{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/846 <br>KARAR NO: 2024/445 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/11/2020<br>NUMARASI: 2016/498 (E) - 2020/698 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi, Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 19/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/10/2015 tarihinde davacıların desteği ...'na, davalı ...'nin maliki, ...'ın sürücüsü, sigorta şirketinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarpması  ile vefat ettiğini, destekten yoksun kaldıkları gibi manevi zarara da uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000 TL maddi tazminat ile davacı eş için 40.000 TL, çocukların her biri için 30.000 TL toplam 130.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; maddi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı eş için 20.000 TL, davacı çocuklar için 15.000'er TL  manevi tazminatın 28/10/2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili; davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunu, mahkemenin hükmettiği manevi tazminat tutarlarının davacıların çektikleri acıları kısmen de olsa dindiremeyecek düzeyde olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalılar ... ile ...vekili; davalı ...'ın kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, müteveffanın kendisine kırmızı ışık yandığı sırada ve çift gidişli bir yolda en sol şeritte gitmekte olan davalı ...'ın, desteğe kırmızı ışık yanmasına rağmen kendisine yeşil ışığın yanmasını beklemeden yoldan geçerek, çarpmak zorunda kaldığını, hızının normal olduğunu, saatte 20-30 km arasında olduğunu, davacıların desteğinin tam kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etme hakları olmadığını, kazanın oluşmasında ne malikin ne de şoförünün kusuru olduğunu, davalıların eylemleriyle kazanın gerçekleşmesi arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Davacılar ve davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; Mahkemece alınan 02/05/2019 tarihli İTÜ bilirkişi heyetinden alınan rapor ile 28/02/2019 tarihli ATK Trafik İhtisas dairesinden sunulan raporda, davalı sürücünün tali %25, desteğin %75 asli derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'de manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nin \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1. maddesine göre; \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\"TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1. maddesi kapsamında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davacılar ve davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı  da yerinde değildir. Ayrıca, KTK'nin 3. maddesinde; \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un  85/1. maddesine göre; \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. \" maddenin son fıkrasına göre ise \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.  Bu yasal düzenleme karşısında,  davalı ...  aracın işleteni  olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından kullanılması da bu sorumluluğu  kaldırmayacaktır. Dolayısıyla Mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ve davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 118,6‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 309‬ TL karar ve ilam harcının davacılardan müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 4.440,15 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.110,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.330,12‬ TL karar ve ilam harcının davalılar ... ile ...'den müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-Davacılar ve davalılar ... ile ...'nin istinaf başvurusu nedeniyle  sarf ettikleri yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/3/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f8341945790e957","SID":"57ddc3536f4716e6"}}