda yönetimden uzaklaştırıldığını, 31.10.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı sermaye artırımı yapıldığını, yönetim kurulu ve genel kurulun haksız kararlarına karşı dava açmak zorunda bırakıldıklarını, davalıların bağlılık ve özen yükümlülüğüne riayet etmediklerini, dürüstlük kuralına aykırı davrandıklarını, tedbirli iş adamı gibi karar vermediklerini, şirketin bu dürüstlük kuralına ve yasaya aykırı işlemlerden dolayı büyük zararlar ettiğini, yönetim kurulunun eylem ve işlemleriyle hem davacıların hem de diğer pay sahiplerinin zarara uğradığını ancak müvekkilleri dışındaki pay sahiplerinin zararlarının telafi edildiğini, örneğin ... Anonim Şirketi ve bağlı şirketlerde yönetim kurulu üyelerine yüksek ücret dışında kazanç payı ödendiğini, bağlı şirketlerle iş yapılarak kaynak aktarımı yapıldığını, davacıların bilgi alma hakkının sürekli engellendiğini, bu nedenle zararlarının net olarak belirlenemediğini, ... Anonim Şirketinin hakim şirket konumunda olduğunu, bağlı şirketler yararına işlem yapılarak ... Holding Anonim Şirketinin menfaatlerinin şirket yöneticilerinin ortak olduğu şirketlere aktarılarak paylaşıldığını, yönetim kurulu üyelerine ücret dışında ek menfaat sağlanarak şirket kaynaklarının hukuka aykırı şekilde kullanıldığını, şirket sermayesinin iade edilerek ortaklardan borç talebinde bulunulduğunu, 31.10.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiğini, davacıların bu kararın iptali için dava açtıklarını, bu kapsamda sermaye artırımı kararının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ... Anonim Şirketi yönetim kurulunun 2014 Ocak ayında ki kararıyla ödenmiş sermaye tutarından 150.000.000 TL’nin ... ve ...’ye iade edildiğini, sermayenin iadesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket sermayesinin ancak genel kurul kararı ile iade edilebileceğini, sermayeyi iade eden yönetim kurulu üyelerinin bundan sorumlu olduklarını, sermayenin iade edilmesi akabinde hissedarlardan toplam 75.000.000 TL ve 75.000.000 ABD Doları borç talebinde bulunulduğunu, borç alım talebine yönetim kurulunun 01.04.2014 tarihli 12 sayılı ve 07.04.2014 tarihli 14 sayılı kararlarının dayanak gösterildiğini, borç tutarlarına uygulanacak faizin TL için yıllık % 15,25 USD için yıllık % 5,75 sabit faiz ve borç vadesinin de 3 yıl olarak belirlendiğini, bu borç tutarları ve faizlerin şirketin ticaret hayatından silinmesi sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğunu, faiz oranının piyasanın çok üzerinde olduğunu, söz konusu borç alım talebinin Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ceza Yasası başta olmak üzere diğer yaza hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca döviz cinsinden borçlanmaya Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında 32 sayılı karar çerçevesinde engel bulunduğunu, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ... Anonim Şirketine ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, kar kaybı ve faiz kaybının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini,önceki yıllara göre fahiş oranda bağış yapıldığını, 2014 yılında 10 milyon TL bağış yapıldığını, yönetim kurulunun ortaklar yerine geçerek bu şekilde dağıtılabilir karı azaltmalarının TTK’ya aykırı olduğunu, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ...  A.Ş.’ye ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, 2013 ve 2014 yıllarında yapılan bağışlar sebebiyle kar kaybı ve faiz kaybının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, ... Anonim Şirketi’nin Bentley marka lüks araç alımı yaptığını, bu işlemin şirket kaynaklarının hukuka aykırı kullanılması anlamına geldiğini, şirketi ve pay sahiplerini zarara uğrattığını, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ... Anonim Şirketine ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, kar kaybı ve faiz kaybının araca ait tüm masrafların bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini,  ... Anonim Şirketi nezdinde devam eden vergi incelemelerinin yönetim kurulunun sorumluluğunu doğurucu nitelikte olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin vergi mükellefiyetlerini gereği gibi yerine getirmediklerini, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ... Anonim Şirketine ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, kar kaybı ve faiz kaybının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, ... Anonim Şirketi’nin (“...”) ...  Anonim Şirketinin tam hakim olduğu bir şirket olduğunu, sürekli zarar eden ... şirketine lüks nitelikte ikinci uçak alındığını, ... şirketinin sürekli zarar edip tasfiye edilmesi gerekirken ... Anonim Şirketinin bu şirkete nakit sermaye ödeyerek sermaye artırımı yaptığını, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ... Anonim Şirketine ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, kar kaybı ve faiz kaybının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin ortak olduğu şirketlere ... grubundan kaynak aktarımları yaptıklarını, müvekkillerinin dışlanması suretiyle kurulan ... şirketine ... bünyesinde bulunan şirketler tarafından işler yaptırıldığını, dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin mensubu oldukları şirketlere kar aktarımı yapıldığını ve rayice uygun olmayan ticari faaliyetlerde bulunulduğunu, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ... Anonim Şirketine ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, kar kaybı ve faiz kaybının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, Şırnak projesi nedeniyle şirketin bazı masraflara katlanmak zorunda kaldığını, cezai şart ödendiğini ve masraflar nedeniyle şirketin zarara uğradığının tespit edilmesi halinde bu eylemin sorumluluk doğurucu nitelikte olduğunu, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ... Anonim Şirketine ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, kar kaybı ve faiz kaybının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, üst yönetim giderlerinde meydana gelen anormal artışın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu doğurucu nitelikte olduğunu, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ... Anonim Şirketine ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, kar kaybı ve faiz kaybının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerine yüksek ücret dışında ek menfaatler sağlandığını, davalılar tarafından bu alacak kalemine ilişkin olarak ... Anonim Şirketine ödenmesi gereken tutarın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde asgari tutar olarak 100.000 TL olup, kar kaybı ve faiz kaybının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, 31.08.2013 tarihli bilançonun genel kurula ibraz edilmemiş olmasının kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu durumun yönetim kurulu üyelerinin basiretsiz davrandıklarını gösterdiğini, 31.12.2012 ve 31.08.2013 tarihli bilançoların gerçeği yansıtmadığını, bazı iştiraklerin olağan genel kurul toplantılarının zamanında yapılmadığını, ... Anonim Şirketine bağlı iştiraklerinin 2014 yılında yapılan genel kurullarında müvekkillerinin temsil edilme haklarını kısıtlandığını, temsilcilerin konuşma sürelerinin sınırlandırıldığını, bu hususların yönetim kurulu üyelerinin basiretsiz bir şekilde kötü yönetimini ortaya koyduğunu beyanla, gerçek zararının belirlenmesini müteakip artırılmak üzere 910.000 TL nin avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP; Davalılar vekili asıl davaya ilişkin cevapları ile yargılamadaki beyan ve iddialarında özetle; Müvekkillerinin azınlık haklarının ihlalini bir davranış modeli haline getirdiği iddiasının dayanaksız olduğunu, davacıların birbirinin aynı olan dava dilekçeleri ile ... ve iştiraklerinin hemen her genel kuruluna karşı seri dava açmayı davranış modeli haline getirdiğini, bu seri davalar ile davalıların, hissedarları belirli bir şekilde oy kullanmaya sevk etmeye ve yeniden yönetim kurulu üyesi seçilmeye çalıştıklarını, hissedarların şirket yönetim kurulu üyelerini serbestçe seçebileceklerini, daha evvel yönetim kurulu üyesi olan bir kişiyi yeniden üye olarak seçmek zorunda olmadıklarını, ... nezdinde bir çoğunluk hissedarının bulunmaması nedeniyle azınlık haklarının ihlalinden bahsedilemeyeceğini, ... adına yapılan tüm işlemlerin bağlılık ve özen yükümüne, dürüstlük kuralına uygun olduğunu, dava dilekçesinde müvekkillerinin haksız ve hukuka aykırı kusurlarını doğuran herhangi bir eyleminin gösterilemediğini, yönetim kurulunun hissedarlar arasındaki eşitlik ilkesini gözeterek ve aynı zamanda ... rasyolarını belirli bir seviyede tutmak zorunluluğu ile bir kısım hissedarlardan borç alınması yönünde karar almasının haklı olduğunu, hissedarlardan borç alınmasına bizzat davacıların sebebiyet verdiğini, davacıların ikame ettikleri davada mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilerek, rüçhan haklarının kullanılmasına ilişkin 31 Ekim 2013 tarihli ve 27 sayılı Yönetim Kurulu Kararının uygulanmasının durdurulduğunu, tedbir kararı ile yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulduğunu, tedbirin sadece davacılara karşı uygulanamayacağına, kararın diğer hissedarlara uygulanacağına dair herhangi bir ayrımın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin hissedarlar arasında eşitliği korumak ve sağlamakla yükümlü olduklarından, tedbir kararından önce ödeme yapanların yaptıkları ödemeleri zorunlu olarak iade edildiğini, hissedarların bir kısmından ... adına borç alınmasının şirketin olağan işleyiş ve çıkarına uygun olduğunu, fahiş oranda bağış yapıldığı iddiasının tümüyle haksız ve gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesine konu olan 10 milyon TL’lık bağışın ... Grubunun sosyal sorumluluk bilinci kapsamında Yalova Üniversitesi Rektörlük Binasının yapımı amaçlı kullanılmak şartı ile üniversite ile yapılmış olan bağış protokolünden kaynaklandığını, bağış tutarının tamamının 2014 yılı içerisinde ödenmeyeceğini, akdi ilişkiler çerçevesinde yapılan danışmanlık ödemelerinin hukuka aykırı olmadığını, Bentley marka aracın ... Anonim Şirketi ihtiyaçlarına hizmet etmek amacı ile alınmış olup,  ... Anonim Şirketi üzerine kayıtlı olduğunu, bu nedenle ... Anonim Şirketinin zararının bulunmadığını, ...’ün vergi incelemeleri neticesinde yasal olarak ödemekle yükümlü olduğu meblağdan müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, ...’ın yatırım yapması ve uçak satın almasının, bu iştirakin ana sözleşmesine uygun olarak ticari faaliyette bulunması anlamına geldiğini, bir şirketin karlı bir hale getirilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olmadığını, dava dilekçesine konu olan uçak ... için, şirket işleri ile ilgili olarak kullanılmak üzere satın alındığından ve ... adına kayıtlı olduğundan, ortada ...’ün zararının bulunmadığını, müvekkillerinin hissedarı oldukları şirketlere ... Grubundan kaynak aktarımları yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu dava kapsamında esası tartışılabilecek iş ve işlemlerin ...’le doğrudan ilişkili iş ve işlemler olması gerektiğini, iştirak şirketler tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemlerin bu davada dinlenemeyeceğini, 2013 yılında ...-... ilişkisinin limitler dâhilinde olduğunu, Şırnak Projesinin ...’ün gerçekleştirmeyi planladığı yatırımlardan sadece bir tanesi olup, planlanan yatırımların her zaman olumlu sonuçlanmayabileceğini, bu durumun ticari hayatın olağan akışına uygun olduğunu, üst yönetim giderlerinde meydana gelen yasadışı bir artışın söz konusu olmadığını, ispat yükü kendilerinde olan davacıların bu iddialarını destekleyen herhangi bir belge ibraz edemediklerini, müvekkillerine sağlanan haksız ve hukuka aykırı herhangi bir ek menfaatin söz konusu olmadığını, ... nezdinde kural olarak bir yönetim kurulu üyesinin ... veya bağlı iştirakten bir ücret alması halinde kendisine ayrıca bir kazanç payı ödemesi yapılmadığını, iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılması halinde genel kurulca onaylanmış en son bilançonun üzerinden 6 aydan fazla bir süre geçmişse artık yeni bilançonun genel kurulca onaylanmış olmasının zorunlu olmadığını, sadece yönetim kurulu tarafından onaylanmasının yeterli olduğunu, 4....’ün 31 Aralık 2012 ve 31 Ağustos 2013 tarihli bilançolarının gerçeği yansıtmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, 2014 yılı içinde ... ve iştiraklerinin genel kurul toplantılarının tamamının gerçekleştirildiğini, bu genel kurul toplantılarının yapılmasından veya zamanlamasından doğan herhangi bir ... zararının söz konusu olmadığını, ... ve bağlı iştiraklerin 2014 yılında yapılan genel kurul toplantılarında davacıların temsil edilme haklarının kısıtlanmadığını, müvekkillerinin üçüncü kişilerin veya hissedarların eylemlerinden, kullandıkları oylardan sorumlu tutulamayacaklarını, davacıların temsilcilerinin konuşma süreleri ve müzakere sürelerinin sınırlandırılmasının hukuka aykırı olmadığını, ... Anonim Şirketi genel kurul toplantısında divanın aldığı kararlardan müvekkillerinin sorumlu olmayacağını, özetle ve öz olarak davacıların davadaki beyan ve iddiaları ile nihayetinde açtıkları davanın yerinde olmadığını beyanla, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA; DAVA: Birleştirilen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/965 esas sayılı dava dosyasında davacılar vekili dava açan dilekçesi ile yargılamadaki beyan ve iddialarında özetle;  ... Anonim Şirketi yönetim kurulunun keyfe keder davranışlarına devam ederek şirketin ve müvekkillerinin zarara uğramasına neden olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin sermayenin korunması ilkesine aykırı hareket ederek, ortada herhangi bir kar dağıtımı ya da sermayenin azaltılması kararı yok iken, ticaret sicilinde tescil edilmiş ve ödenmiş sermayeyi ortaklara iade ederek şirketin bilanço büyüklüğünün %9 küçülmesine, duran varlıkların ve öz kaynakların azalmasına, dolayısıyla şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramasına sebep olduklarını, zira İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/317 esas  sayılı dosya numarası ile ikame edilen genel kurul kararının iptali davası neticesinde yönetim kurulu kararının icrasının durdurulmasına yönelik “ihtiyati tedbir kararı” verildiğini, bu karardan sonra ..., ...,  ... ve ... tarafından sermaye artırım bedeli olarak ödenen 150.000.000 TL’nin ortada davalı yönetim kurulunun uygun bir kararı dahi olmadan iade edildiğini, ... bir kısım yönetim kurulu üyelerinin sahibi olduğu hakimiyeti altındaki şirketler olduğunu, bu nedenle bunun tedbir bahanesi ile yapılan sermaye iade ve ödemesinde kendi şirketlerine kök şirketin sermayesinden örtülü bir kaynak aktarımı olduğunu, bu nedenle hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan davalı yönetim kurulu üyeleri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame düzenlendiğini ve bu iddianamenin kabul edilerek İstanbul 42. Asliye  Ceza Mahkemesi’nde 2015/413 esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, ayrıca yönetim kurulunun sadece iade kararı almakla kalmayıp söz konusu iade kararının ardından nakit para ihtiyacı olduğu gerekçesi ile ortaklardan fahiş miktarda faiz oran ile borç para aldığını ve işbu borcu faizi ile ödeyerek, şirketi ve pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, yönetim kurulunun atıl fon ve kredi artırımı yapmak suretiyle şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramasına neden olduğunu, yönetim kurulunun bağlı şirketlerin zararının artmasına neden olarak pay sahipleri ve şirketin zararına neden olduğunu, yönetim kurulunun Akenerji şirketinin zararının bir önceki yıla göre 194.169.750 TL artmasına neden olarak zarara sebebiyet verdiğini, ...Anonim Şirketinde ...   Şirketinin % 20,43 oranında payı bulunduğunu, faaliyet raporunda bu şirketin ... Anonim Şirketi ile birlikte yönetildiğinin ifade edildiğini, dolayısıyla ... Anonim Şirketinin yöneticilerinin eylemlerinin bu şirket bünyesinde ve ... bünyesinde zarar meydana getirdiğini, yönetim kurulunun faaliyette olmayan şirketlere avans vermek suretiyle pay sahiplerini ve şirketi zarara uğrattığını, yönetim kurulunun zarar eden şirketlere (... A.Ş. (“...”), ...) yaklaşık 180 milyon TL değer düşüş karşılığı ayırmak suretiyle şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramalarına neden olduğunu, bu nedenle bu şirketlere ait defter ve kayıtların incelenmesi suretiyle şirketin ve pay sahiplerinin uğradıkları zarar miktarının tespit edilip tazmin edilmesi gerektiğini, ... yansıtma faturalarından başka vermiş olduğu destek hizmetleri için 2014 yılında hangi şirketlere ne tutarda fatura kesmiş olduğu ve bu gelirler ile bu gelirlerin elde edilmesi için katlanılan maliyetlerin ne kadar olduğu hususunda açıklayıcı bilgi ve belge sunamadığını; ancak yönetim kurulunun özensiz ve tedbirsiz hareket etmesinin adet halini alması sebebiyle şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramasının kuvvetle muhtemel olduğunu, yönetim kurulunun zarar eden şirketlerde sermaye artırımı ve hisse alımı yapmak suretiyle pay sahiplerini ve şirketi zarara uğrattıklarını, yönetim kurulu başkanına şirket kasasından alınan fahiş fiyatlı lüks otomobil alımının ve bilançoya yanlış aktarımının şirkete ve pay sahiplerini zarara uğrattığını, şirketin 2014 hesap döneminde 2.726.456,15 TL maddi ve maddi olmayan duran varlıkların alımı gerçekleştirildiğini, bu alımlara ilişkin bedellerin ve değerleme raporlarının gerçeğe uygun olup olmadığının özel denetçi davasına konu olduğunu; ancak yukarıda bahsi geçen araç dışında, bu alımların piyasa rayicine uygun alınıp alınmadığının net biçimde anlaşılamadığını, nitekim emsale uygun olmayan alımların yapılması durumunda tekrardan şirketin zarara uğratılmış olacağını, şirket yöneticilerine ödenen ücretlerin % 39 oranında artırılmasının gerekçesinin tetkik edilmesi durumunda şirketin zarara uğradığının ortaya çıkacağını, ... üzerinden yapılan şirket faaliyet konusu dışındaki seyahat masrafları, uçuş giderleri ve ... ile ilgili diğer işlemlerin şirketi zarara uğrattığını, davalı Şirket iştiraklerinin kullandığı kredilere kefil olunmak suretiyle şirketin zarara uğratıldığını, yönetim kurulu çalışanların yıllık izinlerini kullanmalarını dahi organize edemeyerek şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramasına neden olduğunu, yöneticilere usulsüz kazanç payları dağıtılması suretiyle şirketin zarara uğratıldığını, ... Anonim Şirketi bünyesinde yapılan bağışların, şirketin vergi incelemeleri nedeniyle uğranılan zarar ve sorumluluk davasına konu edilen tüm hususlara ilişkin devam eden zararın işbu davada bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini beyanla, gerçek zararın belirlenmesini müteakip artırılmak üzere 100.000 TL nin avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... Anonim Şirketine ödenmesine, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP; Birleştirilen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/965 esas sayılı dava dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesi ile yargılamada ki beyan ve iddialarında özetle; Davacılar tarafından müvekkilleri aleyhinde 08.09.2014 tarihinde İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1141 esas sayılı dosyası ile sorumluluk davası ikame edildiğini, dolayısıyla, aynı iddialara, aynı maddi vakıalara ve aynı dava sebebine dayalı olarak ikame edilen dava bakımından davacıların “hukuki menfaati”nin bulunmadığından dolayı davanın dava şartı nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, diğer yandan, müvekkillerinin ibra edilmiş olduğunu ve bu ibra kararının da halen geçerli ve tüm pay sahipleri bakımından bağlayıcı olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Yasasının 114/h maddesi uyarınca müvekkilleri aleyhinde sorumluluk davası ikame edilmesinde davacıların hiçbir hukuki yararının olmadığını, bu sebep ile de davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1141 esas sayılı dosyası ile görülmekte olan sorumluluk davasında verilecek olan kararın mahkeme tarafından işbu sorumluluk davasında verilecek kararı doğrudan etkileyeceğini, başka bir ifade ile her iki dava arasında açık bağlantı olduğunu, yukarıda yer verilen işbu davanın “derdestlik” nedeniyle reddine karar verilmesine ilişkin haklı ve hukuka uygun talebin reddine karar verilmesi halinde, mahkeme huzurunda görülen işbu davanın önceki tarihte ikame edilen İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1141 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, yukarıda yapılan itirazlar saklı kalmak kaydıyla, davacılar tarafından ikame edilen davanın belirsiz alacak davası hükümlerine aykırı olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kötü niyetli davacıların müvekkillerinin ...’ü zarara uğrattığı iddialarının tümüyle kötüniyetli, hiçbir somut delile dayanmayan afaki ve soyut iddialar olduğunu, işbu haksız davanın da diğer davalar gibi hukuki gerekçelere istinaden değil, sadece şahsi husumete dayandığını, ... nezdinde davacıların iddia ettiğinin aksine bir azınlık-çoğunluk veya bir pay sahibinin diğerine karşı hakimiyet kuracak bir pay oranının söz konusu olmadığını, davacıların dava dilekçesinin giriş kısmında yer verdiği müvekkillerin azınlık haklarının ihlalini bir davranış modeli haline getirdiği iddiasının tümü ile dayanaksız olduğunu, aksine bir davranış modelinden bahsedilecek ise, davacıların ... grubu şirketlerinin hemen her genel kuruluna karşı bir seri davayı afaki iddialarla açmayı bir davranış modeli haline getirdiklerini, davacıların yönetimden haksız uzaklaştırıldıklarına dair iddialarının Türk Ticaret Kanununun 360.maddesi karşısında hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, hissedarların sahip oldukları hisselere ilişkin oyları ... ana sözleşmesine uygun olarak 27 Haziran 2012 tarihli genel kurul toplantısında kullandıklarını, davacılardan ...’ün bu genel kurulda yönetim kurulu üyesi olarak yeniden seçilemediğini, bunun akabinde her fırsatta ve kötüniyetle ve kişisel husumet nedeniyle davalar ikame etmeye başladığını, davacıların pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edildiği iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, zira davacıların pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edilmediği her genel kurul toplantısı akabinde ikame ettikleri bilgi alma ve inceleme yapma yetkisini içeren tespit davalarının mahkemelerce kesin olarak verilen “redde dair” kararlar ile sabit olduğunu, davacıların sözde zarar iddialarının delillendirilmemiş afaki iddialar olduğunu, kesin delillerle ispatlanamadığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarından bahsedilebilmesi için kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri gerektiğini, ancak davacılar tarafından buna ilişkin herhangi somut bir kanıt sunulamadığını, hissedarlarının aldıkları kararların uygulanmasından doğan davacıların memnuniyetsizliğinden sebep genel kurulda yapılan işlemlerin davaya dayanak olarak gösterilmeye çalışıldığını, müvekkillerinin tüm görevlerini Türk Ticaret Kanununun 369.maddesinde düzenlenen “Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü ”ne tam olarak uygun bir şekilde, ...’ün menfaatlerini gözeterek ve dürüstlük kuralları içerisinde “tedbirli bir yöneticinin özeniyle” eksiksiz yerine getirdiklerini, davacıların yönetim kurulu üyelerince ödenmiş sermayenin iade edildiği ve bu nedenle ...’ün zarara uğratıldığı iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, ...’ün tedbir kararı uyarınca ve tedbir kararına uygun olarak davrandığını ve pay sahiplerinin talebi üzerine ödedikleri bakiye sermayeyi iade ettiğini, bu hususun 17.09.2015, 08.10.2015 ve 21.10.2015 tarihli kararlar ile ispatlandığını, davacıların atıl fon ve kredi artırımı yapılarak şirket ile pay sahiplerinin zarara uğratıldığı iddiasının tümüyle gerçek dışı, hiçbir somut delile dayanmaksızın ileri sürülen afaki bir iddia olduğunu, davacıların hukuka aykırı iddialarının aksine Türk Ticaret Kanununun 200.maddesi kapsamında yönetim kurulunun hem ana şirket hem de kök şirket ile ilgili risk analizi değerlendirilmesi yükümlülüğünün bulunmadığını, faaliyette olmayan şirketlere avans verilerek ...’ün zarara uğratıldığı iddiasının hilaf-ı hakikat olduğunu, ...’ün 03.04.2015 ile 04.05.2015 tarihli genel kurul toplantılarında davacılar tarafından ticari unvanları zikredilen şirketlerde hangi ticari gerekçelere istinaden sermaye artışına gidildiğinin ayrıntılı bir şekilde izah edildiğini, ...’ün maliyet bedeli üzerinden muhasebeleştirilen bağlı menkul kıymetler, iştirak ve bağlı ortaklıklardaki paylara ilişkin değer düşüklüğü değerlendirmesi yaptığını ve değer düşüklüğünün muhasebeleştirildiğini, dolayısıyla kötü niyetli davacıların bu başlık altında ileri sürdüğü iddiaların da açıkça gerçek dışı ve hukuka aykırı olduğunu, zarar ettiği iddia edilen şirketlerde sermaye artırımı ve hisse alımı yapılarak ... ile pay sahiplerinin zarara uğratıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, zira konuya ilişkin olarak 03.04.2015 tarihli Genel Kurul’da detaylı bilgi verildiğini, bahsedildiği gibi bir zarar artışı olmadığını, ... tarafından satın alınan otomobilin fahiş fiyata alındığı, bilançoya yanlış aktarıldığı ve bu gerekçeye dayalı olarak oluşan zararın tazmin edilmesi gerektiği iddiasının tümüyle kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, ... için alınan bir araçtan dolayı davalıların sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, söz konusu aracın maliyetine ilişkin davacıların sadece magazin haberine dayandığını, maddi ve maddi olmayan duran malvarlığı alımları dolayısıyla zarar verildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, bağımsız denetim ve vergi denetimi kapsamında yapılan denetimlerde de bu konuda bir bulgu da bildirilmediğini, ... tarafından üst düzey yöneticilere verilen prim miktarlarının, hangi şekilde, kime, hangi oranda verildiğinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin haksız ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin 2014 yılını ekonomik olarak pozitife geçirmesinden dolayı yapılan ödemelerin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, bu konuda müvekkillerinin kusurlarıyla ... ile pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ispat edecek hiçbir somut delilin mahkemeye ibraz edilmediğini, ... ile yapılan seyahat masrafları, uçuş giderleri ve ... ilgili diğer işlemlere ilişkin olarak ileri sürülen iddiaların hukuka aykırı olduğunu, zira ... tarafından alınan uçuş hizmetinin tamamının ...’ün  Seyahat ve Harcırah Yönetmeliği’ne uygun olarak alındığını, muhasebesel olarak uçuş tutarlarının ... nezdinde gider olarak kaydedildiği bilgisinin de davacılara genel kurul sırasında verildiğini, davacıların iddialarının aksine ...’un 31/12/2013 tarihi itibariyle borca batık olmadığını, çalışanların yıllık izinlerinin kullanılması noktasında organizasyon problemi olduğunu ve bu nedenle şirketin zarara uğradığı ve neticede müvekkillerinin sorumlu olduğu iddiasının gayriciddi olduğunu, kazanç payının dağıtılmasına her şeyden önce genel kurul tarafından karar verildiğini, pay sahiplerince alınan kazanç payı dağıtımının Türk Ticaret Kanununun amir hükümlerine uygun olduğunu, dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, vergi incelemeleri ve bağışlar nedeniyle müvekkillerinin sorumlu olduğuna dair iddianın hukuka açıkça aykırı olduğunu, bir şirketin salt vergi incelemesi geçirmesi ve neticesinde bir ceza ödemek durumunda kalması, yönetim kurulu üyelerinin peşinen sorumluluğunu doğurmayacağını, bağışlar konusunda ise Genel Kurul’da YMM ... tarafından da “Bağış ve yardımlar konusundaki bütün organizasyon vergi mevzuatına uygun şekilde yapılmıştır.” şeklinde açıklama yapıldığını beyanla, davanın İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1141 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine,  aksi halde yukarıda yer verilen usuli itirazların kabulü ile davanın reddine, bu itirazların da reddedilip davanın esasına girilmesi halinde kötü niyetle ikame edilen davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA; <br>DAVA; Birleştirilen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/988 esas sayılı dava dosyasında davacılar vekili  dava açan dilekçesi ile yargılamadaki beyan ve iddialarında  özetle; Davacılar ... ile ... Anonim Şirketi’nin davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ... Anonim Şirketinde toplamda % 33,33 oranında hissedar olduklarını, davalıların elbirliği ile davacılar ... ile ... Anonim Şirketi’nin pay sahibi olduğu ... Anonim Şirketini doğrudan ve dolaylı olarak zarara uğratmış olduklarını, yasada öngörülen anonim şirketin uğramış olduğu zarardan dolayı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için aranan tüm şartların somut olayda gerçekleşmiş olduğunu, davalıların kusurları ile şirketi pek çok kez zarara uğrattıklarını, davalıların bu tutumlarının Türk Ticaret Kanununun 553.maddesi anlamında yöneticilerin sorumluluğu hükümlerinin işlemesine yol açacağını, öte yandan davalıların eylem ve işlemlerinin yönetim kurulu üyesi oldukları şirkete bağlılık ve özen yükümü (TTK. 369) ile de bağdaşır mahiyette olmadığını, davalıların eylem ve işlemlerinden meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını, davalıların, davacıları ve ortağı bulunduğu şirketi zarara uğratan, sorumluluk davası açılmasına sebebiyet veren eylemleri, sorumluluğa hükmedebilmek için yasanın aradığı şekilde kusurlu olarak gerçekleştirilen eylemler olduğunu ve nitekim davalı yöneticilerin yönetim kurulu üyesi bulundukları şirkette özen ve bağlılık yükümlülüğüne (TTK. 369/1) aykırı hareket ettiklerini, davalıların ... Anonim Şirketini ve dolaylı olarak pay sahibi davacıları zarara uğratan eylemlerinin ve zarar kalemlerinin, a)davalı yönetim kurulunun yapmış olduğu çağrıya istinaden alınan hukuka aykırı sermaye artırım kararının iptali neticesinde ortaklara sermaye taahhüdü ödemesinin iade edilmesinden dolayı yaklaşık 18 milyon TL tutarında faiz ödenmesi suretiyle ... Anonim Şirketinin zarara uğratıldığı, b)...  Anonim Şirketinin davalı yönetim kurulu üyelerinin almış olduğu karar çerçevesinde şirketçe ortaklardan borç alınmış olması suretiyle uğranılan zararın davalılardan tahsilinin gerektiğini, c)... Anonim Şirketi yönetim kurulunun hukuka aykırı olarak almış olduğu kararları neticesinde ortaya çıkan ve ne ölçüde hesap edildiği anlaşılamayan hukuk giderleri adı altında açılan sadece 9 adet dava varken avukata ödenen masraflar, mahkeme masrafları, sicil ilan masraflarının neticesinde astronomik bir rakama tekabül eden zararın davalılardan tahsilinin gerektiğini, ç)... Holding Anonim Şirketi  bünyesindeki, bağlı şirket ve iştiraklerdeki işlerin istisnasız kar + maliyet yöntemi ile ... Anonim Şirketini zarara uğratacak biçimde hakim ortakların kurmuş olduğu ... şirketine verilmesi sebebiyle ... Holding Anonim Şirketinin zarara uğratıldığını, d)... Organize Sanayi Bölgesinde yapılan ödeme ile ... Anonim Şirketi’nin hakim ortaklarının kurmuş olduğu ... şirketine usulsüz para aktarılması sebebiyle ... Holding Anonim Şirketinin zarara uğratıldığını, e)icracı olmayan yönetim kurulu üyelerine ödenen yüksek ücretler ile .... A.Ş.’nin ana sözleşmesinde yer almayan bir kar payı imtiyazı yaratılmak suretiyle şirketin zarara uğratıldığını, f)sürekli zarar eden ve tasfiye edilmesi gereken ... şirketinin değer kaybetmesine, sürekli zarar etmesine rağmen faaliyetlerine devam ettirilmesi ve buna karşılık sermaye artırımına gidilmesi ve ... A.Ş.’nin buna iştirak ettirilmesi ile şirket kaynaklarının eritilmesi ile ... A.Ş.nin zarara uğratıldığını, g) ...  A.Ş.’nin, bağış ödemeleri adı altında yapılan ödemelerle zarara uğratıldığı ve bu kapsamda toplamda 4.362.037,04 TL tutarında yapılan bağışların ne kadarlık tutarının vergi matrahından düşüldüğünün tespiti ile bağış faturası kesilen  .... A.Ş. ve grup şirketlerinin kurumlar vergisi beyannameleri de incelenerek, söz konusu bağışların vergi matrahından düşülüp düşülmediği, bu suretle ... A.Ş. ve bağlı şirket/iştiraklerinin fazla tutarda vergi ödemek zorunda bırakılarak zarara uğratılıp uğratılmadığının tespiti ve uğranılan zararın davalılardan tahsilinin talep ediliğini, h)genel kurul öncesi ortakların incelemesine sunulan faaliyet raporu, bağımsız denetim raporu, bilanço ve mali tablolar ile genel kurul sonrası ... A.Ş.’nin web sayfasında ilan edilenler arasında önemli farklılık bulunduğu ve şirketin belge ve beyanların kanuna aykırı tanzim edilmesi suretiyle zarara uğratıldığını, ı) ... tarafından kullanılan kredilerin ... A.Ş. veya  ... A.Ş. üzerinden diğer grup şirketlere kullandırılması nedeniyle örtülü kazanç transferi yapılmak suretiyle şirketin zarara uğratıldığını, i)... A.Ş.’nin 11 Mayıs 2016 tarihli genel kurulunda, şirket kambiyo zararlarının 56.675.070,00 TL ve kambiyo karlarının ise 46.154.321,00 TL olduğu, bu kar ve zararların mahiyetinin ne olduğu sorusunun yöneltildiği, şirket yetkililerince cevaben Mali İşler Müdürü’nce ilgili tutarlar içerisinde borçlanmaya ilişkin kur farkları bulunduğunun ifade edildiği, ancak bu tutarda yüksek bir meblağın yalnız kur farkları ile izah edilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla dayanakları sunulmadığı ve aksi ispat edilmediği takdirde ... A.Ş.’nin zararından yöneticilerin sorumluluğunun söz konusu olduğu ve davalılardan tahsilinin gerektiği hususlarından ibaret olduğunu, öte yandan, pay sahibi davacının, davalıların eylem ve işlemleri ile doğrudan da zarara uğramış olduğunu ve uğranılan doğrudan zararlarının tazminin gerektiğini, nitekim pay sahibi davacıların, davalı yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı sermaye artırımı  kararı sebebi ile 75 milyon TL sermaye artırımını durdurabilmek için İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1115 esas sayılı dosyasında (eski İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/317 esas sayılı dosyası) tedbiren 11 Milyon TL'nin üzerinde teminat yatırmak durumunda kaldıklarını ve nitekim İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/549 esas sayılı dosyasında verilen sermaye artırım kararının iptali kararı sonucunda tüm sermaye bedelleri iade edilmiş olduğundan, hukuka aykırı işlem sebebiyle ...’ün yatırmak zorunda kaldığı teminat mektubundan dolayı ...’nin doğrudan zarara uğradığını beyanla gerçek zararının tespit edilmesini müteakip artırılmak üzere  ... A.Ş. tüzel kişiliği yönünden 10.000- TL ve ... tüzel kişiliği yönünden 10.000- TL nin avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile  ... A.Ş.'ye ve ...’ye ödenmesine, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini,  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP; Birleştirilen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/988 esas sayılı dava dosyasında davalılar vekili  cevap dilekçeleri ile yargılamadaki beyan ve iddialarında özetle; Davada ileri sürülen iddiaların tümünün diğer sorumluluk davalarında da tartışıldığını, davacıların aynı iddialara, aynı maddi vakıalara ve aynı dava sebebine dayalı olarak ikame ettiği işbu dava bakımından hukuki menfaatin bulunmadığını ve hukuki menfaatin dava şartı olduğunu ve bu nedenle işbu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 423. maddesi uyarınca genel kurul tarafından verilen kararların olumsuz oy veren pay sahipleri hakkında da geçerli olduğunu, ...  A.Ş.’nin 04.05.2015 ve 11.05.2016 tarihlerinde yapılan genel kurul toplantılarında (2014 ve 2015 mali yılları için ) ayrı ayrı ibra edilmiş olduklarını ve dolayısıyla, ibra kararlarının davacılar da dâhil olmak üzere tüm pay sahipleri bakımından halen geçerli ve bağlayıcı nitelikte olduğunu, dolayısıyla davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sermaye artırımına ...’ün yönetim kurulu üyeleri olan davalıların değil genel kurulun yani pay sahiplerinin karar verdiğini ve genel kurulun aldığı sermaye artırım kararı nedeniyle davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceğinin ise açık olduğunu, pay sahiplerince alınan sermaye artırım kararının mali ve finansal bakımından gerekli olduğunu, diğer bir anlatımla şirketin acil nakit ihtiyacı içerisinde olduğunun ise davacılarca anılan sermaye artırım kararının iptali talebiyle İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi’nde ikame edilen iptal davasında (Dosya no:2014/549 e.) dosyaya sunulan 01.06.2015 tarihli bilirkişi raporu ile ispatlandığını,İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi’nin 21.10.2015 tarihli kararı ile sermaye artırım kararı iptal edilmiş ise de, bu iptal kararının ... Holding A.Ş.’nin nakit ihtiyacı içerisinde bulunmadığı gerekçesine değil, tümüyle usule ilişkin nedenlere dayandığını, ... A.Ş. Genel Kurulu’nun aldığı sermaye artırım kararı dolayısıyla şirket yönetim kurulu üyeleri olan davalıların TTK’nin 553. maddesinde aranan “kusurundan” bahsetmenin hiçbir şekilde mümkün olmadığı gibi alınan bu karardan sorumlu tutulmalarının da hukuken mümkün olmadığını, .. A.Ş.’nin ortaklarından borç alınması nedeniyle hiçbir şekilde zarara uğratılmadığını, davacılarca ikame edilen haksız ve hukuka aykırı davalar nedeniyle yapılmak zorunda kalınan hukuk giderlerinin “sorumluluk davası” adı altında davalılardan talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ...  A.Ş.’nin davacıların haksız ve hukuka aykırı davalarına karşı profesyonel bakımdan en iyi ve güvenilir şekilde temsil edilmelerini teminen hukuk hizmeti alması hususunda tedbirli birer yönetici özeniyle hareket ettiğini ve yapılan hukuki harcamalar nedeniyle ...  A.Ş.’nin hiçbir şekilde zarara uğratılmadığını, ... A.Ş.’nin bağlı şirketleri ve iştiraklerinin kendi ticari işlerinde  ... A.Ş. (“...”)’den neden hizmet aldığı ve bu hizmeti hangi mali koşullarda aldığının davacıların muhatabı olabileceği sorular ve iddialar olamayacağını, davacıların hâlihazırda grup şirketlerinin yöneticileri aleyhinde ikame ettiği sorumluluk davalarında bu haksız iddiaların tartışıldığını, ...’in  ... A.Ş.’nin bağlı şirketleri ve iştirakleri ve ticari faaliyetleri dolayısıyla ... A.Ş. yönetim kurulu üyeleri olan davalıların bu işlemler bakımından bir dahli ve buna bağlı olarak bir kusurundan bahsedilemeyeceğini, Yalova Kompozit ve Kimya İhtisas Islah Organize Sanayi Bölgesi (“Yalkim OSB”)’ye yapılan ödeme ile ... A.Ş.’nin ...’e usulsüz para aktardığı ve bu nedenle ...’ün zarara uğratıldığı iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, davacıların Yalkim OSB ile ilgili tüm sorularının ... A.Ş.’nin 11.04.2016 tarihli genel kurul toplantısında eksiksiz cevaplandırılmış olmasına rağmen, dava dilekçesinde soruların yanıtsız bırakıldığı veya çelişkili cevap verilmiş izlenimi verilerek aksi yönde iddialarda bulunulmasının kötüniyetin açık bir göstergesi olduğunu, kazanç payı ödemeleri bakımından şirketin zarara uğratıldığı iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, herşeyden önce kazanç payı dağıtımına karar verenin ... A.Ş. yönetim kurulu üyeleri olan davacıların değil ... A.Ş. genel kurulu, yani pay sahipleri olduğunu ve dolayısıyla davacıların bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, nitekim davacılar tarafından ... grubu şirketleri aleyhinde ikame edilen davalarda dosyalara sunulan bilirkişi raporlarında, davacıların mahkeme huzurunda ileri sürdüğü benzer iddiların hukuka aykırı olduğunun açık bir şekilde tespit edildiğini, ... nedeniyle ... A.Ş.’nin zarara uğratıldığı iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, ... A.Ş.’nin bağış ödemeleri altında zarara uğratıldığı iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, nitekim ... ve grup şirketlerinin katıldığı bağışlarda ilgili tutarların bir taraftan Kurumlar Vergisi matrahından indirildiğini, diğer taraftan ilgili tutarların eklenerek etkisinin sıfırlandığını, bağış tutarlarının birebir fatura edilmesi sebebiyle KDV hesaplanmadığını, dolayısıyla davacıların yapılan bağışların vergi matrahından indirilmemesi nedeniyle ... A.Ş.’nin zarara uğratıldığı iddiasının hukuki hiçbir tarafının olmadığını, davacıların ...  A.Ş.’nin genel kurulundan önce ortakların incelemesine sunulan mali tablolar, faaliyet raporu ve bağımsız denetçi raporu ile genel kurul sonrasında internet sitesinde yayınlananlar arasında farklılık bulunduğu, belgelerin kanuna aykırı olarak hazırlandığı ve neticede ...  A.Ş.’nin zarara uğratıldığı yönündeki iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, ... A.Ş.’nin genel kurul toplantılarından evvel pay sahiplerinin incelemesine sunulan ve toplantı sırasında müzakereye açılan faaliyet raporu ve finansal tabloların yönetim kurulu tarafından onaylanmış, birbirinin aynı olan belgeler olduğunu,   ... A.Ş.’nin ayrıca ihtiyari olarak hazırlayarak internet sitesine, okuyucuya ... grubu hakkında fikir edinme imkanı verecek bilgiler koymuş olduğunu, bu bilgiler ile yönetim kurulunun onayladığı, toplantıdan evvel hissedarlara verilen ve toplantıda müzakere edilerek onaylanan yasal evrakların davacı tarafça kasten karşılaştırıldığını, ortada birbiri ile çelişen, müzekkere edilmediği halde onaylanan tablo ve raporlar var gibi, mahkemeyi hatalı yönlendirmeye yönelik açıklamalarda bulunulduğunu, ... şirketi tarafından kullanılan kredinin ... A.Ş. veya ... A.Ş. üzerinden grup şirketlerine kullandırılması ve örtülü kazanç yapılmak suretiyle ...  A.Ş.’nin zarara uğratıldığı iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, davacıların şirket kambiyo zararlarının mahiyetinin tespitine ve davalılardan tahsiline dair talebinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacıların doğrudan uğradıklarını iddia ettiği zararın İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi’nin 2014/296 esas sayılı dosyası ile görülen sorumluluk davasında tartışma konusu olup, anılan davanın derdest olduğunu, davacılar, ... A.Ş.’nin basiretsiz ve kötü yönetildiğini iddia etmekte ise de, bu iddianın ciddi hiçbir yanının bulunmadığını ve anılan iddianın tümüyle ...’ün şahsi husumetine dayandığını beyanla, işbu davanın İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1141 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, aksi halde yukarıda yer verilen usuli yönden itirazların kabulü ile davanın reddine, bu itirazların da reddedilip davanın esasına girilmesi halinde kötü niyetle ikame edilen davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekillik ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir. Davalılardan ... yukarıda belirtilen cevaplara ek olarak, 20 Eylül 2012 tarihinde ...’e YK üyeliğine seçildiğini ve görevinin 3 Nisan 2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ait Olağan Genel Kurul toplantısı itibariyle sona erdiğini, dolayısı ile YK üyeliği yapmadığı dönemlerdeki iş ve işlemlere ilişkin olarak sorumluluk iddiasıyla kendisine husumet yöneltilemeyeceğini de öne sürmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda, değişik dönemlerde ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan davalıların asıl ve birleşen davalarda iddia edilen iş ve işlemlerde kusurlu olup olmadıkları, şirketin ve pay sahiplerinin doğrudan/dolaylı zararlarının bulunup bulunmadığı, nihayetinde kusur ile zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, hususlarının irdelenmesi gerekir.Az yukarıda açıklanan davacı tarafın asıl ve birleşen davalarda ki iddia ve beyanları, davalı tarafın asıl ve birleşen davalarda ki savunmaları, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi kurulunun çoğunluğunun değerlendirme ve tespitleri ile bilirkişi kurulu raporundaki değerlendirme ve tespitler birlikte değerlendirildiğinde;  ... Anonim Şirketi'nin 31/10/2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 13.097.521,12 TL den 613.097.521,12 TL ye artırılmasına karar verildiği, söz konusu sermaye artışının 300.000.000 TL sinin şirketin iç kaynaklarından, 300.000.000 TL sinin ise pay sahipleri tarafından mevcut payları oranında nakden taahhüt edilip karşılanması kararı alındığı, davacılar dahil olmak üzere tüm pay sahiplerinin sermaye artırım kararına iştirak ettikleri ve taahhütnameleri kapsamında ki sermaye tutarlarını şirkete ödedikleri, bu sermaye artırım kararının yürürlüğünün mahkeme kararı ile (İstanbul 34.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/317 esas sayılı dosya) tedbiren durdurulduğu,  İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi 17/09/2015 tarihli davacıların başvurusu üzerine aldığı karar ile, sermaye artırımına ilişkin kararın yürürlüğünün durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının tarafların tamamı için bağlayıcı mahiyette olduğu yönünde karar verdiği, ... Holding Anonim Şirketi yönetim kurulu tarafından 2014 yılı Ocak ayında alınan karar ile mahkemenin ihtiyati tedbir kararı ve eşitlik ilkesi gerekçe gösterilerek sermaye artırım kararı gereğince ödenmiş  sermayenin ödeyenlere iadesine karar verildiği, her ne kadar davacı tarafça bu ödenmiş sermayenin iadesi kararının Türk Ticaret Kanununun 480/3.maddesine aykırı olduğu, genel kurul kararı olmadan sermayenin azaltılması yönünde işlem yapılamayacağı, davalı yönetim kurulu üyelerine ödenmiş sermayenin iadesi kararı ile örtülü kaynak aktarımı yapıldığı iddiasında bulunulmuş ise de, yönetim kurulunun ödenmiş sermayenin iadesi kararının, sermaye artırımı yönünde ki genel kurul kararının yürürlüğünün durdurulması yönünde ki mahkemenin tedbir kararına ve Türk Ticaret Kanununun 357.maddesinde ifade edilen eşit işlem ilkesine dayandığı, başka bir anlatımla genel kurulun sermaye artırımı kararının muhatabı bir kısım hissedarların sermaye artırım kararı gereğince ödediği bedelin mahkemece genel kurul kararı hakkında bir karar verilinceye kadar şirket sermayesine eklemlenmesinin, sermaye artırım kararına uyan hissedarların karşıladığı miktarı kullanamamalarından kaynaklanacak kardan yoksun kalması, öte yandan ödedikleri sermaye miktarından kaynaklanacak kardan sermaye artırım kararı gereğini ifa etmeyen hissedarlarında yararlanacak olmasının eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, hal böyle olunca da yönetim kurulu üyesi davalıların ödenmiş sermayenin iadesi kararında sorumluluğunu gerektirecek ana sözleşmeye ve yasaya aykırı her hangi bir iş ve işleminin söz konusu olmadığı, yine her ne kadar davacı tarafça bu iadeden kaynaklanan şirketin 18.000.000 TL faiz ödemesi sebebiyle zararının bulunduğu iddia edilmiş ise de, az yukarıda açıklandığı üzere işlemin mahkeme hükmüne dayanması ve eşit işlem ilkesi gereğinin ifası nedeniyle şirketin zararından söz edilemeyeceği gibi zarar olsa dahi yönetim kurulu üyesi davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği,13/03/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış işlemi ile 1.455.618,50 TL tutarında ki ... plaka sayılı ... marka aracın (... Anonim Şirketi adına) ... no lu demirbaş hesabına alındığı, 31/03/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı işlem ile demirbaş hesabında bulunan aracın 254 0101 00 00 taşıtlar-binek araçları hesabına virman kaydının yapıldığı, söz konusu aracın şirket envanterine kayıtlı olduğu, şirket mal varlığına artı değer getirdiğinden aracın alınması nedeniyle şirketin her hangi bir zararının oluşmadığı, şirketin aldığı araca muaddillerinden daha yüksek bedel ödediği ve bu suretle şirketin daha fazla bedel ödemek suretiyle zarara uğradığı hususunun ispat edilmediği,09/10/2013 tarihli ve ... no lu Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine göre, ... Anonim Şirketi'nin sermayesinin 24.070.000 TL den 63.787.325 TL ye artırıldığı, artırılan miktarın 39.717.325 TL olduğu, 17.717.324,32 TL sinin enflasyon düzeltme olumlu farklarından oluştuğu, 22.000.000,68 TL nin şirketin tek ortağı olan ... Anonim Şirketi tarafından taahhüt edildiği, 15 Ağustos 2014 tarih ve 8632 sayılı ticaret sicil gazetesinden anlaşılacağı üzere ...ğın 04/08/2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 63.787.325 TL den 86.787.325 TL ye artırılmasına karar verildiği, artırılan sermayenin 13.569.773,91 TL sinin ... Anonim Şirketi'nin ... Havacılığa nakden ödenmiş sermaye avansından karşılandığı, 9.430.226,09 TL sinin ... Anonim Şirketi tarafından nakden taahhüt edildiği, 3 Ekim 2014 tarih ve 8667 sayılı ticaret sicil gazetesinden anlaşılacağı üzere ...'un 20/08/2014 tarihli olağan genel kurulunda sermayenin 64.039.220,16 TL den 154.039.220,16 TL ye artırılmasına karar verildiği, artırılan sermayenin 56.804.800 TL sinin ... Anonim Şirketi'nin ... nakden ödenmiş sermaye avansından karşılandığı, 33.195.200 TL sinin ...  Anonim Şirketi tarafından nakden taahhüt edildiği, ... Anonim Şirketi'nin 2013 yılında uçak alımı yaptığı, şirketin esas sözleşmesin de tarif edilen iştigal alanına göre uçak alımının şirketin iştigal alanına ilişkin olması, alınan uçağın şirketin aktifinde bulunması ve şirket mal varlığına artı değer katması göz önüne alındığında davacı tarafın bu işlemle şirketin zarara uğratıldığı iddiasının yerinde olmadığı, az yukarıda açıklanan şirketlerde sermaye artırım kararı verilmesinin tüm ortaklara ilişkin olduğu, bu kararlar ile yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları, zarar ile yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği, yine ... üzerinden yapılan seyehat masrafları, uçuş giderleri ve bu şirket üzerinden bu nevi işlemler nedeniyle şirketin ve ortaklarının zarara uğratıldığı iddiasının ispat edilemediği (zararın, yönetim kurulu üyeleri davalıların kusurlu işlem ve eylemleri ile illiyet bağının) Her ne kadar davacı tarafça Şırnak projesi kapsamında yapılan masraflar ve ödenen cezai şart nedeniyle ... Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyesi davalılar tarafından zarara uğratıldığı, ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyelerinin ortağı oldukları şirketlere  ... Anonim Şirketi'nden kaynak aktarımında bulunarak şirketi zarara uğrattıkları iddiasında bulunulmuş ise de, şirketin serbest piyasa koşullarında Şırnak projesi kapsamında ki ticaretine ilişkin iş ve işlemlerinde şirketin zarara uğradığı, zarar veren iş ve eylemlerin davalı yönetim kurulu üyesi davalılardan sadır olduğu, davalıların kusurlu oldukları ve kusurlu iş ve işlemler ile zararlı sonuç arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilemediği, yine toplanan delillere göre davalı yönetim kurulu üyelerinin ortağı oldukları şirketlere kaynak aktarımı yaptıkları veya bu şirketlere raice uygun olmayan ticari faaliyetlerde bulunulduğunu gösterir delil sunulmadığı, bu suretle davalı yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğrattıkları hususunun ispat edilemediği, kaldı ki kaynak aktarımı yapıldığı iddia edilen şirketlere davacı ...'ün de ortak olduğu, yine davacı ...'ün pay sahibi olmadığı şirketlerle ... Anonim Şirketi'nin düşük meblağlı ticaretinin bulunduğu (örnek olarak ... şirketi ile 2013 yılında 3.222,06 TL 2014 yılında 661,06 TL) Toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporundan açıkça analaşılacağı üzere, ... Anonim Şirketi'nin 01/04/2014 tarihinde ... Anonim Şirketi ile ödünç para alma işlemi değerleme sözleşmesi yaptığı, bu değerleme çalışmasının, ... Anonim Şirketi'nin; ... Anonim Şirketi, ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nden almayı planladığı borç alımına ilişkin değerlendirmeleri içerdiği, bu değerleme raporuna göre TL bazında ki borçlanmanın % 11,50- % 17,20 faiz oranları ile, USD bazında ki borçlanmanın % 3,10- % 6,95 faiz oranları ile yapılmasının adil ve makul olacağı görüşüne yer verildiği, müteakip ... Anonim Şirketi'nin değerleme raporunda adil ve makul olduğu bildirilen faiz oranları aralığında ki faiz oranları ile (USD yönünden % 5.75, TL yönünden % 15,25 faiz oranları ile)  ...  Anonim Şirketi ile  ... Anonim Şirketi'ne borçlandığı, faiz oranlarının makul olduğu, yönetim kurulunun davacılar dahil olmak üzere borç alım istemini hissedarlara ilettiği, yönetim kurulunun faiz oranları yanı sıra finansmanın geri ödemesi başta olmak üzere borçlanma koşullarını değerlendirip uzman görüşü alınmak suretiyle (değerleme raporu) işlem yaptığı, yönetim kurulu üyesi davalıların bu hususta sorumluluğunu gerektiren her hangi bir husus olmadığı gibi bu işlem nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları, zarar ile yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği,  ... Holding Anonim Şirketi'nin 2014 yılı faaliyet raporuna göre 2.780.419,62 TL tutarında bağış yapıldığı, bu miktarın 2.000.000 TL sinin Yalova Üniversitesine 21/11/2014 tarihinde verildiği ve ... Holding Anonim Şirketi grup şirketlerine Yalova Raif Dinçkök Rektörlük Binası bağışı olarak fatura edildiği, yapılan bağışın büyük çoğunluğunun üniversiteye geri kalan miktarının da eğitim ve öğretim kurumlarına yapıldığı, bu bağışların sosyal amaç gütmesi ve grup şirketlerine dağıtılmış olması nedeniyle ... Holding Anonim Şirketi'nin zararının söz konusu olmadığı, kaldı ki bu işlem nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları, zarar ile yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği, Toplanan delillerden ve hükme esas alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, 19/04/2013 tarihli incelemeye başlama tutanağı ile şirketin 2010 ve 2011 hesap dönemleri itibariyle vergi yönünden tam incelemeye alındığı, 30/03/2015 tarih ve 2015/51 karar nolu uzlaşma tutanağına göre salınan vergi ve kesilen cezaların 2.200.000 TL olması hususunda uzlaşma tutanağı imzalandığı, sırf şirketin vergi incelemesine tabi tutulmasının ve vergi cezası ödemesinin yönetim kurulu üyesi davalıların sorumluluğunu gerektirmeyeceği, kaldı ki bu işlem nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları, zarar ile yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin faaliyet raporlarına göre, ... Holding Anonim Şirketi'nin 2013 yılı hesap dönemi içerisinde yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerine sağlanan (ücret, prim vb) mali menfaatlerin toplam tutarının 9.308.685,33 TL olduğu, verilen ödenek, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri ile ayni ve nakdi imkanlar, sigortalar (yönetici sorumluluk sigortası dahil) ve benzeri teminatların toplam tutarının 550.342,04 TL, üst düzey yönetime sağlanan faydaların toplamının 9.859.027,37 TL olduğu, ... Holding Anonim Şirketi'nin 2014 yılı hesap dönemi içerisinde yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerine sağlanan ücret, prim gibi mali menfaatler toplam tutarının 13.597.552 TL olduğu, diğer mali menfaatler tutarının 115.911,03 TL olduğu, üst düzey yönetime sağlanan faydaların toplamının 13.713.463,03 TL olduğu, 2013 yılına ilişkin hukuk, kurumsal iletişim, insan kaynakları, stratejik planlama, iç denetim ve finans giderlerinin 3.628.652 TL olduğu, bu açıklanan giderlerin şirketin aktif büyüklüğü göz önüne alındığında yüksek olmadığı (şirketin 2013 yılı aktif büyüklüğü 1.249.247.079 TL) yönetim kurulu üyesi davalıların sorumluluğunu gerektirecek her hangi bir durumun söz konusu olmadığı,  kaldı ki bu işlem nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları, zarar ile yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği, toplanan delillerden analaşılacağı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, şirketin 2013 yılı yönetim kurulu ücret giderlerinin 25.800 TL, 2014 yılı yönetim kurulu ücret giderlerinin ise 27.000 TL, ... Anonim Şirketi'nin ticari defter ve kayıtlarına göre geçmiş yıllar karının ise 115.140.601,74 TL olduğu, 2014 yılı karından yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ye toplam 2.446.770,98 TL kazanç payı verildiği, ... grup şirketlerinde ücreti mukabilinde çalışan icracı yönetim kurulu üyelerine ise kazanç payı ödemesi yapılmadığı, yapılan ödemelerin şirketin net karı içerisinde % 2,12 oranında olduğu, yapılan ödeme, ödemenin şirketin geçmiş yıllar karına oranı göz önüne alındığında şirketin açıklanan bu işlem ve uygulamalarının Türk Ticaret Kanununun 511.maddesine (Türk Ticaret Kanununun 511.maddesi - Yönetim kurulu üyelerine kazanç payları, sadece net kârdan ve ancak kanuni yedek akçe için belirli ayrım yapıldıktan ve pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşi oranında veya esas sözleşmede öngörülen daha yüksek bir oranda kâr payı dağıtıldıktan sonra verilebilir) aykırı olmadığı gibi yönetim kurulu üyelerine yüksek ücretin yanı sıra hukuka aykırı şekilde yüksek ek menfaat sağlandığı davacı taraf iddialarınında yerinde olmadığı, kaldı ki yönetim kurulu üyelerine hak etmedikleri menfaatler sağlandığı, bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları, zarar ile yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı ve toplanan delillerden de açıkça anlaşılacağı üzere, Yeminli Mali Müşavir ... tarafından tanzim edilen (bilançoların dayanağı) 30/09/2013 tarihli raporda ki tespitler ile ... Anonim Şirketi'nin 31/12/2012 ve 31/08/2013 tarihli bilançolarının uyumlu olduğu, bilançoların muhasebe ilke ve kurallarına aykırı olmadığı, hal böyle olunca da davacı tarafın hazırlanan bilançoların gerçeği yansıtmadığı iddiasının yerinde olmadığı, kaldı ki bilançoların gerçeği yansıtmadığı, bu sebeple şirketin zarara uğradığı ve yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu eylem ve işlemleriyle zarar arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği,  dosyada da mevcut şirketin ve bağlı şirketlerin genel kurul toplantı tutanakları ile ticaret sicil gazetelerine göre; bağlı şirketlerin 2013 yılı olağan genel kurul toplantılarının yapıldığı ve 2014 yılı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, davacıların temsilcileri aracılığıyla genel kurul toplantılarına katıldıkları, gündem konularına ilişkin soru yöneltip müzakerelere katılarak oy kullandıkları, davacıların genel kurul toplantılarının zamanında yapılmadığı, bilgi alma ve inceleme haklarının engellendiği iddialarının bu suretle yerinde olmadığı, kaldı ki bu hususta her hangi bir ispat bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça,  ... Anonim Şirketi ile bağlı şirketlerde ortaklık yapılarının ve pay oranlarının değiştirilmesi suretiyle  ... Anonim Şirketi'nin hakim ortaklarınca şirket hakimiyetinin büsbütün ele geçirilmesi için bir takım hileli işlemler yapıldığı, şirketin kar ve zarar yapılarının değiştirildiği, kredi borçlarının aktarılması ve fon aktarımları ile şirketin mali yapıları ile oynanmak suretiyle suni sermaye artışı gereksinimleri yaratıldığı, pay sahiplerinin bundan etkilendiği ve zarar gördüğü,  ... Anonim Şirketi'ne bağlı ortaklıklardan piyasanın altında bir rakamdan ve transfer fiyatlandırmasına uyulmadan atıl fon aktarıldığı, 2014 yılında ... şirketinden ...Anonim Şirketi'ne kredi aktarılması sırasında şirketin zarara uğratıldığı, ... Anonim Şirketi yönetim kurulunun ... şirketinin zararının bir önceki yıla göre 194.169.750 TL artmasına sebep oldukları, yine ... Anonim Şirketi'nin ... 55.491.800 TL. ...Anonim Şirketi'ne 126.164,92 TL ...Anonim Şirketi'ne 218.254,43 TL, ... Anonim Şirketi'ne 13.569.773,91 TL sermaye avansı aktarıldığı, sermaye artırımına gerek olmamasına rağmen sermaye artırım avansı aktarılmak suretiyle şirketin zarar gördüğü, yönetim kurulunun zarar eden şirketlere yaklaşık olarak 180 milyon TL değer düşüş karşılığı ayırmak suretiyle şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramalarına neden olduğu, ... ve ... şirketlerinde gerçekleştirilen sermaye artışı ve ... gerçekleştirilen hisse alımı nedeniyle pay sahipleri ve ... Anonim Şirketi'nin zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de, yapılan yargılamada toplanan delillerden açıkça anlaşılacağı üzere ... Anonim Şirketi'nde ortakların eşit oranda sermayenin % 33,33 üne sahip oldukları bu suretle azınlık ve çoğunluk hisse yapısının söz konusu olmadığı, yasal zorunluluklar gereği ... Anonim Şirketi'nin bağlı ortaklıklarına ilişkin muhasebesel olarak değer düşüklüğü karşılığı ayırması nedeniyle yönetim kurulunun bu işlemden sorumlu olmayacağı, kaldı ki davacı tarafça az yukarıda açıklanan iddialar nedeniyle şirketin zarara uğradığı, işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları, zarar ile yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği, bu suretle davacı tarafın açıklanan iddialarının yerinde olmadığı, 01/04/2014 tarihli 12 sayılı ve 07/04/2014 tarih 14 sayılı yönetim kurulu kararı ile . ... Anonim Şirketi yönetim kurulunun şirket hissedarlarından 2 yıl vadeli, 25.000.000 TL için yıllık % 15,25 faiz oranıyla 25.000.000 USD için yıllık % 5,75 faiz oranıyla borç alınmasına karar verdiği, borç alma talebinin  ... Anonim Şirketi'ne Beşiktaş ....Noterliğinin 08/04/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirildiği, davacılar tarafından yönetim kurulunun açıklanan kararının butlanının tespiti hususunda İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde davacıların davasının 2014/959 esas sayılı karar ile reddedildiği, İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin davacıların davasını reddeden kararının istinaf aşamasında olduğu, borç talep etme kararı ile ilgili olarak ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyeleri aleyhine ve... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyeleri hakkında borç verme nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu, bu suç duyuruları nedeniyle açılan davalarda İstanbul 62.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/181 esas sayılı ve İstanbul 37.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/208 esas sayılı kararı ile iddialara ilişkin yönetim kurulu üyelerinin beraatine karar verildiği ve her iki kararında istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği, yönetim kurulunun borç alınmasına ilişkin kararının, belirlenen vade ve faiz oranlarının  ... Anonim Şirketi tarafından düzenlenen değerleme raporuna dayandığı, yönetim kurulunun borç alınmasına ilişkin karardan önce uzman görüşüne başvurduğu, düzenlenen değerleme raporunda belirtilen faiz aralığında bir faiz belirlediği, hal böyle olunca da faiz oranlarının, borç vadesinin makul olduğu ve şirketin her hangi bir zararının bulunmadığı, bu suretle yönetim kurulu üyesi davalıların sorumluluğunu gerektirecek her hangi bir durumun söz konusu olmadığı, ... Anonim Şirketi tarafından 2014 faaliyet döneminde 2.726.456,15 TL lik maddi ve maddi olmayan duran varlık alımı yapıldığı, bu alımlar nedeniyle yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu davrandıkları ve şirketi zarara uğrattıkları, davalıların eylem ve işlemleri ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilmediği, yine bu alımlara ilişkin bedellerin ve değerleme raporlarının gerçeği yansıtmadığının davacılar ile şirket arasında özel denetçi atanması davasının konusu olduğu ve davanın İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/686 esas sayılı kararı ile reddedildiği, maddi ve maddi olmayan duran varlık alımları neticesinde ... Anonim Şirketi'nin zarara uğratıldığı yönündeki davacı taraf iddiasının sübut bulmadığı, toplanan delillere göre 2014 yılında ... Anonim Şirketi üst yönetimine verilen ücretlerin 2013 yılına kıyasla % 39 luk bir artışla 9.859.028 TL den 13.717.463 TL ye yükseldiği, söz konusu artışın ... Anonim Şirketi'nin net dönem karında ki % 39 luk artış ile paralellik arz ettiği, yine şirketin iştiraklerinden elde ettiği temettü gelirlerinin bir önceki yıla kıyasen % 38 artış gösterdiği, hal böyle olunca da ... Anonim Şirketi'nin üst düzey yöneticilerine şirket performansına paralel olarak ücret ve diğer kazandırmaların piyasa koşullarına uygun ve makul olduğu, bu suretle açıklanan uygulamalar ile şirketin zarar gördüğü iddiasının yerinde olmadığı, yönetim kurulu üyesi davalıların sorumluluğunu gerektirecek her hangi bir durumun söz konusu olmadığı, ... Anonim Şirketi tarafından, ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi'nin hisselerinin alımı için ... Anonim Şirketi'ne 5.200.000 TL hisse alım avansı ödendiği, müteakip sermaye yetersizliği nedeniyle bu avans ödemesinin geri alındığı, başka bir anlatımla ticari hayatta olağan bir uygulama olduğu üzere şirketin ticari faaliyeti kapsamında hisse alımı için avans ödediği ve yatırım kararından vazgeçerek avans ödemesini geri aldığı hal böyle olunca da, şirketin zararının ve bu zarardan sorumluluğun söz konusu olmadığı, ...  Anonim Şirketi'nin ... tarafından kullanılan 6.000.000 USD, ... tarafından kullanılan 10.000.000 USD tutarında ki kredilere kefil olduğu, şirketin bağlı iştiraklerinin kullandığı finansman nedeniyle kefalet vermesinin veya finansman temin yada finansman teminine yardımcı olmasının bir holding şirketi olması nedeniyle ana faaliyet konusu içerisinde yer aldığı, kaldı ki  ... Anonim Şirketi'nin bu kefaletleri nedeniyle her hangi bir ödemede bulunmadığı, hal böyle olunca da şirketin zararından söz edilmeyeceği ve davacı tarafın açıklanan hususta ki iddialarının yerinde olmadığı, ... Anonim Şirketi tarafından 2014 faaliyet yılına ilişkin kullanılmayan izin haklarına yönelik 163.781 TL karşılık ayrıldığı, çalışanlar tarafından izinlerin kullanılmamış olması nedeniyle ... Anonim Şirketi tarafından karşılık ayrılmış olmasının zarar doğurucu nitelikte bulunmadığı, zira kullanılmayan izin sürelerince şirket çalışanlarının çalışmalarına devam ettiği, dolayısıyla şirket tarafından ayrılan karşılık tutarına denk gelen bir iş gücü satın alındığı, ayrılan karşılık nedeniyle çalışanlara bir ödemeninde söz konusu olmadığı, kullanılmayan izinlerin müteakip kullanılmasının da mümkün olduğu, hal böyle olunca da davacı tarafın açıklanan hususta ki iddialarının yerinde olmadığı,Özetle ve öz olarak; her ne kadar davacı tarafça asıl ve birleşen davalarda... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyesi davalıların, kanun yada şirket esas sözleşmesiyle yüklenen görevlerini kusurları ile ihlal ettikleri ve bu suretle şirketi ve ortaklarını zarara uğrattıkları iddia edilmiş ise de, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı, özellikle hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacıların iddialarının sübut bulmadığı, asıl ve birleşen davalarda ki davacı iddiaları gereğince yönetim kurulu üyesi davalıların kusurlu davrandıkları, kusurlu iş ve işlemleri nedeniyle şirketin zarar gördüğü ve bu zarar ile yönetim kurulu üyesi davalıların iş ve işlemleri arasında illiyet bağının bulunduğu hususunun ispat edilemediği sonucuna ve vicdani kanaatine varılarak asıl ve birleşen davalarda ki davacıların sübut bulmayan iddialarına dayalı davalarının reddine...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usulen hatalı olduğunu, mahkemece eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak, belirsiz alacak davası kapsamında ikame edilen uyuşmazlık konuların ile ilgili müvekkilinin talep miktarını belirlemesini mümkün kılacak gerekli incelemeler yapılmaksızın ve tahkikatın bittiği taraflara tefhim edilmeden hüküm tesis edildiğini, bu kapsamda, mahkemece karar verilmesinden önce, taraflarınca açıkça talep edilmiş olmasına rağmen, belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olan asıl ve birleşen davalara ilişkin talep miktarlarının mevcut bilgiler çerçevesinde arttırılması için taraflarına süre verilmediği gibi zaten mahkemece hükmün tesis edildiği aşamada müvekkilince alacak miktarını belirli hale getirme imkanının da olmadığını, her ne kadar mahkeme kararı 27 sayfadan oluşmakta ve uyuşmazlığın tümü hakkında ayrıntılı inceleme yapıldığı yönünde bir izlenim oluşturmakta ise de kararın içeriği incelendiğinde asıl ve birleşen davalara ilişkin usul ve yasaya uygun şekilde değerlendirme yapılmadığını, kararın denetime elverişsiz, yetersiz ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, asıl ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı inceleme yapılmadığını hatta bazı uyuşmazlık kalemleri bakımından hiçbir şekilde inceleme yapılmadığını ve gerekçeli kararın değerlendirme bölümünde bu uyuşmazlık kalemleri bakımından tek kelime dahi edilmediğini, asıl ve birleşen dava dosyalarına daha önce HMK m. 293 çerçevesinde sunulmuş olan uzman görüşlerinin hiçbir şekilde incelenmediğini ve dikkate alınmadığını, kararın bu yönüyle eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu, mahkemece daha önce görevlendirilen bilirkişilerce hazırlanan 12.01.2017  tarihli bilirkişi kök raporu ile 04/10/2017 tarihli bilirkişi ek raporunun dikkate alınmasının mümkün olmadığının mahkemece açıkça kararı bağlandığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu çağrıya istinaden alınan hukuka aykırı sermaye artırım kararı sonrasında şirket sermayesinin iade edilmesi ve bunun akabinde ortaklardan borç alım talebinde bulunması nedeni ile şirketin zarara uğratıldığını, şirketin vergi incelemeleri neticesinde ortaya çıkan zararlar nedeniyle yönetim kurulunun sorumlu olduğunu, şirket kambiyo zararlarının mahiyetinin tespiti ile davalılardan tahsili gerektiğini, açıklanan nedenlerle kararın davanın esası ile ilgili olarak göstermiş oldukları delilleri toplamaksızın ve gösterilen deliller hiç değerlendirilmeksizin karar verilmiş olması ve uyuşmazlık konularından biri ile ilgili olarak hiç karar verilmemiş olması nedenlerine dayalı olarak kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye ya da uygun görülecek başka bir mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilmesine, mahkemenin bu yönde karar vermemesi halinde ise mahkemenin usul hukukuna, yasaya ve maddi olaylara uygun olmayan ve müvekkilleri aleyhine hükmedilen kararın kaldırılarak, asıl ve birleşen davaların talepleri gibi tümüyle kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE :Asıl ve birleşen davalar, yöneticilerin şirketi zarara uğrattıklarından bahisle anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olup olmadığı, davalı yöneticilerin, şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları ve varsa zarardan sorumlu olup olmadıkları noktalarındadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelidir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevlerin kapsamına göre belirlenir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kusur sorumluluğu olup, yönetim kurulu üyesi üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayarak her zaman sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğü, kurulda kendisine tanınan yetki ile sınırlıdır.Yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkündür.TTK'nın 557. maddesi gereğince birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur.  Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir. Birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.Somut olayda davacı asıl ve birleşen davalarda, ... Anonim Şirketi'nin 31/10/2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırım kararının yürürlüğünün İstanbul 34.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/317 esas sayılı tedbir kararı ile durdurulması üzerine  ... Anonim Şirketi yönetim kurulu tarafından 2014 yılı Ocak ayında alınan karar ile mahkemenin ihtiyati tedbir kararı ve eşitlik ilkesi gerekçe gösterilerek ödenmiş 150.000.000 TL sermayenin , ödeyenlere iadesine karar verildiğini, yönetim kurulunun sermayenin iadesini müteakip ihtiyaç olmamasına ve bankalara müracaat edilebilecek olmasına rağmen ortaklardan fahiş oranlardaki faiz oranları ile borç aldığını, yönetim kurulu üyelerinden borç alınmak suretiyle yönetim kurulu üyelerine örtülü kazanç sağlandığını, 31/10/2013 tarihli sermaye artırım kararının İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/549 esas sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine yönetim kurulunun davacıların şirketteki paylarını azaltmak ve davacıların zarar görmelerini temin için 20 gün ara ile şirketi iki kez olağanüstü genel kurul toplantısına çağırarak şirket sermayesinin  artırılmasına sebep olduğunu, ... Anonim Şirketi'nin 22/04/2014 tarihli genel kurulunda danışmanlık ve bağış giderlerinin yükseltildiğini, ortakların onayı olmadan ve ortaklara dağıtılacak kar payını azaltıcı şekilde 2013 ve 2014 yıllarında fahiş bağış yapıldığını, bu bağışları vergi matrahından düşülmediğini , yönetim kurulunun ... Anonim Şirketi tarafından yüksek miktarlı bir sermaye artırım kararı alınmış iken aynı zamanda ... plaka sayılı ... marka lüks araç alımı yaptığını, fahiş fiyatlı lüks otomobilin bilançoya yanlış aktarıldığını, ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyesi davalıların vergi mükellefiyetlerini gereği gibi yerine getirmediklerini, ... Anonim Şirketinin tam hakim olduğu ...Anonim Şirketi'nin sürekli zarar eden yapısı karşısında tasfiye edilmesi gerekirken 05/04/2012 tarihli ... Anonim Şirketi'nin genel kurulunda ... Anonim Şirketi bu şirkete 3.270.000 TL tutarında nakdi sermaye bedeli ödeyerek şirketteki hisse payını % 100 e çıkardığını, yönetim kurulunun ... şirketi için lüks nitelikte ikinci uçağın alındığını, ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyelerinin ortağı olduğu şirketlere ... ve bağlı şirketlerinden kaynak aktarımı yaptıklarını, Şırnak projesi nedeniyle ... Anonim Şirketi'nin bir kısım masraflara katlanmak zorunda kaldığını, ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyesi davalıların üst yönetim giderlerinde meydana gelen anormal artış, yönetim kurulu üyelerine yüksek ücret dışında ek menfaatler sağlandığını, hukuka aykırı alınan kararlar nedeniyle pay sahiplerinin açtıkları davalardaki hukuki yardım, hukuki mütalaa ve diğer yüksek oranda  gider yapıldığını , bilançoların genel kurula ibraz edilmediğini , ibraz edilen bilançoların gerçeği yansıtmadığını , bağlı iştiraklerde genel kurul toplantılarının zamanında yapılmadığını, ... Anonim Şirketi ve bağlı iştiraklerin 2014 yılında yapılan 2013 yılı genel kurullarında davacıların temsil edilme haklarının kısıtlandığını, davacıların temsilcilerinin gündem maddelerine ilişkin konuşma sürelerinin sınırlandırıldığını,  davacıların inceleme ve bilgi edinme haklarının ihlal edildiğini, ...Bölgesinde yapılan ödeme ile ... Anonim Şirketi’nin hakim ortaklarının kurmuş olduğu Akgirişim şirketine usulsüz para aktarıldığını, ... tarafından kullanılan kredilerin ... Anonim Şirketi veya ... Anonim Şirketi üzerinden diğer grup şirketlere kullandırılması nedeniyle örtülü kazanç transferi yapıldığını, şirketin kambiyo zararlarının bulunduğunu, genel kurul öncesi ortakların incelemesine sunulan faaliyet raporu, bağımsız denetim raporu, bilanço ve mali tablolar ile genel kurul sonrası ... Anonim Şirketi'nin web sayfasında ilan edilenler arasında önemli farklılık bulunduğunu , yönetim kurulunun atıl fon ve kredi artırımı yaptığını,  faaliyette olmayan bağlı şirketlere avans verdiğini , zarar eden bağlı şirketlere  yaklaşık olarak 180 milyon TL değer düşüş karşılığı ayrıldığını, zarar eden bağlı şirketlerde sermaye artırımı ve hisse alımı yapıldığını , maddi ve maddi olmayan duran mal varlığı alımlarının zarara yol açtığını, bağlı şirketlerin kullandığı kredilere kefil olunduğunu, çalışanların yıllık izin kullanımlarını organize edilmediğini beyan ederek  şirketin doğrudan , davacı pay sahiplerinin ise dolaylı olarak zarar uğratıldığını , davacıların hukuka aykırı kararların iptali için açtıkları davalarda teminat karşılamak suretiyle doğrudan zarara uğradıklarını ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar ise şirkette çoğunluk payının söz konusu olmaması nedeniyle azınlık haklarının ihlalinden söz edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, davacıların genel kurulu belirli bir yönde davranmaya ve oy kullanmaya sevk etme gayesinde olduklarını, ...  Anonim Şirketi'nde kardeş olan davacı ..., ... ve ...'nin % 33,33 oranında eşit olarak hissedar olduklarını, bu nedenle 31 Ekim 2013 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan sermaye artırım kararının her paydaş yönünden eşik hak ve sorumluluklar doğurduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin yasal yükümlülüklerine eksiksiz riayet ettiklerini, ... adına yapılan tüm işlemleri bağlılık ve özen yükümü ile dürüstlük kuralına uygun yerine getirdiklerini, davacıların bunun aksi iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığı gibi davacıların bu hususta somut iddia ve delilinin de bulunmadığını, davacıların genel kurulun yetki ve tasarrufunda bulunan hususlarda yönetim kurulu üyelerini sorumlu tutmaya çalıştıklarını, iddia edildiği gibi davalı yönetim kurulu üyelerine yapılan her hangi bir hukuka aykırı ödeme veya bir kısım davalıların sahip oldukları şirketlere yapılan hukuka aykırı bir kaynak aktarımının söz konusu olmadığını, ... yönetim kurulunun hissedarlar arasındaki eşitlik ilkesini gözeterek ve aynı zamanda ... rasyolarını belirli bir seviyede tutmak zorunluluğu ile bir kısım hissedarlardan borç alınması yönünde karar almasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, kaldı ki borç alınmasına davacıların sebep olduğunu, eğer bir zarar ve zarardan sorumluluk söz konusu ise davacıların zarardan sorumlu olduklarını, zira sermaye artırım kararının yürürlüğünün davacıların talebi üzerine durdurulmasının ardından, mahkeme kararı ve sermayeyi karşılayanların talebi yine eşit işlem ilkesi gözetilerek karşılanan sermayenin iadesine karar verildiğini ve kararın hukuka uygun olduğunu, ... sosyal sorumluluk bilinci ile yaptığı bağışların fahiş olduğu iddiasının yerinde olmadığını, kaldı ki şirket adına yapılan işlemlerden yöneticilerin sorumluluğunun yasal olarak olanaklı olmadığını, yapılan bağışların usulüne uygun vergi matrahından düşüldüğünü, ... marka aracın şirket adına kayıtlı olup özel şahıs adına kayıtlı olmadığını, şirket mal varlığı içerisinde olması nedeniyle şirketin zararının olduğu iddiasının yerinde olmadığını, ... vergi incelemesi neticesinde yasal olarak ödemekle yükümlü olduğu meblağdan davalıların sorumlu olmadığını, ... Anonim Şirketi'ne yatırım yapılmasının, bu kapsamda uçak satın almak, kiralamak gibi amaçlarla hava taşımacılığı ile iştigal eden bir şirkete yeni bir uçak alınmasının zarar olarak yansıtılmaya çalışılmasının davacıların davalarında kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davalıların hissedarı olduğu şirketlere ... kaynak aktarıldığı iddiasının genel kurullarda verilen cevaplar da değerlendirildiğinde yerinde olmadığını, davanın yöneticilerin sorumluluğu davası olması nedeniyle bağlı şirketlerin işlemlerinin bu davada dinlenme olanağının bulunmadığını, Şırnak projesinin ... gerçekleştirmeye çalıştığı projelerden biri olduğunu, ticari hayatta gerçekleştirilmesi istenen her projenin düşünüldüğü gibi gerçekleşmeyebileceğini ve bundan yöneticilerin sorumlu olmayacağını, yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsen sorumlu olmadıklarını, kusurlarıyla bir zarara sebep olmaları halinde sorumlu olacaklarını, iddia edildiği gibi davalı yönetim kurulu üyelerinin kusurlarıyla şirkete zarar vermesinin söz konusu olmadığını, davacıların aynı mahiyette ki iddialar sebebiyle asıl ve birleşen davaları açtıklarını, davalarda iddia edilen hususların gerçek olmadığını, davacıların her hangi bir ispatta bulunmadıklarını ve soyut iddialarda bulunduklarını, davaların kişisel husumet nedeniyle açıldığını ve iyi niyetli olmadığını beyan ederek davaların reddi gerektiğini savunmuştur. Bilirkişiler tarafından yapılan inceleme sonucu hazırlanan 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ...  Anonim Şirketi'nin 31.10.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan  sermaye artırım kararının yürütülmesinin tedbiren durdurulması sonucunda sermaye artırım kararı gereğince ödenmiş sermayenin ödeyenlere iadesine karar verildiği, bu kararın mahkemenin tedbir kararına ve Türk Ticaret Kanununun 357.maddesinde ifade edilen eşit işlem ilkesine dayalı olduğu, ödenmiş sermayenin iadesi kararının  örtülü kaynak aktarımı niteliğinde olmadığı, bu iade nedeniyle ödeme yapan  pay sahiplerine 18.000.000 TL faiz ödenmesinde şirketin zararından söz edilemeyeceği belirtilmiştir.  ... Anonim Şirketi yönetim kurulunun rüçhan haklarının kullanılmasına ve bakiye sermaye taahhüdü borçlarının ödenmesine ilişkin 31.10.2013 tarih ve 27 sayılı kararının butlanının tespiti ve yürütülmesinin tedbir yoluyla durdurulması istemiyle ikame edilen İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1115 Esas (Kapatılan 34.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/317Esas) sayılı dosyasında 16.12.2013 tarihli ara kararı ile 27 sayılı yönetim kurulu kararının yürütülmesinin tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmiş, davalı ... A.Ş. vekili tarafından “ihtiyati tedbir kararının, kararın muhatabı olan davalı şirket ve iştirak taahhütnamesi imzalayarak arttırılan sermayeye katılan tüm pay sahipleri hakkında hüküm ifade edip bağladığı hususunda derkenar verilmesi” talebiyle yapılan başvuru üzerine 17.09.2015 tarihli ara karar ile “ 31.10.2013 tarih ve 27 Sayılı Yönetim Kurulu Kararının iptali ile ilgili 16.12.2013 tarihli ihtiyati tedbir yoluyla yönetim kurulu kararının kullanılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının T.T.K 357. ve HMK 391/c maddesine göre pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulduğundan davalının taraflarını bağlayacağına\" ilişkin karar verilmiştir. Sermaye artırım kararı gereğince ödenmiş sermayenin bu ara kararlar gereği ödeyenlere iadesine karar verildiği gözetildiğinde yönetim kurulu üyesi olan davalıların ana sözleşmeye ve yasaya aykırı herhangi bir iş ve işlemleri  söz konusu değildir. Mahkemenin tedbire ilişkin kararlarına ve eşit işlem ilkesine dayanarak, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü altında olan şirketin, sermaye arttırım kararı gereğince ödeme yapan pay sahiplerine, ödenmiş  sermayeyi ticari iş kapsamında faiziyle birlikte geri ödemesi sebebiyle yönetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.  12.01.2017 ve 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında 13.03.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış işlemi ile 1.455.618,50 TL tutarındaki ... plaka sayılı ... marka aracın ...  Anonim Şirketi adına demirbaş hesabına alındığı, 31.03.2014 tarihinde taşıtlar-binek araçları hesabına virman kaydının yapıldığı, söz konusu aracın şirket envanterine kayıtlı olduğu belirtilmiş olup,  şirketin aldığı araca muaddillerinden daha yüksek bedel ödediği ve araç alımı nedeniyle şirketin zarara uğradığının ve  zarar var ise zarara yönetim kurulu üyelerinin kusurlu işlem ve eylemlerinin sebep olduğunun ispatlanmamasına göre bu yönden yönetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 12.01.2017 ve  24.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında ...Anonim Şirketi'nin  04.08.2014  ve  20.08.2014 tarihli olağan genel kurul toplantılarında alınan kararlarla sermayenin artırılmasına karar verildiği, artırılan sermayenin bir kısmının ...  Anonim Şirketi'nin ... şirketine nakden ödenmiş sermaye avansından karşılandığı, kalanın ise ... Anonim Şirketi tarafından nakden taahhüt edildiği, ... Anonim Şirketi'nin 2013 yılında uçak alımı yaptığı, uçak alımının şirketin iştigal alanına ilişkin olduğu , alınan uçağın şirketin aktifinde bulunduğu belirtilmiş olup , uçak alımı nedeniyle şirketin zarara uğradığının ve  zarar var ise zarara yönetim kurulu üyelerinin kusurlu işlem ve eylemlerinin sebep olduğunun ispatlanmamasına göre ve  ... şirketi  üzerinden yapılan seyahat masrafları, uçuş giderleri ve bu şirket üzerinden bu nevi işlemler nedeniyle dosya kapsamında ...  A.Ş. tarafından ... şirketinden  alınan hizmetler nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin, şirketi ne şekilde zarara uğrattıklarına ilişkin somut bir belge veya delil bulunmadığı gözetildiğinde bu yönlerden yönetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 12.01.2017 ve  24.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında ... A.Ş. nezdinde inceleme yapılmadığı ve  Şırnak projesinde ödendiği iddia edilen cezai şart ve yapılan masraflara ilişkin yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirir bir delile rastlanmadığı belirtilmiştir. .... A.Ş.nin davada taraf olmadığı dikkate alındığında dosya kapsamındaki delillere göre Şırnak projesi kapsamındaki ticarete ilişkin iş ve işlemlerde şirketin ve ortaklarının zarara uğratıldığı, zarar var ise zarara yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kusurlu işlem ve eylemlerinin sebep olduğu ispat edilmemiştir. 12.01.2017 ve  24.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında davalı yönetim kurulu üyelerinin ortağı oldukları şirketlere kaynak aktarımı yaptıkları veya bu şirketlere rayice uygun olmayan ticari faaliyetlerde bulunulduğunu gösterir delil sunulmadığı, kaynak aktarımı yapıldığı iddia edilen şirketlere davacı ...'ün de ortak olduğu, davacı ...'ün pay sahibi olmadığı şirketlerle ... Anonim Şirketi'nin düşük meblağlı ticaretinin bulunduğu belirtilmiş olup, bu işlemler nedeniyle şirketin ve ortaklarının zarara uğratıldığı, zarar var ise zarara yönetim kurulu üyeleri olan davalıların  kusurlu işlem ve eylemlerinin sebep olduğu ispat edilmemiştir. 12.01.2017 ve  24.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında ... Holding Anonim Şirketi'nin üç büyük tüzel kişi ortağına  borç alımı önerisinde bulunduğu,  bu önerinin davacı şirket dışındaki diğer iki ortak tarafından kabul edildiği, 01.04.2014 tarihinde ... Anonim Şirketi ile ödünç para alma işlemi değerleme sözleşmesi yapıldığı, bu çalışmanın ... Anonim Şirketi'nin, ... Anonim Şirketi, ... Anonim Şirketi ve  ... Anonim Şirketi'nden almayı planladığı borç alımına ilişkin değerlendirmeleri içerdiği, bu değerleme raporuna göre TL bazındaki borçlanmanın % 11,50- % 17,20 faiz oranları ile USD bazındaki borçlanmanın % 3,10-% 6,95 faiz oranları ile yapılmasının adil ve makul olacağı görüşüne yer verildiği, değerleme raporunda bildirilen faiz oranları ile (USD yönünden % 5,75, TL yönünden % 15,25 faiz oranları) ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi'ne borçlanıldığı belirtilmiştir. Borç para veren ortakların, şirkete borç vermelerini engelleyen yasa maddesi bulunmamakla birlikte şirkete borç verme ortak sıfatıyla rızai olarak oluşan bir işlem olduğundan eşit işlem ilkesine aykırılıktan söz edilemeyeceği ve belirlenen faiz oranlarının bilirkişi incelemesi neticesinde makul bulunduğu gözetildiğinde bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları ispat edilmemiştir. 12.01.2017 ve  24.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında ...  Anonim Şirketi'nin 2014 yılı faaliyet raporuna göre 2.780.419,62 TL tutarında bağış yapıldığı, bu miktarın 2.000.000 TL sinin Yalova Üniversitesine 21/11/2014 tarihinde verildiği ve ...  Anonim Şirketi grup şirketlerine Yalova Raif Dinçkök Rektörlük Binası bağışı olarak fatura edildiği belirtilmiştir. Yapılan bağışın büyük çoğunluğunun üniversiteye, geri kalan miktarının da eğitim ve öğretim kurumlarına yapıldığı, bu bağışların sosyal amaç gütmesi ve grup şirketlerine dağıtıldığı, bağış tutarlarına dair KDV hesaplanmadığının  Genel Kurul tutanağına geçirildiği gözetildiğinde bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları  ispat edilmemiştir. 12.01.2017 ve  24.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında 19/04/2013 tarihli incelemeye başlama tutanağı ile şirketin 2010 ve 2011 hesap dönemleri itibariyle vergi yönünden incelemeye alındığı, vergi ve kesilen cezaların 2.200.000 TL olması hususunda uzlaşma tutanağı imzalandığı belirtilmiştir.  ... Anonim Şirketi'nin vergi incelemesine tabi tutulması ve vergi cezası ödemesinin tek başına yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirmeyeceği gözetildiğinde bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları ispat edilmemiştir.  12.01.2017 ve  24.01.2019 tarihli bilirkişi raporlarında 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin faaliyet raporlarına göre ... Anonim Şirketi'nin 2013-2014 yılı hesap dönemi içerisinde yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerine sağlanan mali menfaatlerin, verilen ödenek, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri ile ayni ve nakdi imkanlar, sigortalar ve benzeri teminatların şirketin aktif büyüklüğü göz önüne alındığında yüksek olmadığı, ... Anonim Şirketi'nin 2014 yılı karından yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ye toplam 2.446.770,98 TL kazanç payı verildiği, ... grup şirketlerinde ücreti mukabilinde çalışan icracı yönetim kurulu üyelerine ise kazanç payı ödemesi yapılmadığı, yapılan ödemelerin şirketin net karı içerisinde % 2,12 oranında olduğu belirtilmiştir. Yapılan ödemelerin  şirketin geçmiş yıllar kârına oranı göz önüne alındığında şirketin bu işlem ve uygulamalarının, yönetim kurulu üyelerine kazanç paylarının  sadece net kârdan ve ancak kanuni yedek akçe için belirli ayrım yapıldıktan ve pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde  beşi oranında veya esas sözleşmede öngörülen daha yüksek bir oranda kâr payı dağıtıldıktan sonra verilebileceğine ilişkin TTK'nın 511.maddesine aykırı olmadığı, davacılar tarafından şirketin belirli ortaklardan borç alım talebine ilişkin 01/04/2014 tarih  12  nolu ve 7/4/2014 tarih 14 nolu yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391.maddesi uyarınca batıl olduklarının tespiti hususunda İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/959 esasına kaydedilen  davada davanın reddine karar verildiği,  borç talep etme kararı ile ilgili olarak  ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyeleri ve ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyeleri hakkında  İstanbul 62.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/181 esas sayılı ve İstanbul 37.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/208 esas sayılı dosyalarda verilen beraat kararlarının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği gözetildiğinde bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların  kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları ispat edilmemiştir. 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda şirket bilançolarının dayanağı olan yeminli mali müşavir ...  30/09/2013 tarihli rapordaki tespitler ile ... Anonim Şirketi'nin 31/12/2012 ve 31/08/2013 tarihli bilançolarının uyumlu olduğu, bilançoların muhasebe ilke ve kurallarına aykırı olmadığı belirtilmiş olup, davacıların bilançoların gerçeği yansıtmadığı ve bu nedenle şirketin ve ortaklarının zarara uğratıldığı iddiası ispat edilmemiştir.Dosya kapsamındaki delillere göre ... Anonim Şirketi'nin ve bağlı şirketlerin genel kurul toplantı tutanakları ile ticaret sicil gazetelerine göre bağlı şirketlerin 2013 yılı olağan genel kurul toplantılarının yapıldığı, davacıların temsilcileri aracılığıyla genel kurul toplantılarına katıldıkları ve gündem konularına ilişkin soru yöneltip müzakerelere katılarak oy kullandıkları anlaşılmış olup, davacıların genel kurul toplantılarının zamanında yapılmadığı, bilgi alma ve inceleme haklarının engellendiği yönündeki  iddiaları ispat edilmemiştir. 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ... Anonim Şirketi'nde ortakların eşit oranda sermayenin % 33,33 üne sahip oldukları, bu suretle azınlık ve çoğunluk hisse yapısının söz konusu olmadığı, yasal zorunluluklar gereği ... Anonim Şirketi'nin bağlı ortaklıklarına ilişkin muhasebesel olarak değer düşüklüğü karşılığı ayırdığı belirtilmiştir. Bir holding şirketi olan ... A.Ş.'nin iştiraklerine sermaye tahsis etmesi ve söz konusu şirketlerdeki yatırımlarını korumak maksadıyla finansman ihtiyaçlarını gidermesinin Holding şirketlerinin doğal konusu içerisinde kaldığı, bu bağlamda ... Anonim Şirketi'ne bağlı ortaklıklardan piyasanın altında bir rakamdan ve transfer fiyatlandırmasına uyulmadan atıl fon aktarılması, 2014 yılında ... şirketinden ...  Anonim Şirketi'ne kredi aktarılması,  ... Anonim Şirketi'nin ...,  ... Anonim Şirketi'ne, ...Anonim Şirketi'ne , ...  Anonim Şirketi'ne sermaye avansı aktarılması, ... ve ...ada şirketlerinde sermaye artışı yapılması ve ... hisse alımı yapılması nedenleriyle yönetim kurulu üyelerinin şirketi ne şekilde zarara uğrattıklarına ilişkin somut bir belge ve delil bulunmadığı gözetildiğinde ... A.Ş.'nin ya da pay sahiplerinin zarara uğradığı ispat edilmemiştir. Davacı tarafından,  ... A.Ş. ile bağlı şirketlerde ortaklık yapılarının ve pay oranlarının değiştirilmesi suretiyle ... A.Ş.'nin hakim ortaklarınca şirket hakimiyetinin büsbütün ele geçirilmesi için bir takım hileli işlemler yapıldığı, şirketin kar ve zarar yapılarının değiştirildiği, kredi borç ve fon aktarımları ile şirketin mali yapıları ile oynanmak sureti ile suni sermaye artışı gereksinimleri yaratıldığı, böylelikle şirketin zarara uğratıldığı, bu kapsamda ... Anonim Şirketi yönetim kurulunun ... şirketinin zararının bir önceki yıla göre artmasına sebep olduğu ileri sürülmüş ise de iddia edilen hususlar kapsamında yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kusurlarından kaynaklı bir zarar meydana geldiğine yönelik somut bir belge veya delil bulunmadığı gözetildiğinde bu yönlerden sorumluluklarına gidilmesi mümkün değildir. 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ... Anonim Şirketi tarafından 2014 faaliyet döneminde 2.726.456,15 TL lik maddi ve maddi olmayan duran varlık alımı yapıldığı belirtilmiş olup, bu alımlara ilişkin bedellerin ve değerleme raporlarının gerçeği yansıtmadığına ilişkin davacılar ile şirket arasında görülen özel denetçi atanmasına ilişkin İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/686 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, bu hususta yönetim kurulu üyelerinin şirketi ne şekilde zarara uğrattıklarına ilişkin somut bir belge ve delil bulunmadığı gözetildiğinde ... A.Ş.'nin ya da pay sahiplerinin zarara uğradığı iddiası ispat edilmemiştir. 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda 2014 yılında ... Anonim Şirketi üst yönetimine verilen ücretlerin 2013 yılına kıyasla % 39 luk bir artışla yükseldiği, söz konusu artış ile ... Anonim Şirketi'nin net dönem kârındaki % 39 luk artış ile paralellik bulunduğu , ... Anonim Şirketi'nin üst düzey yöneticilerine şirket performansına paralel olarak ücret ve diğer kazandırmaların piyasa koşullarına uygun ve makul olduğu belirtilmiş olup,  bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları ispat edilmemiştir. 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ... Holding Anonim Şirketi tarafından ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketi'nin hisselerinin alımı için ... Anonim Şirketi'ne 5.200.000 TL hisse alım avansı ödendiği, müteakip sermaye yetersizliği nedeniyle bu avans ödemesinin geri alındığı belirtilmiş olup, şirketin ticari faaliyeti kapsamında hisse alımı için önce avans ödediği ve sonra yatırım kararından vazgeçerek avans ödemesini geri aldığı gözetildiğinde bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların  kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları ispat edilmemiştir. 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda  ... Anonim Şirketi'nin ... tarafından kullanılan 6.000.000 USD, ... tarafından kullanılan 10.000.000 USD tutarındaki kredilere kefil olduğu, şirketin bağlı iştiraklerinin kullandığı finansman nedeniyle kefalet vermesinin veya finansman temin ya da finansman teminine yardımcı olmasının bir holding şirketi olması nedeniyle ana faaliyet konusu içerisinde yer aldığı,  ... Anonim Şirketi'nin bu kefaletleri nedeniyle herhangi bir ödemede bulunmadığı belirtilmiş olup,  bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları ispat edilmemiştir. 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda  ... Anonim Şirketi tarafından 2014 faaliyet yılına ilişkin kullanılmayan izin haklarına yönelik 163.781 TL karşılık ayrıldığı, kullanılmayan izin sürelerince şirket çalışanlarının çalışmalarına devam ettiği, dolayısıyla şirket tarafından ayrılan karşılık tutarına denk gelen bir iş gücü satın alındığı, ayrılan karşılık nedeniyle çalışanlara bir ödemenin de söz konusu olmadığı belirtilmiş olup,  bu işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların  kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları ispat edilmemiştir.  24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda  ...  A.Ş.'nin Yalkim Organize Sanayi Bölgesi bir katılımcısı olduğu, Organize Sanayi Bölgesi Kanunu hükümleri gereğince katılımcıların belirli pay ve giderleri ödemekle yükümlü oldukları, bu kapsamda Yalkim Organize Sanayi Bölgesi tarafından ... A.Ş. adına katılım bedeli faturaları düzenlendiği belirtilmiş olup, dosya kapsamındaki delillere göre tanzim edilen bu faturaların ödenmiş olması nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kusurlu davranarak şirketi zarar uğrattıkları ispat edilmemiştir. Diğer yandan ... şirketine ihale edilen pek çok işte ... yeterli yetkinlikte olmadığı, ... şirketinin birçok işte taşeronla çalıştığı ve  ... A.Ş'nin kambiyo zararlarına uğradığı iddiaları  yönünden yönetim kurulu üyelerinin şirketi ne şekilde zarara uğrattıklarına ilişkin somut bir belge ve delil bulunmadığı gözetildiğinde bu yönlerden yönetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Ayrıca  pay sahiplerinin açtıkları davalarda  hukuki yardım, hukuki mütalaa ve diğer yüksek oranda  gider  yapılmak suretiyle  şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğratıldığı iddiası yönünden; basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü altında olan şirketin, hakkında açılan davalar için  hukuki yardım, mütalaa alması ve masraflar yapması olağan bir durum olduğu, bu hususta yönetim kurulu üyeleri olan davalıların  şirketi ne şekilde zarara uğrattıklarına ilişkin somut bir belge ve delil bulunmadığı gözetildiğinde  sorumluluklarına gidilmesi mümkün değildir.  Dava açmanın  kişinin kendi serbest iradesi ile yaptığı bir tasarruf olduğu  HMK'daki yasal düzenlemeler uyarınca teminat gösterilmesi gereken hallerde, gerekli koşullar oluştuğunda yatırılan teminatın iadesine karar verilebileceği gözetildiğinde davacıların  açtıkları davaya teminat yatırmak durumunda kalmaları nedeniyle zarara uğradıkları ve bu zarara  yönetim kurulu üyeleri olan davalıların  kusurlu işlem ve eylemlerinin sebep olduğu  ispatlanmamıştır. Her ne kadar ayrık bilirkişi raporunda, şirketin yaptığı bağışı, iştiraklarine fatura edip, onlardan tahsil etmesinin iştirakleri üzerinden dolaylı zarar göreceği anlamına geldiği, yönetim kurulu ücretlerinin arttırılmasında emsal şirket yöneticilerine verilen ücretin göz önünde bulundurulması gerektiği, şirket pay sahiplerinden borç para alınması ve borca karşılık ödenecek faizin ticari hayatın dürüstlük kurallarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, havacılık şirketinde davalı yönetim kurulu üyelerinin doğrudan pay sahibi olup olmadıklarının belirlenmesi ve uçak alımının ... ve grup şirketlerine ne tür bir ekonomik yarar sağlayacağına ilişkin inceleme yapılması gerektiği, TTK'nın 371/1. Maddesine göre vergi incelemelerinde şirketin ceza almasına sebep olan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının söz konusu olacağı, yöneticilere kazanç payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararının hukuka aykırı olması durumunda genel kurul kararını uygulayan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının söz konusu olacağı belirtilmiş ise de ...  Anonim Şirketinin yaptığı bağışların sosyal amaç  gütmesi ve bilirkişi raporunda belirtilen grup şirketlerine gider olarak dağıtılması nedeniyle ... Anonim Şirketinin ve davacıların herhangi bir zarara uğramadıkları dikkate alındığında  raporda yer alan aksi görüşün isabetli  olmadığı ,  yönetim kurulu ücretleri, uçak alımı, vergi incelemeleri, kazanç payı dağıtılması, pay sahiplerinden borç para alınması ve borca karşılık faiz ödenmesi hususlarına ilişkin  görüşlerin ise bilirkişiler tarafından yapılacak incelemenin kapsamına ilişkin tespitler içerdiği nazara alındığında mahkemece bilirkişi ayrık raporuna itibar edilmemesinde isabetsizlik yoktur. Yukarıda anlatılanlar ışığında TTK'nun 553.maddesi hükmü kapsamında davalılara isnat edilebilecek kusurlu davranış ve/veya işlemler bulunmadığı,davalıların şirketi ve davacıları  zarara uğrattıkları iddiasının ispat edilemediği gözetildiğinde asıl ve birleşen davalar yönünden yasal unsurları oluşmayan tazminat taleplerinin mahkemece reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu nedenle asıl ve birleşen dava davacılar vekilinin bu yönlere  ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, tahkikatın bittiğinin taraflara tefhim edilmeden hüküm tesis edildiğini   istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de yöneticinin sorumluluğu davası basit yargılama usulüne tabi olup, tahkikatın tamamlanmasından sonra tarafların son beyanlarının alınacağına ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararın tefhim edileceğine, taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmeyeceğine ilişkin HMK'nın 321.maddesi dikkate alındığında mahkemece son duruşmada tarafların son beyanları alınarak davanın sonuçlandırılmış olmasında isabetsizlik yoktur . Davacı vekili, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri asıl ve birleşen davalara ilişkin talep miktarlarının  arttırılması için taraflarına süre verilmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de 28.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önce yürürlükte olan HMK'nın 107/2.maddesi uyarınca karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, davanın başında belirtmiş olduğu talebini arttırabileceği , mahkemenin bu yönde davacıya süre vermesi gerekmediği anlaşılmakla  bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili, uzman görüşü değerlendirilmeden karar verilmesi sonucu hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de dosya kapsamına sunulan hukuki görüşlerin herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.  HMK'nın 293. maddesinde uzman görüşü bir tür delil olarak düzenlenmiştir. Somut olayda sunulan uzman görüşü teknik bir konuya ilişkin olmayıp, hukuki meseleye ilişkindir. HMK'nın 33. maddesi uyarınca hakim Türk hukukunu resen uygular. Dosyadaki delillerin hukuki nitelemesi ve  maddi vakıaların tespiti, niteliği itibariyle yargılama faaliyeti olup, mahkemeye aittir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir . HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda  ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  27/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0739454cb1df42f","SID":"7933ed3b643938f8"}}