{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/476 - Karar No:2024/318<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/476 <br>KARAR NO\t: 2024/318<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/341 E-2022/183 K<br>\t<br>DAVACI/ TEMLİK ALAN\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/04/2024<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; davalı ...A.Ş. ile 3. kişi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında imza edilen 06.03.2017 tarihli Kamu İhale Kanunu'nun 3 (f) Maddesi Kapsamında Araştırma Geliştirme Protokolü gereği, davalı ...A.Ş’nin üstlendiği 6036 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında Bakanlık tarafından belirlenecek alanda Ekolojik Yerleşme’nin uygulama projelerinin hazırlanması, uygulama projelerinde kullanılacak teknolojilerin geliştirilmesi, alandaki gayrimenkullerin ve altyapıların işletme modellerinin oluşturulması işinin 3 bileşen ve 14 uygulama olarak davalı ...A.Ş.'ye ihale edildiğini, söz konusu işlerin davalı ...A.Ş. tarafından 03.04.2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile müvekkiline taşere edildiğini, işbu asıl ve alt yüklenici sözleşmeleri gereğince, asıl sözleşme eki proje, iş kalemleri ve yaklaşık maliyetleri cetvelinde belirtilen 1. bileşen 1, 2,3,4 ve 7 numaralı ve 2. bileşen 1 ve 4 numaralı uygulamaların tamamlanarak davalıya teslim edildiğini ve ücretlerinin müvekkil tarafına ödendiğini, müvekkili tarafından yapılan, tamamlanan ve davalı yanca kabul de edilen 15.08.2018 tarihinde teslim edilen 271.186,00 TL bedelli 1. bileşen 5 numaralı uygulama, 271.186,00 TL bedelli 1. bileşen 6 numaralı uygulama, 296.610,00 TL bedelli 1. bileşen 8 numaralı uygulama ile 05.07.2018 tarihinde teslim edilip, davalının 31.07.2018 tarihli eksiklik ihbarı ile revize edilen ve teslim alınmaması üzerine en nihayet 03.12.2018 tarihinde tevdii mahalline teslim edilen 597.458,00 TL bedelli 2. bileşen 2 numaralı uygulama, 13.07.2018 tarihinde teslim edilen 567.797,00 TL bedelli 2. bileşen 3 numaralı uygulamaların ücretleri toplamı olan 2.004.237,00 TL+KDV ücretin, müvekkilinin tüm sözlü uyarılarına rağmen ödenmediğini, bunun üzerine Ankara 16. Noterliği'nin 11.06.2019 gün ve 08751 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 2.004.237,00 TL bedelin ödenmesi için 7 gün süre verildiğini ve fakat buna rağmen herhangi bir ödemenin yapılmadığını ileri sürerek,  fazlaya dair tüm talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla; 03.04.2017 tarihli sözleşme gereği müvekkilin teslimini yapıp davalı tarafından kabul edilen ve fakat ödemesi yapılmayan, yukarıda dökümü yapılan iş kalemleri ürün bedelleri olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin 22.06.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte, 11/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.763.722,56 TL'nin 22.06.2019 temerrüt tarihinden itibaren itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, taraflarca imzalanan ilgili sözleşmelerde kazanılan ücretin davacıya ödendiğini, hakedişi gerçekleşmeyen çalışmalar yönünden ise ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, davaya esas arabuluculuk görüşmesinde  husumetin yönlendirildiği diğer muhatabın işbu davada taraf olarak gösterilmediğini, öncelikle davanın muhatabı olması nedeniyle T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak anılacaktır.)'ne ihbar edilmesi taleplerinin olduğunu, davacı ile yapılan sözleşmenin esas dayanağı olan protokolün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile 06.03.2017 tarihinde imzalanan protokol olduğunu, bu protokol doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmaların teslim edilmesi ile kabulü gerçekleşen ve ödemesi yapılan iş paketlerinin hakedişlerinin  davacı şirkete gönderildiğini ancak kabulü ve ödemesi yapılmayan çalışmalar için ödeme yapılmasının sözleşme hükmü gereği de mümkün olmadığını, tam bu noktada kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu taleplerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yönlendirilmesinin hakkaniyete uygun olacağını, davacının beyanının aksine ücrete hak kazanılması için gerekli işlemlerin   tamamlanmadığını, ilgili idarenin çalışmaların kabulünü yapmadığını ve 17.08.2018 tarihinde de çalışmanın durdurulması kararı aldığını ve bu kararın davacı şirket ile paylaşıldığını ve bu tarih itibariyle çalışmaların kabulünün yapılmasının da mümkün olamadığını, sözleşmenin 4., 11. ve 12.maddeleri hükümleri dikkate alındığında, davalının ödeme yükümlülüğünün doğması için davacının işbu sözleşme ile üstlendiği işleri tam ve eksiksiz olarak ve iş planına uygun olarak bitirmesi, idarenin iş bitimi başvurusunu kabul etmesi ve ilgili idare ile yüklenici arasında imzalanan protokol hükümlerine göre davalıya ödeme yapılması gerektiğinin anlaşılacağını, 27.09.2018 tarihli Ankara 54. Noterliği'nin 37214 yevmiye numaralı ihtarnamede belirtildiği üzere, 03/04/2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesi kapsamında da, 12.09.2018 tarihinde idarenin belirttiği eksiklikler nedeniyle kabul kararı verememesi gerekçesiyle ödeme yapılamayacağının ihtaren bildirildiğini, yine sözleşmenin 7.maddesi gereğince bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, davacının tevdi mahalli kararı üzerine gerekli teslimin idareye yapıldığını, 15/05/2019 tarihli yazıya idare tarafından 31/05/2019 tarihli yazı ile cevap verildiğini ve idarece eksikliklerin tamamlanması gerektiğinin belirtildiğini, 11/06/2019 tarihinde müvekkiline tebliğ edilen cevap yazısı ve eksikliklere ilişkin talep edilen hususların öncelikle şifahen, 13/06/2019 tarihinde de resmen davacıya iletildiğini, idareye teslim için davacının ek süre talebinde bulunup bulunmayacağı ve istenilen düzenlemelerin hazır olup olmadığının sorulduğunu, davacının yazıya cevap vermek yerine müvekkilden ücret talebinde bulunduğu 11.06.2019 tarihli ihtarı gönderdiğini, bunun üzerine 20.06.2019 tarihli ihtarname ile davacıya sözleşmesel sorumluluğu ve idarece bildirilen eksiklerin karşılanmadığının belirtildiğini, sözleşmenin 7.madde hükümleri dikkate alındığında, alt yüklenici olarak davacının sorumluluğunun bulunduğunu, davacı tarafça revize edilmeksizin, sorumluluğu bulunmasına rağmen plan değişikliği hususu değerlendirilmeksizin, çalışmaların mevcut haliyle idareye tekraren teslim edilmek zorunda bırakıldığını savunarak, öncelikle davanın husumet yokluğundan reddine, ayrıca davacı tarafça sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediği dikkate alınarak tüm taleplerinin reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na ihbarına ve açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece; davacı vekili tarafından sunulan 14/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000,00 TL olan talebin 1.763.722,56 TL'ye çıkarılarak  şimdilik bu miktarın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin  talep  edildiği,  alacağı temlik alan ... vekilinin vekaletname sunarak, verdiği dilekçe ile söz konusu alacağı temlik aldıklarını, tüm hakların müvekkiline geçtiğini beyan ettiği, duruşmada ise temliğe konu alacakla ilgili davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, toplanan delillere göre davalı ile dava dışı Bakanlık arasında imzalanan sözleşme ile davalının imzalanan sözleşmede belirlenen  işleri üstlendiği, daha sonra ise üstlenilen bu işlerin alt yüklenicilik sözleşmesi ile davacıya devredildiği, davacının söz konusu işleri yapıp teslim ettiği, yapılan işten yasal kesintinin düşülmesinden sonra davacının ıslah olunan miktar kadar alacağı temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.  <br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, somut olayda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca verilen idari durdurma kararı ve Bakanlıkça müvekkiline ihtilaflı bileşenlere ilişkin ödeme yapılmamış olması sebebiyle objektif hukuki imkansızlığın mevcut olduğunu, dosyada mevcut beyanlarında da detaylı bir şekilde izah edildiği üzere müvekkilinin ayıplı ifayı haklı sebeplerle kabul etmediğini, fakat kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin karşı tarafa, bileşen 1 uygulama 5, 6, 8 ve bileşen 2 uygulama 2 ve 3 için ödeme yapması söz konusu olsaydı bile objektif hukuki imkansızlık gereği müvekkilinin bu borcu ödemekle yükümlü olmayacağını, hukuki imkansızlığın, borcun ifasının borçlunun kusuru olmaksızın imkânsızlaşması durumunda borç sona ermesini düzenleyen bir kurum olduğunu, genel olarak edimin ifa edilememesi veya ifa edilemez hale gelmesinin imkânsızlığı doğuracağını, mahkemece \"Dosyaya sunulan deliller ve taraf defterlerinin incelenmesi sonucu alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarında davacının sözleşme hükümlerine uygun şekilde yükümlülüklerini yerine getirdiği ve sözleşmenin 10.maddesine göre yaptığı çalışmaların bedelini almaya hak kazandığı, talep edilen miktarın da 1.763,722,56 TL olduğu belirlenmiş olup, davacı bu miktarı temerrüt ihtarının tebliğ edildiği süre ve verilen mehil gözönünde bulundurulduğunda temerrüt tarihi olan 22/06/2019 tarihinden itibaren avans faizi isteyebilir.\" şeklinde hüküm kurulduğunu, oysa yüklenici ile alt yüklenici tarafından imza edilen alt yüklenici sözleşmesinde sözleşmenin feshini düzenleyen 10. maddesinde \"Yüklenici bu meblağları Bakanlığın kendisine ödeme yaptığı tarihten itibaren (15) gün içinde ödeyecektir.\" ifadesinin mevcut olup, Bakanlığın ise, müvekkili şirkete ihtilaflı kalemlere ilişkin herhangi bir ödemede bulunmadığını, sözleşme hükümleri gereğince, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olmaksızın borcu ödemenin imkansız hale geldiğini, bunlarla birlikte, davacı ile yapılan alt yüklenici sözleşmesinin 12. maddesinde; \"İdarenin iş bitimi başvurusunu kabulü ile birlikte iş Yüklenici tarafından da kabul edilmiş olur.\" ifadesinin imza altına alındığını ve hüküm gereğince idarenin iş bitimi başvurusunu kabul etmesi ve öncelikle ilgili idare ile davalı müvekkili arasında imzalanan protokol hükümlerine göre müvekkiline ödeme yapılması gerektiğinin açık olduğunu, ilgili Bakanlığa teslim edilen ve müvekkili tarafından ödemesi alınamayan çalışmaların, Bileşen 1 Uygulama 5, 6, 8 ve Bileşen 2 Uygulama 2 ve 3 olduğunu, Bakanlığın bu iş paketleri için müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, projeyi durdurma kararı alınarak 17.08.2018 tarihli durdurma yazısının müvekkili şirkete 06.09.2018 tarihinde, yazının da davacı şirkete 06.09.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin, davacıya bu hususta gerekli bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğini ve işin kabul edilmediğini ilettiğini, bu kapsamda müvekkili şirkete yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığı için müvekkili şirketin borcu olsaydı dahi borcunu yerine getirmesinin idarenin durdurma kararı vererek ödeme yapmaması sonucunda imkansız hale geldiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte borcun yerine getirilmemesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığından, hukuki imkansızlık hükümleri gereğince davacının taleplerinin reddi gerekirken, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin ödeme hükümleri açısından hiçbir değerlendirmede bulunulmadığından, mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Bakanlık tarafından projenin durdurulmuş olması nedeniyle müvekkili şirketçe taahhüdün yerine getirilmesinde \"hukuki imkansızlık\" oluştuğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 136. maddesi, dosyanın bütünündeki dilekçe ve beyanlarında izah edilen hususlar dikkate alındığında \"ifa imkansızlığı\" oluştuğunu, müvekkili şirketin işbu sebeplerle zararları karşılamakla yükümlü olmadığını, mahkemece dosyanın, alt yüklenici sözleşmesinde yer alan ödeme hükümleri açısından incelenmediğini, yine mahkemece alt yüklenici sözleşmesinde müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün ancak Bakanlık ödeme yaptığında doğacağı hususuna yer verilmediğini, dolayısıyla sözleşme hükümlerinin gerekçeli kararda dikkate alınmamasının hatalı tespit ve hesaplamalar yapılmasına yol açtığını, dosyada mevcut sözleşmede ancak ilgili Bakanlığın iş bitimi başvurusunu kabul ettiği takdirde davalı şirketin de işi kabul ettiğinin varsayılacağı ve bu takdirde ödeme yükümlüğünün doğacağının imza altına alındığını, oysa Bakanlığın teslim edilen ihtilaflı çalışmaları kabul etmediğini ve müvekkili şirkete bu kısımlara ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığını, mahkemece verilen karara esas teşkil eden bilirkişi raporlarında yapılacak kesintilerin yanlış hesaplandığını, karara esas teşkil eden bilirkişi raporlarında, sözleşmenin 4. maddesinde; ''İdare ve Yüklenici arasında imzalanan Protokol hükümlerine göre yapılacak ödemelerden %12,5 (yüzde onikibuçuk) Yüklenici hesabına kesilecek, proje ekibinin ücretleri, ayrıldıktan sonra kalan tutar 10 (on) işgünü içinde Alt Yüklenicinin ... hesabına aktarılacaktır. İşbu Sözleşmeden doğacak olan Damga Vergisi ve tüm yasal ödemeler Alt Yüklenici'ye aittir.'' ifadesinin mevcut olmasına rağmen yapılan ödemelerden yapılacak kesintinin sözleşmeye aykırı olarak %12 olarak hesaplandığını, bu hususta dosyada mevcut itirazlarını tekrarla, objektif hukuki imkansızlık itiraz haklarının saklı kalmakla birlikte, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında sözleşmenin ödeme hükümlerinin doğru ve eksiksiz şekilde dikkate alınmaması neticesinde mahkeme tarafından hatalı değerlendirme yapıldığını, dosyanın mahiyeti ve alacak miktarı gözetildiğinde, tek bir heyetten alınan bilirkişi raporlarının itirazları karşılamadığının açık olduğunu, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, mahkemece verilen karara dayanak teşkil eden bilirkişi kök raporu ile iki bilirkişi ek raporunun aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenmiş olup, bu bilirkişi heyetinin itirazlarının tümünü karşılayan bir rapor hazırlamakta başarılı olmadığını, 14.05.2020, 17.06.2021, 22.06.2021 ve 16.02.2022 tarihli dilekçelerinde belirtilmesine rağmen sözleşmenin ödeme hükümleri ve kesintilere ilişkin itirazlarının ne mahkemece, ne de bilirkişi heyeti tarafından dikkate alınmadığını, her ne kadar mahkeme gerekçeli kararında davalı müvekkilinin tüm iddia ve savunmalarının tartışıldığı belirtilmiş ise de, gerekçeli kararda ödeme hükümlerine hiçbir şekilde değinilmediğini, ödeme kesintisinin hangi sebeple sözleşme hükümlerine aykırı olarak %12 olarak hesaplandığının açıklanmadığını, bu hususlarda eksik inceleme bulunduğunu, mahkemece taraf itirazlarını karşılar nitelikte rapor alınması yönünde karar verilerek başka bir bilirkişi heyetinden alınacak rapor akabinde hüküm tesisi gerekirken, bu yön gözardı edilerek, yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı ve bu nedenle eksik inceleme sonucu kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. \t<br>\tDavacı vekili, müvekkili taşeron tarafından yapılan, tamamlanan ve davalı yanca da kabul edilen 15.08.2018 tarihinde teslim edilen 271.186,00 TL bedelli 1. Bileşen 5 numaralı uygulama, 271.186,00 TL bedelli 1. Bileşen 6 numaralı uygulama, 296.610.00 TL bedelli 1. Bileşen 8 numaralı uygulama ile 05.07.2018 tarihinde teslim edilip, davalının 31.07.2018 tarihinde eksiklik ihbarı ile revize edilen ve teslim alınmaması üzerine  03.12.2018 tarihinde tevdii mahalline teslim edilen 597.458,00 TL bedelli 2. Bileşen 2 numaralı uygulama ve 13.07.2018 tarihinde teslim edilen 567.797,00 TL bedelli 2. Bileşen 3 numaralı uygulamanın bedellerinin  toplamı olan 2.004.237,00 TL + KDV'nin davacıya ödenmemesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL'nin,  14/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.763.722,56 TL'nin davalıdan tahsili talebinde bulunmuştur. <br>\tDavalı vekili ise, davacının yaptığı işlerle ilgili ödemelerin yapıldığını ancak dava dışı iş sahibinin işi durdurma kararı verdiğini, Bakanlıkça müvekkiline ihtilaflı bileşenlere ilişkin ödeme yapılmadığını,  objektif hukuki imkansızlığın mevcut olduğunu, dosyada mevcut beyanlarında da detaylı bir şekilde izah edildiği üzere müvekkilinin ayıplı ifayı haklı sebeplerle kabul etmediğini, davacının tevdi mahalli tayini yönünde yaptığı başvurusu üzerine işin diğer kısımlarının teslim alınmak durumunda olunduğunu, teslim edilen işlerde de eksik ve ayıp bulunduğunu savunmuştur. <br>\tMahkemece davalının, dava dışı Bakanlık ile arasında imzalanan sözleşme gereğince üstlenilen işlere ilişkin davacı ile alt taşeronluk sözleşmesi yaptığı,  davacının söz konusu işleri yapıp teslim ettiği ve yapılan işten yasal kesintinin düşülmesinden sonra davacının ıslah ettiği miktar da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasındaki ihtilaf, 15.05.2018 tarihinde teslim edilen 271.186,00 TL bedelli 1. Bileşen 5 numaralı uygulama, 271.186,00 TL bedelli 1. Bileşen 6 numaralı uygulama, 296.610,00 TL bedelli 1. Bileşen 8 numaralı uygulama ile 05.07.2018 tarihinde teslim edilip, davalının 31.07.2018 tarihli eksiklik ihbarı ile revize edilen ve teslim alınmaması üzerine 03.12.2018 tarihinde tevdi mahalline teslim edilen 597.458.00 TL bedelli 2. Bileşen 2 numaralı uygulama, 13.07.2018 tarihinde teslim edilen 567.797.00 TL bedelli 2. Bileşen 3 numaralı uygulamaların ücretleri toplamı olan 2.004.237,00 TL alacakla  ilgili  davacıya ödeme koşullarının bulunup bulunmadığı,  bu kapsamda teslim edilen işlerde eksiklik veya ayıbın bulunup bulunmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususlarında toplanmaktadır. <br>\tEser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir işgörme akdîdir. Yüklenici işi fen ve sanat kurallarına ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftirler.<br>\tYine, açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli  ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son ) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. Sayılı,  YHGK'nın 13.05.2009  tarih ve 13-160 E., 185 K sayılı ve  Yargıtay  16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı  ilamı).<br>\tDiğer yanda, HMK'nın 266/1 maddesi  ve Yargıtayın yerleşmiş içtihatları gereğince, mahkeme çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceğinden, teknik incelemeyi gerektiren hususlarda uzman bilirkişi aracılığı ile denetlenebilir nitelikte bilirkişi raporu alınması, bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunulması durumunda itirazların karşılanması gerekir.<br>\tMahkekemece alınan bilirkişi kök raporuna karşı davalı vekilinin itirazları doğrultusunda ek 1 ve ek 2 bilirkişi raporları alınmış ise de, sözleşmeye konu işlerin davalı yükleniciye, davalı yüklenici tarafça da dava dışı iş sahibine teslimi sonrası iş sahibince belirtilen eksiklikler yönünden ek raporda sözleşme kapsamında bileşen 2 uygulama 2 maddesinde düzenlenen işler yönünden eksikliklerin giderilerek tevdi mahalli tayininin gerçekleştiği belirtilmiş ise de, dava konusu olan bileşen 1 uygulama 5, 6, 8 ve bileşen 2 uygulama 3  işleri yönünden eksikliklerin/ ayıpların giderilerek teslim edilip edilmediği hususundaki itirazları yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi, yine sözleşmenin \"Ödemeler\" başlıklı 4.maddesinde idare ile yüklenici arasında imzalanan protol ile \"İdare ile Yüklenici arasında imzalanan Protokol hükümlerine göre yapılacak ödemelerden %12,5 (yüzde onikibuçuk) Yüklenici hesabına kesilecek, proje ekibinin ücretleri, ayrıldıktan sonra kalan tutar 10 (on) iş günü içinde alt yüklenicinin ...hesabına aktarılacaktır...\" hükmünün bulunduğu ve buna göre  ödemeler yapılırken %12,5 kesintinin yüklenici hesabına yapılacağı belirtildiği ve davalı tarafça da bu hükme dayalı olarak bilirkişi raporuna itiraz edildiği halde bu itiraz yönünden bilirkişi ek raporunda bir irdeleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.<br>\tMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafça yapılıp davalıya teslim edilen Bileşen 1 uygulama 5, 6, 8 ve bileşen 2 uygulama 3 ile tevdi mahalli yoluyla teslim edilen bileşen 2 uygulama 2 işlerine ilişkin dava dışı idare tarafından davalıya yapıldığı belirtilen  bildirimlerin (eksik ve ayıplı işlere ilişkin), davalı yüklenici tarafından davacıya süresinde bildirilip bildirilmediği hususunun yukarıda belirtilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu  maddeleri gereğince incelenerek, işin eksik ve ayıplı olup olmadığı, işin ayıplı olduğunun anlaşılması halinde ayıbın niteliği (açık/ gizli), süresinde bildirilip bildirilmediği,  kabule icbar  edilecek nitelikte olup olmadığı veya nefaset kesintisi gerektirip gerektirmeyeceği hususları değerlendirilerek varsa davacı alacağının saptanması  ve buna göre de  ödemeye ilişkin hükümler de dikkate alınarak, davacının talep ettiği alacak yönünden dosya kapsamına uygun ve denetlenebilir şekilde, aralarında eser sözleşmeleri konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, bu bilirkişi raporuna itiraz edilmesi halinde de itirazların giderilmesi yönünde ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalının itirazlarını karşılamayan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi kök ve ek raporuna göre karar verilmesi hatalıdır. <br>\tAçıklanan nedenlerle; davalı vekilinin  istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\t\t\t\t\t\t\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>    <br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t<br>\t2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2022 tarih ve 2019/341 Esas- 2022/183 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın   ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t<br>\t4-Davalı tarafından yatırılan 30.119,97 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 17/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. \t<br><br>Başkan <br> <br><br>Üye <br> <br><br>Üye <br> <br><br>Katip <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"240da0305d8abad1","SID":"e718ddf376a6e331"}}